08:40 05 Mart 2021
Canlı Yayın

    Prof. Dr. Aslanoğlu: Gıdadaki yükseliş mayıs ayına kadar devam edebilir

    Seyir Hali
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 21
    Abone ol

    Gıda fiyatlarındaki artışı Ali Çağatay’la Seyir Hali’nde değerlendiren Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu “Gıdadaki yükseliş mayıs ayına kadar devam edebilir. Biraz pandeminin kontrol altına alınması ihtimaliyle yaz aylarında iyileşme gösterebilir” dedi.

    Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, gıda fiyatlarındaki yükselişi, enflasyondaki son durumu ve yabancı sermayenin Türkiye piyasalarına bakışını RS FM’de Ali Çağatay’la Seyir Hali programında yorumladı.

    ‘Bir fiyat ısrarla yukarı gidiyorsa arz ve talep ilişkisiyle alakalı bir sorun vardır’

    Prof. Dr. Aslanoğlu gıda fiyatlarındaki artışın temelde arz talep ilişkisine bağlı olduğunu “Gıdada bir iktisatçı gözüyle baktığımda bir fiyat ısrarla yukarı gidiyorsa arz taleple ilgili bir sorun olması gerektiğini düşünüyorum. Kendi yaptığım araştırmalarda görebildiğim Türkiye’de ana sorunun bu olduğudur. Türkiye, nüfusu ve gelen turist sayısı artan, göç alan bir ülke. Son 10-15 yıldır Türkiye’nin gıda arzındaki artış bu talebe yetişemedi. Türkiye bazı tarımsal alanlarını kaybetti ve verimlilik ile ilgili sorunlar da yaşıyor. Kuraklığın getirdiği yansımalar, sulama sorunları, teknoloji, ölçek, eğitim ve birçok alan bunu etkiliyor. Türkiye talebi karşılayacak ve bunun üzerine çıkacak bir arz fazlası sağlayamadıkça bu sıkıntı temelde yok olmaz” diye ifade etti.

    ‘Ramazan sonuna kadar gıdadaki yükselişin devam edeceğini düşünüyorum’

    Türkiye’nin ihracatta sağlaması gereken standardın iç piyasaya yönelik yarattığı maliyet artışının da etkisi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aslanoğlu, gıda fiyatlarındaki stresin Mayıs ayı sonuna kadar devam edeceğini öngördü:

    “Türkiye gıda ihracatı yapan bir ülke, bu ürünleri ihraç ederken standartlarını belli oranda yüksek tutmak zorundadır. Bu standartları tutturmak için olan ürünler devreye girdikçe, zaten sıkıntılı arz iç piyasaya girince daha da sıkıntılı hale geliyor. Benim gördüğüm ana neden bu. Bunun yanında Türkiye’nin tarladan sofraya gelene kadar ki mekanizmanın yarattığı rekabetçi olmayan yapı, şehir merkezlerine yakın tarımsal alanların azalması ve çok uzaklardan ulaşıyor olması, taşıma maliyetlerinin eskisine göre daha da artması, daha çok köprüden geçmesi gibi maliyet arttırıcı unsurlarla da birleşince bu tablo çıkıyor gibi görünüyor. Ramazan sonuna kadar bu sürecin devam edeceğini düşünüyorum. Biraz pandeminin de kontrol altına alınması ihtimaliyle yaz aylarında iyileşme gösterebilir.”

    ‘Sonbahar aylarında yaşadığımız kur artışının birikimli etkisinin devam ettiği aylardayız’

    Prof. Dr. Aslanoğlu, enflasyonun mevcut seyri konusunda “Son dönemde döviz kurlarında bir gerileme oldu ama bu kur artışlarının birikimli bir etkisi oluyor. Üç-altı ay gibi bir sürece yayılıyor. Sonbahar aylarında yaşadığımız kur artışının birikimli etkisinin hala devam ettiği aylardan birisindeyiz. Bu etkiyi görme ihtimalimiz var. Ocak ayı özellikle vergi artışları ve fiyat ayarlamalarının yılbaşı nedeniyle yapıldığı bir dönemdir, bunların da etkisini göreceğimiz bir ortam. İstanbul Ticaret Odasının yayınladığı verilere baktığımız zaman geçen yıl olan 1.35 in üzerinde bir rakam, 1.5 olabilir gibi düşünüyorum. Kesin olarak bilemeyiz, bunu bir tahmin olarak paylaşıyorum. Yıllık bazda enflasyonun 15 üzerine çıkma ihtimali bu durumda yüksek olacak. Gıda da çok konuştuğumuz bir stres var su anda, o yine devam ediyor olacak. Öncü verilere baktığımızda geçtiğimiz aylara göre bir miktar azalmış olabilir. Ana resmi değiştirmeyecek gibi görünüyor” dedi.

    ‘Türkiye’de CDS düşmesine rağmen hala oldukça yüksek bir seviyede duruyor’

    Ekonomik hareketlilikte kredi risk priminin (CDS) önemini vurgulayan Prof. Dr. Aslanoğlu, Türkiye’de risk priminin düşüş gösterse de hala yüksek seviyelerde olduğunu “Ekim-Kasım gibi başlayan bir hareket var. Türkiye’de ona dahil oldu ama görece az bir pay alabildi. CDS dediğimiz en temel kriterlerden birisidir. Ülkenin risklerinin bir yansımadır. Bunun içerisinde siyasi, jeopolitik birçok unsur da bulunur. Türkiye’de bu oran düşmesine rağmen hala oldukça yüksek bir seviyede duruyor. Politika bu hareketin başladığı dönemde Türkiye’de ekonomi politikalarına ilişkin önemli bir yön değişimi ve beklentileri şekillendirme çabası gördük fakat bu daha başlangıcıydı” diye söyledi.

    ‘Risk algısı düşerse sermayenin orta ve uzun vadeli kısmı giriş yapabilir’

    Prof. Dr. Aslanoğlu, Türkiye’de işlem yapan yabancı yatırım hareketlerine güven ve risk priminin etkisini anlattı:

    “Bu süreçte aslında belirsizliğin yüksek, olup biteni anlamak isteyen sermayenin yalnızca en sıcak kısmı dediğimiz günlük,  swap yoluyla gelenler dediğimiz, ödemeler dengesinde kredi hareketlerinde gördüğümüz yerde mevzuat tarafındaki hareketlere yansıdı. Risk algısı düşerse, bu beklentiler biraz daha kendi tarafında güven oluşturursa bu sermayenin orta ve uzun vadeli kısmı giriş yapabilir.

    ‘Yerleşiklerin dövizde ısrarlı kalma veya artırma tutumu bu risk algısını yüksek tuttu’

    Şu anda Türkiye’de aslında bono tahvil ve hisse senedi piyasasına Türkiye ekonomisinin büyüklüğüne göre çok az fon gelmiş durumda ki bunlar o sıcak paranın bir iki ton soğuğudur diyebileceğimiz bir para. O para sanırım yerleşikleri bekliyor çünkü yabancı yatırımcı için kur riski var. Yerleşiklerin dövizde ısrarlı kalma veya artırma tutumu bu risk algısını yüksek tuttu. Son 1-2 haftadır yerleşiklerin bir artı bir eksi gitmesi gibi Merkez Bankasının bu uzun dönem faizi koruma istekliliği gibi faktörler yabancıları bir miktar daha olumlu yönde etkiliyor. Şu anda bunun kura yansımasını görüyoruz diye düşünüyorum.”

    Etiketler:
    yabancı yatırımcı, Tahvil, Bono, Hisse, gıda enflasyonu, Enflasyon, CDS (Credit default swap), gıda fiyatları
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın