07:34 17 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    TTB Genel Sekreteri Yılmaz: Hükümet doğru kanunlarla sağlık çalışanlarına sahip çıkmalı

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Zafer Arapkirli
    0 10

    Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz, Seyr-i Sabah programında sağlık çalışanlarına yapılan saldırıları değerlendirdi. Yılmaz, TTB’nin önerdiği yasal değişikliklerle bu saldırıların önüne geçilebileceğini dile getirdi.

    Son yıllarda hasta ve hasta yakınlarının sağlık personeline yaptığı saldırılar ve bunun sonucunda yaşanan ölümlerin sayısı katlanarak arttı. Görevini zor koşullara rağmen yerine getirmeye çalışanları koruyan bir sistemin bulunmaması bu artışta önemli bir rol oynadı. Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz, yaşanan son olayda Sağlık Bakanlığı'nın cenazede üst düzeyde temsil edilmemesini ve bu konuda önerdikleri yasal değişikliklerin dinlenmemesini eleştirirken atılması gereken adımlar konusunda yetkilileri göreve çağırdı:

    ‘DERDİMİZİ ANLATABİLMEK İÇİN MECLİS BAŞKANINDAN RANDEVU BEKLİYORUZ'

    "2 Ekim günü İstanbul'da Haznedar'da psikiyatri uzmanı arkadaşımız planlı bir biçimde öldürüldü. Uzun süredir takip ettiği bir hastası tarafından öldürüldü ki bu çok dramatik bir durum. Uzun zamandır geliyorum diyen, bizim de haykıra haykıra söylediğimiz Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden randevu istediğimiz ama bir türlü yanıt alamadığımız bir durumdu bu. Çok geriye gitmeyelim bundan bir buçuk ay önce Urfa'da bir asistan hekimi arkadaşımızın başında parke taşı kırıldı. Biz o olaydan sonra birinin başında parke taşı kırılacak kadar vahşileştirilen bir sağlık ortamının olduğunu söylemek için tabip odalarıyla buluştuk. Meselenin korkunç bir düzeye geldiğini belirtmek için oradan bir bildirge yayınlayıp Meclis'e gönderdik. O günden beri Meclis başkanından randevu bekliyoruz. Son dört senedir her 14 Mart'ta gönderdiğimiz ve cevap alamadığımız bir yasa tasarısı var.

    2012 yılında Nisan ayında vahşi bir cinayete kurban giden, 18 yaşından gün almamış bir hasta yakını tarafından bir meslektaşımız öldürüldü. O günden beri sağlıkta şiddete yönelik bir çalışma talep ettik. Yasal önlemler alınmasını istedik. O dönemde kimse bunu kabul etmedi. Ersin Arslan'ın öldürülmesiyle birlikte Türkiye'nin birçok vilayetinde tabip odaları öncülüğünde bu işi kabul etmiyoruz tepkileri çıktı. İktidar bu tepkiyi görerek bizim de destek verdiğimiz bir araştırma komisyonu kurdu. Bu araştırma komisyonu 2013 yılı başında raporu tamamladı. Raporda ‘Sağlıkta şiddet ortamı vardır ve bunu da diğer şiddet olaylarında ayırmak gerektir' deniyordu. 2013 yılında bu yasa çıkarıldı ama bizim beklediğimizden çok uzak bir metinle çıktı.

    Bizim en temel vurgumuz Türkiye'de sağlık sistemi dönüşüm programı kapsamında bilimsel akılcı ve toplumun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak bir sistemle yönetildiğimiz. Bilimsel çağdaş ve toplumcu bir sağlık anlayışı basamaklandırmaya ihtiyaç duyar. Koruyucu sağlık hizmeti esas alınmalı toplumun hastalanmaması için çaba gösterilmelidir. Bu, çökertilmiş durumda. Sadece reçete yazılan bir sisteme dönüştürülmüş durumda. O yüzden hastaneler kalabalık acil servisler ana baba günü. Türkiye'de yılda 140 milyon insan acil serviste bakılıyor. Bu sağlık sistemi bir kaosa neden oluyor. Bu sağlık sistemi tamamen tüketime endeksli.

    Öncelikli olarak topluma siyasal sorumluluğu olanların mesajı net vermesi gerekiyor. Sağlık bakanı bizimle beraber Haznedar'da olsaydı bu bir mesaj olurdu. Şehitlerin cenazesine gitmeleri gibi bir mesaj olurdu bu. Sağlık bakanlığını görmediğimiz gibi bürokratlar da oraya gelmedi. Biz 23 Ekim'de Türk Tabipler Birliği olarak ordaydık. Hiçbir şekilde net bir mesaj göremedik orada. Buna karşılık, sağlık çalışanları ve hekimleri hedef gösteren bir dili sürekli olarak kamuoyunda görüyoruz. Bugün hekimler iş yerlerine tedirginlikle gidiyorlar. Sağlık sistemi şiddeti üreten bir sistem haline dönüşmüş durumda. Acil olarak sağlık sistemini değiştirmemiz gerekiyor. Bu sağlık sistemi piyasacı kar maksimizasyonunu ön plana çıkarıyor. İlk istediğimiz şey sağlıkta şiddete karşı yasa tasarımızın bir an önce kabul edilmesi. Sağlıkta hekime şiddet uygulayanlara cezaların artırılmasını öneriyoruz. TTB olarak tutuklama ve cezalandırmadan yana tavır sergilemedik. Toplum için bedel ödeyen bir örgütüz. Ama sağlıkta şiddete karşı yasa tasarısını bir an önce geçirmek lazım. Bu toplumun lehinedir. Hekimlere gözünüzü meclise dikin bizimle olun diyoruz. Meclis'teki çoğu parti de bizimle aynı görüşte.

    İkinci aşamada ciddi bir tartışmanın başlatılması gerekiyor. Mevcut sağlık sisteminin sağlık sorunlarını çözmek yerine daha da derinleştireceği ifade ediliyor. Söylediklerimiz gerçekleşti ve bugün sağlık sorunları arttı. Performans sistemi hekimleri teşvik etmeyi planlarken tam tersi personel üstündeki psikolojik baskı yarattılar. Ben meslek şovenizmi yapmadım. Hekimlik değerlerini insanlık değerlerinden ayrı tutmuyoruz. Ben şunu memnuniyetle söylüyorum ki hekimler iyi ki bu zor şartlara rağmen nöbetlerde polikliniklerde acil servislerde büyük bir fedakarlıkla o kadar şiddet ve saldırıya eşitsizliğe siyasal baskıya rağmen elinden gelen bütün gücü vermektedirler. Hekimlik sadece bilimsellik değil fedakarlığa da dayanır. Bugün bu kadar yozlaştırmaya rağmen sağlık alanında birçok başarıya imza atılıyorsa bunlar hekimlerin fedakarlıklarla olmaktadır. Hekimler topluma karşı sorumluluklarının bilincindeler. Ben toplumu hekimlere sahip çıkmaya çağırıyorum."

    Etiketler:
    Türk Tabipler Birliği, Bülent Nazım Yılmaz
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın