14:13 29 Mayıs 2020
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    Türkiye, 25. Dönem Parlamentosu'nun belirleneceği seçimler için sandık başına gidecek. 20 partinin gireceği seçimlerde, 165 bağımsız aday da milletvekili olmak için yarışacak. Siyasi parti ve adayların geçirdiği yoğun propaganda sürecinin ardından son sözü halk sandıkta söyleyecek.

    Siyasi gözlemcilere göre, seçimin kaderini son günlere kadar bekleyen kararsızlar belirleyecek. 7 Haziran aynı zamanda partiler açısından yeni siyasi gelişmelere ve sürprizlere gebe bir seçim de olacak.

    SEÇİME GİREN PARTİLER

    Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararına göre seçimde 20 siyasi parti yarışacak. AK Parti, Anadolu Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi, CHP, DP, DSP, Halkın Kurtuluş Partisi, HDP, Komünist Parti, MHP, Millet Partisi, Saadet Partisi ve Vatan Partisi 85 seçim çevresinde; Hak ve Özgürlükler Partisi 75 seçim çevresinde, Merkez Parti 73 seçim çevresinde, LDP 58 seçim çevresinde, DYP ve Yurt Partisi 56 seçim çevresinde, Toplumsal Uzlaşma, Reform ve Kalkınma Partisi 55 seçim çevresinde; Hak ve Adalet Partisi 43 seçim çevresinde seçime katılıyor. BBP ise seçimlerde ittifak yaptığı Saadet Partisi çatısı altında yarışacak.

    MEYDANLAR HAREKETLİYDİ

    Partiler açısından 7 Haziran seçimleri için süreç milletvekili aday listelerinin belirlenmesi ile başladı. 7 Nisan'da aday listelerinin Yüksek Seçim Kurulu'na sunulması ile birlikte de propaganda çalışmalarına hız verildi. Seçim beyannamelerinin açıklanmasının ardından da meydanlar hareketlendi.  Liderler bazı günlere 3-4 miting sığdırdı.

    LİDERLERİN MİTİNG KARNESİ

    Miting maratonunu 25 Nisan'da Erzurum'da başlatan AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, bugün Antalya ve Konya mitingleri ile seçim kampanyasını bitirdi. Davutoğlu, seçim sürecinde 81 ilde miting yaptı.

    Seçim kampanyasına 26 Nisan'da Edirne'den başlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise seçim süreci boyunca 78 miting yaptı.  CHP lideri Kılıçdaroğlu seçim kampanyasının son gününü ise İstanbul'a ayırdı.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 6 Mayıs'ta Çankırı'da başlattığı seçim kampanyasını 4 Haziran'da Osmaniye ve Adana'da yaptığı mitingleriyle bitirdi. Bahçeli seçim sürecinde 54 mitingde halk ile buluştu.

    Seçim çalışmaları kapsamında HDP ise Eş Başkanlarından Selahattin Demirtaş, 38 ve Figen Yüksekdağ 28 olmak üzere toplam 66 miting yaptı. HDP'nin Demirtaş'ın katılımıyla dün gerçekleştirmeyi planladığı miting ise patlama nedeniyle yapılamadı.

    Liderler kampanya sürecinde ayrıca yurtdışı seçmenlerin oyları için başta Almanya ve Belçika olmak üzere Türklerin yoğun yaşadığı ülkelerde de toplantılar gerçekleştirdi.

    7 HAZİRAN SEÇİMLERİNİN İLKLERİ

    7 Haziran seçimleri bazı ilklere de sahne oldu. Daha önce seçimlere bağımsız adaylarla girerek 23. ve 24. dönemlerde parlamentoda temsil edilme imkanı bulan Kürt siyasi hareketinin önemli partisi HDP, 7 Haziran seçimlerine parti olarak katıldı.

    Murat Özçelik
    © AA / Özge Elif Kızıl
    HDP'nin yüzde 10'luk seçim barajını aşıp aşamayacağı bu seçimin en çok merak edilen konusu oldu. Öyle ki, Türkiye'ye gelen yabancı heyetlerin de gündeminde hep HDP vardı. Özellikle AB'den gelen heyetler yaptıkları tüm görüşmelerde, HDP'nin barajı aşması ya da aşamaması halinde Türkiye'deki olası gelişmeler konusunda nabız yokladı.

    14 Ağustos 2001'de Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında kurulan ve 2002 seçimlerinden bu yıla kadar da tek başına iktidar olan AK Parti, 7 Haziran seçimlerine tüzüğünde yer alan 'üç dönem' kuralı nedeniyle kadrolarının büyük bölümünü yenileyerek girdi.

    AK PARTİ İLK DEFA TEK FAVORİ OLARAK GÖSTERİLMEDİ

    2002 yılından bu yana yapılan tüm seçimleri kazanan ve tek başına iktidar olan AK Parti ilk defa siyasi gözlemciler tarafından seçimin tek favorisi olarak gösterilmedi.
    Seçim simülasyonları HDP'nin barajı aşıp aşamayacağına göre yapıldı ve uzun bir aradan sonra Türkiye'de koalisyon olasılıkları konuşuldu. Bir partinin tek başına iktidar olsa dahi anayasayı değiştirecek çoğunluğa ulaşamayacağı görüşleri dile getirildi.

    CUMHURBAŞKANI'NIN HALKA HİTAPLARI YSK'LIK OLDU

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın seçim sürecinde yurt gezilerine çıkarak 30'a yakın ilde  'toplu açılış' ve 'vatandaşlarla buluşma' adında halka hitap etmesi, muhalefete yüklenerek isim vermeden kurucusu olduğu AK Parti'ye ve başkanlık sistemine destek istemesi ise 7 Haziran seçimlerinin ilkleri arasında yer aldı. Belki de ilk kez YSK'ya muhalefet partileri tarafından Cumhurbaşkanı için çok sayıda başvurular yapıldı. Ancak YSK'dan muhalefetin istediği yönde kararlar çıkmadı.

    SEÇİM SÜRECİNE DAMGA VURAN TARTIŞMALAR

    7 Haziran seçim sürecinin ana gündemini Cumhurbaşkanı ve HDP oluştursa da döneme damgasını vuran başka tartışmalar da yaşandı. Seçimlerin öne çıkan tartışmalarından bazıları şöyle oldu:

    Diyanet, makam aracı ve çerez parası: Diyanet İşleri Başkanlığı ilk defa bir seçimde siyasi tartışmaların odağındaydı. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in yeni makam aracı, eleştiriler üzerine bu aracı iade etme kararı alması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Görmez'e zırhlı mercedes tahsis etmesi siyasi polemik yarattı. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in makam araçlarına ödenen meblağı  'çerez parası' olarak nitelemesi de bu konudaki tartışmaları alevlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kürtçe Kur'an ile meydanlara çıkması, HDP'nin Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kaldırma vaadi de 7 Haziran'ın tartışmalı konuları arasında yer aldı.

    Kaynak nerede?: Başta CHP, MHP ve HDP olmak üzere muhalefet partilerinin emeklilere ikramiye ve asgari ücretin yükseltilmesi gibi ekonomik vaatleri  'kaynak nerede' sorularına neden oldu. Seçim süreci boyunca hem Cumhurbaşkanı hem de hükümet ile muhalefet arasında kaynak tartışmaları yaşandı. Bunun üzerine muhalefet ise başta Cumhurbaşkanlığı Sarayı olmak üzere AK Parti hükümeti döneminde yapılan bazı harcamaları gündeme getirdi.

    Medya, anketler:  Çözüm süreci, paralel yapı ile mücadelenin hiç gündemden düşmediği seçim sürecinde Cumhurbaşkanı ve hükümetin Doğan Medya Grubu ile yaşadığı tartışma, New York Times'in Türkiye ile ilgili yazısı ve Erdoğan'ın bu gazeteye yönelik eleştirileri de 7 Haziran sürecinin çok konuşulan konuları arasındaydı. Hemen her seçimde olduğu gibi kamuoyu anketleri de bu seçimin de tartışmaları arasındaydı.  Seçim süreci boyunca 'Anketlerle algı mı yaratılıyor' sorusuna yanıt arandı.

    Seçim güvenliği ve elektrik kesintisi: Özellikle muhalefet tarafından gündem de tutulan bir başka konu ise seçim güvenliği oldu. Seçim günü elektrik kesintisi olabileceğini iddia eden muhalefetten sık sık 'Sandıklara sahip çıkın' çağrısı geldi. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, böyle bir durum karşısında CHP'lilerden elektrikler gelene kadar seçim sandıklarının üzerlerinde oturmalarını isterken; MHP lideri Bahçeli de sandıkları 'kurt bakışı' ile koruyacaklarını söyledi.

    Saldırı ve baskılar: Seçim sürecinde, adaylara, siyasi parti binalarına, seçim bürolarına ve araçlarına yapılan saldırılar korkuttu. Özellikle Adana ve Mersin'de HDP binalarına yapılan bombalı saldırı, HDP ile HÜDAPAR'lılar arasında çıkan kavgada iki kişinin hayatını kaybetmesi, Bingöl'de HDP'nin seçim otobüsünün şoförünün öldürülmesi, HDP'nin Erzurum mitinginde yaşanan gerilim ve dün HDP'nin Diyarbakır mitingindeki patlama  süreçte öne çıkan olaylar oldu. İktidar partisi AK Parti ise özellikle Doğu ve Güneydoğu'da PKK'nın baskı ile seçmeni HDP'ye oy vermeye zorladığını dile getirdi.

    MİT TIR'ları: Seçim sürecinin son günlerinde Cumhuriyet Gazetesi tarafından yayınlanan MİT TIR'larıyla mühimmat taşındığına ilişkin görüntüler seçim sürecine damgasını vuran olayların arasında yer aldı. Cumhurbaşkanı ve Hükümet'in sert tepki gösterdiği haber ve görüntüler uluslararası kamuoyunda da büyük yankı uyandırdı.

    Seçim polemikleri: Siyasi parti ve liderler arasında sert polemiklere de sahne olan seçim sürecinde en çok AK Parti ve HDP karşı karşıya geldi. HDP Eş Başkanı Demirtaş'ın canlı yayında saz çalıp türkü söylemesi, akıllarda en çok kalan görüntüleri arasında yer aldı. Öyle ki Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Partililer 'pop star' diyerek Demirtaş'a yüklendi.  Altın kaplamalı klozet tartışmaları da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın CHP lideri Kılıçdaroğlu'na tazminat davası açmasına neden oldu.

    MÜDERİSSOĞLU: AK PARTİ'NİN AÇIK ARA LİDERLİĞİNDEN KUŞKU YOKTU

    Bu arada seçim sürecini ve 8 Haziran'da oluşacak tabloyu siyasi kulisleri yakından takip eden gazetelerin Ankara Temsilcileri Sputnik'e değerlendirdi.

    Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderissoğlu, kampanya döneminin halkın nabzının farklı attığı anlara sahne olduğunu vurgulayarak, "15 aya sığan üçüncü seçim nedeni ile başlangıçta, 'seçmen yorgunluğu' hakimdi. Bu tabloya 'kararsızlıkla karışık tepkisellik' de eklendi. Son düzlükte ise hava daha az bulutlu. 'İstikrar içinde iktidara mesaj' diyebileceğimiz bir görünüm söz konusu" dedi.

    Seçim yarışının ilk günden itibaren birinci parti olan AK Parti ile dördüncü parti HDP arasında geçtiğini kaydeden Müderrisoğlu, "AK Parti'nin açık ara liderliğinden kuşku yoktu lakin HDP üzerinden kurulan parçalı koalisyon ile 'tek başına iktidarı sarsma projesi' iyi işletildi. Sade vatandaşı yeniden hareketlendiren ve sağduyu çizgisinde buluşturan da bu oldu" diye konuştu.

    'SİYASİ BARAJIN AŞILMASI İÇİN ZİHNİ BARAJIN AŞILMASI GEREK'

    Seçmenin en çok zorlandığı yönün, iktidar partisi ile muhalefetin söylem çeşitliliğinde gizlilik olduğunu kaydeden Müderrisoğlu, şunları dile getirdi: "İktidar, 'Onlar konuşur, AK Parti yapar' derken, ülkeyi yönetme sorumluluğu içinde popülizme kaymamaya çalıştı. Ülkenin kaderini değiştirecek 'Yeni Anayasa' gerekliliğini ise topluma pek mal edemedi. Muhalefet alışılmış 'değerler siyasetini' terk ederek yıllar sonra ilk kez 'somut vaatlerle' sahne aldı. Seçmeni bir nebze etkilemeyi de başardı. Ancak sadece birkaç aya sığdırılmış sözlerin parıltısı ile eski eylemlerinin karaltısı arasındaki çelişkiyi gideremedi. HDP, 'Doğu'da silahla, Batı'da sazla' çizdiği iki karakterli siyasetle hayli mevzi kazandı. Şimdi kritik eşikte… Siyasi barajın aşılması için zihni barajın aşılması gerekiyor ve bu çok zor."

    Müderrisoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'halka buluşması'nın  da seçim arifesinde oldukça ezber bozduğunu vurgulayarak, "Halkın seçtiği, seçilmek için yine halka gidecek Cumhurbaşkanı'nın meydanlara çıkmasına artık alışmak gerekiyor. Cumhurbaşkanı hele Erdoğan gibi bir Cumhurbaşkanı, ülkenin kazanımlarının heba olmasına kayıtsız kalmayacaktır" dedi.  En önemli hususun yeni anayasa olduğunu da kaydeden Müderrisoğlu, parlamenter sistem, siyasi partiler ve seçim yasaları ile bugünkü kamu yönetimi tarzının miadını doldurduğunu söyledi.

    Müderrisoğlu, "Koalisyon tıkanıklığına yatkın bir sistem yerine; barajsız, çok sesli, şeffaf, hesap verebilir, denetlenebilir Başkanlık Sistemi er ya da geç gündeme girecek. Devlet, düne kadar nasıl millete rağmen yönetilemediyse bugün de zirvedeki isimlerin kişisel ilişkilerine endekslenerek yönetilemez" dedi.
    Müderrisoğlu, Türkiye'nin, kutuplaşma tuzağından kurtulmaya, siyasetin dilini yumuşatmaya çok ama çok ihtiyacı olduğunu da vurguladı.

    DEMİRTAŞ: AKP İKTİDAR OLARAK ÇIKSA DA ESKİ GÜCÜNDEN UZAKLAŞIR

    Hürriyet Daily News Ankara Temsilcisi Serkan Demirtaş ise 2014'te yapılan 30 Mart yerel seçimleri ve 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından yarın gerçekleşecek olan 7 Haziran seçimlerinin Türkiye'yi son iki senedir meşgul eden '3 seçim sürecinin' son halkasını oluşturduğuna dikkat çekti.

    Demirtaş, "Normal koşullarda 2019'a kadar seçim olmayacağından hareket eden tüm siyasi partiler bütün güçleriyle seçim sürecine asıldılar ve son dönemin en yoğun seçim kampanyalarından birine imza attılar" dedi.

    Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ancak seçim sürecini geçmişten farklı kılan iki önemli gelişme oldu: Birincisi HDP'nin, yüzde 10 barajına rağmen seçime parti olarak katılması, diğeri ise ilk defa bir cumhurbaşkanının bir siyasi parti lehine sahalara inmesi ve seçim mitingleri düzenlemesi oldu.  HDP, bu seçim aracılığıyla Türkiye partisi olma yolunda önemli bir adım attı ve kamuoyu araştırmaları yanılmazsa yüzde 10 barajını geçerek Meclis'e güçlü bir şekilde girecek. HDP açısından tarihi başarı olarak sayılabilecek bu gelişme, hem Çözüm Süreci'nin geleceğini yakından ilgilendirecek hem de AKP'nin Meclis'teki çoğunluk hesaplarını derinden etkileyecek. 2011 seçimlerinde oyunu yüzde 50 bandına taşıyan AKP'nin bu seçimde oylarının gözle görülür şekilde düşeceği tahmin ediliyor. Bazı kamuoyu araştırmalarına göre yüzde 40-42 bandına gerileyen AKP, HDP'nin barajı geçmesi durumunda hükümeti tek başına kurmakta bile zorlanabilir. Bu durum 2002'den bu yana tek başına iktidar avantajını yaşayan AKP'ye büyük bir darbe olarak görülebilir. İşte bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sahalara indiği, AK Parti genel başkanı olarak kampanyanın asıl sahibi Davutoğlu'nu gölgede bıraktığı kaydediliyor. Erdoğan'ın asıl amacının AKP'nin en az 330 milletvekili çıkarıp başkanlık sistemine geçiş için anayasa değişikliğini sağlaması olduğu dikkate alındığında ortaya çıkması olası sonucun Cumhurbaşkanı'nı tatmin etmesi çok mümkün görünmüyor.  CHP ve MHP'nin beklentilerin ışığında yüzde 25 ve yüzde 15 bandı üzerinde oy alacağı öngörüldüğünde, 8 Haziran sabahı yine 4 partili bir Meclise uyanacağımız söylenebilir. AKP, 4. seçimden de iktidar olarak çıkabilir ama eski gücünden hayli uzaklaşmış bir görüntü çizecektir. Barajı geçmesi durumunda 2015 seçimlerinin asıl kazananı HDP olacak gibi görünüyor."

    ÜNAL: AKP ZAYIFLAR, HDP BARAJI AŞAR, YENİ SEÇİM GÜNDEME GELEBİLİR

    Zaman Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Ünal, Türkiye'nin kısa sürede peşpeşe seçimler yaşadığını ifade ederek, "Kampanya döneminin diğer seçimlerden en önemli farkı Cumhurbaşkanı'nın direkt sahada olması. Cumhurbaşkanı doğrudan içinden çıktığı, kurucusu olduğu, doğal lideri olduğu partisi AK Part, için seçim çalışmaları yürütüyor, açılış adı altında. Herkes biliyor ki bunlar açılış falan değil siyasi miting. Zaten mesajları ortada, muhalefet partilerine Başbakan'dan daha esaslı cevaplar yetiştirmeye çalışıyor" diye konuştu.

    Bunun dışında siyasi partilerin bilinen daha önce tanık olunan bir seçim kampanyası yürüttüğünü kaydeden Ünal, birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncünün neredeyse belli olduğunu ve sıralamada çok fazla sürpriz beklemediğini söyledi.

    Asıl merak edilen konunun milletvekili sayıları, birinci çıkacak partinin tek başına hükümet kurup kuramayacağı olduğunu anlatan Ünal, normal şartlarda tek parti iktidarının istikrar, koalisyonların istikrarsızlık olarak görüldüğünü, ancak Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasal iklim ve şartlardan dolayı bu kez bu klasik siyaset kuralının bugüne uyarlanamadığını ifade etti. Ünal, "Yani tek parti hükümeti çıkarsa buradan istikrar çıkar diyemiyor hiç kimse. Belki daha büyük bir istikrarsızlık olacak koalisyondan" dedi.

    'ADALETSİZ BİR YARIŞ'

    8 Haziran sabahı oluşacak tablo için başta Cumhurbaşkanlığı ve TRT olmak üzere bütün devletin seferber olduğunu vurgulayan Ünal,  bu açıdan müthiş bir adaletsiz yarışın söz konusu olduğunu söyledi. Muhalefetin sesini duyuracağı mecranın çok sınırlı olduğunu, medyanın üzerinde inanılmaz bir iktidar baskısı olduğunu ifade eden Ünal, "Benim içinde bulunduğu grup, İpek grubu sürekli tehdit ve risk altında. Hürriyet gazetesi ve en son da Cumhuriyet gazetesi oraya dahil oldu. Yani muhalifseniz medya olarak normal faaliyetlerinizi yürütmekte zorlanıyorsunuz. Böyle olunca da muhalefetin mecraları tıkanıyor, televizyonları açıyoruz sürekli Cumhurbaşkanı sürekli Başbakan, aralarda da reklam arası gibi muhalefeti ancak duymak mümkün. Biraz espri olsun diye söylüyorum, bu şartlarda AK Parti yüzde 80'in altında oy alırsa başarısızdır. Yani herkesin bütün devletin, devlet kurumlarının her şeyi ile bütün unsurlarıyla seferber olduğu bir seçimde herhalde AK Parti'nin seçimi kazanmasından daha doğal bir şey olamaz. Birinci parti elbette olacak ama ben umduğunu bulacağını zannetmiyorum. Tek parti iktidarını biraz kolay görmüyorum, ibre aşağıya doğru. Bütün bu seferberliğe, bütün bu propaganda üstünlüğüne hatta kara propaganda gücüne rağmen daha dengeli bir tablo ortaya çıkacak" dedi.

    Bu seçimin belki sağlıklı hükümetler çıkarmayabileceğini, çok zayıf bir tek parti iktidarı çıkarabileceğini ifade eden Ünal, anayasa, anayasayı değiştirecek çoğunluk ve başkanlık sisteminin gündemden kalktığını söyledi.

    Ünal, "Ya zayıf bir tek parti iktidarı, kıl payı 276 rakamı yakalamış ya da koalisyon seçenekleri gündeme gelir 8 Haziran sabahı. Ben 7 Haziran seçimlerinin ortaya koyacağı tablonun çok uzun ömrü olmayacağını ki Ankara'da çok genel kanaattir, bu seçimin bir başka seçime gebe olduğu. Daha önceki seçimlerde bu tip değerlendirmeler yapılmazdı, şimdi yapılıyor ben de katılıyorum ona, bu seçim çok farklı siyasi gelişmelere, bunun başında da başka bir seçime gebe olduğunu sürprizlere gebe olduğunu ben de düşünenlerdenim" diye konuştu.

    AK Parti'nin giderek zayıflayacağını savunan Ünal, "Bir çınar ağacına benzetiyorum, evet karşıdan baktığınızda bir çınar ağacı var yine birinci parti ama çınar ağacına kurt girdi miydi, içi çürür ilk rüzgarda gider, ilk rüzgarda devrileceğini düşünüyorum. Belki bu seçimde yine birinci parti olabilir ama siyasal ömrünü yavaş yavaş tamamlamakta olduğunu düşünüyorum" dedi. HDP'nin barajı aşacağını da ifade eden Ünal, bunu sadece anketlerden değil şehrin bütün sokaklarına baktıklarında da gördüklerini belirtti.

    KARA: SONUÇLAR SÜRPRİZLERE GEBE

    Yeni Asya Gazetesi Ankara Temsilcisi Mehmet Kara da, seçim sürecinde yaşanan adaletsizliklere dikkat çekerek, "20 siyasi partinin katıldığı seçim kampanyalarında iki konuda adaletsizlik vardı. Birincisi seçimde sanki 4 parti yarışıyormuş gibi medyada yer aldı. İkincisi de, partilere yapılan hazine yardımı. Hazine yardımı alan partiler kampanyalarını sıkıntı çekmeden götürürken, almayanlar sıkıntı çektiler" dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçim sürecinde yurt gezilerine çıkmasını değerlendiren Kara, şunları söyledi: "Şüphesiz ki bu seçimin en dikkat çeken tarafı 'tarafsızım' diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın parti genel başkanları kadar miting yapması oldu.  'Toplu açılış'  ve seçim yasakları başladıktan sonra da 'halkla buluşmalar' adıyla yapılan mitingleri dikkate alındığında tarafsız olduğunu pek önlenemez. Hükümeti bir tek yerde eleştirmezken, özellikle CHP, MHP ve HDP'yi eleştirip, adeta yerden yere vurması bunun en büyük göstergesi. Yani, bir bakıma AKP ve HDP (eş başkan) iki koldan seçim kampanyalarını yürüttüler. Erdoğan'ın başkanlık sistemi değişikliğini sıkça vurgulamasına rağmen AKP dahil, diğer partilerden beklediği desteği alamaması dikkat çekti. Erdoğan'ın seçimi heyecansız bulmasının bir nedeni de bu olabilir. "

    Seçim sonuçlarının da 'sürprizlere gebe' gibi göründüğünü ifade eden Kara, "Bu seçimde kararsızların oranın büyük olması da bunu gösteriyor. HDP barajı aşarsa AKP'nin tek başına iktidar olması zor görülüyor. Aşmaması durumunda da Seçim Kanunu'nda yer alan yüzde 10'lük seçim barajı sebebiyle Meclis'teki dağılımda da adaletsizlik ortaya çıkacak. 2002 seçimlerinde yüzde 36 oy alan AKP'nin Meclis'te yüzde 65'le temsil edilmesi gibi bir durum ortaya çıkacak. Yani, bu seçim bir çok yönüyle ilkler seçimi oldu. Ve sürprizlere gebe bir seçim olacak gibi görünüyor" dedi.

    İlgili konular:

    Seçim günü neleri yapmak yasak?
    Seçim yayın yasakları başladı
    HDP seçim bildirgesini açıkladı: Öncelik kadınlar ve gençler
    Yıldız: Seçim güvenliği için herkes sağduyulu davranmalı
    HDP seçim aracına silahlı saldırı: 1 ölü
    Seçim öncesi kedilere uyarı: Trafolardan uzak durun
    Mardin'de AK Parti seçim bürosuna ses bombalı saldırı
    Bahçeli, MHP seçim beyannamesi ile meydanlara inecek
    Kürtçe seçim şarkısı, AK Parti'nin stratejisine uygun mu?
    MHP'nin seçim bildirgesi 3 Mayıs'ta açıklanacak
    Etiketler:
    Türkiye Genel Seçimleri 2015, Saadet Partisi, DSP, Komünist Parti, MHP, HDP, CHP, AK Parti, Kemal Kılıçdaroğlu, Ahmet Davutoğlu, Selahattin Demirtaş, Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın