09:29 16 Kasım 2018
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    Avukat İlkiz: Brunson davasındaki gizli tanıklara soruşturma açılmalı

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Zafer Arapkirli
    0 61

    Brunson davasının seyrinin gizli tanıkların çekilmesinden sonra değişmesinin ardından avukat Fikret İlkiz, Seyr-i Sabah programına açıklamalarda bulundu. İlkiz, hukuk sisteminin güvenilirliğini zedelediği için davanın çekilen gizli tanıklarına dava açılması gerektiğini söyledi.

    Brunson davasının son duruşmasında davanın gidişatını tamamen değiştirecek bir şekilde davanın gizli tanıkları verdikleri ifadelerini geri çektiler. Böylece bütün gözler daha önce Ergenekon, Oda TV ve benzeri gizli tanıklık müessesesine çevrildi. Seyr-i Sabah programında konu hakkında görüşlerini bildiren avukat Fikret İlkiz, gizli tanıklığın belli kuralları olduğunu ve hukukun inandırıcılığının tesis edilmesi için dikkatli kullanılması gerektiğini dile getirdi. İlkiz, hukuka zarar verdiği için bu davadan çekilen gizli tanıklar hakkında dava açılması gerekliliğini vurguladı:

    ‘GİZLİ TANIKLIK, HUKUKUMUZDA ÇOK KÖTÜ KULLANILDI'

    "Gizli tanığı sorduğunuz andan itibaren karşımıza bazı problemler çıkıyor. 2004 yılından itibaren başlayan gizli tanıklık kavramı bizim hukuk uygulamamıza girdi. Tanıklık çok önemli. Tanık olarak dinlenecek kişinin kimliği ortaya çıktığında ağır bir tehlike ortaya çıkacaksa kavramından hareketle kişilerin kimliklerinin saklı tutulması için bir hak tanınacağı söylendi. Tanıklık ettiği olayları hangi vesileyle duyduğunu söylemekle yükümlü olan tanıklar böylece diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi tanık koruma sistemi içine alınmaya başlandı. Tabi ki sadece örgüt davalarında ama örgütlü suçlar davalarında da geçerli. Yolsuzluk kaçakçılık, gümrükte meydana gelen olaylar örgütlü suç kavramında gerçekleşirse sadece bu suçlar için gizli tanıklık kullanılabilir. Bu suçlarda maddi gerçeğin ortaya çıkması için kullanılır. Diğer suçlarda bu düzenleme yoktur. Delil elde etmek konusunda sıkıntınız olacak, bu maddi gerçeğe ulaşamadığınızı tespit ediyorsanız o zaman başvurabilirsiniz.

    Türk Ceza Kanunu'nda pek çok konuda dağınık bir düzenleme var. Bunun içinde suçu bildirme kamu görevlilerinin suçu bildirmemesi veya tutuklu ve hükümlülerin firar etmiş iseler yerlerini bildirmemek devlet sırlarından yararlanmak isteyenleri bildirmemek gibi suçlar var. Böyle bakınca Emniyet kolluk güçleri veya savcılık herhangi bir şekilde örgüt faaliyeti içinde işlenen suçlar için tanık bulamıyorsa veya bir tanık gelip benim bilgilerim var ama kimliğim açıklanınca tehlikeye girerim diyorsa savcılık ona gizli tanık olabileceğini söyler. Veya bir savcı suç delillerine ulaştığı zaman elinde zadece tanık beyanı varsa ve tanıkta korku varsa o zaman gizli tanıklık önerisinde bulunulabilir.

    2008-2013 yılı arasında yargı, yaklaşık 150'den fazla gizli tanık göreviyle yargı önüne gelmiş kişilere tanık oldu. Ama çok kötü uygulandı. Uygulanamamasının temel nedeni bu şekildeki bir ceza muhakemesinde ve bunda delil araştırma işinde sadece tanık beyanı işin özünde tek başına herhangi bir delil sayılmaması gerekir. Bizde mevzuatın getirmiş olduğu, o mevzuata uygun ya da aykırı olan uygulama dahi gerçekleşmeyen ama diğer yandan örgütlü suçları açığa çıkaracağız diyerek gizli tanıklara her olayla başvuruldu. Daha sonra gizli tanıkların ifadelerinin köksüz ve gerçeklerden uzak ve husumet dolu olduğu ortaya çıktığı an yargı için bu, beceriksizlik örneği olarak gözüküyor. En son Brunson davasındaki olaylara baktığımızda, kod adları dua, ateş ve göktaşı olan buna karşılık ayrıca kimlikleri açık ve belli olan tanıklara baktığınızda bunların anlatımlarından hareketle bir iddianame düzenliyorsanız o iddianamenin hukuki kalitesi tartışmalıdır. Özgürlüklerin sınırlanması üstüne kurulu bir davada daha dikkatli olmanız gerekir. Herhangi bir kişinin örgüt üyesi olduğu olmadığı sadece gizli tanık ifadelerine bağlı olarak düzenlenmemesi tavsiye olunur.

    Soruşturma sırasında çok dikkatli olmak lazım. Eğer bir gizli tanığı delil olarak takip edecekseniz diğer delillerden daha fazla o tanığı sonuna kadar takip edebilmeniz lazım. Bir başka deyişle o konuda çok sağlam olmanız lazım. İddianameyle dava açıldığında yargılama süresizdir. Başlayıp ve biten bir yargı sürecinde tüm delillerin toplanıp yargı makamı önüne gelmiş olması gerekir. Soruşturmada güvendiğiniz gizli tanık eğer biz yanlış yapmışız derse o zaman o ceza muhakemesi yargısının hüküm verilene kadar verilen sürecin gözden geçirilmesi lazım. Tanık nedir ne değildir çok önemli ve bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç var. Gizli tanıklık ile zedelenen bir hukuk sistemi sorgulanmalıdır. Bu sorgulama sonucunda bu müessese yararlı olabilecekse sisteminize koymanız lazım. Bence cayan gizli tanıklara derhal soruşturma açılmalı. Tanıklık görevini kamuoyunda zedelenmiş olması nedeniyle, yargının otoritesinin sarsılması yüzünden tanıklık görevini yerine getirdiği zamanki yalan beyan nedeniyle onlar sorgulanmalıdır. Çünkü tanığa doğruyu söylemesi için yemin ettirilir. Bu anlamdaki vicdan ve namus gizli tanıkların olsun ama yargıdaki vicdanı zedeleyen kişilerin sorumluluk altında olduğunu söylemek lazım. Bu gizli tanıklıkları yaratanlar ve gizli tanıklar gerçekleri doğru söylemeyenler bana göre soruşturulmalıdır."

    Etiketler:
    Andrew Brunson, Fikret İlkiz, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın