22:00 25 Haziran 2019
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    Prof. Dr. Kadıoğlu: Afetten önce harcadığınız bir lira, sizi afet sonrası 100 lira harcamaktan korur

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Zafer Arapkirli
    0 10

    İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Seyr-i Sabah programında Türkiye’nin doğal afetlere hazırlıklı olmakla ilgili yapması gerekenleri aktardı. Kadıoğlu, Türkiye’nin şu anki durumunda afet öncesi harcayacağı her bir liranın afet sonrasında bizi 100 liralık zarardan koruyacağını dile getirdi.

    Deprem, yağmur, kar, hortum ve yıkılan binalar ülkenin en çok konuşulan konularından biri haline geldi. Ne yazık ki afetlerle bu kadar iç içe yaşayan toplumda yeterince hazırlık yapılmıyor. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Seyr-i Sabah programında atılması gereken adımları anlatırken afet yönetiminin afetten önce atılması gereken adımlar olduğunu. Afetten sonra yıkıntılardan insan çıkarıp sevinmenin tam olarak afet yönetimi olmadığını dile getirdi:

    ‘İLÇE BELEDİYELERİNİN KAR İÇİN SORUMLULUĞU VAR'

    "Cumartesi-Pazar kar yağışı, ara sokaklardan yerel belediyeler sorumlu olduğu için sorunsuz biterdi. Ama ilçe belediyeleri karla mücadelede hiç yok. Okul tatil edilmesi karla mücadele işinden kaynaklandı. Karla mücadele konusunda, İstanbul'da arada bir yağdığı için sanırım, tam bir hazırlık yok. Doğu'da bu kadar kar yağsa hiç kar yağmadı denir. ABD'de çöp kamyonlarının önüne bir aparat koyarlar onlar kar toplar geçer. Kanun gereği ana arterlere büyükşehir bakıyor. Onlar biraz da görünmesi için kamyonları koyuyorlar. Ama ilçe belediyeleri hiçbir zaman böyle bir görev üstlenmedi. Bilemiyorum ekonomik midir anlayış meselesi midir? Deprem olsa gerçekten işimiz duman. Türkiye'deki afet yönetimi afet olduktan sonra müdahale olarak düşünüyorlar. Çok yanlış yerdeyiz. Enkazdan bahsederken iyi ki enkazı yavaş kaldırdılar. Ama içinden canlı çıkma ihtimali düşük olurdu. Kuyumcu gibi yavaş çalışarak Kartal'dan mucize şeklinde yaralılar çıkarıldı. Mesele binanın yıkılmaması. Bina yıkılınca yapacak bir şey kalmıyor. Şu anda İstanbul'da en iyimse senaryoda 35 in binanın yassı kadayıf gibi olması bekleniyor. Bunun başına 35 bin arama kurtarma ekibi koyamazsınız. Afet yönetimi 35 bin binanın riskini yönetmek çıkarmak. Şu anda bu binalar yıkıldığı zaman o afeti yönetemeyeceğiz. Afet yönetimi riski azaltmaktır insanları kurtarıp kahramanlık yapmak değil.

    ‘AFETE SİZ ŞAHIS OLARAK NE KADAR HAZIRSINIZ?'

    İstanbul- Kar
    © AA / Orhan Akkanat
    Biz afete ne kadar hazırız dile sorduğunuzda siz ne kadar hazırsınız diye soruyorum. İstanbul'da deprem olunca 3 gün kendinize yeter durumda olmanız lazım. Kendi başımıza kalacağız. Afetlerde insanları kendi bilgisi ve hazırlığı koruyor. Hazırsanız ve bilgiliyseniz kurtulursunuz. Bunun için Japonlar 3 aylık test yaparlar. Sırf kendi binanız değil bütün binalar çünkü nerede olacağınız belli değil deprem sırasında. Binalarınızda eşyanız sabitlenecek. Aile afet planınız olması lazım nasıl bir araya geleceksiniz diye. Sigorta yaptırmanız lazım. O anda yapılacakları o anda refleks olarak biliyor olmanız lazım. Tatbikat afet halindek paniği yüzde 50 azaltıyor. Yerel seçimlerde belediyeler diyebilir ki gel bana başvur ben eşyanı sabitleyeyim. 2014 yılında Tuzla belediyesi yapmıştı bunu. Merak ediyorum kaç kişi başvurdu. Belediyelerin 5393 sayılı kanunda geçen afetlerde zararı azaltma görevleri var. Ama bunu ne hak soruyor ne de belediyeler peşinden koşuyor.

    Bir deprem olunca bir yeriniz kanayınca, tampon yapmayı bilmek hayatta kalmak için çok önemli. Askerde keşke ilkyardım eğitimi verilse. Depremin ilk üç dakikasında bunlarla uğraşacağız. Halk bilinçli olsa yöneticilerimiz de destek vermek zorunda olur. Ama halk da istemiyor. Ben bir kitap yazdım ‘Afet Affetmez' diye. İçinde hortum dolu yıldırım deprem ve iklim değişikliği gibi afetler var. ‘Check list' şeklinde bir kitap bu. Okuldaki hayat bilgisi kitaplarımızın hiçbirinde bu konuda bir şey yok. Coğrafya bilgisi kitaplarında çok az bilgi var ama kitaplarda hatalar da çok fazla. İlkokul ortaokul ve lisede hiçbir şey yok. Okullardaki tatbikatlar yarışa döndü okulu kaç dakikada boşaltacaklar diye. Burada esas olan güvenlik. 31 doğal kaynaklı afet var 28'i meteorolojiye ilgili.

    ‘BİZDE DEPREME BİNALAR HAZIR DEĞİL Kİ TOPLANMA ALANLARI HAZIR OLSUN'

    İstanbul ne adam gibi soğuyor, ne ısınıyor. Bir derecelik fark kar yağışlarını artırıyor. Akdeniz iklimi kışları ılık ve yağışlı demekti. Bu sistemler kıyısından köşesinden geçiyor. Her şey bir iki dereceye bağlı olunca bilinmezlikler oluyor. ABD'de hortum oluyor, dümdüz gidiyor radarla takip ediyorsunuz. Bizde ufak oluyor bir anda ortaya çıkıp kayboluyor. Hortum eskiden vardı ama bu kadar meşhur değildi. Eskiden hortum oluyordu ama maruz kalmıyorduk. Ocak ayında denizden gelen cephe sisteminde hortum olur kıyıya vurur giderdi. Orada eskiden yerleşim yoktu, çünkü insanlar deniz kıyısında oturmazdı. Ne zaman kıyıya bir hortum vursa ses geliyor artık. Bir de hortumu tanımıyor insanımız, görünce arkalarına alıp selfie çekiyorlar.

    Afet öncesi hazırlık parası eskiden ABD'de bire yüzdü. Yani afet öncesi harcayacağınız bir lira sizi afet sonrasında 100 lira harcamaktan kurtarıyordu. Şimdi o kadar çok hazırlık yapıldı ki bu oran bire yedi ve bire dörde düştü. Afet sonrasına herkes çok hazır. Bizim ağlayıp üç gün sonra unuttuğumuz afetler Japonya'da yaşam tarzı. Bizimki gibi ülkelerde yine bire yüzdür bu oran. Herkes toplanma alanından bahsediyor. Bizim önce evden çıkabilmemiz lazım. Diyelim ki o parklarda toplandınız orada tuvalet yok. Bir tane fosseptik çukuru bile hazır değil. Sen binanın altında kalacaksın, ne toplanma alanı… Toplanma alanı olması için bir yerin imar iskan planında işaretlenmiş ve altyapısının hazır olması gerekiyor. Bizim insanlarımız bir tabela koyunca toplanma alanı haline geldi zannediyorlar."

    Etiketler:
    deprem, Mikdat Kadıoğlu
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın