16:20 22 Eylül 2019
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    Sinema eleştirmeni Aydemir: Netflix ile yaşananlar hukuk dışı değil etik dışı

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 21
    Abone ol

    Gazeteci ve sinema eleştirmeni Şenay Aydemir, Seyr-i Sabah programında sinema dünyasında yaşanan son gelişmeleri değerlendirirken, vizyondaki bir filmin Netflix platformuna taşınmasının yasa dışı değil etik dışı olduğunu dile getirdi.

    Sinema dünyası fırtınalı günler yaşıyor. Yapımcılarla sinema salonları arasında yaşanan bilet fiyatlarından kar alma tartışması, BKM'nin ‘Organize İşler Sazan Sarmalı' filmiyle farklı bir noktaya geldi. BKM'nin henüz vizyonda gösterimi süren bir filmi Netflix platformuna taşımasıyla sinema salonlarının ciddi zarara girdiği ve seyircilerin kandırıldığı eleştirileri getirildi. Gazeteci ve sinema eleştirmeni Şenay Aydemir, Seyr-i Sabah programında yaşananların hukuka aykırı olmadığını düşündüğünü belirtirken, bunun etik dışı olduğunu vurguladı:

    ‘BÜYÜK BUHRANDA ABD SİNEMALARI MISIR SATARAK AYAKTA KALDI'

    "2014 yılında bir belgesel çalışması yaptık. Şuna dikkat çekmeye çalıştık: O zamanlar Koreli gruba satılan sinema salonu işletmeciliğinin pazar payının yüzde 50'sine sahip olduğunu, sektörde haksız rekabet yarattığını. İstediği filmleri öne çıkarıp istediğini öldürebildiğini anlatmaya çalıştık. Ciddi bir tekel var ve bu da sektörü krize sokmak üzere demiştik. Rekabet kuruluna o dönemlerde bununla ilgili itiraz yapıldı. Onlar da belli başlı birkaç salon seçip onları kapatırsanız çoğunluğu ele geçirmiş olmazsınız diyor. Fakat grup birkaç salonu kapatıp sonrasında yüzlerce salon açtı. Çok hızlı büyüdü ve pazarı ele geçirdi. Sürekli bunun için başvuru yapıldı, bizim belgeselde bütün hukukçular sektöre zarar vereceğini, bunun rekabet kurulundan dönmesi gerektiğini söyledi. Ama rekabet kurulu beklenen kararı çıkarmadı.
    Yılbaşından önce yapımcıların fikirlerini almak istedik, Cem Yılmaz, Necati Akpınar ve Şahan Yılmaz gibi isimlerden.

    Türkiye'de 2200 salonun 1700'ünde tek film oynuyordu bu da o saydığım isimlerin filmleriydi. O dönemde işler yolunda gittiği o tekel yapısından yararlandıkları için böyle bir konuda görüş vermek istemediler. Pasta büyüdü büyüdü, bir noktada durdu. Seyirci bir noktada doyuma ulaştı ve 60 milyon civarında durdu. Kriz geldi, Euro bazında piyasa durdu. Film ve reklam maliyetleri yükseldi. Ortada bir para var ve herkes kendi payını almak istedi. Mars grubu büyük yapımcıların belli haklarını vermedi. Promosyon örneği aslında sembolik bir şeydi. 1929'da ABD'deki büyük buhranda sinema salonları böyle ayakta kalmaya çalışıyor, bir mısır alana sinema bileti bedava diyorlar.

    Yılbaşından önce ortalığı ayağa kaldıran on büyük yapımcıların samimiyetini anlatmak gerekiyor. Sinema yasası 6-7 yıldır mecliste duruyor. 2004 yılında o dönem için çok yeni unsurlar taşıyan bir yasa çıkarıldı. Seyirci sayısı ve kalitesi bu sayede arttı. Ama aradan 10 yıl geçince bazı maddeler yenilenmek istendi. Bağımsız sinemacılar bazı yenilikler talep ediyordu. Ama Kültür Bakanlığı bu yasayı hep sinema sektörüne karşı bir tehdit olarak kullandı: Barış için imzacı olan akademisyenlere destek veren sinemacıları tehdit amacıyla kullandı. O gün bugündür bu imzacıların çok büyük bir kısmı Kültür Bakanlığı desteklerinden dışlarmış durumda. Uluslararası yarışmalarda yarışan filmler Kültür Bakanlığı tarafından desteğe değer bulunmadı.

    Tartışmaların ardından konu meclise geldi. Yasaya alelacele eklenmiş promosyon ve reklam gelirleri düzenlemesi yapıldı. Ancak bazı sansüre neden olan maddeler aynen korunduğu gibi sansürü kuvvetlendirebilecek ek maddeler kondu. Yapımcıların bazıları ortada devrim olduğunu söyleyip Saray'da şovlar yaparak imzayı attılar. Bu sansür maddeleri yasada zaten vardı ve çıkarılması isteniyordu. Tartışmanın ayarı ölme bir kaydı ki büyük yapımcıların karları o kadar çok konuşuldu ki tartışamadık bile. Sendikalar vakıfların görüşleri alınmadı. O büyük tantananın arasında sektörün uzun vadeli geleceği ateşe atıldı.

    ‘FİLMİN NETFLİX'E CUMA GÜNÜ GİRMESİ SİNEMALARI DAHA ÇOK ZARARA SOKTU'

    Yılmaz Erdoğan'ın yaptığı gibi bir uygulama yok. Filmlerin aynı anda vizyonda ve Netflix'te olma hali bir tek Oscar'da yarışan Roma filminde oldu. Ama bu film festivalinde gösterildiğinde hepimiz Roma'nın bir Netflix filmi olduğunu biliyorduk. Ama sadece Oscar için vizyona sokuldu. Burada seyirci ve sinema salonu sahiplerine bir bilgi verilmemiş. Burada yasal bir sorun olmayabilir. İki hafta sonra Netflix'e koyacağınız bir film olduğunu bilse insanlar iki hafta sinemaya gitmezdi. BKM Türk sineması için şahane olacağını söylüyor birçok ülkede gösterileceği için. Ama bu filme para veren seyirciler mağdur edilmiş durumda. Cuma günü öğleden sonra ilan ediliyor bu. Sinema salonları Perşembe akşamında diğer haftayı organize ediyor. Böylece bir hafta boyunca Netflix'te duran filmi göstermiş olacaklar. BKM bütün prestijini hem seyirci hem sinema salonları nezdinde zarara uğrattı.

    Mars grubuna ciddi bir darbe var çünkü yapımcı ortaklarından birisi. Aralarındaki bu maddi husumeti nasıl çözeceklerini bilmiyorum ama yasal bir süreç olacaktır. Küçük sinema salonu işletmecilerinin ve büyüklerin, hatta filme gitmiş olacakların dava açabileceğini düşünüyorum. Netflix ve belli platformların yasa üzerindeki etkisi çok hızlı oluştu ve yasa koyucular buna yetişemiyorlar. İtalya ulusal sinemalarını ve salonlarını korumak için önce salonda oynamamış filmin Netflix gibi platformlarına girmemesini istiyor. Bir film vizyon ömrünü tamamladıktan sonra platformlara satılması öngörülüyor. Yapılanlar hukuk dışı değil etik dışı. Ben sinema salonları ve seyircilerin yerinde olsam hakkımı arardım."

    Etiketler:
    BKM, Organize İşler 2: Sazan Sarmalı, Şenay Aydemir
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın