04:18 19 Eylül 2019
Canlı Yayın
    Cumhuriyet gazetesi davası

    Kadri Gürsel: ByLock'çular mesaj attı diye tutuklanan tek kişi benim, o mesajı atanlar serbest

    © AA / Uğur Samet Avcı
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 60
    Abone ol

    'Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına ve anayasal düzene karşı suç işlemek' iddiasıyla tutuklu yargılanan Cumhuriyet gazetesinin köşe yazarı ve yayın danışma başkanı olan Kadri Gürsel, davanın ikinci duruşmasında ByLock iddialarına yanıt verdi.

    5'i tutuklu 12 kişinin yargılandığı davada konuşan Gürsel, gazetecilere yönelik davaları incelediğini belirterek "İstanbul ve Ankara'da bu medya davalarına baktığımızda ByLock'çular mesaj attı diye tutuklanan bir tek ben varım" dedi. Gürsel, tutuklanma sebebinin sorgulayıcı, eleştirel ve muhalif bir gazeteci olmasından kaynaklı olduğunu vurguladı. 

    'SUÇLAMALARI ÇÖKERTTİM ANCAK HEYET SORU SORMADI'

    Gürsel'in açıklamalarından bir kısmı şöyle:

    "Ara kararınızda Cumhuriyet'e isnat edilen sözde yayın politikasının değiştiğine ilişkin tanıkların dinlenmemiş olmasını tutukluluğumun devamına sebep olarak gösterdiniz. Tanık ifadeleri yönünden de böyle bir iddia olsa da buna iştirak edemeyeceğim kanıtlandı. 
    Ayrıca 92 ByLock kullanıcısı ve hakkında FETÖ soruşturması olan 145 kişiyle iletişimim olduğu iddiasını tutukluluğumun devamına sebep göstermiştiniz. 

     Heyetinizin karşısında söylediğim, benim bu kişilerle iletişim kaydımın olabileceğini ama irtibatımın olamayacağını, bu kişilerden sadece 8'i ile karşılıklı iletişim kurduğumu 5'inin ByLock kullanıcısı olduğunu söylemiştim. Matematiksel olarak suçlamaları çökertmiştim ancak heyetiniz bana bu konuyla ilgili tek bir soru sormadı.

    Ara kararı görene kadar bunun nedeninin, safiyane bir şekilde, ifademin tatmin edici bulmuş olabilirdiniz, ya da siyasi bir tercih olarak bana tek bir soru sormamayı karşılaştırmış olabilirdiniz. Bir de üçüncü bir neden olabilirdi, terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etmek suçunu işlediğimi sadece ve sadece ByLock konusundaki polis fezlekesine bakarak hakkımda peşinen hüküm vermiş olabilirdiniz.

    'ADİL YARGILANMA HAKKIM ENGELLENDİ'

    Benim 45 gün daha tutuklu kalmam konusunda savunmam hiç dikkate alınmadı. Adil yargılanma hakkım engellendi. Polis fezlekesi dikkate alınarak tutuklu kalmam için sözde yayın politikası değişikliğine etkim olduğu iddiası sebep gösterildi. Bu nedenle neden bu kişilerle irtibatlı olmadığımı ayrıntılandıracağım. HTS raporunu, tetkik etmediyseniz ediniz lütfen. 

    'ARA KARARI YAZDIĞINIZ TARİHE KADAR HTS RAPORUNA BAKMAMIŞSINIZ'

    O ara kararı yazdığınız tarihe kadar HTS raporuna bakmamıştınız. Bunu ara kararınızdan anlıyorum. Rapor incelendiğinde "olağandışı” olarak tabir edilen kayıtların bana bir defaya mahsus gönderilmiş ve cevapsız kalmış SMS'lerden oluştuğunu görürdünüz.

    Görüşmek, işteşli fiil olarak tanımlanır. İşteşli fiil oluşması için iki kişi arasında gerçekleşmesi gerekir. Rapor incelenmiş olsaydı benim bu 'olağandışı' sayıdaki ByLock kullanıcısyla sözde irtibatımın Cumhuriyet'te görev yaptığım sırada gerçekleştiği gibi bir ifade ara kararda yer almazdı. 

    Yani zannediliyor ki benim bu toplam 112 kişiyle 5 ay 20 gün süren Cumhuriyet yazarlığım ve 34 günlük yayın danışmanlığım sırasında oluşmuş. Gerekçeli ara kararınızı okuduğumda başka bir anlam çıkarılması imkansızdır.

     HTS raporu incelenmiş olsaydı bana söz konusu kayıtlardaki son raporun 26 Ekim 2015'te olduğu görülürdü. Yani son ByLock'cu beni Cumhuriyet'e başlamamdan 6,5 ay önce aramış. 

    'CUMHURİYET'E BAŞLADIKTAN SONRA BENİ ARAYAN TEK BİR FETÖ ŞÜPHELİSİ VAR'

    10 Mayıs 2016'da yani Cumhuriyet'te yazarlığa başladıktan sonra beni arayan tek bir FETÖ şüphelisi var. O da gazeteci Murat Aksoy. O da beni Cumhuriyet'teki yazarlığımı tebrik etmek için aramış. 10 Mayıs'tan sonra bir FETÖ şüphelisinden sadece 1 SMS atılmış. Bu kişi yine Murat Aksoy. Bir ByLock kullanıcısından bana atılan 9 Nisan 2015 tarihli bir SMS var. Cumhuriyet'e başlamamdan tam 13 ay önce. Bana bir mesaj atmış ve benden bir mesaj almış. Yani aslında bu ByLock’çular ben Cumhuriyet'te başlamamdan çok önce yakamdan düşmüş. Gerçeklik budur. Ara kararda bahsedilen gerçeklikliğin tam zıttıdır.

    'SMS'LER KAMPANYA KAPSAMINDA BİR TACİZ EYLEMİDİR'

    Cumhuriyet yöneticilerine aynı suçlamayla yaklaşmak hatalıdır. HTS raporunun okunmadığını, bunun da benim adil yargılanma hakkımın engellediğini düşünüyorum. Sadece 1 defaya mahsus SMS'lerin bir görüşme olarak nitelendirilemeyeceği bir gerçektir. Bu SMS'ler bir kampanya kapsamında yapılan bir taciz eylemidir.

    Beni 2014 yazında yüzlerce kişi SMS yağmuruna tuttu. Bunların bir kısmı aynı formattadır. Bazıları FETÖ şüphelisidir. Bu mesajların çoğu açılmamıştır. Çünkü 6 gün boyunca bunaltıldım, çoğunu açmadım bile. iPhone 4S telefonum vardı. İleride lazım olur diye bir kısmını stokladım. Ama böyle bir şey olacağı aklıma gelmemişti. Mesaj atanların sayısı 83'ten çok fazladır. İşte bu 'olağandışı rakam'ı oluşturan hadise budur.

    'BYLOCK'CULAR MESAJ ATTI DİYE TUTUKLANAN BİR TEK BENİM'

    Anadolu'daki durumu incelemedim ama İstanbul ve Ankara'da bu medya davalarına baktığımızda ByLock'çular mesaj attı diye tutuklanan bir tek ben varım. Burada tutuklu olmamın sebebi sorgulayıcı, eleştirel, bağımsız ve muhalif bir gazeteci olmamdır.

     Kesin bir güçler ayrılığı ilkesini, laik demokratik parlamenter bir demokrasiyi savunduğum için kaçınılmaz olarak muhalifim. Öngörülü ve barışçıl bir dış politikayı savunduğum için muhalifim. Bunların hiçbiri Türkiye'de yok.

    'TEK TALEBİM ADİL YARGILANMAK'

    26 Temmuz 2014'te Tolga Güzeltaş isimli bir ByLock'çu ile uzun bir konuşmam olmuş. Ama ben bir kadın ile konuştuğumu hatırlıyorum. Bir polis eşi idi. Ama HTS kaydında Tolga Güzeltaş ile konuşmuş olarak görünüyorum. Ancak o sırada Tolga Güzeltaş tutukluydu. Yani onunla konuşmam imkansız. 

    Bunu da böyle karşı delil olarak sunayım. Hak savunucusu bir muhalif olduğum için bu yapı tarafından hedefe alındım. 17-25 Aralık sonrası kendini cemaat olarak nitelendiren bu yapı hak ihlaline uğradığını savundu ancak ben bu kampanyada hiçbir şekilde yer almadığımı daha önce de dile getirdim.

    Bu süreçten sonra iki FETÖ şüphelisiyle görüşmem oldu. Biri tutuklu bulunan, beraber program yaptığım Nazlı Ilıcak, diğeri ise bugün yurt dışında olan Abdülhamit Bilici. Bunun dışında defalarca bu yapıdan medya temsilciler aradı görüş istedi ama hiçbir zaman görüş vermedim.

    Tek talebim adil yargılanmak, buradan ne kadar çıkarsa çıksın vicdanım rahat. Adaletin ayaklar altında çiğnendiği bir Türkiye'den yarına bir şey kalırsa beraat edeceğime inanıyorum.

    İlgili konular:

    Cumhuriyet davasında ara karar günü
    ABD'den Cumhuriyet gazetesi davası hakkında açıklama
    Ahmet Hakan'dan Cumhuriyet sanıkları için: Gereği düşünülsün hepsi tahliye edilsin
    Cumhuriyet'in tutuklu köşe yazarı Kara: Hüseyin Gülerce tanık, ben sanık koltuğunda oturuyorum
    Cumhuriyet'in tutuklu avukatı Utku: FETÖ ile ilişkilendirmeye kimse inanmayacağı için PKK ve DHKP/C'yi eklediler
    Başsavcılık: Kılıçdaroğlu'nun 'Cumhuriyet savcısı' sözleri gerçeği yansıtmıyor
    Etiketler:
    FETÖ/PDY, Cumhuriyet gazetesi, Murat Aksoy, Kadri Gürsel, Türkistan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın