02:14 16 Temmuz 2019
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    Prof. Dr. Coşkun: İstismara karşı devlet örgütlü mücadele yapmalı

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Zafer Arapkirli
    0 20

    Türkiye’de çocuk istismarı neredeyse sıradan bir suç haline dönüştü. Prof. Dr. Ayşen Coşkun, Seyr-i Sabah programında bu korkunç suçun önüne geçilmesi için devletin tüm yapıları ve sivil toplumla birlikte örgütlü bir mücadeleye girmesi gerektiğini dile getirdi.

    Türkiye’de vakalar olduğunda hatırlanan ancak neredeyse sıradanlaşan çocuk istismarları korkutucu boyutlara ulaştı. Bu olaylar olduğunda devletin en yüksek kademeleri tarafından kınamalar gerçekleşiyor ama sorunun boyutlarının küçültülmesi için gerekli adımlar atılamıyor.

    Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Adli Psikiyatri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Ayşen Coşkun, Seyr-i Sabah programında bu sorunun ortadan kaldırılabilmesi için atılması gereken adımları anlattı. Coşkun, bunun sadece bir ceza sistemiyle değil, çocukların eğitilmesiyle, bu vaka sonrasında aile ve çocuğa yapılan terapilerle; devletin tüm ilgili kurumları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla el ele verilerek gösterilecek örgütlü çabalarla engellenebileceğini, etkilerinin azaltılabileceğini dile getirdi:

    ‘GENİŞ AİLE KORUMUYORMUŞ, SAKLIYORMUŞ, DIŞARI YANSITMIYORMUŞ’

    “Gerçekten çok zor konuşulan bir konu. Görünür olduğunda zorlanıyoruz. Buz dağının görünen kısmıyla karşı karşıyayız. Daha çok çocuk ihmal ve istismarı olarak adlandırıyoruz. Çocuğa zarar verecek her tür davranışı içine alan temel bir kavram. Ben yıllar önce yurt dışı toplantılarda bizim ülkemiz çocuğa değer verir, çocuğu geniş ailede koruruz, boşanma oranlarımız düşük, madde bağımlılığı yok derdim. Ama meslek hayatım bana gösterdi ki bizde eskiden de varmış. Geniş aile korumuyormuş, geniş aile saklıyormuş, dışarı yansıtmıyormuş. Biz her gördüğümüz cinsel istismar vakasında aileyle konuştuğumuzda niye bu konuşuluyor ki küçükken bana da yaptılar diyordu. Biz sustuk bu da sussaydı keşke, aile namusumuzu beş paralık etti diyorlar. Biz o çocuğu suçluyoruz neden söylüyor diye. Bu geçmişte de vardı ama bugün daha iyi bir yerdeyiz, en azından konuşabiliyoruz.

    Açığa çıktıktan sonraki durumlar çok zor. Bu çocuğumuz açısından bakınca çok küçük bir çocuk. Kendisi bunu çok korkutucu dehşet verici ve can yakıcı bir olay olarak algılayacak. Ama bu iş böyle bitmeyecek. İlerde bu işin cinsel boyutunu kavrayınca farklı bir yere gelecek. Çok ciddi destek verilmesi gerekiyor. Benim önerim sosyal çevre değişimi yapılması. Bunlar hep konuşuluyor. Çocuk büyüse de devam ediyor. Çok iyi sosyal çalışma yapılması gerekiyor. Çok disiplinli bir yaklaşıma ihtiyaç var koruma açısından da ruhsal etkilerini azaltma açısından da.

    ‘ÇOCUKLARI KORUMA MERKEZLERİNE ÖDENEK YOK’

    Bu mekanizmalar tamamen yok diyemeyeceğim. 15 yıl öncesine göre daha iyi konumdayız ama yeterli değil. Yönetimler ve devlet bakımından maddi ve örgütlenme açısından bu tür kuruluşlara destek yok. STK’lar önemli rol oynuyor. Ama burada devlet yapısı içinde sistematik bir örgütlenme olmalı. Üniversitelerde açılan çocuk koruma merkezleri var ama bunlara ödenek ayrılmıyor. Küçük bir iki odada işinizi yapın mantığıyla bakılıyor. Bu merkez üniversite içinde en gelişmiş merkez olmalı. Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Adalet Bakanlığı gibi multidisipliner merkezler açılmalı. Bunların koruma sistemlerine destek vermesi gerekiyor. Şu anda sadece ifade alınıyor. Biz sadece ceza kısmıyla ilgileniyoruz, korumaya çok bakmıyoruz.

    Çocuk izlem merkezlerinin olduğu yerlerde çocuklar kolluk ve polis tarafından değerlendirmeye alınmıyor, direkt eğitimli uzmanlara götürülüyor. Ama Türkiye’nin her yeri için bu söz konusu değil. Mesela Kocaeli’nde merkezdeki 4 ilçede bu uzmanlık devreye giriyor. Ama biraz kırsala, ilçelere gidince, bu olaya hiç vakıf olmayan, yaklaşımıyla bunu örtecek görevlilerle yüz yüze kalıyorlar. Siz ancak bu çocuğumuz gibi ciddi fiziksel sorunla karşı karşıya kalanları görüyorsunuz. Yüzde 80 vakalarda fiziksel iz yoktur. Bazı savcılarımız kovuşturma gereği bile görmüyor. Genellemeye gitmemek gerekiyor. Bazıları gerçekten olması gerektiği gibi davranabiliyor ama bazıları da çocuğa tekrar tekrar travma yaşatacak yöntemler kullanıyor ne yazık ki.

    ‘9 YAŞINDAKİ ÇOCUK EVLENEBİLİR DEYİNCE BU OLAYLAR BAŞLIYOR’

    Bir insanın neden çocukları istismar ettiğine yönelik tek yönlü bir izah olduğunu düşünmüyorum. Çok boyut var. İstismarda koruyucu olmamız gerekiyor. Cinsel istismara uğramış kişiler erişkin olduğunda istismara eğilimli oluyorlar. Bu bir zincirdir. Tedavi olmazsa sonuç olarak ilerde aynı görmüş olduğu davranış kalıbını yetişkin olduğunda kendinden küçüklere uygulayacak. Neden çocuk? Çünkü çocuk savunmasız, sessiz ve daha kolay ulaşılabilir bir yapıya sahip. Bir takım şeyleri devlet adamlarının da ciddiye alması gerekiyor. Biz 9 yaşındaki çocuk evlenebilir dersek, daha anatomik gelişmesini tamamlamamış bir çocuğu cinsel obje olarak gösterirsek o zaman bu çocuğa tasallut olunuyor. Bu toplum normlarına uyuyor.

    Çocuk kendini korumayı öğrenecek. Onlara bunu erken yaştan itibaren öğretmemiz lazım. İyi ve kötü dokunmayı anlatacak çok iyi materyaller var, kimler ona yanaşabilir, kimler dokunabilir. Sürekli hazırlanıyor bunlar. Çocuklar aptal değiller. Çocuğun etrafında iyi insanlar varsa, anlatılanlar onu örselemez. Her yaştaki çocuğa onun yaşına göre anlatmak lazım ki kendini kapatmasın, korkmasın. Dünyayı güvensiz bir ortam gibi anlamaması lazım. Bu olaylar olduğunda aşırıya kaçan şeyler anlatılabiliyor çocuklara.”

    İlgili konular:

    Küçükçekmece'deki çocuk istismarıyla ilgili gözaltına alınanlardan 2'si serbest bırakıldı, 6'sı sınır dışı edildi
    Etiketler:
    çocuk tacizi, Türkiye, Sivil toplum örgütleri, çocuk istismarı, Cinsel taciz
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın