Sayın sitemizin okuyucuları! Rusya’nın Sesi (RS FM) isminin değiştiğini ve yeni web sayfasına kavuştuğunu sizlere memnuniyetle bildiriyoruz. İsmimiz artık Sputnik Haber Ajansı ve Radyosu’dur. Tüm güncellemeleri, son haberleri ve yorumları http://tr.sputniknews.com sitesinden takip edebilirsiniz. Yer imlerinizi güncelleyin ve bizimle kalmaya devam edin!
7 Aralık 2014, 17:50

Kalbak-Taş’ın “resim galerileri”

Güney Sibirya’da bulunan Altay cumhuriyetinin yerlileri, dağların düşünmek ve hissetmek yeteneğinde olan taşlaşmış eski kahramanlar olduğuna inanıyor.

Onlar, iyi işler için insanı ödüllendirir, yaptıkları kötülükler için cezalandırırmış. Altaylılar binlerce yıl içinde dağlar ve tepelerinde yaşıyan ruhlara tapındılar. Dağ yamaçlarında tapınaklar kuruyor, büyü ayinleri yapıyor, kayalara anlamını cözebileceğimiz olası değil esrarengiz resimler çiziyordu.

Böyle Altay tapınaklarından biri İnya ve İodro köyleri arasındaki Kalbak-Taş bölgesinde bulunuyor. Bu yer, eski ressamların yaptıkları 3 bin küsür kaya resmiyle ün yapmış bulunuyor. İlk “grafitiler” burada daha Neolitikte: milattan önce VI-IV yüzyıllarda meydana geldi. Resimlerde uzak atalarımızın avladıkları ren, bizon ve başka hayvanların büyük figürleri çizilmişti.

Kalbak-Taş resimlerinin büyük kısmı Tunç çağına (m.ö. III-I bin yılları) ait. Resimlerin konuları önemli derecede genişledi: hayvanlardan başka, ressamlar anlaşılmayan sembollerle çevrili ve kolunda mızrak tutan askerleri, fantastik canavarların resimlerini çiziyor. Resimlerden birinde arabanın içinde oturan iki asker korkunç bir canavarla savaşıyor. Yardımlarına birkaç atlı koşuyor.

Başka bir resimde ise çok garip karakterleri görüyoruz: hayvan kuyruklu ve tuhaf başlıklı insanlar. Bunlar, dini ayin yapan şamanlar. Onların etrafında sınırsız güç sembolü olan boğalar toplanmış, biraz uzakta Altaylıların “kör-tütpa” dedikleri garip hayvan duruyor. Altay inançlarına göre, ölen ataların ruhları ile konuşmak isterken şaman transa giriyor, ruhu gövdesinden ayrılıyor ve yeraltısı dünyaya atılıyor. Ölüler dünyasının girişinde şamanın ruhunu kör-tütpa karşılıyor. Kör-tütpa şamanın ruhuna ölüler dünyasında gezmeye yardım ediyor, yolunu sapıtmış ruha sahip olmak istiyen sinsi kötü ruhlardan koruyor.

Kalbak-Taş’ın en son resimleri devrimizin ilk yüzyıllarına ait. Onların başlıca konusu av. Bazı resimler Rune eski Türk dilinin eşliğinde yapılmış. Bunlar büyü etkinliğinde söylenen kelimeler: avcılar ruhlardan zengin ganimet istermiş. Kutsal metinleri hakaret edilmekten korumak amacıyla, bir kaide olarak yazıtlar zor erişilir yerlde oyulurmuş.

Kalbak-Taş’taki birkaç resim bilim adamlarını şaşırttı ve başka “dünyalardan gelenleri takip eden avcıların” fantezilerini uyandırdı. Eski zamanların ressamları çağdaş uzay gemilerini uzaktan andıran tesisleri çizmişler. Tesisler, etrafında toplanan insan ve hayvan figürlerinden çok büyük. Ne yazık ki, zaman “uzay” resimlerinin çoğunu esirgememiş, bu yüzden detaylarını farketmek çok zor. “Füzelerden” birinin yukarı kesiminde “pilotlar kabinine” benzer bir şey, aşağı kesiminde ise “alev hamlelerini” görmek olası. Bu gerçekten de start yapmaya hazır olan uzay gemisi olmasın mı? Meraklılar, Kalbak-Taşlı ressamların Yeryüzünde bilinmeyen yabancı uygarlıklardan elçilerin gelmelerine tanık olmalarından emin. Bilim adamları ise şüphecilikle gülümsüyor, fakat kendi sonuçları çıkarmaya acele etmiyor.

Altay yerlileri dağlar ve ruhlara tapınma ayinlerine bugün bile devam ediyor. Halka barış ve refah dileği ile Kalbak-Taş’ın bitişiğindeki ağaçlara kutsal bantlar asıyor. Sonra ruhlardan hayır dua istiyerek taşlardan küçük piramitler kuruyor. Altaylılar dünyamızda her şeyin canlı olduğuna inanıyor. Yalnız dağların, anne-Toprağın, sonsuza mavi Gökyüzünün seslerine kulak vermek gerek.

Kalbak-Taş’ın kayalarında çizilen resimler bizlerle konuşuyor mu? Zamanla onları duyabilecek miyiz?

  •  
    Ve paylaş