01:03 16 Kasım 2018
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    ‘Dörtlü zirve ABD’yi daha da yalnızlaştırdı’

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Zafer Arapkirli
    0 10

    Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, Seyr-i Sabah programında yaptığı açıklamalarda İstanbul’da farklı ülkelerle yapılan Suriye zirvesini değerlendirdi. Yavuz, bu zirvenin en büyük kazancının ABD’yi biraz daha yalnızlaştırmak olduğunu söyledi.

    Suriye'de yaşanan önemli krizlerin ardından çatışmalar da tartışmalar da durulmaya başlandı. Farklı bakış açısına sahip ülkeler artık burada bir krizin yaşanmaması için ortak karar alma noktasına geldi. Suriye krizine çözüm için İstanbul'da bir araya gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron görüşmelerin ardından yaptıkları ortak açıklamalarla görüş birliklerini dile getirdi. Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, Seyr-i Sabah programında bu açıklamaların önemini vurgularken bu birliktelik sayesinde ABD'nin yalnızlaştığını söyledi:

    ‘ABD GELİNEN NOKTAYA DİRENİYOR'

    "Siyasi iktidar, hikaye yaratmak istiyor toplumda yaptığı eserleri açıp böyle önemli günlere getirerek. Kendi hikayesini ön plana getirmeye çalışıyor. Geçmişiyle kavgalı bir yapı doğru bir şey değil. Proje konusunda içim rahat değil: Bizatihi Erdoğan'ın kendisi belediye başkanıyken üçüncü köprüye karşı çıkmış bir insan. Şimdi oraya bir de havaalanının eklenmesi İstanbul'un kuzeyindeki akciğerlerini söndürür. Atatürk Havalimanı büyütülebilirdi o paranın çok azına. Çok hızlı bir trenle Çorlu'daki havalimanı yapılabilirdi. Ağaçlandırma alanları önemli ölçüde kaybedildi. İleride daha çok kaybedilecek çünkü yapılaştırma olacak. Cumhuriyet kendini gerçekleştirdi. Tabii ki Atatürk'ün kurmak istediği cumhuriyete gelinemedi o yarım kaldı. Geçmişten bugüne gelenler bizi o yoldan uzaklaştırdı. Bence demokrasisi eksik kaldı. Halkçı karakteri, laik karakteri tırpanlandı. Milliyetçi karakteri tırpanlanmak isteniyor. Bir kimlik inşa edilmeye çalışılıyor cumhuriyetin kimliği yerine. Türk milleti yerine Türkiyeli kimliği icat etmeye çalışıyor. O yüzden sık sık Cumhurbaşkanı benim Kürdüm, Lazım, Çerkezim diyor. Bunu baştan beri reddediyorum. Türk kimliği 1924 Anayasası'nda ifade edildiği şekliyle ırk ve din ayrımı gözetilmeksizin 'Ahali Türk kabul edilir' diyor. Burada diğer kimlikleri göz ardı edilen yanlışlar olmuştur ama onları ortadan kaldırırsınız olur biter. Ama birileri siyasi olarak Türk kimliğini bir etnik kimlik düzeyine indirmeye çalışıyor. Biraz da dini kimliği ön plana çıkarmaya çalışıyorlar. Bunlar yanlış. Her geçen gün vatandaşın kimliğine bu yansıyor. Bizim kurtuluşla ilgili değil kuruluşla ilgili problemimiz var dedi Cumhurbaşkanlığı danışmanı. Arka planda bu var.

    Güneydoğu'da 4 yıl çalıştım. İnsan askerlerin donmasına çok üzülüyor. Hayatta o kadar çok şeyle karşılaşıyorsunuz ki her olay size yeni bir şey öğretiyor. Bir olayı tetkik etmeden incelemeden bir konuda kanaat belirtmek doğru değil. Ama burada bir ihmal var görülüyor. Bu bir sorumluluk da getiriyor. Bunlar birkaç günlük bir operasyona çıktılar belki süresi uzatıldı. Zaten zor koşullarda yapılıyordu. Süre uzatılınca hava koşuları değişti almaları gerekirken onları helikopterle alamadılar diye düşünüyorum. Ama inceleme yapılmadan sonuç açıklamak doğru olmayabilir. Oradaki insanların da belirli bir tecrübesi var. Bunlar jandarmanın personeli ve içişleri bakanlığına bağlı. Benim de başımdan geçti: İki askerimizi kurtaramadık kar yağışı çöl rüzgarlarıyla geldi helikopteri istediğimiz noktaya götüremedik. Buna benzer şeyler olabilir. Kimse iradi olarak böyle şeyler olsun istemez. Operasyonun süresi uzatıldıysa o zaman başka bir sonuç çıkar. Donanım konusunda Türk ordusu çok ileri gitti bu konuda sıkıntı olduğunu düşünmüyorum. Donanım aynı zamanda yüktür. Bir operasyona yaz teçhizatıyla gitmek ayrıdır kış ile gitmek ayrıdır.

    Suriye'de Rusya Türkiye ve İran'ın getirdiği noktaya ABD direniyor. Fransa ve Almanya'yı da bu sürece dahil etme gibi bir atak yaptık. Son zirvenin en önemli avantajı bu. ABD'yi biraz daha yalnızlaştırdık. Suriye'nin toprak bütünlüğü ve egemenliğine ilişkin Esat istenmemiş bile olsa buranın bir aktörüdür onu değiştirmek bize düşmez gibi bir yaklaşım oldu. Hatta bizim ifademizle Suriye'nin geleceğini Suriyeliler belirler dedik. Artık ülkelerin kontrol ettiği alan stabil hale geldi. Türkiye ve Rusya ile birlikte İdlib sorunu da donduruldu. Orada çok sayıda terörist var ve geleceğiyle ilgili netleştirilmiş bir durum yok. Şöyle bir istikamette gidiyor: Siyasi bir çözüme doğru ilerliyoruz. Sivil anayasa sürecini sağlayacak komisyonun toplanması ve bunun yürürlüğe girmesi. Bu anayasa devreye girerse üç farklı parçası olan bir ülke çıkacak ortaya. Eğer İstanbul zirvesinde alınan kararlar hayata geçirilebilirse ileri doğru gider. Ama ortada ABD'nin oluşturmaya çalıştığı bir devletçik var. Bunun genel Suriye anayasası içine entegre edileceği önemli. Anayasa kurulmadan taraflar egemenlik haklarıyla ne elde ettiklerini ortaya koymadan mültecilerin Suriye'ye dönmesi çok zor. Anayasal sistem devreye girerse insanlarda geri dönüş umudu yaratılabilir. Türkiye'nin bunu teşvik etmesi gerekiyor."

    Etiketler:
    Angela Merkel, Recep Tayyip Erdoğan, Vladimir Putin, Ahmet Yavuz, Suriye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın