21:33 18 Nisan 2021
Canlı Yayın

    Türkiye’de enflasyonla nasıl mücadele edilebilir?

    Seyir Hali
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 65
    Abone ol

    Türkiye’nin enflasyonda bulunduğu durumu değerlendiren Prof. Dr. Erinç Yeldan, önümüzdeki dönemde enflasyonla nasıl mücadele edilebileceğini RS FM’de Ali Çağatay’la Seyir Hali programında anlattı. Prof. Dr. Yeldan “Yapılan her şeyi tersine çevirmemiz lazım” dedi.

    Türkiye’de enflasyonun mevcut durumunu ve olası çözümlerini, Kadir Has Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erinç Yeldan RS FM’de Ali Çağatay’la Seyir Hali programında yorumladı.

    Prof. Dr. Yeldan, enflasyonun bir sonuç olduğunu söyleyerek “Ekonomideki tıkanıklıkların, yapılan yanlışların, para piyasasında yapılan yanlışların, işgücü piyasalarındaki parçalı yapının, istihdamdaki tahribatın dolayısıyla yeterince üretememenin, toplam talebi karşılayamamanın ve üretimi yaparken de yüksek maliyetler ile üretim yapmak zorunda kalmanın sonucudur. Yüksek maliyetlerin en başında döviz kuru özellikle ihracatla sanayide kullandığı girdilerin çoğunun yurtdışı kaynaklı olması; makine, teçhizat, teknoloji, kullandığımız yakıt da böyledir. Enflasyona bu açıdan baktığınızda ekonominin diğer birimleri üzerine düşen görevleri yapmadığı sürece sadece para politikası üzerinden mücadele etmek yetersiz kalıyor” dedi.

    ‘Gıda enflasyonu yüzde 20’ye ulaşmış durumda’

    Prof. Dr. Yeldan, enflasyon ortalamasının toplumun kesimlerine farklı şekilde etki ettiğini “Gerçekten çok yüksek bir enflasyon oranıyla karşı karşıya kaldık fakat bu yüzde 16 enflasyon yüksek gözükmesine rağmen halkın hissettiği enflasyon bundan çok daha yüksek bir değer kazanabiliyor. Büyük metropollerde konuşlanmış tüketicilerin mal kalıpları ile Anadolu’nun doğusunda kırsal kesimde yer alan tüketicinin tükettiği kalıplar birbirinden çok farklıdır. Bu sözünü ettiğimiz yüzde 16 enflasyon bütün Türkiye’nin ortalamasını alıyor. Sizinle daha önce bir latife yapmıştık ‘ortalama çok karaktersiz bir kavramdır’ diye. Ortalama hakikaten her şeyin ortalaması fakat hiç kimsenin yaşamadığı bir olgu. Özellikle büyük kentlerde yaşayan insanların kullandığı gıda fiyatları işin içine pazarlama, taşıma, markette pazarlama gibi ek maliyet unsurları geldiğinde TÜİK’İn resmi rakamlarına göre gıda enflasyonu bunun çok üzerinde yüzde 20’ye ulaşmış durumda” diye söyledi.

    ‘Türk halkı lirayla değil yabancı paralarla birikim adımı atıyorlar’

    Para arzının 2019’dan beri gösterdiği artışa dikkat çeken Prof. Dr. Yeldan, bu artışa sebep olan politikaları “Para arzı en dar M1 (piyasada dolaşan para ve bankalardaki vadesiz mevduat) diye tanımlanır. 2019’dan bu yana Türkiye’de bu yüzde 150 artmış vaziyette çünkü Türkiye’nin bir büyüme öyküsüne, ucuz kredi öyküsüne ihtiyacı var. Siyaseten yoğunlaşan gerginlikler bir ekonomi büyüme öyküsüyle en azından kısa dönemde atlatılmaya çalışılıyor. Aktif rasyosu kuralı ile bankalar kredi vermeye zorlandı böylelikle kredi hacmi genişledi. Merkez Bankası piyasada dolaşan para miktarını körükledi. Bir malın arzı bu denli artarsa fiyatı düşecek. Bir de güvensizlik eklendi. Sık sık merkez bankasına yapılan müdahaleler, ekonomiye yapılan yanlış müdahaleler, içerdeki gerginlikler, hatalar, keyfi uygulamalarla paraya olan talep geriledi. Buna dolarizasyon diyoruz. Artık vatandaşlar Türk lirasıyla değil yabancı paralarla birikim adımı atıyorlar” diye açıkladı.

    ‘Yapılan her şeyi tersine çevirmemiz lazım’

    Prof. Dr. Yeldan, ekonomideki mevcut durumun nasıl iyileştirilebileceği konusunda “Yapılan her şeyi tersine çevirmemiz lazım. Merkez Bankası, Türkiye İstatistik Kurumu gibi ekonomiyi yönlendiren kurumlara, ekonomiyi düzenleyen BDDK, Borsa, Sermaye Piyasa Kurumu gibi kurumlara siyasi müdahalede bulunmamak gerekir. Bu kurumları gerçekten liyakatlerine güvendiğimiz insanlara teslim edip hedefleriyle baş başa bırakmalıyız. Ekonominin tıkanıklıklarını, işgücü piyasasındaki dağlıkları aşacak, insanların özellikle kadınların istihdamını artıracak yapısal reformlarla ekonomik arzı yükseltmemiz lazım. Döviz kuru piyasalarında da bu tür hatalarla dövize olan talebi körüklememek gerekiyor. Para arzını da kontrollü bir şekilde ekonominin mal arz ve talep dengesi ile ayarlamak onun dışında bir büyümeyle yükseltmememiz lazım” dedi.

    Etiketler:
    Üretim, istihdam, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), BIST-100, Merkez Bankası, Döviz kuru, Para, Enflasyon
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın