08:57 18 Mayıs 2021
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 54
    Abone ol

    CHP lideri Kılıçdaroğlu, ABD ve Rusya'nın Suriye'de ateşkes konusunda anlaşmasını çok önemli bir gelişme olarak değerlendirerek, Türkiye'nin Suriye krizi karşısındaki tutumuna ilişkin "Siz Suriye’nin içişlerine doğrudan müdahale eder, bir tarafa doğrudan silah desteği verirseniz ve karşı tarafın çatışma zeminini hazırlarsanız" dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun BBC Türkçe'den Selin Girit'in sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

    Ankara saldırısının hemen akabinde hükümet, saldırganın PYD üyesi olduğuna işaret eden bilgiler, belgeler, kanıtlar olduğunu söyledi. Ancak daha sonra bu kişinin TAK isimli örgütün mensubu olduğu ortaya çıktı. Siz bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Saldırının TAK tarafından yapıldığına, PYD’yle bir ilgisi olmadığına ikna oldunuz mu? Yoksa PYD’yle ilgisi olduğu kanaatinde misiniz?

    Hükümetin biraz aceleci davrandığı kanısındayım ben. Daha sağlıklı verilere ulaşabilirdi. Ama bu verilere ulaşmadan böyle bir açıklama yapmış olması kaygı verici. Daha önemli olanıysa MİT’in hem örgütün adını vermesi, hem de eylem yerlerini vermesine karşın hükümetin farklı bir konseptte bir açıklama yapması doğru değil.

    Peki PYD-YPG’nin terör örgütü olduğunu düşünüyor musunuz?

    Eğer bir örgüt silahlı bir terör örgütüyle ilişkilerini hala sürdürüyorsa, onu terör örgütü olarak kabul etmek gerekiyor. Bir örgüt eğer gerçekten PKK terör örgütüyle arasına mesafe koyuyorsa, o örgütü kınıyorsa, biz terör örgütü değiliz diye net ve somut bir açıklama yapıyorsa elbette biz bu açıklamaya önem veririz.

    Bu bağlamda YPG mevzilerine, Suriye’de Azez kentindeki YPG mevzilerine düzenlenen topçu ateşleri söz konusu olmuştu. Sizin bu konudaki yaklaşımınız nedir? Meşru buluyor musunuz?

    Türkiye kendi güvenliğini sağlamak zorundadır. Her ülke kendi güvenliğini sağlar. Türkiye de o çerçevede hareket etmek zorundadır. Öteden beri Türkiye bir tampon bölgenin oluşmasını istedi. Çünkü çok sayıda mülteci var. Bu mültecilerin bir kısmının en azından güvenlikli bir bölgede bulundurulmaları gerekiyor. O açıdan bakıldığında hem mülteci konusunda hem de tampon bölge konusunda Türkiye’nin haklılığını vurgulamamız gerekiyor. Bu insanlar ne olacak? Avrupa’ya gitmek istiyorlar. Avrupalılar kabul etmiyor. Türkiye’de zaten 2.5 milyona yakın Suriyeli var. Arkasından yeni ekipler, yeni insanlar, mülteciler gelecek. Bütün bunlara nasıl bakılacak? Nasıl yapılacak? Bizim bütün kaygımız, eğer bir tampon bölge oluşturulabilseydi, güvenlikli bir bölge oluşturulabilseydi insanlar en azından Türkiye’ye gelmeyecekler, kendi topraklarında uluslararası kuruluşların, BM’nin, benzer kuruluşların da yardımıyla şu veya bu şekilde kendi ülkelerinde güvenlikli olarak yaşayabileceklerdi. En büyük arzumuz bu güvenlikli bölgenin kurulmuş olmasıydı.

    O zaman şu anda de facto sınırın diğer tarafında kurulan mülteci kamplarının ve Suriyelilerin o tarafta ağırlanıyor olmasının doğru bir politika olduğunu mu düşünüyorsunuz?

    Evet, doğru bir politika bu.

    Sizin geçmişte Suriyeli mültecilerle ilgili yaptığınız açıklamalar özellikle iktidar çevreleri tarafından tepki çekmişti. 1.5 milyon Suriyeliye kapıları açmak ihanettir gibi de bir açıklamanız olmuştu. Siz ne yapardınız? Kapıları kapalı mı tutardınız siz iktidarda olsaydınız?

    Hayır, hayır. Açıklamam şuydu: CHP iktidara geldiğinde —ki seçimler döneminde defalarca yaptım bu açıklamaları- Suriye’de öncelikle iç savaşı durduracağız, bu kesinlikle sona erecek, bunu ancak CHP olarak biz gerçekleştirebiliriz, sonra bizim ülkemizdeki Suriyelileri de kendi ülkelerine güvenlikli olarak göndereceğiz. Yaptığımız açıklama buydu. Hükümetin Suriye’nin içişlerine müdahale etmesini doğru bulmamıştım. Oradaki radikal gruplara silah desteği verilmesini asla ve asla doğru bulmamıştım.

    CHP iktidar olsa Suriye’deki iç savaşı nasıl bitirebilir?

    Eğer siz radikal grupların Türkiye üzerinden Suriye’ye geçmesine engel olursanız, onlara silah desteği vermezseniz, sonuçta bu insanlar bir süre sonra duracaklardır. Desteği kim veriyor? Türkiye üzerinden veriliyor. Nerede gidiyor IŞİD militanları? Pek çok ülkeden derlenip toparlanıyor ve Türkiye üzerinden o bölgeye gönderiliyor. Siz kendi ülkenizi bir geçiş güzergahı yaparsanız, Suriye’de bir iç çatışmayı engelleyemezsiniz. Ama bunu engellerseniz, ben geçişe izin vermeyeceğim derseniz, sınırlarınızı kontrol ederseniz, onlara silah desteği vermezseniz, onları alıp Türkiye’de eğitmek, Türkiye’de yönlendirmek gibi bir çabanın içine girmezseniz Suriye’deki savaş da elbette bir süre sonra duracaktır. Örneğin ABD ve Rusya anlaştılar ve bir ateşkes üzerinde bir mutabakat sağladılar. Bu çok önemli bir gelişme.

    Biz daha önce AKP hükümetine şu teklifi de yaptık. 2012-2013 yılında yaptık bu teklifi. Dedik ki Türkiye’de bir uluslararası Suriye konferansı toplayın, bu konferansa ABD’yi, Rusya’yı, Suriye’de çatışan tarafları, Arap Birliği’ni, AB’yi davet edin, bu sorun nasıl çözülür, oturup masaya yatırın. Sorunun çözümüne katkı verelim, kendimiz sorun olmayalım. Ama bu o zaman uygun görülmedi.

    Siz bu haftaki grup toplantısında mevcut ABD-Rusya anlaşmasından bahsederken "Türkiye’nin adı bile okunmuyor" dediniz? Nasıl bir rol üstlenmesini istiyorsunuz Türkiye’nin? Ayrıca bir taraftan Türkiye Suriye’ye müdahil olmamalı diyorsunuz, diğer taraftan adı bile okunmadı diyorsunuz. Bir çelişki yok mu?

    Çelişki yok. Şunun için çelişki yok. Biz Ortadoğu’da çıkacak sorunların çözümünde başvurulan ülke olmak istiyoruz. Biz hakem rolü üstlenmeliyiz. O ülkelerde sorun çıktığı zaman, bize başvurulursa sorunların nasıl çözüleceğine yönelik Türkiye’nin böyle bir gücü, birikimi vardı aslında. Hem tarihinden kaynaklanan, hem Ortadoğu’yu çok iyi bilen bir ülke olarak. Ama siz Suriye’nin içişlerine doğrudan müdahale eder, bir tarafa doğrudan silah desteği verirseniz ve karşı tarafın çatışma zeminini hazırlarsanız, biz bunu doğru bulmuyoruz. Dolayısıyla söylemlerimizde son derece dikkatliyiz ve tutarlıyız. Suriye’nin içişlerine müdahale edilmesin ama Suriye’de barışın olması için evrensel hukukun gereği neyse onların tamamı yapılabilmeli ve Türkiye bunlara destek vermeli. Türkiye doğrudan doğruya belli gruplara destek verdiği için Suriye’nin içinde, uluslararası alanda zemin kaybetmeye başladı. Bugün Ortadoğu’da Türkiye’nin bizim düşündüğümüz ağırlığı maalesef yok. Bakın Mısır’la, Irak’la, Suriye’yle sorunumuz var.

    Bir de Rusya'yla sorunlar var biliyorsunuz. AB Dış Politika Temsilcisi Federica Mogherini’nin bir açıklaması oldu. Rusya ile Türkiye arasında bir sıcak çatışma ihtimalinden, böyle bir endişe duyduğundan bahsetti. Siz böyle bir endişeyi paylaşıyor musunuz?

    Bir çatışmanın sonucunun felaket olduğunu hepimiz kabul etmeliyiz. Ortadoğu’da şu an bütün güçler orada. Bir güçlerin oradaki varlığı, Suriye’de barışın sağlanması üzerine inşa ediliyor. Eğer orada güçlerin çatışmasına yol açan bir tutum sergilenirse bu hem Türkiye hem de bölgeye olağanüstü zararlar verir. Bizim partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk diyor ki zorunlu olmadıkça savaş bir cinayettir. Ortada böyle bir zorunluluk yok. Tam tersine bütün ülkelerle biz barış içinde yaşamak isteriz.

    İlgili konular:

    CHP lideri Kılıçdaroğlu 4 yeni başdanışman atadı
    Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a: Diktatör bozuntusu, şeref senin için ne anlama geliyor?
    Kılıçdaroğlu'ndan Baykal'a tepki: AKP'ye can simidi oldu
    Kılıçdaroğlu: İçim acıyor gerçekten derinden acıyor
    Etiketler:
    TAK, MİT, YPG, PYD, BM, CHP, Selin Girit, Kemal Kılıçdaroğlu, Azez, Suriye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın