07:46 22 Eylül 2019
Canlı Yayın
    Seyr-i sabah

    CHP’li Cihaner: 43 kişi ne yaptı da sandık sonuçları etkilendi?

    Seyr-i Sabah
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 24
    Abone ol

    CHP Parti Meclisi (PM) Üyesi İlhan Cihaner, Seyr-i Sabah programında bugün Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) açıklaması beklenen kararlarıyla ilgili görüşlerini yansıttı. FETÖ ile ilişkilendirilen sandık kurulunda görevli 43 kişinin sonuçları etkileyecek ne yaptığının söylenmediğini dile getiren Cihaner, “43 kişi ne yaptı da sandık sonuçları etkilendi?” dedi.

    YSK
    © AA / Doğukan Keskinkılıç
    1 Nisan’ın ardından suların bir türlü durulmadığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi tartışmalarında gözler YSK’nın vereceği kararlarda.

    Yapılan itirazlar ve oyların önce geçersizler ardından tümü olmak üzere sayılmasına rağmen AK Parti bu kez de 43 kişinin FETÖ ile ilişkili olduğunu, 2 kişinin ByLock kullandığını, 41 kişinin ise Bank Asya’dan para yatırdığının ortaya çıktığını belirtti.

    CHP PM Üyesi İlhan Cihaner, Seyr-i Sabah programında, bu 43 kişinin seçim sonuçlarını etkileyecek ne yaptığının söylenmediğini, 220 bin sandık görevlisinin bulunduğu seçimleri geçersiz hale getirecek ne yaptıklarının dile getirilmediğini vurguladı. Cihaner, YSK’nın hukuken bu itirazları reddetmesi gerektiğini söyledi:

    ‘TÜRKİYE’DE HUKUK SİSTEMİ TARTIŞILIR HALE GETİRİLDİ’

    Türkiye’de öteden beri hakim kararlarında işler yolunda değildi. Ama AK Parti’nin 2010 yılından sonraki pratikleri ve FETÖ ile mücadele ediyoruz adı altında yürüttüğü yargı pratiği dünya ve Türkiye tarihinde yargı kararlarını tartışılır hale getirdi. Hadi dedikleri gibi aldatıldılar. Türkiye’nin yargı sürecinde yaşadığı travmalar dünyada eşi benzeri görülmemiş sorunlar. Ama en büyük sorun, bunun sorumlularının bununla baş etmek için fırsatları harcayıp tam tersi yeniden kendilerine bağlı başka bir yargı inşa etmeye çalışmaları. Toplumun tamamını, bundan rahatsız olan kesimleri yanlarına alıp doğru bir yargı inşa yöntemi oluştursalardı beki bu sorunlar yaşanmazdı.

    FETÖ’cü yapılanma döneminde de aynı sorunlar vardı: Yargı kimseden emir almamalı. Siyasi iktidarların belli boyutlarda ilişkisi olabilir ama siz bağımlılık ilişkisinden ziyade kime bağımlı olması üstünden yapıyı kurarsanız bugün yaşadığınız sorunu yaşarsınız. Seçimle ilgili günlerdir yaşadığımız sorunlar da böyle ortaya çıktı. YSK, yüksek yargıçlardan Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluşur. Bunların seçilmesi sebebi de mesleki güvenceye sahip olmaları. Bağımsızlık ve tarafsızlık konusunda üzerlerinde etki olmayacağı varsayılıyor. Ayrıca siyasi partilerin de temsilcileri var. Onlar oy kullanamıyor ama siyasi partilerin görüşlerini dillendiriyorlar. Anayasa çerçevesinde kurulmuş bu kurumdan beklenen şey tarafsız bağımsız karar vermeleri.

    Son zamanlarda belli bir süreyle seçildikleri halde, zaten seçilenlerin yüksek yargıç olması sıfatları olduğu halde ilginç bir şekilde görev süreleri uzatıldı. Bu yasayla yapıldı. Üstelik Anayasa’da seçim kanunlarında yapılan değişiklikle kendilerinden sonra bir yıl içinde uygulanmayacak dendiği halde YSK devam etti. Bu ciddi anlamda şüphe uyandırdı. Seçim süresi doluyorsa o YSK üyesi yerine birisi seçilir. Maç devam ederken oyunun değiştirilmemesini garanti eder bu bir yıllık süre. Partinin yapılacak seçime etki edecek düzenleme yapmasını engellemeye yöneliktir. Ama bunlar dinlenilmedi ve görev süreleri uzatıldı, YSK üyeleri başta başkan olmak üzere o şekilde görev yapıyor. Böyle bir YSK var, seçim sürecinde usulsüzlük ve eşitsizlikler var. Bunları üst üste koyunca böyle bir kurumdan çıkacak karar insanları tedirgin ediyor.

    ‘YSK’NIN BU İTİRAZLARI ÇOKTAN REDDETMESİ GEREKİYORDU’

    Bugün yapılacakları iki düzlemde değerlendirmemiz lazım. Biri hukuk. Bu tartışmayı yaparken şu tedirginliği yaşıyorum: Seçimi iptal etmesiyle itirazları reddetmesi sanki aynı tartışılabilirlik düzeyindeymiş gibi gösteriyorlar. YSK’nın şimdiye kadar çoktan bu itirazları reddetmesi gerekiyordu. YSK’ya yapılan itirazların delillerinin gösterilmesi gerekirdi. Ya da seçim mevzuatına göre delillerin hangi resmi mercide olduğunun gösterilmesi lazım. Deliller torbada bir açıp yeniden sayalım diye bir itiraz olmaz. Bu da çok basit bir gerekçeye dayanır: İlk andan son ana kadar tüm süreçlerde siyasi partilerin katılımı vardır. Bir şeyler oldu ama bunun ne olduğunu siz araştırın diyemezsiniz. Bugüne kadar yapılan itirazların tamamı çürütüldü. En son 43 sandık kurulu görevlisinin FETÖ bağı olduğu iddia edildi.

    Kesinlikle gidin herkesin kapısını çalıp bunları denetleyin diyemez. Bir suç iddiası olabilir. Birtakım kişilerin müdahalesi söz konusu olabilir. Ama seçim sürecinin mantık ve kuralları seçim yasalarıyla belirlenmiştir. Bu verilere AK Parti nasıl ulaşıyor? Ben talepte bulunsam: Bu sandık kurulu üyelerinin içinde kaçının IŞİD ve PKK ile ilgisi vardır… Ben bunlara ulaşabiliyor muyum? Baştan beri eşitsiz kurulan yapının göstergesidir bu. 220 bin kişiden 43’ünün ikisinde ByLock, 41’inde de Bank Asya hesabı olduğu söylendi. Peki bu kişiler sürece nasıl müdahale etti? Baştan beri ortaya koymaya çalıştıkları yolsuzluk iddialarında eksik olan şey bu. Bunlar ne yaptı da sandık sonucu etkilendi? Bununla ilgili tek bir iddia yok. Sandıktaki AKP’li üyelere rağmen ne yapmışlar? Sahte çetele mi düzenlenmiş? Eğer böyleyse oylar tekrar sayılınca bunlar neden ortaya çıkmamış? Bunları delillendirecek tek bir olgu bile ortaya çıkmadı. Somut olarak bir şeyi ortaya koysunlar hep birlikte mücadele edelim. Ama bugüne kadar tek bir gerekçe yok. Ortaya koydukları tek gerekçe bir şeyler oldu ama ne olduğun bilmiyoruz. Asıl sorun siyasi zemin. Bu tartışmalara güçlü bir siyasi zeminin eklenmesi gerekir. Bu iki zeminde tartışmanın yürütülmesi gerekir. Bu seçim kazanılmışsa buna rağmen aradaki oy farkının azlığından hareketle, huzur için seçim yenilensin denirse bundan sonraki seçimlerin de aynı şekilde iptal edilebileceği sinyalinin verilmesi söz konusu olacak. Kazananı sandık değil ben belirlerim anlamına gelir bu.

    ‘BUNDAN SONRA YAPILACAK SEÇİMLERİN İNANDIRICILIĞI OLMALI’

    Ben aktif boykot tavrının seçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Siyasi partiler kurumsal olarak buna karar vermeli. AKP sandıkla baş başa kalmalı. Bunun tartışılmasını bile ben sorunlu gördüm. Bunu bir alternatif gibi görmemeli halk. Ama tartışılması gereken aktif boykottur. Yurttaşların sandığa gitmemesi değil muhalefetin topyekûn sandığa gitmemesi için hareket edilmeli. Tüm iktidarın devlet olarak sahaya çıkıp baskıcı uygulamalarına rağmen büyükşehirlerin çoğunluğu muhalefetin eline geçmişse böyle bir gücün olduğu ortaya çıkmış durumda. Büyükşehirlerin hem nüfus hem de Türkiye’nin ürettiği katma değer olarak gözettiğimizde bunun etkili olacağını düşünüyorum. Aksi takdirde hiçbir seçimde iktidarın istemediği sonuç sandıktan çıkmayacaktır. Bu olağanüstü bir darbe olacağından bunlar parti meclisinde tartışılacaktır. Bundan sonra yapılacak seçimlerde muhalefetin inandırıcılığını da etkileyecektir.”

    İlgili konular:

    Muharrem İnce'den YSK'ya: Daha önceki seçimlerde ne karar verdiyseniz o kararı verin
    Etiketler:
    AK Parti, 31 Mart Yerel Seçimleri, FETÖ, Yüksek Seçim Kurulu, İlhan Cihaner
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın