14:33 21 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    Fatih Altaylı: Medyayı suçlayanlar patronlar kadar direnebilir miydi?

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Zafer Arapkirli
    0 31

    Gazeteci Fatih Altaylı, Habertürk gazetesinin basılı yayınına son vermesini bugün Seyr-i Sabah programında değerlendirdi. Altaylı, gazetelerin yaşaması için bağımsız yargıya ihtiyaç olduğunu, 'Direnmeliydiniz' eleştirisi getiren kimsenin o gazetelerin patronları kadar direnemeyeceğini söyledi.

    Habertürk, yaklaşık 10 sene süren basılı yayın macerasının ardından bugün son kez basıldı. Zaman zaman en çok satan gazete konumuna gelen, çıktığı ilk günden beri ilk sıralarda takip edilen Habertürk, farklı formatı ve haber diliyle de ilgi topladı. Zaman zaman iktidar ilişkileri ile de adından çok söz ettiren Habertürk'ün kurucu genel yayın yönetmeni Fatih Altaylı, Seyr-i Sabah programında tüm yaşananları anlattı. Hemen tüm yaşananların dünyada da bir sorun olarak medyanın karşısına çıktığını dile getiren Altaylı, bu sorunları çözmenin yegane yolunun bağımsız yargı olduğunu dile getirdi:

    ‘EN BÜYÜK ÜZÜNTÜM İŞİNDEN OLANLAR İÇİN…'

    "Gazeteden yana üzüntüm yok. Üzüntüm gazeteciler yüzünden. Büyük bir cesaretle gazeteyi kuran arkadaşların işsiz kalması üzücü. Bir gazetenin kapanmasındaki en kötü şey bu arkadaşların durumu. Bağımsız gazetecilik artık çok mevcut bir şey değil. Biz iyi gazetecilik yapma çabası içinde olduk. Buna imkanımızın fazla olduğu zamanlar oldu, az olduğu zamanlar oldu. Oradaki 200 gazeteci ve matbaa elemanı vardı. Onların önemli bir bölümü işsiz. Bu ne ilk ne de son kapanan gazete olacak. O arkadaşların durumundan dolayı sıkıntılıyım.

    Habertürk'ün kurulmasının sebebi daha önce benim yayın yönetmeni olduğum Ciner grubunun sahibi olduğu Sabah gazetesine hükümet tarafından el konulmasıydı. Biz bunun üzerine gazete kurma kararı aldık. Sıfırdan kurduk, hiçbir şeyimiz yoktu. Anadolu'yu dolaşıp matbaa için binalar aldık, makinalar aldık. Çok kapasiteli imkanlar sağlayacak sistemler kurduk. Türkiye'nin en genç ve iyi gazetecilerini aldık.

    Beş ayrı gazeteden oluşan bir gazete yaptık. Başka bir boyut ve kağıt türü, farklı mizanpaj yaptık. Hürriyet gazetelerinde yapılan yazı işleri toplantılarında 10 bin satıp kapatırlar yazık harcanan paralara diyorlardı. O zaman Sabah gazetesini alan matbaalar güzelim biz alırız bunları diyorlardı. Ben çok satarız dediğimde gülüyorlardı. İlk günümüzde 250 bin satışta başladık ve yükselttik. Birinci senenin sonunda 450 bin satışlarına geldik.

    Hızlı bir tiraj artışı oldu. Kamuoyu araştırmalarında etkinlikte Hürriyet ile birlikte zirveyi paylaşıyordu. Sonrasında olanlar malum. Ben bırakmak zorunda kaldım. Gelişmeler öyle gerektirdi. Zaten Turgay bey ile anlaşmam 5 yıllıktı. Heyecanım kaybolmamıştı ama bırakmak daha doğru olacaktı. Sonrasında gelen arkadaşlar başka bir habercilik yaptılar. Ama ekonomik koşullar izin vermedi. Biz bunu çıkardığımız zaman kağıdın tonu 600 dolar civarındaydı. Gazete bir liraydı. Bugün gazete hala 1 lira, kağıt 700 dolar ve dolar 4 kat pahalı. Dağıtımda adalet yok. 2000'de reklam piyasasının yüzde 60'ı gazetelerdeyken bugün yüzde 14'ü orada. Dağıtım bozuldu. Reklamlar başka saiklerle veriliyor. Habertürk kapanırken ne tek bir kuruş borcu var ne tek bir kuruş kredi kullanılmış.

    Dijitalden kasıt ne ben tam olarak bilmiyorum. Ama benim anladığım kadarıyla internet sitesi olarak devam edilecek. Bütün dünyada bu tartışılıyor. Herkes gazete ölüyor diyor. Kağıda basılı gazete kalmayacak diyorlar ama bence kalacak. ABD dijitalleşme açısından bizden 10 yıl ileridedir. ABD'de WSJ yakın zamanda Murdoch tarafından satın alındı, tirajı yüzde 30 artırdı. NY Times ciddi bir mali sıkıntı içinde, o da Amazon tarafından satın alındı. O da tiraj ve gelirini artırdı. Kağıda basılı gazete bugünden yarına ortadan kalkacak değil. Bugün gazetelerin lüks tüketim malzemesi haline gelmesi lazım. Haber almak isteyenleri tatmin edecek kendini yeniden yapılandırmaları editoryal kadroları oluşturmaları lazım. Vatandaş gazete özgür olsun ama bedava olsun diyor. Öyle bir şey yok. Dışarıda tuvalete gidiyorsunuz 2 lira veriyorsunuz ama gazete 1 lira. Fransa ve Almanya'da gazeteler 5 euro.

    ‘DÜNYANIN HER YERİNDE MEDYA-SİYASET İLİŞKİSİ SORUNLU'

    Dünyanın başka ülkelerinde de medya-siyaset ilişkileri Türkiye'deki son dönem kadar olmasa da sorunlu. Bu kadar iç içe olduğunuzda siyasetten çok uzak duramıyorsunuz. Türkiye'deki meselelerin başında zaman zaman destek veya muhaliflik veya işbirliği geliyor. Türkiye'de mesele siyasetin gazeteler üzerinde aşırı baskı uygulaması. Bugün Trump'ın da baskıları var. Le Monde gazetesi editörünün yayınladığı bir kitap var ve oradan Fransa'daki ilişkilerin Türkiye'den beter olduğunu görüyoruz. Medyanın siyaset karşısındaki en önemli koz bağımsız yargı olmalıydı. Yargı toplumun haklarını koruduğu gibi gazetelerin de bağımsızlık ve özgürlüğünü korumalıydı. Türkiye'de ne yazık ki bu yok. Bağımsız olmak için elimizden geleni yaptık. Gazetelerin patronları var. Onların kendilerine gelen baskılara karşı sığınabilecekleri tek yer medya ve hukuk. Hukuk işlemeyince patronların haklarını nasıl koruyacakları sıkıntılı bir süreç oluyor.

    Cemaatin medya üstünde kurduğu baskıda gazete patronları da sıkıştı. Yargıyı kontrol altına almış FETÖ gerçeği, adaletten başka bir mekanizmaya dönüşmüş olması karşısında pek çok dostumuz direnmeye çalıştı ama bunu kıramadık. Benimle ilgili bir sürü bant çıktı. Buna ne kadar direnmeye çalıştık. Medyayı suçlayanlar aynı suçlama kendilerine gelse onlar bizim patronlar kadar direnebilir miydi? Evine kaçak bir balkon yapmak için neler yapıyor insanlar.

    Herkesin pişmanlığı olabilir. Benimki şu: Keşke yöneticilik dönemimden daha erken ayrılsaydım dediğim olmuştur. O gün bana niye istifa etmiyorsun dediklerinde arkadaşlarımı korumak için dedim. Ben ayrıldıktan sonra oraya getirdiğim bir sürü arkadaşım ayrılmak zorunda kaldı. Bunca insanın sorumluluğunu hissediyorsunuz, ödedikleri taksitleri biliyorsunuz. Onları koruma içgüdüsü ağır basıyor. Ben bıraktıktan sonra ekibin yönetim kademesinde ciddi değişimler olmak zorunda kalındı. Sonuçta orada bir sorumluluk da var. Yazar olduğunuz zaman daha bağımsızsınız çünkü yazdıklarınızın sorumluluğunu siz ödüyorsunuz. Ben iki buçuk sene gazetede yazı yazamadım.

    Hukuk yoksa veya bağımsız değilse patronların mesleğini değiştirmeleri çözüm değil. Sözcü'nün sahibinin gazetecilik dışında işi yok. Peki sahibi nerede? Çünkü hakkında kimsenin doğru diyemediği açılmış bir dava ve tutuklama kararı var. Şimdi siz Sözcü gazetesi sahibinin medya dışı işleri nedeniyle mi orada olduğunu düşünüyorsunuz? Diyelim ki bir muhalif internet sitesi kurdunuz. Adalet olmadığı için erişim yasağı getirilebilir. Bağımsız yargıdan başka bir şey değil demokrasi.

    ABD'de Trump'ın yaptıklarını görüyorsunuz ve bağımsız yargı koruyor ülkeyi. Hepimizin ne iş yaparsak yapalım güvendiğimiz şey yargı. İşadamının da, vatandaşın da gazetecinin de ihtiyacı olan şey yargı. Miras davasından basit ticaret davasına kadar ihtiyacımız olan şey yargı."

    Etiketler:
    Habertürk gazetesi, Fatih Altaylı
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın