13:57 18 Ekim 2017
Ankara+ 21°C
İstanbul+ 24°C
Canlı Yayın
    Ukrayna-Kiev

    Ankara, Obama'nın ‘Ukrayna itirafını' nasıl değerlendiriyor?

    © Sputnik/ Andrey Stenin
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    Yurdagül Şimşek
    Ukrayna krizi (264)
    0 417 0 0

    TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Berat Çonkar, ABD Başkanı Barack Obama'nın , Kiev'de yaşanan iktidar değişiminde rol oynadıklarını yönelik açıklamalarını Sputnik Haber Ajansı'na değerlendirdi. Çonkar, " Ukrayna'da yaşanan hadiselerin, sadece ülkenin kendi iç dinamikleriyle açıklanması saflık olur" dedi.

    Aynı zamanda Türk-Rus Toplumsal Forumu Eş Başkanı olan TBMM Dışişleri Komisyon Başkanı Ahmet Berat Çonkar'ın Sputnik Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Yurdagül Şimşek'in sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

    "ABD'NİN HEDEFİNİN BİLİNCİNDEYİZ"

    - ABD Başkanı Obama'nın Ukrayna'da iktidarın değişmesinde rol oynadıklarına yönelik açıklamalarını nasıl değerlendirirsiniz?

    TBMM Dışişleri Komisyon Başkanı Çonkar,  Sputnik Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Yurdagül Şimşek’in sorularına yanıtladı.
    © Fotoğraf: ahmetberatconkar.com
    TBMM Dışişleri Komisyon Başkanı Çonkar, Sputnik Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Yurdagül Şimşek’in sorularına yanıtladı.

    ABD'nin tabi ki, Ukrayna'nın AB ve NATO'ya entegre edilmesi konusunda bir hedef gözettiğinin bilincindeyiz. Bu çerçevede de yıllardır süren bir çabayı devam ettirdiğini takip ettik. Fakat son dönemde Ukrayna'nın hem Rusya ile ilişkilerini tamir ederek yakın işbirliği geliştirip hem de Avrupa'yla bir dengeli siyaset gütmesi, Batı ittifakı ve ABD tarafından yetersiz bulundu. Ukrayna'da yaşanan hadiselerin, sadece ülkenin kendi iç dinamikleriyle açıklanması saflık olur. Burada ABD Başkanı'nın eğer ifadeleri net bir şekilde bu rejim ve yönetim değişikliğinin arkasında rol aldık şeklindeyse, bu bizlerin tahmin ettiği gibi dış faktörlerin, büyük güçlerin, Ukrayna'da yönetimlerin kendi istedikleri şekle dönüştürme hedefiyle ciddi bir rol aldıklarının kanıtı olur.

    "ÖRTÜLÜ YA DA AÇIKTAN YÖNETİM DEĞİŞTİRME AMAÇLI HAMLELER…"

    Ben Türkiye'den baktığım zaman gerek Latin Amerika'da daha önce yaşanan darbe süreçleri, gerek İran'da yaşanan süreçler açısından bakıldığında gerekse de renkli devrimler, Gezi olayları tarzı Türkiye'de yaşanan süreçlerin hepsi bir değerlendirildiğinde bu uluslararası güçlerin, güçlü devletlerin, bunun içerisinde tabi ki Amerika'da olabilir, bu noktada örtülü veya açıktan ülkelerde yönetimleri değiştirme amaçlı hamleler yaptığını görüyoruz.

    "RUSYA TEDBİR ALMAK DURUMUNDA KALIYOR"

    Tabi gerek Rusya gerekse bu tarz durumlara muhatap olan diğer ülkeler de, kendi milli menfaatleri doğrultusunda ülkelerinin güvenliği ve esenliği için tedbirlerini alarak bu noktada politikalarını uygulamak durumunda kalıyorlar.  Maalesef ki, dünyada iç içe geçmiş çok karmaşık ilişkiler var, her şey medyada bizlerin önüne sunulduğu gibi gelişmiyor, arka planda olan pek çok kapalı faaliyetin farklı unsurlar üzerinden, farklı etki alanları üzerinden gerçekleştirildiğini buradan anlayabiliriz.

    HOŞNUT OLMADIKLARI ÜLKE YÖNETİMLERİNE KARŞI GİRİŞİMLER OLABİLİR

    - Washington'un Yunanistan ve Türkiye'de de benzer girişimlerde bulunacağı şeklinde bir endişeniz var mı?

    Burada tabi doğrudan Washington'u suçlamak veya hedefe koymak belki doğru olmayabilir. Ama uluslararası belli güç odakların ve belli ülkelerin istihbarat kuruluşlarını da yanlarına alarak, onları da yönlendirerek Türkiye'de de veya kendilerinin hoşnut olmadıkları ülke yönetimlerine karşı elbette ki belli çabaların gelişme ihtimali olabilir. Geçmişte tarihte nasıl olmuşsa, günümüzde de bu tür girişimler ortaya çıkabilir. Türkiye'de yaşanan 1980 darbesi, 60 darbesi, diğer askeri müdahalelerin de dış faktörlerden bağımsız bir şekilde olduğunu düşünmek saflık olur. NATO üyesi bir ülke olan Türkiye'nin bu kadar kritik bir süreç yaşarken, ABD'nin veya farklı güç odaklarının bu tarz yönetim değişiklikleri özellikle askeri darbeler açısından farklı boyutta etkileri olduğu noktasında pek çok emare mevcut.

    "DİKKATLİ OLMAK ZORUNDAYIZ"

    Bu açıdan biz Türkiye olarak elbette ki, ABD ile de Rusya'yla da Avrupa'daki diğer devletlerle de ikili ilişkilerimizi siyasi düzeyde geliştirmek ve iyi düzeyde tutmak isterken, bu ülkeleri etki altına almak isteyen bir takım güç odaklarının veya kapalı operasyonlar yapabilecek istihbarat içerisinde yapılanan bir takım yapıların bu ilişkileri bozacak şekilde operasyonlara girmeleri noktasında dikkatli olmak durumundayız. Bu ülkelerle daha sağlam, sağlıklı ilişkiler kurarak karanlık odakların ve bu tarz entrikalara ve komplolara giren odakların devre dışı bırakılması konusunda işbirliği geliştirme hedefinde hareket etme düşüncesindeyiz.

    "TÜRKİYE'NİN UKRAYNA POLİTİKASI ÖZGÜN BİR POLİTİKADIR"

    - Türkiye, Ukrayna meselesinde Batılı müttefikleri ile aynı pozisyonu savundu. Sizce bu doğru bir karar mı, Türkiye'nin Ukrayna politikasında bir değişiklik olabilir mi?

    Burada tabi aynıdır şeklinde ifade etmek çok doğru olmaz. Türkiye'nin sonuçta özgün bir politikası vardır. Avrupa'nın, ABD'nin Rusya'ya karşı uyguladığı ambargolara Türkiye katılmadı. Bu politikamızda ciddi bir farklılık da olduğunu da gösteriyor. Ama biz Ukrayna'nın toprak bütünlüğü konusunda özellikle Kırım'ın ilhakıyla ilgili meselelerde bir prensipten hareket ederek Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü vurgulayan bir politikayı özellikle ortaya koyduk. Bunun yanında ise Rusya ile diyalog kanallarının kapatılmaması gerektiğini, ambargoların genellikle çok iyi neticeler vermediğini, bu ülkelerin halklarını cezalandırıcı etkileri bulunduğunu, anlaşmazlıkların diyalogla, görüşmelerle ve karşılıklı empatiyle yürütülmesi gerektiğini biz ortaya koyduk. Yani biz Batı'daki bir takım devletler gibi Ukrayna'da yaşanan hadiseleri sadece Ukrayna içindeki dinamiklerle biz açıklamadık. Burada dış faktörlerin, yanlış yönlendirmelerin, bir takım aşırı uçların Ukrayna'da etkili olduğunu, bunların doğru şeyler olmadığını, bu ülkeyi karıştırmanın yanlış sonuçlar vereceğini biz öngördük ve buna göre de Türkiye aslında daha aklı selim bir politika ortaya koydu. Ukrayna'ya da Rusya'ya da bu noktada telkinlerde bulundu. Ama maalesef Avrupa'nın ve bir takım şahin kanadın diyelim aşırı uçların arkasına gitmesiyle ve bir anlamda darbe gerçekleştirmesiyle bu süreç kontrolden çıktı. Rusya'dan da tabi aşırı bir reaksiyon, beklenmedik derece yüksek bir reaksiyon geldi, Batı'nın beklemediği seviyede güçle bir reaksiyon geldi. Süreç maalesef ki, hepimizi üzen, pek çok insanın hayatını kaybettiği, pek çok insanın mülteci konumuna geldiği, sıkıntılı bir sürece gitti. Biz halen de Türkiye olarak buralarda Batı ile Rusya arasında bir güç mücadelesinden bir gerginliğin çıkmasını, iç savaşın daha farklı bölgelere yayılmasını bir tehdit ve tehlike olarak görüyoruz ve Rusya ile diyalog kanallarının kullanılarak, karşılıklı anlayış içerisinde bir denge içinde çözüme gidilmesini düşünüyoruz.

    "ÇİPRAS KIBRIS'TA ÇÖZÜM ANLAYIŞINA YAKIN "

    - Yunanistan Başbakanı Alexis Çipras ilk ziyaretini Güney Kıbrıs'a yaptı ve Kıbrıs sorununa yönelik mesajlar da verdi. Bu ziyaret ve mesajları nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Kıbrıs sorunun çözümünde Yunanistan'ın, hükümetinin politikası çok önemli ve etkili, belirleyici olacaktır. Bugüne kadar maalesef ki biz o kararlılığı Yunanistan'dan şimdiye kadar göremedik. Ama yeni hükümetin, farklı bir gelenekten gelen, farklı bir siyasi anlayışından gelen bir hükümet olarak aslında bu konun her iki halkın faydasına bir şekilde çözümlenebilecek anlayışa yakın olduğunu düşünüyorum. Bu noktada Yunanistan'ın yeni hükümetin hem Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hem Kıbrıs Rum yönetiminin istifadesine olacak, avantajına olacak, Türkiye ve Yunanistan'ın da daha yakınlaşmasına ve kaynaşmasına vesile olacak bir anlayışa doğru evrileceğini ümit ediyorum. Buna inanıyorum. Çünkü bu ülkeler Türkiye ve Yunanistan, KKTC ve Kıbrıs Rum yönetimi ortak bir havzayı paylaşıyorlar, pek çok ortaklaşabileceğimiz alan var. Halklarımızın, toplumlarımızın faydasına çok büyük işbirliği alanları yaratabiliriz. O yüzden bizim işbirliğimiz önünde engel oluşturan, bir takım suni meseleleri aşarak ve bir takım büyük güçlerin oyunlarını bozarak, biz kendi bölgemizde bir işbirliği alanı yaratma politikası üzerinde hareket etmeliyiz. Yunanistan ile üst düzey işbirliği konseyimiz var aynı Rusya ile olduğu gibi. Bu çok büyük bir avantaj. İki ülkenin yakınlaşması ve ortak kabine toplantıları üzerinden pek çok konuda adım atabilme şansı, ekonomik, siyasi, kültürel pek çok açıdan, bir de biz bunun yanına Kıbrıs'ta pozitif bir ivme kazandırabilirsek ve çözüme doğru bir ilerleyiş sağlanırsa, bu istikrarsızlığın yaşandığı, Ortadoğu, Kafkasya, Ukrayna bütün bu bölgeye bakıldığında bu kadar sıkıntının yaşandığı bir bölgede çok güzel bir istikrar ve işbirliği fırsatı doğar. Bundan Yunanistan'da, Türkiye'de, Kıbrıs Rumları da Kıbrıs Türkleri de kazançlı çıkar. Biz bunun üzerinde bence ısrar etmeliyiz, yeni Yunan hükümetiyle de pozitif işbirliği konusunda teşvik edici adımlar atmalıyız.

    Konu:
    Ukrayna krizi (264)

    İlgili konular:

    Obama'nın ‘Ukrayna itirafı' ne anlama geliyor?
    "Ukrayna'da halkı hesaba katan yok"
    'Ukrayna ordusu, saldırılarda NATO ülkelerine ait silahlar kullanıyor'
    'Ukrayna'daki iktidar değişimi neo-conların işi olabilir'
    'Batı, Doğu Ukrayna'daki sivillere saldırılara karşı sessiz kalmamalı'
    Etiketler:
    AB, NATO, AK Parti, Barack Obama, Ahmet Berat Çonkar, Rusya, Ukrayna, Doğu Avrupa
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın