22:54 19 Ağustos 2019
Canlı Yayın
    3 akademisyen tutuklandı

    Barış bildirisine imza atan akademisyenlere tahliye

    © Fotoğraf : DHA
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    Elif Örnek
    0 10

    Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile Ankara Temsilcisi Erdem Gül'ün MİT TIR'ları davasının 3. duruşması ve 'Bu suça ortak olmayacağız' başlıklı bildiriyi imzaladıkları için tutuklanan akademisyenlerin davasının ilk duruşması bugün Çağlayan Adliyesi'nde görüldü. Mahkeme 4 akademisyenin tahliyesine karar verdi.

    MİT TIR'larının durdurulmasına ilişkin görüntü ve haber yayınladıkları gerekçesiyle haklarında dava açılan Dündar ve Gül'ün yargılandığı davanın üçüncü duruşması başladı. Barış İçin Akademisyenler bildirisine imza attıkları için tutuklanan akademisyenlerin ilk duruşması da aynı yerde, Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'nda görüldü.

    Duruşma öncesi açıklama yapan Can Dündar "Burada çok daha güçlüyüz. İki önemli damar Çağlayan önünde bir araya geldi" dedi.

    ​Dündar ve Gül'ün duruşmasında Savcı, davanın Selam Tevhid dosyası ile birleştirilmesini istedi.

    ​Mahkeme, dava ile Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nde görülen Selam Tevhid davasının birleştirme talebinin reddine karar verdi. Savcı, esas hakkındaki mutalaasını hazırlamak icin süre talep etti.

    ​Mahkemenin verdiği aradan sonra dava 6 Mayıs tarihine ertelendi. Duruşma saat 10.00'da başlayacak.

    AKADEMİSYENLER İLK KEZ HAKİM KARŞISINDA

    Barış için Akademisyenler İnisiyatifi'nin 'Bu suça ortak olmayacağız' başlıklı bildirisini imzaladıkları için tutuklanan dört akademisyen, Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda bugün ilk kez hakim karşısına çıktı.

    Haklarında 7.5 yıla kadar hapis cezası istenilen akademisyenlerden Doç. Dr. Kıvanç Ersoy, Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya, 15 Mart tarihinde tutuklanmıştı. O tarihte yurtdışında bulunduğu için ifadeye gidemeyen Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı ise Türkiye'ye döndü ve 31 Mart'ta tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

    DURUŞMAYI YABANCI DİPLOMATLAR DA İZLEDİ

    Yoğun kalabalık nedeniyle, duruşmayı takip etmek isteyen çok sayıda kişi salon dışında kaldı. Duruşmayı izlemek için İsveç Başkonsolosu Jens Odlandeir, Almanya Büyükelçilik temsilcisi Robert Dölger ve Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Petr Mares de adliyeye geldi.

    KAYA: SESSİZ KALMAYI ONURUMUZA YEDİREMEDİK

    Akademisyen Muzaffer Kaya'nın, sorgusunda "Bugün bizim nezdimizde barış isteme, düşünce ve ifade özgürlüğü yargılanıyor. Barış bildirisi imzaladığımız için 40 gündür tutukluyuz. Savcılık iddianameyi Vikipedia'daki yanlış bilgileri kullanarak hazırlamış. Barış bildirisinin kaleme alındığı günlerde AKP hükümeti 1990'ların güvenlik politikalarına keskin bir dönüş yapmıştı. Operasyonlarda yüzlerce sivil öldürüldü. Bu ülkenin akademisyenleri olarak sessiz kalmayı onurumuza yediremedik" dedi.

    ​Çözüm süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Kaya, Dolmabahçe mutabakatının devlet ve hükümet yetkilileriyle yapıldığını anımsattı.

    'BİLDİRİDE TERÖR ÖRGÜTÜ PROPAGANDASI YER ALMIYOR'

    Kaya, "Barış bildirisi için bize kızabilirsiniz. Ancak bu bildiride hiçbir şekilde terör örgütü propagandası yer almıyor. Söylemediğimiz şeyler nedeniyle yargılanmamız, hukuken mümkün değil. Olmayan bir şeyin olmadığını ispat etmeye çalışıyorum. İddianamedeki bir diğer sorun suç olmayan şeyleri suçmuş gibi göstermesi. Kamuoyu oluşturma çabası suç değildir. Birleşmiş Milletler'in gözlemci göndermesi için zemin hazırlamak diye bir suç olamaz" ifadelerini kullandı.

    MUNGAN: DEVLETİ BARIŞI SAĞLAMAYA ÇAĞIRMA HAKKIM VAR

    Boğaziçi Üniversitesi akademisyenlerinden Esra Mungan ise ifadesinde şunları söyledi:

    "Böyle bir iddianameyle insan nasıl tutuklanır. Bizlerin tutuklanmasıyla hedeflenen şey, ortamı susturmaktı. Ancak insanların desteğiyle, tam tersi gerçekleşti. Devleti ısrarla barışı sağlamaya çağırma hakkım var. Devlete hitap ettik çünkü yasal tek muhattabımız vardı. Devleti, o tekmeyle devrilen masaya tekrar oturmaya çağırdık. Kimseyi de övmüyoruz. Okuyan, düşünen biri olarak devleti eleştirme, sorgulama hakkım var.Bizim devletin parasını yediğimizden bahsedenler tam olarak ne yaptığımızı bilmiyorlar sanırım. Bir akademisyen olarak haftada 55, bazen 60 saat çalışıyorum."

    ERSOY: YİNE OLSA, YİNE İMZALARIZ

    Kıvanç Ersoy ise şunları söyledi:

    "Barışı savunduğumuz için tutuklandık. Barışı savunmak anayasal hak ve aydınlar olarak görevimiz. Hiçbirimiz pişman değiliz, yine olsa yine imza atarız. Anayasal hakların kullanımı suçmuş gibi gösteriliyor. Basın açıklaması yapmanın suç olduğunu düşünmek bile istemedim. Bildirimiz, ölümlere karşı yaşamı savunmaktır. Ölümlerin olmadığı bir ülkeyi savunmakla suçlanamayız. Bildiriye aydın sorumluluğuyla imza attım. İddinamede bize aydın denilmiş, bunu bir delil olarak kabul ederim. Bizler aydınsak, tanımı gereği bağımsız düşünceli oldugumuz kabul edilmeli. Yani aydınsak, birilerinden talimat almamız mümkün değildir. Devlete meydan okumak diye bir suç yoktur. Vatandaş siyasi otoriteyi eleştirebilir. Hakkımda 'kaçma şüphesi vardır' denilmesini hakaret kabul ederim."‘

    CAMCI: EZİLENDEN YANA OLMAK SUÇ DEĞİLDİR

    Meral Camcı da ifadesinde şu sözlere yer verdi:

    "İddianameye konu olan iki metin de benim savunmamdır. Ancak bu iki metin de iddianamede eksik ve tahrif edilmiş. Bu yargılamamın da tutukluluğumuzun da hiçbir hukuki yanı yok. Kimseden emir almadım, almam da. Biliminsanı aynı zamanda bir tanıktır sayın hakimler. Gerçeğin, hakikatin yüksek sesle dile getirilmesi de bu tanıklığın gereğidir. Kalıcı bir toplumsal barış istemek, ölümden değil barıştan yana tavır almaktır. Ezilenden yana olmak suç değildir.

    Üniversiteler her fırsatta hizaya çekilecek, muktedir söylemini sürekli tekrar edecek kurumlar değiller. Bu üniversiteleri de bu toprakları da sevme hakkımızı kimse elimizden alamaz. Üniversiteden atılabiliriz belki ama halka açık ders verme hakkımız elimizden alınamaz.

    SAVCI SANIKLARIN TAHLİYESİNİ TALEP ETTİ

    Savcı akademisyenlerin tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini ve davada suç TCK 301. madde kapsamına gireceği için Adalet Bakanlığı'ndan izin alınmasını talep etti. Verilen aranın ardından savcı kararını değiştirdi. Dosyanın geç gelmesi ihtimali bulunması nedeniyle, sanıkların tahliye edilmesini talep etti.

    Mahkeme, savcının TCK 301. maddeden yargılama yapılması için durdurma talebini kabul etti. Mahkeme, tutuklu 4 akademisyenin tahliyesine karar verdi. Davanın bir sonraki duruşması 27 Eylül 2016 tarihinde yapılacak.

    İlgili konular:

    Akademisyenler hakkındaki soruşturmada yetkisizlik kararı
    ‘Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi'nden 3 kişiye gözaltı
    Can Dündar: Basın özgürlüğü artık uluslararası bir sorun
    Can Dündar ve Erdem Gül davasında tutuksuz yargılama kararı
    Etiketler:
    Erdem Gül, Can Dündar, Çağlayan Adliyesi
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın