11:15 20 Mart 2019
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    HDP’li Oluç: 'Buradan defolun gidin' demek kabul edilebilir değil

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Zafer Arapkirli
    0 67

    HDP İstanbul Milletvekili ve Parti Sözcüsü Saruhan Oluç, Seyr-i Sabah programında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kürdistan diyenlere ‘Defolun gidin bu ülkeden’ demesini eleştirdi. Oluç, Kürdistan tanımını daha önce Erdoğan’ın da kullandığını, bunun bir coğrafi ve sosyolojik anlamı olduğunu vurguladı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Giresun'da yaptığı bir konuşmada HDP yetkililerinin söylediklerine atfen "Türkiye'de Kürdistan diye bir bölge var mı? Ne diyor, 'Kürdistan'ı biz kazanacağız'. Sen ülkeyi terk et. Irak'ta Kürdistan Bölgesi var, oraya git. Bizim Kürdistan diye bir bölgemiz yok" açıklamalarında bulundu. Bu ifadeyi özellikle Karadeniz bölgesindeki konuşmalarında dile getirdi. HDP İstanbul Milletvekili ve Parti Sözcüsü Saruhan Oluç, Seyr-i Sabah programında Cumhurbaşkanı'nın bu üslubunu eleştirirken, Erdoğan'ı nefret dilini yaygınlaştırmakla suçladı. 2013 yılında Erdoğan'ın da Kürdistan kelimesini sıklıkla kullandığını söyleyen Oluç, Türkiye'den milyonlarca yurttaşı kovmaya çalışmanın bölücülük olduğunu dile getirdi:

    ‘KÜRDİSTAN COĞRAFİ BİR TERİMDİR'

    Birçok tartışma yapılabilir Kürdistan'a gidin denmesi üstüne nefret söylemini yaygınlaştıran bir dildir. Cumhurbaşkanı bunları Karadeniz'de yaptı. Oradakilerle Kürt yurttaşlarını karşı karşıya getirmek istedi. Bunları ayıp buluyoruz. Türkiye'de yerel seçimlere gidiyoruz herkes görüş ve önerilerini anlatıyor ama bu şekilde Türkiye'de yaşayanlara gidin buradan defolun demek kabul edilebilir şeyler değil. Diğer yandan AK Parti Genel Başkanı'nın hafızasında boşluklar var. 2013 yılında kendisinin yaptığı konuşmaları izletseler bu ben miyim diye sorar. Çünkü 2013 yılında kendi grup toplantısında Kürdistan yok diyenlere ağır eleştiriler getirdi, Meclis tutanaklarıyla Osmanlı tarihine işaret ediyordu. Kürdistan coğrafi bir terimdir diyor. Aradan 6 yıl geçip partisindeki düşüşü görünce MHP'li seçmeni kendine bağlamak için panikle bu konuyu ele aldı.

    Kürdistan coğrafyası tarihsel bir konudur kültürel ve sosyolojik bir gerçekliktir. Bu tartışma bütün bunlara bakınca aslında gereksiz bir tartışmadır. Bir siyasi parti başkanı öyle bir yer yok deyince yok olmuyor. Biz Kürdistan kelimesini çok doğal bir şekilde kullanıyoruz. Bunu bir coğrafi kavram olarak kullanıyoruz, ayrı bir devlet kurmak için değil. Bir bölücülükten söz edeceksek defolup gitsinler demek bölücülüktür. İstanbul'da 4 milyona yakın Kürt vatandaşımız yaşamaktadır. Onların çok doğal bir dilidir Kürdistan demeleri. Siz İstanbul'daki Antalya, Bursa ve Kocaeli'ndeki insanları başka bir ülkeye mi göndereceksiniz? Tarih kitaplarına ve meclis tutanaklarına bakınca Kürdistan kelimesini görürsünüz.

    ‘MUHALEFET PARTİSİ ELBETTE İKTİDARI ELEŞTİRECEK'

    Biz çok önceden açıkladık: Bir muhalefet partisinin siyasi iktidarı ister yerelde ister genelde eleştirmek en büyük hakkıdır. Dolayısıyla muhalefet partilerinin siyasi iktidarı değiştirme tutumları gayrı meşru olarak adlandırılamaz. Bunun beka sorunu olduğu yönünde yapılan açıklamalar demokratik siyasetten nasibini almamak demektir. Bizim AKP-MHP iktidarının değişmesi için taktik adımlar atması kadar doğal bir şey olamaz. Batıda bizim seçmenimiz AKP-MHP ittifakının kaybetmesi için tutum almalıdır dedik ve bu bakışla hareket ediyoruz. Biz merkezi olarak bunu ilan ettik. Bu ittifakın iktidar alanının daralması demek Türkiye'de demokrasinin ve hukukun nefes alması demek. Türkiye'de hukuk diye hak ve özgürlükler diye bir şey kalmadı. Uluslararası demokratik sözleşmelere uyum diye bir şey kalmadı. Bu iktidar koalisyonunun sen ne istersem yaparım demesinden kaynaklanmaktadır.

    Bizim hiçbir siyasi partiyle yaptığımız ittifak yoktur. Biz demokrasi için fedakarlık yapıyoruz demokrasi ve hukukun gelişmesi için yapıyoruz bunu dedik. Yerel seçimde baraj yereldedir. Orada ne oy alıyorsanız kazandınız veya kazanamadınız oluyor. Bizim batıda birçok ilde ciddi oyumuz var. Örneğin İstanbul üçüncü bölgede yüzde 10-15 arası oyumuz var. İzmir Antalya ve Mersin'de de böyle bir gerçeklik var. Biz dedik ki herhangi oyumuzun ziyan olmaması gerekiyor. Bunun için de yerel seçimlerde büyükşehir belediye başkanlıklarında kazanma ihtimalimiz olmayan yerlerde iktidarın kazanmamasını sağlamak istedik.

    ‘102 BELEDİYEMİZİN 96'SINA KAYYUM ATADILAR'

    Recep Tayyip Erdoğan
    © AA / Cumhurbaşkanlığı / Cem Öksüz
    Halkta boşuna oy vermeyin nasıl olsa kayyum atanacak izlenimi uyandırmaya çalışıyorlar. Mesele o kadar basit değil. Kayyum ataması ne anlama geldi? Bizim 102 belediyemizin 96'sına kayyum atadılar. Orada halk ve sandık iradesi ve temsilcilerimiz görevden alındı. Sandıkla alamadıkları belediyeleri kayyumla aldılar. Bunlar bir demokrasi ayıbıdır. Demokrasi çiğnendi. Yüzde 80'lerle seçilmiş belediye meclisi üyeleri yok sayıldı. Herhangi demokratik bir ülkede bu olabilir mi? Kayyum atanması başlı başına demokrasi açısından yanlıştır. Bir belediye başkanı yolsuzluk usulsüzlük yapmış olabilir. Beraat ederse görevine geri döner etmezse yargılanır. Ama belediye meclisi üyeleri vardır. Bunların içinden belediye başkanı seçilir. Ankara'dan kayyum atamak ne? Biz oradaki seçimi yok sayıyoruz diyorlar.

    Sürmekte olan davalar var. Bazıları ilk mahkemelerde sonuçlandı. Daha istinaf süreçleri var. Belediye başkanlarının hiçbiri belediye döneminde yaptıkları yolsuzluk ve usulsüzlükle yargılanmadı. Cumhurbaşkanının sık sık tekrar ettiği belediye kaynaklarını Kandil'e gönderdi lafı temelsizdir. Müfettişler aylarca çalıştı, tek bir belediyede buna dair bulgu yoktur. Ama buna karşı Sayıştay raporları var: Atanmış olan kayyumların hangi yolsuzlukları yaptıkları sayılmıştır. Halkım mallarını aile fertlerine peşkeş çektiği sayılmıştır. Bunlar da yargılanmamakta. Ceza alırsa görevden alınabilir. Ama ceza almadan görevden alınıp kayyum atanmıştır. Kayyum atandıktan iki üç sene sonra bile karar çıkmamıştır. Seçimle alınamayan belediyelere böyle el kondu. 31 Mart'ta göreceğiz ki halk teveccühünü yine bizden yana kullanacak. Çünkü halk onlarla birlikte yaşayan insanlara oy verecekler. Belediyeler bizim elimizdeyken herkes kapıdan karşılanırdı kayyumdan sonra belediyelerin önüne beton bariyerler kondu ve karakola dönüştürüldü. Onlar iki kaldırım yaparlarsa halk onları destekler sandılar. Ama halkın önem verdiği her şeye hakaret edeceksiniz onları değersizleştireceksiniz ve halk sizi destekleyecek sanıyorlar. Öyle olmayacak.

    İlgili konular:

    Erdoğan: Türkiye'de 'Kürdistan' diye bir bölge var mı? Peki bu Bay Kemal ve İYİ Parti bu açıklamayı yapanlarla nasıl oluyor da beraber yürüyor?
    Etiketler:
    31 Mart 2019 yerel seçimleri, HDP, Saruhan Oluç, Recep Tayyip Erdoğan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın