18:47 12 Ağustos 2020
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 44
    Abone ol

    Ankara'da Slovenya Cumhurbaşkanı Pahor ile görüşen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Erdoğan, "Az önce Sayın Obama ile uzunca bir görüşmemiz oldu. Sadece Suriye değil Irak'taki gelişmeleri de ele aldık. Çünkü bölgede şu anda sadece Suriye yok, aynı zamanda Irak var" dedi.

    Recep Tayyip Erdoğan - Vladimir Putin
    © AA / Cumhurbaşkanlığı/ Kayhan Özer
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Slovenya Cumhurbaşkanı Borut Pahor ile görüşmesinin ardından ortak basın açıklaması yaptı.

    'AB İLE MAÇ YAPIYORUZ, ANİDEN PENALTININ KURALLARI DEĞİŞİVERİYOR'

    Erdoğan, AB ile ilişkiler konusunda, "13 Aralık'ta, Avrupa Birliği Genel İşler Konseyi'nde bir üye ülkenin vizyonsuz tutumuna rağmen diğer ülkeler sağduyulu davrandı. AB sürecimize destek veren Slovenya'ya çabalarından dolayı bir kez daha teşekkür ederim ancak metindeki 'İçinde bulunduğumuz koşullar altında yeni fasılların açılmasının öngörülmediği…' ifadesini, Türkiye olarak kabul etmemiz mümkün değildir. Bahsedilen koşullar AB'nin neden olduğu suni ve siyasi engellerdir" değerlendirmesinde bulundu.

    Erdoğan, AB süreci ile ilgili "Maç yapıyoruz, maç esnasında bakıyorsunuz penaltının kuralları değişiveriyor. Çünkü rakip Türkiye. Bunu biz 53 yıldır yaşadık. Ne yazık ki hâlâ yaşıyoruz" diye konuştu.

    "KENDİ ÜLKELERİNE BAKMALARINI TAVSİYE EDİYORUM"

    Borut Pahor'a 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yapılan bu ziyaret için teşekkür eden Erdoğan, yapılan görüşmelerin oldukça verimli geçtiğinin altını çizdi. "Görüşmelerimizde önümüzdeki dönemde bilhassa ilişkilerimizin ekonomik ve ticari boyutunun daha da geliştirilmesi konusunda mutabık kaldık" açıklamasında bulunan Erdoğan, kendisinin Pahor'un başbakanlığı döneminde, 2011 yılında imzalanan stratejik ortaklık belgesinin ikili ilişkilerin bir dönüm noktası olduğunu söyledi.

    Pahor ile yaptığı görüşmede AB ile ilgili gelişmeleri ve Türkiye-AB ilişkilerinin bundan sonra daha olumlu sürece nasıl çıkartılabileceğini de konuştuklarının altını çizen Erdoğan, "13 Aralık'ta AB Genel İşler Konseyinde bir üye ülkenin vizyonsuz tutumuna rağmen diğer ülkeler sağduyulu davrandı. AB sürecimize destek veren Slovenya'ya çabalarından dolayı teşekkür ederim. Ancak metindeki içinde bulunduğumuz koşullar altında yeni fasılların açılmasının öngörülmediği ifadesini Türkiye olarak kabul etmemiz mümkün değildir.

    Bahsedilen koşullar AB'nin neden olduğu suni ve siyasi koşullandır. Bu arada 15 Temmuz'da darbe girişiminde bulunan kesimlere karşı yasal çerçevede attığımız adımları hala şüphe ile karşılayan yorumları tasvip etmiyoruz. Zira bu yorumlar objektif olmadığı gibi adil de değildir. Bizler köklü Türkiye-AB ilişkilerinin bazı AB ülkelerindeki dar bakışlı ve popülist siyasi yönelimlerden etkilenmemesi ümit ediyoruz. Türkiye'ye tamamen taraflı bir şekilde durmadan eleştiri yöneten Avrupalı siyasilere önce kendilerine, kendi ülkelerine bakmalarını tavsiye ediyorum. AB müktesebatı çerçevesinde eğer bu değerlendirilirse ne kadar yanlış bir noktada olduklarını göreceklerdir. Maç yapıyoruz, maç esnasında penaltının kuralları değişiyor. Çünkü rakip Türkiye. Bunu 53 yıldır yaşıyoruz. Artık buna tahammül etmek mümkün değil" dedi.

    'AB ÜYELİĞİ BİZİM İÇİN STRATEJİK BİR TERCİHTİR'

    "Avrupa'da özellikle bazı kesimlerde insanların dış görünüşleri, dilleri, etnik ve dini kimlikleri dolayısıyla ötekileştirilmeleri, ırkçılığın, yabancı düşmanlığının artışı bizler için de ciddi bir endişe kaynağıdır" diyen Erdoğan, Türkiye'nin henüz AB üyesi olmamasına rağmen Avrupa'nın ayrılmaz bir parçası olduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "AB üyeliği bizim için stratejik bir tercihtir. Bugün Türkiye üye ülkelerin pek çoğuna kıyasla AB'nin temel kurucu değerlerini çok daha fazla gözeten bir ülkedir. Göç, terör, mülteci meselesi başta olmak üzere yaşadığımız krizler ortak sorunlardır. Bunlar ancak tam bir işbirliği ile çözülebilir. Bu nedenle Türkiye'yi dışlamaya çalışmak bölgenin istikrar ve güvenliğini de tehlikeye atmak demektir. Türkiye'nin kapıda bekletildiği, Türkiye'nin yer almadığı bir Avrupa'nın güven ve huzur içinde olması mümkün değildir. Türkiye artık kısır siyasi çekişmelerin, popülizmin ve siyasi rant arayışlarının odağına yerleştirilmemelidir" diye konuştu.

    Erdoğan'In AB-türkiye ilişkileri konusunda bahsettiği diğer konular ise şöyle:

    'DEVLET VE HÜKÜMET BAŞKANLARININ AKLISELİM HAREKET EDECEKLERİNE İNANMAK İSTİYORUM'

    "Türkiye'nin AB sürecinde samimi olduğunu ve verdiği sözlerin tamamını tuttuğunu belirten Erdoğan, "Terörle mücadele AB ülkelerine destek vermekten çekinmedik. Şuanda mülteci sorunu var, buna göğsünü geren Türkiye var. Yaptığımız harcamalar belli. AB'nin bize verdiği sözler de ortada. AB bize verdiği sözleri yerine getirmedi. 1 Temmuz itibariyle 3 milyar Avro Türkiye'ye verilecekti, şuana kadar Türkiye'ye gelen para 677 milyon Avro. İkinci taksit 3 milyar Avro olacaktı, ondan zaten hiçbir ses yok."

    'LATİN AMERİKA'NIN AB İLE NE ALAKASI VAR'

    "Vize konusunda da en sonunda ‘bu yıl sonuna kadar' dediler, şuandaki gelişmelere baktığımız zaman vize sorununun çözülmesi mümkün değil. Şimdi ben burada dünya medyasına sesleniyorum, Latin Amerika ülkelerinin AB ile ne alakası var. Ama Latin Amerika ülkeleri vize noktasında avantajı kullanıyor. Türkiye olarak diyoruz ki, onlara da verecekseniz verin ama 53 yıldır bu kapıda bekleyen Türkiye'yi neden oyalamaya devam ediyorsunuz? Avrupalı dostlarımızın ilkeli ve kararlı bir tavır sergilemelerini bekliyoruz, bu yok. Bazı Avrupa ülkelerinde terör örgütü elebaşlarının rahatça dolaşabilmelerini AB müktesebatının hangi maddesine yerleştiriyorsunuz? Türkiye'den kaçıp giden teröristler AB ülkelerinde dolaşıyor. Hatta tüm AB üyesi ülkelerden bunların topladığı haraç 26 milyon Avro'dur. Sadece 13 milyon Avro Almanya'da topladılar."

    'OBAMA, 'NASIL YARDIM EDEBİLİRİZ?' DEDİ'

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

    "Az önce Sayın Obama ile uzunca bir görüşmemiz oldu, kendileriyle yaptığımız görüşmede de sadece Suriye değil aynı zamanda Irak'taki gelişmeleri de ele aldık, Irak konusunu da görüştük. Çünkü bölgede şu anda sadece Suriye yok, aynı zamanda Irak var. Irak'ta da özellikle Telafer ve Sincar'da istenmeyen bir durum olması halinde buradaki sorumluluğumuzun ne denli önemli olduğunu da kendilerine ifade ettim. Kendileri, 'Biz nasıl yardımcı olabiliriz?' dediler, ben de kendilerine nasıl yardımcı olabileceklerini ayrıca ifade ettim.

    '1150 SİVİL VE YARALI İDLİB'E GELDİ'

    "Bu saat itibarıyla takriben bin 150 sivil ve yaralı tahliye edilerek İdlib'e gelmiş bulunuyor" diyen Erdoğan, "Ateşkes ve tahliye sürecini yakından takip etmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz. Tabii oradaki sayı bu kadar küçük değil, sayı çok çok büyük. Temenni edelimki bundan sonraki süreçte tekrar bir kesintiye uğramaz" açıklamasında bulundu.

    Erdoğan, şöyle devam etti:

    "Vize konusunda beklenen neticeyi alamazsak şüphesiz ki aynı şekilde, tabii Kızılay'a ödenmesi gereken rakamlar ödenmeyecek olursa bütün bunlar, bu verilen sözler yerine gelmediği takdirde Türkiye'nin de bir B planı olacaktır, bir C planı olacaktır. Hakkımızda alınan her karara evet demek mecburiyetinde değiliz. Çünkü AB'nin bize bugüne kadar kazandırdığı hiçbir şey yok. Bunu da özellikle açık ve net söylemek zorundayım."

    'PUTİN İLE ART ARDA BİR ÇOK GÖRÜŞME YAPTIM'

    Erdoğan, Suriye'de bir çözüm isteniyorsa öncelikli olarak Halep'teki durumun kontrol altına alınmasının şart olduğunu bildirerek, şunları söyledi:

    "Halep'te ateşkes ve tahliye sürecinde öncelikle Sayın Putin ile art arda birçok görüşme yaptım ve bu görüşmelerle birlikte Dışişleri Bakanımızı ve Sayın Putin de kendi Dışişleri Bakanını talimatlandırmak suretiyle, onlar da bu süreci beraber takip ettiler. Ve Birleşmiş Milletler yeni Genel Sekreteri Guterres ile de bir görüşme yaptım. Uzunca yaptığımız bir görüşmede de kendilerinden destek istedim. MİT ve Dışişleri Bakanlarımız, bu noktada yoğun görüşmeler yaptılar. Gerek Rusya ile gerek İran ile gerekse bölgedeki diğer etkili unsurlarla bu görüşmeleri sürdürdüler."

    Gelen yaralılar ve siviller için İdlib ve Türkiye'de, AFAD ile Kızılay'ın çeşitli tedbirler aldığına değinen Erdoğan, "Bu arada Sayın Merkel ile görüştüm, yaptığımız görüşmede neler yapabiliriz, bunları konuştuk. Kendileri de 'insani yardım noktasında her türlü desteğe hazırız' dediler. Temenni ederim ki bu yardım da gelir.

    İlgili konular:

    Alman politikacı Röttgen: Halk, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidar hırsını pahalıya ödeyecek
    Kremlin: Halep'teki süreç Putin-Erdoğan görüşmesiyle bağlantılı
    Peskov: Putin-Erdoğan-Ruhani görüşmesi planlanmıyor
    Etiketler:
    AB, Borut Pahor, Angela Merkel, Recep Tayyip Erdoğan, Barack Obama, Türkiye, ABD, Ankara, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın