15:20 30 Kasım 2020
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 32
    Abone ol

    Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Prof. Dr. Yavuz Sabuncu anısına düzenlenen “Başka Başkanlık” başlıklı anayasa sempozyumunda konuşan eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıcı Rıza Türmen, "Tüm güç yürütme, yasama, yargı tek bir elde toplanmaktadır. Bu keyfi bir rejime yol açacaktır” dedi.

    Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıcı Rıza Türmen, 16 Nisan’da yapılacak anayasa referandumunda Türkiye’nin demokrasiyle yönetilip yönetilmeyeceğinin oylanacağını ifade ederek “Referandumun konusu sadece Türkiye’de demokrasi olup olmayacağıdır. Bu anayasa önerisine baktığımızda şunu görüyoruz; tüm güç yürütme, yasama, yargı tek bir elde toplanmaktadır. Güçler ayrılığı ortadan kaldırılmaktadır. Buna karşılık hiçbir denge denetim mekanizması mevcut değildir. Bu keyfi bir rejime yol açacaktır” dedi.

    Prof. Dr. Cem Eroğul da “Bu metin bir anayasa değişikliği değildir. Çünkü değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek ilk üç maddeye açıkça aykırıdır. Bu metin, hukuk devleti, güçler ayrılığı, demokratik devlet, insan haklarına saygı ilkesine aykırıdır” dedi.

    'ANKARA ÜNİVERSİTESİ SİYASAL BİLGİLER VE İLETİŞİM FAKÜLTELERİ KHK İLE CİDDİ KAN KAYBETTİ'

    Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Prof. Dr. Yavuz Sabuncu anısına “Başka Başkanlık” başlıklı bir anayasa sempozyumu düzenlendi. Sempozyumun açılış konuşmasını, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde Anayasa Hukuku dersleri veren ve son Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen Doç. Dr. Murat Sevinç yaptı. KHK ile neden işlerinden atıldıkları konusunda bir açıklamanın olmadığını, kimsenin de sorumluluk üstlenmediğini ifade eden Sevinç, “Kararnamede kokteyl bir örgütle iltisaklı olduğunuzu öğreniyorsunuz. Tebliğ de etmiyorlar işsiz kalıyorsunuz. Bir de o listeleri oluşturanlar var. Ankara Üniversitesi’nin iki kurumunu neredeyse tüketmeyi göze alanlar var, İletişim Fakültesi ve Siyasal Bilgiler Fakültesi ciddi kan kaybetti. Aynen 12 Eylül sıkıyönetim komutanlıkları gibi bunu hazırlayanlar var. Kimse biz yapmadık diyor. Ortada bir sorumlu yok. YÖK topu üniversiteye atıyor, üniversite YÖK’e. Ortada bir sorumlu yok” dedi.

    'BİZLER İRİLİ UFAKLI ODALARIMIZDAN BAŞIMIZ DİK ÇIKIYORUZ'

    KHK ile işten atıldıktan sonra fakültedeki odasına geldiğinde bilgisayarındaki internet bağlantısının kesildiğini gördüğünü ifade eden Sevinç, “Bu ilkellik ve pespayelik. Ne yaptık internet olmayınca, herkesin cep telefonunda internet var. Bu ilkellik ve pespayelik üzerinde de durulmalı. Niye bu halde bu ülke? Bu nasıl bir kin? Her şey bir tarafa, aklımda kalanlardan biri bu ilkellik ve paspayelik oldu. Bu, atılan insanları üzmüyor güldürüyor” diye konuştu.

    Sevinç, sözlerini “İlerde ne olur ne biter, ne yaşarız, bu tuhaf Türk tipi başkanlık geçer mi geçmez mi, bunun bize yansımaları ne olur, bizim üniversitemizin yöneticilerinin bu garip ve anlaşılması güç cevvalliklerinin altından ne çıkar, bunu bilemiyoruz. Ama şunu biliyoruz, bizler irili ufaklı odalarımızdan başımız dik çıkıyoruz, bu da onlara dert olsun” dedi.

    Sempozyumun ilk oturumunda Prof. Dr. Cem Eroğul, Prof. Dr. Selin Esen ve eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıcı Rıza Türmen konuştu.

    ‘ANAYASA MAHKEMESİ, KHK’LARI DENETLEMEYEREK HUKUK DEVLETİ İÇİNDEKİ SON ÇAREYİ ORTADAN KALDIRDI’

    İlk olarak konuşan Prof. Dr. Cem Eroğul, Türkiye’nin bugün ‘darbe dönemleri gibi ara dönemler dışında çok az örneği olan tam bir keyfi yönetim altında’ bulunduğunu dile getirdi. Olağanüstü hal kapsamında çıkartılan KHK’ların hiçbir hukuki dayanağı olmadığını söyleyen Eroğul, “Bununla neler yapılıyor, 1839 Tanzimat Fermanı’nın gerisine düşülüyor. Müsadere yasağından geri düşülüyor. İnsanların bütün malı mülkünü, elektrik parasını ödeyeceği parayı bile alıyorlar. Bu, 1839’un gerisidir, o kadar keyfidir. Keyfilik derecesi budur. Bunun önünde hukuk devleti içinde bir tek çare olabilirdi, o da Anayasa Mahkemesi. Anayasa Mahkemesi de önceki içtihadından da vazgeçti ve KHK’ların denetlenemeyeceğine hükmederek hukuk devleti içindeki son çareyi ortadan kaldırdı” diye konuştu.

    ‘ANAYASA DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ HUKUK DEVLETİ, GÜÇLER AYRILIĞI İLKELERİNE AYKIRI’

    Meclis’te kabul edilerek referanduma sunulan Cumhurbaşkanlığı sistemine ilişkin anayasa değişikliğini ‘garabet’ olarak nitelendiren Eroğul, “Bu metin bir anayasa değişikliği değildir. Çünkü değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek ilk üç maddeye açıkça aykırıdır. Bu metin, hukuk devleti, güçler ayrılığı, demokratik devlet, insan haklarına saygı ilkesine aykırıdır” dedi.

    ‘HUKUK DEVLETİ ALTINDA YAŞAMA HAKKIMIZ GASP EDİLECEK’

    Anayasa değişiklik teklifinin kabul edilmesi durumunda vatandaşların “insan haklarına saygılı, demokratik laik, sosyal hukuk devleti altında yaşama temel hakkının” gasp edileceğini de dile getiren Eroğul, “Bu temel haklardan siz isteneniz de vazgeçemezsiniz. Örneğin kimse kimseyle kölelik anlaşması yapamaz. Kamu hukukunda temel haklardan vazgeçme hakkı yoktur. Bu haklar dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmezdir. Halk oylamasıyla kendi haklarınızdan vazgeçemezsiniz” diye konuştu.

    Anayasa değişiklik teklifinin kabul edilmesi durumunda Türkiye’nin daha kötü günlere gideceğini savunan Eroğul, “Toplum yaşamının ne hale geldiğini görüyoruz. Reina saldırısı öncesi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 80 bin camide okuttuğu hutbeyi biliyoruz. Gerçi saldırıdan sonra hutbeyi hemen kaldırdılar, saldırıyı kınadılar. Ama hava bir kez zehirlenmişti. Yakın gelecekte sokakta tesettüre girmeyen kadınlara saldırıların başlaması beni hiç şaşırtmayacaktır. Ağır bir olay olduğunda resmi makamlar hiç kuşkusuz bunu hemen kınayacaklardır. Ama laik ve özgür bir ülkede korkusuzca yaşama hakkımız çiğnenmiş olacaktır” diye konuştu.

    ‘AKADEMİSYENLERİN ATILMASININ BEDELİNİ TOPLUM ÖDEYECEK’

    Eroğul’un ardından konuşan Rıza Türmen, akademisyenlerin KHK’larla atılmasıyla Türkiye’nin bilgi üretiminden vazgeçtiği, üniversitelerde kalan akademisyenlerin de özgürlüğünün kısıtlandığını ifade ederek “Bundan sonra kalan hangi öğretim üyesi özgür bir şekilde bilim üretebilecektir? Bu olanak ortadan kaldırılmıştır. Bunun en büyük bedelini toplum ödeyecektir, ülke ödeyecektir” dedi.

    ‘KEYFİ BİR REJİME YOL AÇACAKTIR’

    16 Nisan’da yapılacak referandumun “Türkiye’nin demokrasiyle yönetilip yönetilmeyeceği konulu bir referandum” olduğunu söyleyen Türmen, “Referandumun konusu sadece Türkiye’de demokrasi olup olmayacağıdır. Bu anayasa önerisine baktığımızda şunu görüyoruz; tüm güç yürütme, yasama, yargı tek bir elde toplanmaktadır. Güçler ayrılığı ortadan kaldırılmaktadır. Buna karşılık hiçbir denge denetim mekanizması mevcut değildir. Bu keyfi bir rejime yol açacaktır” dedi.

    Teklifle cumhurbaşkanının aynı zamanda partili olmasının öngörüldüğünü ve büyük bir olasılıkla cumhurbaşkanının aynı zamanda parti genel başkanı olacağını ifade eden Türmen, “Bütün gücün tek bir elde toplandığı bir rejim, gücü elinde toplayan bir parti başkanı. Bu güç çok açık ki o parti için kullanılacaktır. Bu çok ürkütücü bir şey” diye konuştu.

    ‘TEKLİFİN GEREKÇESİNDE DEMOKRASİ, HUKUK DEVLETİ KAVRAMLARI HİÇ YOK’

    AK Parti’nin Meclis’e sunduğu Anayasa değişiklik teklifinin genel gerekçesinde demokrasi, insan hakları, hukuk devleti kavramlarının hiç kullanılmadığını da ifade eden Türmen, “Genel gerekçede amaç olarak gösterilen şey sadece istikrardır. ‘Mevcut hükümet sistemi Türkiye’de bir türlü istikrar üretememiştir’ deniyor. Bütün yapılan işlerin amacı istikrarla haklı gösterilmek isteniyor. Oysa başkanlık sistemiyle istikrar arasında bir bağ olduğunu söylemek güçtür. Pek çok başkanlık sistemi büyük istikrarsızlıklara diktatörlüklere yol açmıştır. Başkanlık istikrar getirir demek gerçeklere uygun değildir” dedi.

    Türmen, cumhurbaşkanına kararname çıkarma yetkisiyle yürütme gücünün, yasama gücüne de sahip olacağını ifade ederek “Meclisin safdışı kalacağı otoriter bir tek adam yönetimi getirilmektedir. O tek adam aynı zamanda kanun koyucudur. Kendi koyduğu kanunları kendisi uygulayacaktır. Kanunların meşruiyetinin kaynağı bu tek adamın kendisidir. Böyle bir sistemde yasama organına hiç gerek kalmamıştır. Kanun koyuculuk rolü o tek adama devredilmiştir” dedi.

    ‘LATİN AMERİKA’NIN BAŞKANLIK SİSTEMLERİNİ BİLE ARATIR BİR SİSTEM’

    Türmen’in ardından konuşan Prof. Dr. Selin Esen ise getirilen anayasa değişikliği teklifiyle bağımsız bir yargı kurulmasının öngörülmediğini, yasama ve yürütme arasında denge ve denetim ilişkisi kurulmadığını ifade ederek, “AKP’nin Meksika anayasasından etkilendiğini söylenmişti. Biz Latin Amerika tipi başkanlık sistemini güçlü başkanlık sistemi olarak adlandırıyoruz. Ama bu sistemde, Latin Amerika’nın güçlü başkanlık sistemlerini bile aratır düzenlemeler görüyoruz” dedi.

    İlgili konular:

    'Başkanlık sistemini ilk uygulayan 2. Abdülhamid'dir'
    Karamollaoğlu: Tek adamlığa giden başkanlık sistemini hiçbir zaman istemedik
    Referandum oyunu açıklayan İrfan Değirmenci'nin işine son verildi
    Etiketler:
    Anayasa değişikliği referandumu, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Murat Sevinç, Rıza Türmen, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın