16:18 26 Eylül 2020
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 10
    Abone ol

    Suriye müdahalesinin Hatay’a etkilerini inceleyen ikinci rapor yayımlandı. Raporda, bir İçişleri Bakanlığı görevlisinin aktardığı önemli bilgiler yer alıyor.

    Savaşa Karşı Yaşam Hakkı Meclisi, Suriye müdahalesinin sınır kenti Hatay’daki etkileri üzerine ikinci raporunu yayımladı. ‘Suriye savaşının ve Türkiye’nin Suriye politikasının Hatay üzerindeki etkileri’ başlıklı rapor, Mart – Nisan 2016 tarihlerini kapsıyor.

    Cihatçılar dışında kimsenin güvende olmadığı tespiti yapılan raporda, fiili dokunulmazlık uygulandığı ileri sürülen IŞİD militanlarının eylem yapacakları yabancı ülkelere gönderildikleri, sığınmacıların cihatçı örgütlerin kucağına, kentin ise çatışmaya itildiği kaydediliyor. Türkiye’nin Yabancı Terörist Savaşçı (YTS) olarak kodladığı cihatçıları herhangi bir hukuki kovuşturma yürütmeden ve bu kişilerin YTS olduğu bilgisini saklı tutarak başka ülkelere gönderildiği iddiası da bir kez daha dile getiriliyor.

    BAKANLIK GÖREVLİSİ: CİHATÇILARIN DOKUNULMAZLIĞI VAR

    Raporda bir İçişleri Bakanlığı görevlisinin aktardığı bilgilere de yer veriliyor. Buna göre, IŞİD militanları ve diğer cihatçı gruplar genel olarak fiili bir dokunulmazlık ile korunuyor. Görevlinin aktardığı bilgiler şöyle:

    “Bir IŞİD üyesi yakalandığında, kolluk gücü bunu bilmesine rağmen hukuki kovuşturma başlatılmıyor. Yani YTS olarak geliyor ama belgeleme yok. Ana hedef bunlardan kurtulmak.  YTS’lerin ülkelerine geri gönderilmeleri riskliyse, mesela Rusya’dan geliyorsa bir başka ülkeye geri gönderiliyor. Rusya Federasyonu vatandaşı cihatçılar, mesela Çeçenler çoğunlukla Ukrayna’ya gönderiliyor. Ukrayna dışında kimileri de Malezya ve Ürdün’e gönderiliyor. Kimisine de imza karşılığı denetimli serbestlik verilmesi bile söz konusu olabiliyor.”

    Doğu Türkistanlı cihatçıların Türkiye Cumhuriyeti kimliği verilerek Kayseri’ye gönderildiğini belirten görevli, YTS’lerin transferinin MİT tarafından yürütüldüğünü ileri sürüyor.

    DEMİRHAN: FARKLI KAYNAKLAR BİRBİRİNİ DOĞRULUYOR

    Raporun koordinatörü Ali Ergin Demirhan, tek bir kişiden alınan bilginin yeterli olmadığını kabul etmekle birlikte, kaynağın işleyişe hakim olduğunun altını çizdi. Bakanlık görevlisinin aktardığı iddiaların, süreçle ve basına yansıyan haberlerle de uyumlu olduğuna dikkat çeken Demirhan, “Kaynağımızın aktardığına göre farklı kişiler görevlendiriliyor. Bazıları Valilikten emir alırken bazıları doğrudan MİT’ten alıyor. Kaynağımızın aktarımları Brüksel katliamında Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları ve Hollanda, Belçika makamlarının açıklamalarıyla örtüştü. Ve daha sonra geri gönderme merkezinde kalmış bir sığınmacının açıklamalarıyla da örtüştü. Bu anlamda birkaç kaynağın birbirini destekleyen ifadeleri var. MİT’in buradaki dahline dair bildiğimiz şey, sadece MİT’ten emir alan, oradaki kaçakların nereye gönderileceği konusunda MİT’ten emir alan çalışanlar var” dedi.

    KAYSERİ’YE GÖNDERİLEN CİHATÇILARLA İLGİLİ İDDİALAR

    Cihatçıların, vize sorunu yaşamayacakları bir başka ülkeye gönderildiklerini belirten Demirhan, Türki kökenli olanların ise genellikle Kayseri’ye gönderildiklerini söyledi. Kayseri’ye gönderilen bu cihatçılara vatandaşlık verildiğini aktaran Demirhan, henüz doğrulatamadıkları için raporda yer vermedikleri bir iddiaya göre, iyi Türkçe konuşamayan özel harekatçılara rastlandığını ve bu iki durum arasında bir bağ olabileceğini ifade etti.

    ‘SİVİLLER RUSYA VE SURİYE’NİN OPERASYONLARINA KARŞI KALKAN YAPILIYOR’

    Savaşa Karşı Yaşam Hakkı Meclisi, şubat ayında ‘geçici koruma kimlik belgesi’ bulunmayan Suriyelilerin sınır dışı edilmeye başladığını belirttiği çalışmasında, bu kişilerin El Kaide bağlantılı iki örgütün kucağına itildiğini belirtiyor. Buna göre, Cilvegözü’nden sınır dışı edilen göçmenleri, Suriye tarafındaki Bab el-Hava kapısını elinde tutan Ahrar’uş Şam ve bölgenin diğer hakim gücü El Nusra bekliyor.

    Kapının birkaç kilometre kuzeyinde, El Kaide bağlantılı bu iki örgütün kontrolündeki Atme kampı bulunuyor. Ankara yönetimi, İslamcı sivil toplum kuruluşlarının da aracılığıyla devlet olanaklarını bu kamp ve İdlib’e yakın diğer kamplar için seferber etmiş durumda. Yardım faaliyetlerinde başı çeken İHH, Türk Kızılayı tarafından destekleniyor. Raporda “Türkiye, savaştan kaçan Suriyelileri fiili durumlar yaratarak ülkeye kabul etmeyip Suriye içinde cihatçıların kontrolündeki bölgelerde tutmakta, böylece hem sığınmacı yükünün daha da ağırlaşmasını engellemekte hem de Suriyeli sivilleri Rusya ve Suriye ordularının tehdidi altındaki cihatçılara kalkan yapmaktadır” ifadelerine yer veriliyor.

    İHH’nın “Kim olursa olsun biz herhangi bir ayrım yapmıyoruz” şeklinde açıklama yaptığını söyleyen Demirhan, “Bu kampların bir kısmı, insani amaçlı kamplar değil. Sığınmacılara yardım adı altında tamamen denetimden uzak bu kamplarda Nusra bayrağı, Ahrar’uş Şam bayrağı dalgalanır, dönen dönem IŞİD bayrağı da görürsünüz. Atme kampı ya da Yamadi kampı, sınır bölgesine kurulmuş askeri eğitim kampları aynı zamanda. Ve bir tür tampon bölge politikası olarak ilgileniyor. Hatta burada insani bir duyarlılığın ötesinde, sorunun sınırın öteki tarafında tutulması ve bir müdahale gerekçesi oluşturulması bağlamında da işlevlendiriliyor. MİT’inden İHH’sına, Türkiye’nin kontrolünde ya da güdümlü cihatçı örgütlerin kontrolünde kamplarla orada fiili hakimiyet alanları kurmaya çalışılıyor” dedi.

    Demirhan, El Kaide bağlantılı grupların kontrolündeki kampın, insani kriz kullanılarak cihatçılara kalkan haline getirildiğini belirtti.

    İlgili konular:

    Haseke sakinleri: IŞİD Cipse'den kaçırdığı petrolü Türkiye'ye satıyordu
    IŞİD Türkiye sınırında ilerliyor, sınıra göç başladı
    'Türkiye IŞİD için üye toplama çalışmalarını etkinleştirdi'
    IŞİD'in turuncu tulumları Türkiye'den mi geliyor?
    Etiketler:
    İHH, MİT, Nusra Cephesi, IŞİD, Ali Ergin Demirhan, Hatay, Suriye, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın