19:14 16 Ocak 2021
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 42
    Abone ol

    Cumhuriyet gazetesinin 11’i tutuklu 17 çalışanı, bugün 9 ay sonra ilk kez hakim karşısına çıkıyor.

    16.50 Duruşma, verilen aranın ardından Akın Atalay'ın savunması ile yeniden başladı.

    15.35 Akın Atalay'ın savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.

    13:20 AKIN ATALAY: 'SUÇ ÖRGÜTLERİ' KİTABINI SAVUNMAMDA KULLANMAMA İZİN VERMEDİLER

    'CUMHURİYET, BİR GAZETECİLİK ANITIDIR'

    "Cumhuriyet gazetesine yönelik soruşturma tam bir hukuk cinayetidir. İki amaç var: Cumhuriyet gazetesini susturmak ya da teslim almak, korkusuzca yazmaya devam edeceklere mesaj vermek. Bizi baskı, tehditle korkutamazlar. Örgütlerle ve devlet içinde yuvalanmış çetelerle gazetenin ilişkisi yoktur. Tek faaliyeti gazeteciliktir. Bu gazetenin adını Atatürk vermiştir. Yazarları bedel ödemiştir, katledilmiştir. Direncimizi kıramazlar. Bu operasyona maruz kalan, teslim alınmak, direnci kırılmak, pes ettirilmek istenen gazete öyle sıradan bir gazete değildir son nefesimize kadar gazetecilik mesleğine,etik ilkelere, onurlu geçmişe leke sürdürmeyeceğiz. Boyun eğmeyeceğiz. Bu gazete Cumhuriyet'tir ve bu gazete bir gazetecilik anıtıdır."

    'ÇOK KORKUYORLAR'

    Son nefesimizi verinceye dek dik duracağız. Bu gazetenin köklerinde, tarihinde ve hatta genlerinde bağımsızlık ve özgürlük tutkusu vardır. Soruşturma ve kovuşturma sürecine bakılınca, bu yargılamanın akla mantığa ne kadar aykırı olduğu görülecektir. Bu haksızlığı yapanlar, asıl onlar çok korkuyorlar. Cumhuriyet korkmaz, teslim olmaz, pes etmez."

    'FETÖ SUÇLAMASI YAPAN SAVCI FETÖ'DEN SANIK'

    "Soruşturmamızı yapan Savcı Murat İnam hakkında FETÖ üyeliğinden iki müebbet hapisle açılan dava sürüyor; ama hala görevdeler. Yayın politikasında laiklik ilkesi bulunan kadim bir gazeteye FETÖ suçlaması yapan Savcı, FETÖ'den sanık. Cumhuriyet'in boyun eğeceğini, ödün vereceğini düşünenler varsa yanılıyorlar.Bizi baskıyla korkutamazlar. Devlet içinde yuvalanmış çetelerle gazetenin ilişkisi yoktur."

    'SAVCI'NIN İRADESİ İPOTEK ALTINDA'

    "Gazetecilik adına ödenmiş bedeller Bu miras ve sorumluluk nedeniyle bu gazetede çalışanlar ödün vermez boyun eğmezler. Ancak bir ironi metni olacak bir iddianamenin mahkemeye götürülmesi hem hukuka hem de mahkemeye saygısızlıktır. Son nefesimizi verinceye kadar gazetecilik mesleğine, mesleğin etik ilkelerine leke sürdürmeyecek,dik duracak ve pes etmeyeceğiz. Müebbetle yargılanan Savcı Murat İnam'ın iradesi ipotek altındadır. Bu baskı ile iddianame hazırlamıştır."

    'BİZİM GAZETEDE EDİTORYAL BAĞIMSIZLIK VARDIR'

    Atalay, iddianamede 'gazetenin yayın politikasının değişmesiyle' ilgili kısım için  "Savcılığın bununla ilgilenmesi abes. Gazetelerin içeriğini ve yayın politikasını denetlemek savcıların görevi de değildir, haddi de değildir. Nadir Nadi sizden önce gazeteye müdahale eden apoletlilere haddini bildirdi. Biz de taviz vermeyiz, bedelini öderiz. Bizim gazetemizde editoryal bağımsızlık vardır ve patronlar yazı işlerine, köşe yazılarına karışmaz" ifadelerini kullandı.

    'HAVUZ MEDYASI ŞEFFAF OLSA GÖRÜRÜZ FONLAYANLARI'

    Atalay, ifadelerine şöyle devam etti:

    "Yenigün A.Ş. borca batık değildir. Güveni kötüye kullanma suçu için ahlaken, mesleki olarak batık olmak gerekir. Kimseye kapı kulu olmadık. Biz havuz medyası gibi ahlaken batmadık. 25 yılık tüm bilançoları sunuyorum. Havuz medyası böyle şeffaf olsa görürüz fonlayanları. 5 yıldır zarar eden Cumhuriyet 2016'da kar etti ama biz kötü yöneterek zarar ettirdik diye tutuklandık. Cumhuriyet'in 25 yıllık toplam zararı, havuz medyasındaki çoğu gazetenin bir yıllık zararına ancak karşılık gelir. 9 aydır tüm yöneticileri tutuklu olan Cumhuriyet gazetesi batırılmamıştır, gazete okurlarıyla ayaktadır.

    'BİLİRKİŞİ, ERDOĞAN'DAN 'REİS' DİYE BAHSEDEN BİRİ'

     “Savcılığın atadığı ‘İletişim ve Bilişim Uzmanı’ Ünal Aldemir bilirkişi listesinde yok. Bu kişi 2011’de üniversiteyi bitirmiş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ‘Reis’ diye söz eden paylaşımlar yapan, TİKA, SETA gibi kurumlarda gönüllü çalışmış Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nde okutman olarak görevlendirilmiş biri.

    'BU SEVİYEDE YÜRÜTÜLEN BİR SORUŞTURMA NEDENİYLE DOKUZ AYDIR TUTUKLUYUZ'

    “Cumhuriyet’in manşetleriyle ilgili algı yaratmak için orijinal birinci sayfayı kesip biçerek raporuna yalnızca istediği kısmın görüntüsünü alıyor. Ancak diğer bilirkişi raporuna göre Ünal Aldemir’in raporunun zemzem suyu ile yıkanmış sayılması gerekeceğini de teslim etmem lazım… Soruşturma savcısı, kimliğini gizlediği meçhul bilirkişinin raporuyla kafayı taktıkları 12 kişinin bütün ailesini de kapsayacak şekilde, doğumlarından başlayarak yaşamlarını en ayrıntılı şekilde araştırıp soruşturuyor. Şüphelilerden birinin 44 yıl önce boşandığı birinci eski eşiyle 26 yıl önce boşandığı ikinci eski eşi de araştırma soruşturmanın kapsamına dahil ediliyor. Suç: FETÖ’ye yardım, Suçlanan: Cumhuriyet gazetesi, Suçlayan: FETÖ üyeliği iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbetle yargılanan ve hala savcılık yapan biri. Tanıklar: Cem Küçük, Latif Erdoğan, Hüseyin Gülerce. İşte bu seviyede yürütülen soruşturma nedeniyle dokuz aydır tutukluyuz.

    'BİLİRKİŞİNİN İSMİ GİZLENMİŞ'

     “Bilirkişi Ünal Aldemir, Cumhuriyet Gazetesi manşetinin ‘darbecilerin ihanet konuşması’ kısmını raporunda kesmiş. Savcı bilirkişi manipülasyonu. Dosyada iki iddianame var. Basına bir gün önce sunulan ile size sunulan farklı. Haber yapınca bilirkişi raporu iddianameden çıkarıldı. Cumhuriyet dosyasındaki bilirkişilerden birinin ismi dosyada gizlenmiş. Gizli bilirkişilik hukukta yok ama savcıda var.”

    12.45 Kadri Gürsel'in ardından Akın Atalay savunmasına başladı.

    12:41 Kadri Gürsel savunmasını bitirdi ve beraat istedi.

    12:34 KADRİ GÜRSEL: KİMLERİN BYLOCK KULLANICISI OLDUĞUNU BİLMEM MÜMKÜN DEĞİL

    Kadri Gürsel savunmasında şunları söyledi:

    "İddianamedeki isnatların dayanaklarını anlatıyor. Vakıftaki imza yetkim, köşe yazım. Bu iddialar gerçek dışıdır. Birincisi, Bylock kullanıcısı kişilerle iletişim kurduğum gerçek dışıdır. Dayanaktan yoksundur, HTS kayıtları incelenince 112 kişiden 102'si ile olduğu iddia ediliyor. 17'si beni tek taraflı aramış. 85'i mesaj atmış. 85 kişi bana bir defaya mahsus bir ya da iki mesaj atmış. 17 kişi de beni aramıştır. Ben iletişim kurmadım, onlar iletişim kurmak istemiş ama ben kurmamışım. Benimle irtibat kurmaya çalışmalarının nedeni bağımsız bir gazeteci olmamdan kaynaklandığına inanıyorum. 112 kişiden sadece sekizi ile karşılıklı iletişimim var. 5'i Bylock kullanıcısı. Mesleğim sebebiyle konuştum. Bunu bilmem mümkün değildir. İki kişiyi ben aramışım. Bir defaya mahsus olmak üzere. Biri Ahmet Altan, babasının vefatı sebebiyle aradım. Açmadı. Mümtazer Türköne'yi de bir kez aradım, saldırıya uğramıştı, geçmiş olsun diye aradım"

    'İDDİA MAKAMI HTS KAYITLARINI İNCELEME GEREĞİ DUYMADI MI?

    "İddia makamı hakkımdaki HTS kayıtlarını inceleme gereğini duymamış mıdır? Cevapsız smsler, bir defaya mahsus telefonlar, bunları iddia makamı teşhis etmemişse görevini ihmal etmiştir, bunları bilerek kullandıysa görevini kötüye kullanmıştı."

    'İDDİANAMEDEKİ İFADELER MASUM BİR DALGINLIKLA AÇIKLANAMAZ'

    "İkinci olarak; yayın politikası değişikliği ve terör örgütlerine yönelik yayınlar sebebiyle iddia makamı beni suçluyor. Yenigün Haber Ajansı'nda 1. derece imza yetkisine hiçbir zaman sahip olmadım. Bu nasıl iddianamede yer alır? Bir de Cumhuriyet Vakfı başkanı ilan edilmişim. Bu hatalar masum bir dalgınlıkla açıklanamaz. Kriminalize edilmeye çalışılan bir vakıf vardır. Delil de uydurulmamış. Bu sadece bana yapılmamış. Fezlekede Akın Atalay, Bülent Utku, Güray Öz ve bir kişi daha saydı, bu kişilerin de vakıf başkanı olduğu yazıyor

    Emniyetin bu iftirasına iddia makamı yer vermemiştir. İmza sirküleri, iddia makamı tarafından değerlendirilmiş midir. Dolayısıyla şirketin ne 1. ne de 2. İmza yetkilileri arasındayım. Üçüncüsü gazetede yayımlanan yazım. 2007 yılında köşe yazarlığına başladım. Bugüne kadar iktidarı eleştirmem sebebiyle hiç dava açılmamış, soruşturma başlatılmamıştır. Görüşlerimi olgulara dayandırdım. Tutukluluğum cezaya dönüşmüş ise bu görüşlerimin ne kadar haklı olduğunu gösterir. Yazıyı kaleme almamın sebebi Bulgaristan bakanının sigara paketini Varşova'da kendisinden alması ve sigarayı bırakması için söz verdirmesidir. Masak rapolarında da adım geçmemektedir. Ancak iddianamede aksi belirtiliyor."

    12.00 Avukatlar, yargılanan kişi başına en fazla üç avukatın verilmesinin savunmanın kısıtlanmasına yol açtığını belirterek bu kararın kaldırılmasını istedi. Mahkeme başkanı bunu değerlendirmeye alacağını söyledi. İzleyici salonunun küçük olduğu için değiştirilmesi talebi ise kabul görmedi.

    11.40 SABUNCU'NUN EVRAKLARINA EL KOYULMUŞ, SAVUNMA YAPAMIYOR

    Savunma için ilk söz Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu'ya verildi. Ancak savunma metninin içinde bulunduğu evraklara jandarma el koyduğu için savunmasını yarın yapacak.

    11.25 AHMET ŞIK: TEK DİKİLİ AĞACIM KIZIM

    Ahmet Şık'a 'Çocuğunuz var mı' diye soruldu. Şık "Gurur duyduğum bir kızım var" diye cevap verdi. Şık malvarlığına ilişkin sorulan soruyu ise "Tek dikili ağacım kızım" diye yanıtladı.

    11.22 MUSA KART'TAN 'SABIKAN VAR MI?' SORUSUNA YANIT

    Kimlik tespiti yapılmaya başlandı. Mahkeme başkanının "Sabıkan var mı" sorusuna gazetenin karikatüristi Musa Kart, "Henüz yok" yanıtını verdi.

    ​11:00 KADRİ GÜRSEL OĞLUNA SARILAMADI

    T24'ün haberine göre, duruşma salonuna getirilen Kadri Gürsel'in oğluna sarılmasına izin verilmedi.

    10.30 SALONA GİRİŞLER BAŞLADI

    Duruşma salonuna girişler başladı. Kalabalık nedeniyle avukatlar salona sığmadı. Mahkeme başkanı KHK ile getirilen 3 avukat sınırlaması nedeniyle 57 avukatın savunma sıralarında yer alabileceğini belirtti.

    DURUŞMA BASIN BAYRAMI'NA DENK GELDİ

    İçlerinde gazetenin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar, halefi Murat Sabuncu, yayın danışmanı Kadri Gürsel ve muhabir Ahmet Şık'ın da olduğu, 17'si Cumhuriyet çalışanı 19 kişi, aylar sonra Çağlayan'daki İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başlanacak.

    Dava sansürün kaldırılışı ve Basın Bayramı'na denk gelen 24 Temmuz'da görülüyor.

    ​CHP Milletvekili Barış Yarkadaş, "Bu iddianame bir balondur" diyerek elindeki balonu patlattı.

    ​Davayı takibe gelen milletvekilleri ve Avrupalı parlamenterler konuşma yaptı.

    CUMHURİYET DAVASI KOORDİNASYONU: HAKİKATİ ARADIĞIMIZ İÇİN TUTUKLULULAR

    Cumhuriyet Davası Koordinasyonu adına Beyza Metin yaptığı açıklamada şunları söyledi:

    "Hakikat… Aradığımız şey bu. 150'yi aşkın gazeteci arkadaşımız bu yüzden tutuklu. Tarih boyunca tüm istibdat rejimleri hakikati adalet ve özgürlük arayışıyla buluşturmuş olanlara karşı hep aynı yöntemi uygulamıştır. Bugün ülkemiz en koyu istibdat rejimlerini aratacak bir rejimle yönetiliyor. Halkın haber alma hakkının gasp edildiği, hukukun bir çıkar grubunun emrine amade olduğu, suçun iktidardakilerin ihtiyaçlarına göre tarif edildiği bir rejimle karşı karşıyayız. Cumhuriyet Gazetesi'nin yazarları ve yöneticileri aydınlığın temsilcisidir. İktidar politikaları doğrultusunda aynı başlıkla gazete çıkarmaktan utanmayan onlarca yönetici ve yazar ise karanlığın…Bu ülkenin aydınlık birikimine, karanlığa karşı aydınlığın galebe çalacağına inanıyoruz" dedi.

    FRANSIZ LIBERATION 6 SAYFASINI CUMHURİYET'E AYIRDI

    Fransız gazetelerden Liberation, bugün tam altı sayfasını Cumhuriyet gazetesine ayırdı.

    ​Sayfalarda, Cumhuriyet gazetesine yönelen operasyonları ve tutuklanan gazetecileri ayrıntıları ile anlatan yazılar yer aldı.

    Etiketler:
    Cumhuriyet, Murat Sabuncu, Ahmet Şık, Kadri Gürsel, Can Dündar
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın