03:28 20 Ağustos 2019
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    Gazeteci Daloğlu: Trump ve Erdoğan’ın dostluğu sahaya yansımıyor

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Zafer Arapkirli
    0 21

    Gazeteci Tülin Daloğlu, Seyr-i Sabah programında Türkiye’nin dış ilişkilerini, özellikle ABD ile yaşanan yeni gelişmeleri anlattı. Daloğlu, Trump ve Erdoğan arasında şahsi gelişen diyalog ve dostluğun sahaya yansımadığını dile getirdi.

    Türkiye’nin yoğun seçim gündemi içinde dış ilişkiler gölgede kaldı. ABD ile son zamanlarda yaşanan gelişmeler, S-400 krizi, F-35 uçaklarının teslimi gibi uzun zamandır süren sorunların üstüne bir de senatodan geçirilmeye çalışılan Ermeni soykırımı tasarısı ve İran’a yapılacak her tür ticaretin yasaklanmasıyla gerilim en üst noktaya çıktı. Gazeteci Tülin Daloğlu, Seyr-i Sabah programında yaşanan krizleri değerlendirirken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump arasındaki pozitif şahsi diyaloğun bu tartışmalara yansımadığını dile getirdi:

    ‘ABD, İRAN’A YAPTIRIM KONUSUNDA OLDUKÇA KATI’

    “Hiçbir şey eskiden bizim bildiğimiz gibi ilerlemiyor. ABD Başkanı da eskisi gibi değil. Tamamen değişen bir düzen içindeyiz. Bu düzlem içinde gördüğüm kadarıyla ABD Başkanı Trump ve Erdoğan arasında şahsi gelişen diyalog ikili ilişkilerde etmen gözüküyor. Ancak işleyişin detaylarına bakınca bu dostluk pek yansımıyor. Bugün hem Temsilciler Meclisi hem Senato’da 1915 olaylarını gündeme alacak iki komite var. Türkiye’nin Rusya’dan almak istediği S-400 savunma sistemi var. ABD ısrarla bunu alırsanız F-35’i vermeyiz diyor. İran ile ilgili yaptırımlar meselesi var. Trump geçtiğimiz Mayıs ayında tek taraflı olarak İran’ın nükleer anlaşmasından tek taraflı geri çekildiğini açıkladı. Türkiye yaptırımlardan etkilenmeyecekti, doğrudan imtiyazlı ülkeler listesine alınmıştı. Ancak şimdi görüyoruz ki ABD kimseye bir imtiyaz sağlamak istemiyor. Tamamen İran’a yaptırım konusunda katı bir politikaya geçiş yapıyor.

    Buna pragmatik bakarsak cevap net: ABD dünyanın en güçlü askeri gücüne sahip ülke. Dünya politikasına direkt etki yapıyor. Böyle bakınca reel politikte her şey hukuka uygun olmuyor. Mesela Irak için belli gerekçeler sundular ve bunların hepsi yalan oldu. ABD hiçbir mahkeme karşısında hesap vermedi. Sadece itibar kaybetti. Şimdi ABD ben yaptırım uyguluyorum hepiniz yapacaksınız dediğinde ekonomi doğrudan etkilenir. Çünkü cebinde can acıtıcı başka ekonomik hamleler var.

    ABD, İran’a karşı sert bir politikaya kalkıştı. Bunun karşılığında ne yapmak istiyor? ABD İran’da rejim değiştirmek istemiyor ama İran’daki Ayetullahları zayıflatmak istiyor çünkü böylece dediklerini yerine getirecekler diye temenni ediyor. İran’ın nükleer programını devam ettirmemesini istiyorlar. ABD, 2018’de İran’daki nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmiş olmasına rağmen İran’ın bu anlaşmanın hükümlerini bozmadığını düşünüyoruz diyorlar. Bırakın Avrupa ülkelerini bunu ABD’nin istihbarat birimleri dile getiriyor. Ama Trump yönetimi hala ısrarlı. Ortada çok ciddi mantık hataları var. Bir rasyonaliteden konuşmuyoruz. ABD İran’a baskı uyguluyor ama ABD’nin İran’a müdahale yapması doğru değil diyebiliriz. Aynı Trump birkaç ay önce IŞİD tehdidi son buldu, ABD askerlerini Suriye’den çekiyoruz dedi. Sonra tam yenilmedi dendi, biraz daha duralım dendi. Bunun bütün faturası Türkiye gibi ülkelere çıktı. ABD politikası varmış gibi yapıyor ama aslında yok.

    ‘ERMENİ TASARISI HER SENE GÜNDEME GELİYOR’

    Berat Albayrak’ın yaptığı temasların ardından Türk tarafı son derece olumlu açıklamalarda bulundu. Erdoğan Trump’ın kendisini anladığını, sorunları birlikte halledebileceklerine dair mesajlar verdi. Hulusi Akar’ın da temasları oldu. Bunların ardından ABD tarafının ‘Tıkanma oldu ama bazı şeyler olumlu gidiyor’ dediğini gördük. Eğer olumlu gidiyorsa biz S-400 alma taraftarıysak ABD, ‘Peki alın, biz yine de size F-35 vereceğiz’ de demiyor. Bu mevzular ABD tarafında birbirinden ayrılmıyor. İki başkanın şahsi güzel diyaloğu var ama geride herkes söylemlerine devam ediyor.

    Bugün 24 Nisan, Temsilciler Meclisi’nde ve Senato’nun her iki ayağında Ermeni olayları konuşulacak. Komisyon bazında geçmesi büyük bir sürpriz olmaz. Ama bunun Kongre tarafında kabul germesi için hem Temsilciler Meclisi ve Senato tarafında oylanıp onaylanması lazım. Bu prosedüre bir defa gelindi. O dönemde de Bill Clinton, Kongre’ye kendi ulusal güvenlik çıkarları için onaylanmaması için kapsamlı bir mektup yazdı ve onaylanmadı. ABD ile ilişkilerde her Nisan ayında devreye geliyor bu. Yıllar içinde Türkiye Washington’da kiminle anlaşsa bütçenin önemli bir kısmını bu tasarıyı lağvetmek için uğraşıyor. Ama her sene de devreye giriyor. 2015 yılında Obama’nın farklı bir tonu vardı. Çünkü BM’ye atanan Samantha Power, Obama’nın yakınıydı ve Ermeni olaylarına sempati besliyordu. Soykırım demeden öyle dediler aslında. Bu tekrar gündeme geldi.

    Ben bu dünyanın bir insanı olarak şunu söyleyeyim: Savaş zamanında gerçekleşmiş olaylar yüzünden yaşanan olayları her sene gündeme getirdiğinizde saygısızlık yapıyorsunuz. Olay tarihin sayfalarında ne olduğuyla alakalı değil siyasi çirkinliğe dönüşmüş durumda. ABD, ‘Ben sana şunu, bunu yaparım demeye başladı ve hayatını kaybedenlere saygısızlık yapılıyor.
    Diyelim ki bu sene Senato’dan geçti. Sonra ne olacak? Moral yönünden bir tatsızlık gelecek belki. Ama bunun ötesinde başka hiçbir karşılığı olmayacak. Bu olaylardan hayatta kalan Ermeniler sigorta üstünden dava açmıştı ama o da ilerlemedi. Bunu tanıması Türkiye’den maddi bir şey götürmeyecek.”

     

    Etiketler:
    Recep Tayyip Erdoğan, F-35, S-400, Rusya, Tülin Daloğlu
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın