16:50 19 Şubat 2020
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 10
    Abone ol

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD başkan adayı Hillary Clinton'ın 'Başkan olursam Suriye'de Kürtleri silahlandırmayı değerlendiririm' açıklamasına dair "Clinton'ın yaptığı açıklamayı çok talihsiz buluyorum. Bunu bir 'siyasi acemilik' olarak görüyorum. Bu hassasiyetlerin olduğu bir dönemde böyle bir adım atılamaz" dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen Hakim ve Cumhuriyet Savcısı Adayları Kura Töreni'ndeki konuşmasına, mesleğe kabul edilen ve bugün görev yerleri belli olacak hakim ve savcılara çalışmalarında başarılar dileyerek başladı.

    Hakim ve savcıları tebrik eden Erdoğan, kuraları çekilecek hakim ve savcıların Türkiye'nin tarihi günler yaşadığı bir dönemde hayati bir görev üstlendiklerini ifade etti.

    Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) ilk darbe teşebbüsü olmadığını belirterek, 15 Temmuz'un, örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri içinde gizlediği mensupları aracılığıyla başlattığı bir darbe teşebbüsü olduğunu dile getirdi.

    ‘İŞTE DEMOKRASİ BUDUR, İŞTE ONURLU MÜCADELE BUDUR'

    FETÖ'nün ilk hamlesini 17-25 Aralık'ta yargı ve emniyet teşkilatı içerisindeki elemanları aracılığıyla yaptığını anımsatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Tıpkı 15 Temmuz'da olduğu gibi 17-25 Aralık'ta da milletimizden aldığımız güçle, ülkemizin maruz kaldığı darbe girişimini başarısızlığa uğrattık. Üzgünüm, bu milletin vergileriyle, bu milletin alın teriyle, bu milletin gayretleriyle almış olduğu uçakları, helikopterleri, tankları, topları, silahlarıyla yine bu milletin evlatlarına, evet, bomba yağdırılması, kurşun sıkılmasıydı. Sevinçliyim, bu millet ne bu F16'lara ne bu helikopterlere ne bu tanklara, toplara, silahlara hiçbir şeye, daha önce apoletler görüldüğü zaman selam duranlar gibi durmadı, bütün yargı mensupları, bütün bu camia o akşam hepsi mesajlarını yayınlamak suretiyle, 'Yaptığınız bu eylem hukuka aykırıdır, Anayasa'ya aykırıdır, yargıya aykırıdır' demek suretiyle anında tutuklama operasyonlarını kolluk kuvvetleriyle başlattı. İşte mesele budur, milli iradenin tecellisi budur, işte bu tecellinin ayakları olarak yasama, yürütme, yargı o gece hepsi birleşti, kenetlendi, çünkü yasama organı da bombalar yağdırılırken neredeydi? Onlar da hemen parlamentoda yerlerini aldılar ve oradan haykırmaya başladılar. İşte demokrasi budur, işte onurlu mücadele budur, işte ikinci kurtuluş mücadelesi budur, siz bu mücadelenin yargı ayağını haysiyetli bir şekilde orada temsil ettiniz. Onun için sizleri tebrik ediyorum, onun için sizleri ayrıca kutluyorum."

    ‘YARGIDA VE EMNİYET TEŞKİLATINDA GEREKLİ OPERASYONLARI YAPMAMIŞ OLSAYDIK 15 TEMMUZ'UN RENGİ ÇOK DAHA FARKLI OLABİLİRDİ'

    Türkiye'nin 15 Temmuz gecesinin ardından bir kaos yaşamamışsa bunu, 17-25 Aralık darbe girişiminin önüne de geçilmesine borçlu olunduğunun altını çizen Erdoğan, "Şayet 17-25 Aralık girişiminin ardından yargıda ve emniyet teşkilatında gerekli operasyonları yapmamış, gerekli tedbirleri almamış olsaydık, 15 Temmuz'un rengi çok daha farklı olabilirdi. Milletimiz elbette bu ihanet çetesine teslim olmazdı ama darbenin bastırılması da bu kadar hızlı ve etkili gerçekleşmeyebilirdi. Hamdolsun, Rabbimin yardımı, milletimizin cesareti ve dirayeti sayesinde Türkiye 2. bir Kurtuluş Savaşı olarak gördüğümüz bu mücadeleden galip çıktı. 17-25 Aralık'ta ihanetin kaynağı olan yargı ve emniyet, 15 Temmuz'da milletimizle birlikte darbenin önüne geçilmesinde en çok hizmeti geçen kurumlar oldular" değerlendirmesinde bulundu.

    FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişiminin ardından büyük fedakarlıkla çalışan, darbe girişiminin hesabının hukuk devleti ilkesinden taviz verilmeden sorulmasını temin eden adalet teşkilatı mensuplarına şükranlarını ileten Erdoğan, atanacak yeni hakim ve savcılara şöyle seslendi:

    "İnşallah sizler de atanacağınız illerde bu kutlu mücadelede görev alacaksınız. Sizlerden beklentim, FETÖ başta olmak üzere milletimizin adalet beklediği her hususta hukuk çerçevesinde sadece vicdanınızın sesini dinleyerek karar vermenizdir. Anayasa'mızın 138. maddesi hakimlerin görevlerinde bağımsızlığının en önemli ifadesidir. 'Anayasa'ya, kanuna ve bunlara uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vereceklerini' ifade ediyor. Bir başka ifadeyle sizin şahsi inancınız, ideolojiniz, bağlılığınız ne olursa olsun kararlarınızı Anayasa'ya, kanun ve hukuk sınırları içinde vicdani kanaatinize göre vermeniz gerekiyor.

    ‘VİCDANININ YERİNE, FETÖ ÜYELERİNİN YAPTIĞI GİBİ BİR ÖRGÜTÜ, BİR ŞARLATANI İKAME EDERSENİZ ORADAN ADALET ÇIKMAZ'

    Bir şeyi özellikle ifade etmek istiyorum, 40 yıllık siyasi yaşamım içerisinde özellikle son 14 yıl, başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı dönemimde, vicdanının yerine, FETÖ üyelerinin yaptığı gibi bir örgütü, bir şarlatanı ikame ederseniz oradan adalet çıkmaz. Çok açık ve net söyleyeceğim, biz irademizi Hakk'a teslim etmek zorundayız, irademizi kalkıp da birilerine ipotek olarak verirsek yanarız. Böyle bir şey olamaz. Onun aklı, iradesi, ilmi varsa siz bu alanlarda bileceksiniz ki Allah'ın bana verdiği akıl var, bana verdiği irade var ve tahsil ettiğim benim bu alanda ilmim var. Öyleyse ben kendi irademle burada hükmedeceğim, kararımı vereceğim. 'Yok, şöyle durun bakalım, bir yer var oraya soralım da kararımızı ondan sonra verelim'… Böyle adalet olmaz."

    ‘15 TEMMUZ BİZE BÖYLE BİR İMKANI LÜTFETTİ'

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sebeple 10 binlerce insanın yandığını, 10-15 yıl hapishanelerde çürüyen vatandaşların olduğunu belirterek, "Şimdi bunların düzeltilme fırsatını yakaladık. İşte bunu iyi değerlendirmemiz lazım. Öyle olaylar vardır ki şer zannedersiniz onda hayır vardır. Öyleleri de vardır ki hayır zannedersiniz onda şer vardır. İşte 15 Temmuz bize böyle bir imkanı lütfetti" diye konuştu.

    ‘KUSURA BAKMAYIN MAĞDUR FİLAN YOK'

    Zaman zaman "Efendim, mağdurlar var" denildiğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

    "Kardeşlerim, kusura bakmayın mağdur filan yok. Niye yok? Bütün mesele yargı, kolluk kuvvetleriyle birlikte burada samimi davrandığı sürece burada mağdur yoktur. Ama samimi davranmıyorsa ilgili mercilere müracaatla nasıl hakları iade ediliyorsa onların da hakları kendilerine iade edilir. Burada bazı yanlışlar, hatalar olmuyor değil, o da olabilir, doğrudur. Fakat unutmayın ki benim 241 şehidimin hesabını kim verecek? Benim 2 bin 194 gazimin hesabını kim verecek? Onların aileleri mağdur değil mi, onlar mazlum değil mi, benim şurada, Özel Harekat'ta aslan gibi 56 yavrumun şehadetinin hesabını kim verecek? Sadece şu Külliye'nin etrafında 29 şehidimin hesabını kim verecek? 36 gazimin hesabını kim verecek? Kazan'da, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde şehit olan 39 şehidimin hesabını kim verecek?"

    ‘BİZ DEVLETİZ BE, BURASI ÇATLADIKAPI MUHTARLIĞI DEĞİL Kİ'

    Birilerinin hâlâ bir şeyler söylediğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Az önce değerli bakanım da ifade etti, şu makama gelenler şüphesiz ki hem bağımsız hem tarafsız olacak. Şimdi dünyadan bize akıl verenler var, 'Ama bu kadar ismi nasıl biliyorsunuz? Nereden biliyorsunuz? Nasıl oldu da bunları hemen anında toparladınız, apar topar bunları içeri aldınız?' Bana da söylüyorlar. Biz devletiz be. Burası Çatladıkapı Muhtarlığı değil ki, devletiz. Nerede kim var, ne yapıyor bunların hepsini eğer bir devlet bilmiyorsa, onun istihbaratı bunları bilmiyorsa… kusura bakmasınlar.

    ‘TÜRKİYE'DE ABD'DEN DAHA ÇOK TARAFSIZ VE BAĞIMSIZ YARGI VAR'

    Sen kalkacaksın ta Amerika'dan senin savcıların FETÖ vasıtasıyla Türkiye'ye getirilip burada yedirilecek, içirilecek, giydirilecek ondan sonra Amerika'ya tekrar dönecek, ondan sonra da bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını içeri girerken pat tutuklayıp alacaksın. 6 aydır orada hapiste tutacaksın, yargılayamayacaksın. Seninki tarafsızlık, bağımsızlık olacak, o kişiye karşı 'Onu niye hesaba çekmiyorsunuz' diye sorduğumuzda, o zaman da diyeceksin ki, 'Burada bağımsız yargı var, tarafsız yargı var'. Kusura bakma bizde senden daha çok tarafsız ve bağımsız yargı var."

    ‘TÜRKİYE'NİN GÜCÜNÜ BİLMESİ GEREK'

    Türkiye'nin gücünü bilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, "Eğer gücümüzü bilmezsek, kendimizi bilmezsek, kendimize inanmazsak, gücümüze inanmazsak kimse bu ülkeyi takdir etmez" diye konuştu.

    Erdoğan, bu yüzden hep beraber çok daha kararlı bir şekilde geleceğe yürüneceğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

    ABD'YE GÜLEN TEPKİSİ: NİYE VERMİYORSUN?

    "Bakın 17 yıl oldu, bu kişi orada duruyor. 85 koli dosya gitti hâlâ dosyalar gönderiliyor. Şimdi bakanımız arkadaşlarıyla gidecek. Bizden teröristleri istedikleri zaman kendilerine veriyoruz, ama onlar böyle bir teröristi bize vermiyor. Niye vermiyorsun? Neymiş, yargı varmış, mahkeme kararı olmadan veremezlermiş. Olabilir, peki. Gün ola harman ola. Aynı şey burada da olabilir. Bir şeyler istediğiniz zaman bu defa da biz, sizlere havale edeceğiz. Siz karar vermedikçe biz de vermeyeceğiz. Bundan sonra böyle. Hem stratejik müttefik olacağız hem de farklı şeyler konuşulacak. Olmaz böyle bir şey.

    ‘BURADA BİR SU KAÇAĞI VAR DEMEKTİR'

    Bu ülke, ülkendeki bir kişiyi terörist ilan etmişse vereceksin. Vermiyorsan burada bir su kaçağı var demektir. İşte şimdi bunlar devreye giriyor. Milletimizin FETÖ'ye ve benzer yapılara tepkisi, bu kesimlerin kendi örgüt çıkarlarını her şeyin üzerinde tutması yani diğer insanlara zulüm yapmasıdır."

    ‘BUNU İNGİLTERE YAPIYOR DA SEN NİYE YAPMIYORSUN? SEN DE YAP'

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Güvenlik Kurulu'nun kararıyla bir kişinin, bir terör örgütünün mensubu ilan edildiğinde, buna her ülkenin kulak kabartmasını istedi. Ülkelerin, "Böyle bir şey varsa bunun kayda değer bir yanı var" diyerek, yargı sürecini, isteyen ülkeye havale etmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şunları ifade etti:

    "Bunu İngiltere yapıyor da sen niye yapmıyorsun? Sen de yap. İngiltere'den istediğimiz bazı kişiler olmuştur ki vermiştir, başka ülkelerden istedik vermiştir. Bizden istedikleri zaman biz de o ülkeden, çünkü karşılıklı suçluların iadesi anlaşması olan bir ülkedir Amerika bizimle. Öyleyse gereğini yapması lazım ama yapmamıştır. Bu siyasi noktada ciddi bir sıkıntıdır.

    Birilerinin veya bir grubun çıkarı, menfaati için karar veren, şimdi içeriye dönüyorum, yargı mensubu, artık bu milletin ve bu devletin hakimi, savcısı olmaktan çıkmış demektir. İşte Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'muzun verdiği kararlar bunun ifadesidir. Onları artık buradan çıkmış gördükleri için bu kararlar verilmiştir."

    ‘HER BİRİNİN BİRER ADALET MEMBASI OLARAK GÖREV YAPACAĞINIZA İNANIYORUM'

    Erdoğan, bu şekilde davranan hakim ve savcıların adalet dağıtamayacaklarına, tam tersine birer zulüm kaynağı haline dönüşeceklerine işaret ederek salondaki hakimlere, "Ben sizlerin her birinin birer adalet membası olarak görev yapacağınıza inanıyorum" diye seslendi.

    ‘ARTIK BU YÖNTEMDE ISRAR ETMENİN ANLAMI KALMAMIŞTIR'

    Erdoğan, darbe teşebbüslerinin fiilen yaşandığı kurumlar başta olmak üzere sorunun kaynağında bulunan kurumları ve tüm kuralları değiştirmek suretiyle adımlar atıldığını anlattı.

    Meslekten ihraçlar yoluyla adalet teşkilatının, terör örgütüne destek verenlerden büyük ölçüde temizlendiğine işaret eden Erdoğan, "Ama daha bitmedi, şimdi siz gidince büyük ölçüde bu işi inşallah bitirmiş olacağız. Çünkü oradaki boşlukları da sizlerin gidişiyle doldurmuş olacağız. Ama cesur olacaksınız, bunun sonunda şehadet de vardır. Acaba 'Bu olur mu, şu olur mu' yok" dedi.

    Erdoğan, sistemdeki açıklar devam ettiği sürece, başka örgütlerin de benzer girişimlerde bulunmasının önüne geçilemeyeceğine dikkati çekti. Bunun için öncelikle HSYK üyelerinin seçim usulünde değişiklik yapılmasının şart olduğunu vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

    "Hiçbir hakim ve savcımızın, HSYK üyelerinin kendi oylarıyla belirlenmesinden memnun olmadığını çok iyi biliyorum. Demokratik gibi görünen mevcut seçim usulü, hakim ve savcılarımız arasında gruplaşmalara, hatta husumetlere kadar varan ayrışma kaynağı haline gelmiştir. Artık bu yöntemde ısrar etmenin anlamı kalmamıştır.

    Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerimizden, HSYK üyelerinin seçim yönteminin değiştirilmesi için gereken uzlaşmayı göstermelerini özellikle bekliyorum. Ülkemiz için hayati öneme sahip bu konuda, hiçbir siyasi partinin kendi görüşünü dayatarak, uzlaşma yolunu tıkama hakkı yoktur. Cumhurbaşkanı olarak, bu konuda tüm partilerimizi sorumlu davranmaya davet ediyorum."

    ‘EMNİYET TEŞKİLATIMIZIN, İHTİYAÇ DUYULAN DÜZENLEMELERİ YAPMASI ŞART'

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde darbe girişimine zemin hazırlayan tüm kurumların süratle yeniden yapılandırmaya tabi tutulması gerektiğinin de altını çizdi.

    Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma'nın İçişleri Bakanlığı'na bağlanması başta olmak üzere bu konuda kapsamlı bir yeniden yapılanma süreci içinde bulunulduğuna değinen Erdoğan, şunları kaydetti:

    "Emniyet teşkilatımızın da polis alımları ve terfi sistemi gibi konularda ihtiyaç duyulan düzenlemeleri yapması şarttır. Eğitimde, üniversitelerde, yerel yönetimlerde, yurtdışı temsilciliklerimizde, iş dünyasında, sivil toplum kuruluşlarında ve tüm alanlarda yaşadığımız tecrübeler ışığında gerekli reformları gerçekleştirmeliyiz. Eğer bunları yapmazsak inanın şehitlerimize, gazilerimize mahcup oluruz. Onlar, 15 Temmuz gecesi hayatlarını ortaya koyarak, canlarını vererek üzerlerine düşeni hakkıyla yerine getirdiler."

    ‘BİZ KENDİ GÖBEĞİMİZİ KENDİMİZ KESECEĞİZ' DEDİK'

    Türkiye'de 81 ülkeden katılımla gerçekleştirilen Dünya Enerji Kongresi'nin bugün sona ereceğini anımsatan Erdoğan, bunun önemli bir adım olduğunu, artık Türkiye'nin enerji hatları için bir hat durumuna geçtiğini söyledi.

    Böyle bir merkez haline gelmenin kolay olmadığına dikkati çeken Erdoğan, birilerinin bunu hep farklı yorumladığını, "Yanlış yapıyorsunuz" diyenlere "Kusura bakmayın, biz kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz" dediklerini aktardı.

    ‘TÜRKİYE KENDİ PARASIYLA MARMARAY'I, OSMAN GAZİ VE YAVUZ SULTAN KÖPRÜSÜ'NÜ YAPAMAZ'

    Türkiye'nin petrol kuyuları olmadığını, bilim teknolojisiyle, sanayiyle, kaynakları çeşitlendirerek atılan adımlarla bir yere varacağını ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin kendi parasıyla Marmaray'ı, Osman Gazi ve Yavuz Sultan Köprüsü'nü yapamayacağını dile getirdi.

    ‘EY S&P, SEN TÜRKİYE'NİN NEREDE OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUN?'

    20 Aralık'ta Avrasya Tüneli'nin açılacağını, 18 Mart'ta da Çanakkale Köprüsü'nün temelinin atılacağını, Kanal İstanbul'un yapılacağını, Karadeniz'in Marmara'ya bağlanacağını bildiren Erdoğan, "Bunları biz kendi paramızla yapmayacağız. S&P çıkıyor 'Türkiye yatırım yapılamaz bir ülke'. Siyasi bir açıklama, ideolojik bir açıklama. Türkiye'yi gelip gören, gezenler Türkiye'de neyin yapılacağını çok iyi biliyor. Ey S&P, sen Türkiye'nin nerede olduğunu biliyor musun? Önce onu bir araştır. Onun için biz işimize bakacağız. Bu yatırımlar devam ediyor, devam edecek" diye konuştu.

    ‘EĞER BU VERMEME SÜRECİ UZARSA, DEVAM EDERSE SESLENDİRECEĞİMİZ ÇOK HASSAS ŞEYLER DE OLACAKTIR'

    FETÖ'nün, sadece bir şarlatanın hezeyanlarının arkasından gidenlerin ötesinde olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

    "FETÖ, ülkemizdeki ve tüm dünyadaki imkanlarıyla, işte bu süreci Türkiye aleyhine şekillendirme amacıyla kullanılan bir araç haline gelmiştir. Ne yaptılar? Bölücü terör örgütünün başını teslim ettiler, onun yerine bir başka terör örgütünün başını aldılar. Oyun çok sinsi. Bunlara çok dikkat etmemiz lazım. Eğer bu vermeme süreci uzarsa, devam ederse seslendireceğimiz çok hassas şeyler de olacaktır.

    ‘KOBANİ'YE SİLAH İNDİRMEYİN' DEDİĞİMDE MAALESEF 3 SAAT SONRA 3 UÇAK DOLUSU SİLAH İNDİRİLDİ'

    İşte PKK aynı senaryoda gönüllü olarak rol almıştır. Bunları seçimlerde hep yaşadık, gördük. PYD, YPG'ye verilen desteğin sebebi de aynıdır. Şu anda düşünebiliyor musunuz, Amerika, Suriye'nin kuzeyinde PYD'ye, YPG'ye destek veriyor, silah veriyor. Bunları bizzat Sayın Başkan'ın kendisine söylediğim için burada da söylüyorum. 'Yanlış yapıyorsunuz, Kobani'ye silah indirmeyin' dediğimde maalesef 3 saat sonra Kobani'ye 3 uçak dolusu silah indirildi. Bunların yarısı Kobani'ye gitti, yarısı DEAŞ'a gitti. Hani siz DEAŞ'la mücadele ediyordunuz? Eğer DEAŞ'la mücadele ediyorsanız, bu silahların yarısı onlara geldi de yarısı öbür tarafa gitti"

    ‘KOALİSYON GÜÇLERİ OLARAK BİZ, 10 BİN DEAŞ'LIYI HALLEDEMİYORUZ'

    Erdoğan, "Koalisyon güçleri kaç ülkeden oluşuyor biliyor musunuz? 63 ülkeden oluşuyor. 63 ülke koalisyon güçleri olarak biz, 10 bin DEAŞ'lıyı halledemiyoruz, bunun için PYD'ye, YPG'ye diyoruz ki 'Gel, siz de terörist olsanız da bize yardımcı olun, şu DEAŞ'ı temizleyelim.' Teröristin iyisi kötüsü olur mu? Onlar da terörist. Yani bir terör grubunu yok etmek için bir başka terör grubuyla hareket ediyorsunuz. Kusura bakmayın, biz güneyimizde, Suriye'nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturmaya Türkiye olarak müsaade etmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

    CLINTON'A TEPKİ: ÇOK TALİHSİZ BİR AÇIKLAMA

    ABD'de başkanlık seçimi öncesi Demokratların adayı Hillary Clinton'ın "PYD, YPG'yi desteklemeye devam edeceğiz" şeklindeki açıklamasına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

    "Çok talihsiz bir açıklama. Bence siyasette böyle bir açıklamayı yapmanın tanımı çok farklıdır. Doğrusu ben bunu bir siyasi acemilik olarak görüyorum. Bunun yapılmaması gerekiyor. Çünkü bölgenin hassasiyetleri farklı. Bu hassasiyetlerin olduğu bir dönemde böyle bir adım atılamaz. Çok yanlış bir adım. Bu verdiğiniz silahlarla siz 600 bin insanın ölümüne neden olduğunuzun farkında değil misiniz? İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi nerede, hukuk nerede, insan hayatının önemi nerede? Buna önem vermek yok. 'Nasıl olsa silahım var, verelim, gökten bombalar yağdırılsın, ne olacak, nasıl olsa ölen Müslüman, ölsün.' Böyle bir şey olabilir mi?"

    ‘TÜRKİYE OYUNU BOZMAK İÇİN NE ZAMAN HAMLE YAPSA…'

    "Bütün bu olanlar karşısında kendimizi çek etmeliyiz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Suriye ve Irak merkezli oynanan bu oyunu bozmak için ne zaman bir hamle yapsa, karşısına bir başka terör örgütünün çıktığını vurguladı.

    ‘SURİYE'DE GÜYA BİRBİRLERİYLE SAVAŞAN TERÖR ÖRGÜTLERİ, ÜLKEMİZDE VARDİYA HALİNDE EYLEM YAPIYOR'

    Bu terör örgütlerinin birbirinden farkının olmadığına işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

    "Biz neden şu son operasyonu yaptık? Gaziantep'te bakın 14 yaşında bir çocuk. Messi'yi çok seviyor. Messi'yi çok sevdiği için çocuğa Messi formasını giydiriyorlar, üzerine de bombayı bağlıyorlar ve bu çocuğu canlı bomba olarak o kına törenine sokuyorlar ve patlatıyorlar. 56 kişi orada şehit oluyor, 100'e yakın insan da orada ne yazık ki yaralanıyor. Oyunun sinsiliği bu kadar büyük, işte bu da DEAŞ. Bu hassasiyeti gözardı edemeyiz. Bunlar 12, 13, 14, 15, 16 yaşındaki çocukları eğitmek suretiyle ne yazık ki terör alanına bunları sokuyorlar. Suriye'de güya birbirleriyle savaşan terör örgütleri, ülkemizde vardiya halinde eylem yapıyor. PKK'nın bıraktığı yerden DEAŞ devralıyor, onun bıraktığı yerden FETÖ devam ediyor sonra yeniden PKK sahne alıyor. PKK'nın çukur eylemleriyle, DEAŞ'ın intihar eylemleri FETÖ'nün darbe girişimiyle, PKK'nın bombalı araçları hep aynı gaye için sürdürüyorlar bu savaşı."

    ‘FARKINA VARAMADIKLARI BİR HUSUS VAR, O DA TÜRKİYE'NİN ESKİ TÜRKİYE OLMADIĞI GERÇEĞİDİR'

    Akıl ve mantık zaviyesinden bakıldığında bu eylemlerin hiçbirinin geçerli sebebi olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terör örgütlerini, tarihlerinin en büyük insan gücü kayıplarını verdirme pahasına ülkemizin üzerine salanlar, bizi bu kritik sürecin dışında tutmayı amaçlıyorlar. Ama farkına varamadıkları bir husus var. O da Türkiye'nin eski Türkiye olmadığı gerçeğidir" diye konuştu.

    ‘SALDIRMALARININ SEBEBİ DENKLEMİ BOZUYOR OLMAMIZ'

    Erdoğan, 15 Temmuz'da ordu içindeki binlerce FETÖ elemanının darbe için harekete geçince "Türkiye'nin operasyonel gücünü yıllarca toparlayamayacağının" sanıldığını bildirdi. Erdoğan, ama Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu olayın üzerinden 40 gün geçmeden Cumhuriyet tarihinin en önemli sınır ötesi operasyonlarından biri olan Fırat Kalkanı'nı başlattığını aktardı.

    ‘PKK'NIN BOMBALI ARAÇLARLA İNTİHAR EYLEMLERİNE YÖNELMESİNİN SEBEBİ…'

    Aynı şekilde 1984'ten beri kış aylarını dağlarda gizlendiği yerlerde hazırlık yaparak geçiren PKK'ya en güçlü darbelerin bu dönemde vurulduğunu aktaran Erdoğan, PKK'nın bombalı araçlarla intihar eylemlerine yönelmesinin sebebinin ise asıl güçlü olduğu yerlerdeki bu kayıplarını örtme telaşı olduğunu belirtti.

    ‘CERABLUS HAREKATI İLE DEAŞ BALONUNA İLK İĞNEYİ BATIRARAK, BUNUN BİRİNCİ ADIMINI ATTIK'

    IŞİD'e karşı Suriye içinde olduğu kadar Türkiye'de de çok etkili operasyonlar gerçekleştirildiğini vurgulayan Erdoğan, "Musul konusunda Türkiye'ye terbiye dışı saldırılmasının sebebi bölgede kurulan denklemi bozuyor olmamızdır. Suriye'de Cerablus Harekatı ile DEAŞ balonuna ilk iğneyi batırarak, bunun birinci adımını attık" ifadesini kullandı.

    Erdoğan, Musul'da bölgeyi kana ve ateşe boğmak için kurulan mezhep çatışması balonunu söndürmekte kararlı olduklarını bildirdi.

    Erdoğan, "Dün de söyledim Avrasya İslam Şurası'nda, benim dinim Sünnilik değildir. Bizim dinimiz asla Şiilik de değildir. Bizim dinimiz dini mübini İslam'dır, bundan başka bir şey tanımıyorum. Sünnilik, Şia bunların hepsi birer yorumdur. Benim de kendime göre şüphesiz ki bir yorumum vardır ama hepsinin üzerindeki o çatı bizim diniz olan İslam'dır. Biz, İslam'a gölge düşüremeyiz. Bu mezhebi yorumlar asla İslam'ın üzerine çıkamaz, bunu çok iyi bilmemiz, anlamamız gerekmektedir" değerlendirmesinde bulundu.

    Suriye ve Irak'taki insanları bu küresel senaryonun çarkları arasında ezilmekten, Türkiye'yi de benzer bir akıbete uğrama tehdidinden kurtarmak için tüm imkanları kullanacaklarının altını çizen Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:

    ‘BU ATEŞ BİZİ TEĞET GEÇER AMA KORKARIM Kİ ONUNLA OYNAYANLARI CAYIR CAYIR YAKAR'

    "Bu mesele, bazı ülkeler için stratejik bir hamleden, karlı bir oyundan ibaret olabilir. Bizim için Suriye ve Irak kaynaklı terör tehdidi, hayati bir öneme sahiptir. Bir tarafta kâr-zarar hesabı, diğer tarafta hayat-memat meselesi vardır, bunu iyi görmemiz lazım. Türkiye'nin bölge ile ilişkisini, kendi çıkar hesaplarıyla karıştıranlara mesajım şudur; Terör örgütleriyle iş tutmak, ateşle oynamak gibidir. Bu ateş bizi teğet geçer ama korkarım ki onunla oynayanları cayır cayır yakar, bunun bilinmesi lazım. Türk milleti bin yıldır yaşadığı bu zor coğrafyada mücadele etmeye, canı pahasına vatanını korumaya talimlidir. Biraz geriye gidersek, Kurtuluş Savaşımızı, Çanakkale'yi görürüz. En son 15 Temmuz'da istiklalimiz, istikbalimiz, demokrasimiz, kutsallarımız için neler yapabileceğimizi tüm dünyaya gösterdik. Varsa aynı bedelleri göze alanlar, buyursunlar, 'Hodri meydan' diyoruz. Biz, devlet ve millet olarak, bekamızı tehdit eden bu oyunu ne pahasına olursa olsun bozmakta kararlıyız. Geçtiğimiz bu kritik dönemde bize gösterilen hiçbir dostluğu olduğu gibi hiçbir husumeti de kusura bakmasınlar unutmayacağız."

    İlgili konular:

    Erdoğan'dan Obama'ya: Yönetiminiz YPG ile ilişkiyi tamamen kesmeli
    Erdoğan'dan Obama için bir ilk: YPG is terrorist
    Erdoğan ABD'yi yalanladı: YPG Fırat'ın doğusuna geçmedi, kimse bizi aldatmasın
    Etiketler:
    FETÖ, YPG, PYD, Hillary Clinton, Recep Tayyip Erdoğan, Musul, Suriye, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın