07:53 23 Temmuz 2017
Ankara+ 31°C
İstanbul+ 21°C
Canlı Yayın
    TBMM Genel Kurulu

    4 eski bakan için kritik gün: AK Parti kararı önemli

    © Fotoğraf: AA
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    Yurdagül Şimşek
    0 15810

    Sputnik Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Yurdagül Şimşek, 4 eski bakanla ilgili bugün TBMM'de yapılacak Yüce Divan oylaması öncesi, başkentin nabzını tutan iki gazeteciye mikrofon uzattı.

    17/25 Aralık operasyonu sonrası 4 eski bakan Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar hakkında TBMM'de kurulan soruşturma komisyonu çalışmalarına bugün yapılacak Yüce Divan oylaması ile son noktayı koyacak. Bu nedenle gözler komisyonda, özellikle de komisyonun AK Partili üyelerin üzerinde olacak. AK Partili komisyon üyelerinin tavrı tartışılırken, konuyu Sputnik Haber Ajansına değerlendiren Türkiye Gazetesi Ankara Temsilcisi Nuri Elibol, Yüce Divan'a sevk kararının 'hukuki değil siyasi bir karar' olacağını savundu. Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Erdem Gül de, "Aklama yönünde oy kullanmaları halinde 'en büyük yolsuzluk ve rüşvet' iddiaları siyaseten AKP'yi ömür boyu takip etmeyi sürdürecek" dedi.

    HDP oylamada yok, AK Parti kararı önemli

    TBMM Soruşturma Komsiyonu'nda 9 AK Partili, 4 CHP'li, 1 MHP'li, 1 de HDP'li üye bulunuyor. Ancak HDP komisyondan çekildi, bu nedenle oylamalara katılmayacak. Yüce Divan'a sevk kararı ise oylamaya katılanların salt çoğunluğu ile alınabiliyor. 14 üyenin tamamının oylamaya katılması halinde eski bakanların Yüce Divan'a sevk edilmesi için en az 8'inin bu yönde oy kullanması gerekiyor. Muhalefetin 5 üyesinin Yüce Divan'a sevk yönünde oy kullanmasına kesin gözle bakılıyor. Bu nedenle tüm üyelerin katılması halinde Yüce Divan'a sevk kararının alınabilmesi için en az 3 AK Partili üyenin da muhalefet ile birlikte hareket etmesi gerekiyor.

    Kulisler hareketli

    AK Parti yönetiminin 'vicdanınıza göre hareket edin' dediği iddia edilen kritik oylamayla ilgili kulisler ise oldukça hareketli. Kulislerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 4 eski bakanın Yüce Divan'a sevk edilmemesini istediği, bu nedenle de Başbakan Ahmet Davutoğlu ile karşı karşıya geldiği iddia ediliyor. AK Parti'ye yakın gazete ve köşe yazarlarının olası bir Yüce Divan kararını 'tuzak', 'kaos', 'darbe girişiminin son perdesi' olarak nitelemesi, AK Partili milletvekillerini 'ikna girişimi' olarak da yorumlanıyor.

    Nihai karar Meclis Genel Kurulu'nun

    Komisyonda ister Yüce Divan'a sevk, isterse sevk etmeme kararı çıksın, nihai karar TBMM Genel Kurulu'nun olacak. İçtüzük gereği, soruşturma komisyonu raporu, Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde bastırılarak hakkında soruşturma açılması istenen bakana gönderilecek ve TBMM üyelerine dağıtılacak. Rapor, üyelere dağıtımından itibaren on gün içinde görüşülecek. Görüşmeler tamamlandıktan sonra komisyon raporu Genel Kurulca gizli oyla karara bağlanacak. Komisyonun Yüce Divan'a sevk etmeme yönündeki raporlarının reddi, ancak, Yüce Divan'a sevke dair verilen ve sevk kararının hangi ceza hükmüne dayanacağını gösteren bir önergenin kabulüyle mümkün olacak. Yüce Divan'a sevk kararı ancak üye tamsayısının salt çoğunluğu ile yani en az 276 milletvekilinin oyu ile alınabilecek. Soruşturma Komisyon raporunun Genel Kurul'daki görüşmelerinin ise en geç Ocak ayı sonuna kadar yapılması bekleniyor.

    Genel Kurul'da fire endişesi

    Kulislerde Komisyon'dan bir Yüce Divan kararının çıkması beklenmezken, Genel Kurul'da yapılacak oylamayla ilgili ise endişeler var. Gizli yapılacak oylamada bazı AK Partili vekillerin, 'Yüce Divan'a gidip aklansınlar' görüşünden hareket ile Yüce Divan'a sevk yönünde oy kullanabilecekleri de konuşuluyor. AK Parti yönetiminin ise oylamada fire verilmemesi için çalışmalarını yoğunlaştırdığı belirtiliyor.

    "Yüce Divan kararı hukuki değil, siyasi olur"

    Türkiye Gazetesi Ankara Temsilcisi Nuri Elibol, Sputnik Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, Meclis Soruşturma Komisyonu'nda ne kararın çıkacağını çok kestiremediğini vurgularken, bugüne kadar yapılan Yüce Divan yargılamalarının çok hukuki pozisyonlarla yapılmadığını gördüğünü söyledi. Elibol, Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi'nin yargının üstünde üst denetçi bir kurum olmadığını belirtti. 4 eski bakanın suçlandığı konuların, iddiaların neredeyse tamamının çocuklarıyla ilgili olduğunu kaydeden Elibol, tüm bu iddialarla ilgili yargıda soruşturma başlatıldığını ifade etti. Elibol, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Bu iddialar incelendi mahkemeye taşındı, mahkeme kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Buna itiraz da bir üst mahkeme tarafından reddedildi. Sayın bakanlara yönelik şu anda mahkemeye taşınan ithamların dışında iddialar yok, benzer iddiaların bu sefer yüksek yargıya veya Yüce Divan'a taşınmasını hukuki amaçlı bir girişim olarak görmüyorum. Daha çok siyasi amaçlı. Yani 17/25 Aralık operasyonlarını yapanların, 'biz bunu yargıda çözemedik, yargıda yeteri kadar inandırıcı, tatmin edeci delil sunamadık, onun için yargı bunları reddetti, acaba bu kararı yüksek mahkeme yoluyla Yüce Divan yoluyla Anayasa Mahkemesi yoluyla bunu tekrar açabilir miyiz', yani yolsuzluk bahanesiyle yürütülen o darbe girişimlerini yüce mahkeme yoluyla devam ettirme girişimi olarak görüyorum. Yoksa 'eğer bu insanların suçları varsa yargıdan kaçıralım' diye bakmıyorum. Bunun da toplum vicdanında yargılandığını düşünüyorum. Düşünün bu iddialar ortaya atıldıktan sonra Türkiye'de bir yerel seçim, bir de genel seçim oldu. Genel seçim dediğim Cumhurbaşkanlığı seçimini kastediyorum. Eğer bu siyasi operasyonlar, sayın Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarına yönelik operasyonlarsa ki, ben öyle görüyorum, bu operasyonun toplum vicdanında bir karşılığının olmadığını gördük. Seçim sonuçlarına baktığımda bunu görüyorum. Siyasi sonucu yok, toplum karşılığında bir meşruiyeti yok, bu insanlar toplumun karşısına gittiler, millet de tekrar bu insanlara oy verdi. İkincisi yargı açısından da meşruiyeti yok, çünkü yargı bunları inceledi ve kovuşturmaya yer olmadığı kararına vardı. Hala bunu tekrar tekrar zorlayıp, acaba bir şey çıkarabilirmiyizin çabasını safiyane bir hukuki soruştur olarak görmediğim için, yüce mahkeme safhasının tamamen Haziran seçimlerine yönelik bir siyasi mühendislik olduğunu düşünüyorum."

    "Yüce Divan'a gitmelerine taraftar değilim"

    Elibol, 4 eski bakanın büyük bir ihtimalle Haziran seçimlerinde aday olmayacaklarını ifade ederek, "Dokunulmazlıkları da sona eriyor. Yargı tekrar bunları muhakeme etmek istiyorsa dokunulmazlıkları kalktığında tekrar edebilir. Yüksek mahkemenin bir yılda aldığı kararlar, sayın Mahkeme Başkanı'nın (Haşim Kılıç) açıklamaları, yüce mahkeme üzerinde yapılan bir takım operasyonlar, bana bu davanın çok hukuki olmadığını, bir proje olduğunu gösteriyor. 17/25 Aralık projesinin bir devamı olduğuna inandığım için Yüce Divan'a gitmelerini istemiyorum. Yüce Divan'a gitmelerinden bir sonuç çıkacağını düşünmüyorum. İki üç yıl devam edecektir ve bu süre boyunca, bunun üzerinden AK Parti'nin boynuna bir yolsuzluk etiketi takıp sürekli bunu gündemde tutma çabası olarak değerlendirdiğim için, gitmelerine taraftar değilim" diye konuştu.

    "Aklama çıkarsa iddialar ömür boyu AKP'yi takip eder"

    Siyaseti yakından izleyen Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Erdem Gül de, Sputnik Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, Meclis Soruşturma Komisyonu'nda AK Partili üyelerin Yüce Divan'a sevk etmeme yönünde oy kullanmalarını beklediklerini ifade ederek şunları söyledi:

    "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'gömleğimizi çıkardık' sözleri nedeniyle, AKP'nin milli görüşçü bir parti olmadığı hep söylense de aslında iktidar uygulamaları da göstermiştir ki, AKP tam anlamıyla bir milli görüş partisidir. Milli Görüş'ün geçmişte yolsuzluklarla ilgili en büyük sınavı Refahyol döneminde koalisyon ortağı olan DYP'nin lideri Tansu Çiller hakkındaki soruşturmada yaşanmıştır. Dönemin Refah Partisi muhalefetteyken, Çiller hakkında başta malvarlığı olmak üzere çok sayıda iddiayla ilgili verdiği önergelerle soruşturma komisyonları kurdurmuştur. Ancak Refahyol iktidarını Çiller ile birlikte kurunca, ortağını parti yönetiminin talimatıyla Meclis'te aklamıştır. O dönem parti içinde bazı Refah Partili komisyon üyeleri de içlerine sinmediğini söyleye söyleye Çiller'in aklanması yönünde oy kullanmışlardır. Daha sonra iktidardan düştüklerinde yapılan iç değerlendirmelerde Refah Partililer bu durumu çok çarpıcı olarak, 'Bizi enişte yaktı (Özer Çiller)' diyerek ifade etmişlerdir. Bu tespitle, temiz siyaset anlayışının Milli Görüş açısından iktidar uğruna büyük bir yara aldığı eleştirisi parti içinde açıkça dile getirilmiştir. Bugünkü oylama da en az o dönem kadar kritik bir öneme sahiptir. Aklama yönünde oy kullanmaları halinde, 'en büyük yolsuzluk ve rüşvet' iddiaları siyaseten AKP'yi ömür boyu takip etmeyi sürdürecek. Ne yazık ki, son gelişmeler ve kulise sızan bilgiler, komisyona partili üyeler aracılığıyla bir müdahale olduğu ve kararın aklama yönünde çıkacağını gösteriyor. Ama komisyonda aklama yönünde karar çıksa bile Meclis'in hala genel kurul aşamasında yolsuzlukları saptayarak Yüce Divan'a gönderme kararı verip, bu sınavı başarıyla verme yetkisi vermesi elindedir."

    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın