02:43 19 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    Prof. Dr. Kozanoğlu: McKinsey ile IMF arasında benzerlikler var

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Zafer Arapkirli
    0 10

    Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, Seyr-i Sabah programında ekonominin son günlerdeki durumu ve McKinsey ile yapılan anlaşma konusundaki görüşlerini dile getirdi. Prof. Kozanoğlu, işçilere yaklaşımlar ve tazminat gibi konularda IMF ve McKinsey’in birbirine çok benzediğini söyledi.

    Türk ekonomisi zor zamanlardan geçerken McKinsey danışmanlığı da en az ekonomik gelişmeler kadar çok konuşulmaya başlandı. Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, Seyr-i Sabah programında hem ekonominin durumunu hem de McKinsey'den alınan danışmanlık konusundaki fikirlerini anlattı. Kozanoğlu, İngiltere'de de McKinsey'den danışmanlık alındığını, ancak bu danışmanlığın bir ihalenin sonucunda alınmaya başlandığını ve 1.7 milyon pound'luk maliyetinin halkla şeffaf bir biçimde paylaşıldığını dile getirdi:

    ‘MCKINSEY İMAJ PARLATMAK İÇİN İSTİHDAM EDİLMİŞ GİBİ'

    "AKP iktidara geldiğinden beri bir taraftan neo-liberal politikaları uyguluyor öbür taraftan kayırmacılık, kollamacılık, kamu kaynaklarını kendi yandaşlarına kullandırma politikalarını birlikte yürüttü. Zaman içinde korumacılık kollamacılık daha da öne çıktı. McKinsey ülkenin dış borçlarını döndürebilmesi finans çevrelerinde itibarının artırılması, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın imajının parlatılması için istihdam edilmiş bir hareket gibi gözüküyor. Bu kurumun yılda 10 milyar dolarlık geliri olduğu söyleniyor. İmajı iyice yıpranmış bir ülkenin pazarlanması çok kolay değil. Ülke ekonomisinin önümüzdeki dönemde dış borçlarının ödenmesinde sıkıntıların yaşanması McKinsey'nin de imajını zedeleyecektir. Yanlış bir izlenim yaratılıyor: IMF, Türkiye'ye para verme konusunda istekli de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Berat Albayrak istemiyor gibi konuşuluyor. IMF'nin alacağı kararlarda ABD'nin veto yetkisi var. ABD'nin kararlardaki ağırlığı yüzde 17 civarında. IMF'de bir kararın alınması için yüzde 85 çoğunluğa ihtiyaç var. Türkiye'ye ilişkin bir programın zaten onaylanması mümkün değil. IMF'nin kaynakları sınırlı. Uzun yıllardan beri IMF kapısına giden Türkiye büyüklüğünde bir ülke olmadı. Çünkü IMF kaynakları büyük programları organize edecek düzeyde değil.

    IMF ile McKinsey arasında şu gibi benzerlikler var: Esnek emek politikası uygulayın, işçileri işten kolay çıkarın, tazminat sorun olmasın. Enflasyonun yükseldiği dönemlerde işçi maaşlarına enflasyon farkları koymayın gibi konular her iki kurumda da benziyor. Kemal Derviş'in uyguladığı acil eylem programında yüzde 6.5 faiz fazlası vardı. Borçları ödemek için bütün harcamalarınızı kısın deniyordu. İdeolojik anlamda McKinsey ve IMF birbirine yakın.

    Ekonomi bürokrasisinde de çalıştım. Türkiye'de hazine ve maliye gibi bir ölçüde DPT ve Eximbank gibi liyakat temelinde yani sınavlarla Türkiye'nin belli okullarında okumuş başarılı olmuş uzmanlarla ekonomi bürokrasisi yönetiliyordu. Teknik bilgisi anlamında kalibreli insanlar bulunurdu. Şimdi bu mekanizmalar yıprandı yandaşlar için iş kapısı haline geldi. Erdoğan'ın bakanları arasında ekonomiyi yönetme konusunda ciddi tecrübesi olan kimse kalmadı. Ne yazık ki yurt dışından borç alabilmek, ekonominin gidişatına yönelik rakamlara bakabilmek için dışardan yardım almak gerekiyor. Bu nedenle McKinsey'e başvurmak gerekiyor. İngiltere'de McKinsey'nin çeşitli kapsamlarda istihdam edilmesi söz konusu oldu. Demiryollarının özelleştirilmesi ve Brexit gibi konularda birlikte çalışıldı. Brexit ile ilgili yapılan ihaleyi McKinsey kazandı ve 1.7 milyon pound ödeneceği söylendi. İhale açılmış ve ne kadar ödeneceği kamuoyuna net bir biçimde açıklanmış. Ciddi bir şeffaflık var. Ekonomideki rakamların çok gizlenmemesi gerekir. Kamu özel sektör ortaklıklarının olması bekleniyor. Bunların hangi ölçüde bizim gibi sade yurttaşların riskinin ne olduğunu bilemiyoruz. Gizli bilgiler makro ekonomik rakamlarla ilgili şeyler zaten olmaz olmamalı. Askeri stratejilere yönelik gizli bilgiler tabi ki olur.

    Türkiye'nin geçmiş krizlerine döndüğümüz zaman, hepsinde iç talebiniz yavaşlarsa ekonomide durgunluk olursa TL'nin değer kaybı birlikte gelmiştir. Böyle dönemde ülke ithalat yapamaz hale gelir iç talep olmadığı için ihracat artar. Yeter ki elimizde kalmasın ürettiklerimiz denir. Bunun sonucunda da cari işlemle açığı daralır. Türkiye'nin ödemeler dengesinde yaşadığı sıkıntı cari işlemler açığı az bile olsa bunu finanse edememek. İhracat belli bir noktaya kadar arttıktan sonra daha fazla artamaz. Çünkü Türkiye'de yüksek katma değerli üretim yapılamıyor.

    Nisan ayından başlayarak doğal gaza zam geliyordu. Bizim gibi sade yurttaşlar bunu bir gazete haberi olarak okuyoruz. Nisan ayından itibaren kaloriferler yanmıyor. Ne yazık ki Türkiye'de önümüzde bir kış var. Yükselen faturaları ödemekte güçlük çekeceğiz, faturalar yüksek diye kaloriferleri daha az yakalım diyeceğiz. Yaşlıların çocukların olduğu apartmanlarda tartışmalar olacak. Petrol ürünlerinde henüz zam yapılmadı. Bunlar da kamu bütçesine yük olarak gelecek."

    Etiketler:
    IMF, McKinsey, Hayri Kozanoğlu, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın