14:51 17 Ağustos 2019
Canlı Yayın
    ABD Başkanı Donald Trump

    Türkiye, Rusya ve İran'ın ortaklık sürecinde ipler ABD'nin zannettiği gibi elinde mi?

    © REUTERS / Shannon Stapleton
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer
    0 103

    Türkiye'nin Rusya ve İran'la birlikte hareket edip bölge ülkelerinin sınırlarını koruyan bir politika izlemesinin gereğine değinen Uzman Bartu Soral "Erdoğan hala ABD ile pazarlık peşinde. Ancak Kürdistan planından ülkenin ne kadar zarar görebileceği anlaşıldığında Türkiye; ABD ve İsrail'le köprüleri atacak ve bu iki ülkeye cephe alacak" dedi.

    Eski ABD Savunma Bakanı Yardımcısı Dov S. Zakheim, Amerikan Foreign Policy dergisinde yayınlanan yazısında "Suriye'deki iç savaş sırasında meydana gelen en dikkat çekici ve endişe verici gelişmelerden birisi, Türkiye'nin Rusya ile ilişkilerinin normalleştirilmesi ve onun İran ile iş birliğini geliştirmesidir. Türkiye ve İran'ın Suriye krizinin çözümü sürecinde birlikte çalışmasının nedeni ‘karşılıklı sevgi duygusunun' artmasından bu durumun ABD'nin zayıf noktası olarak değerlendirmiş olmalarından kaynaklı" ifadelerine yer verdi. Zakheim'in yazısı ABD ile Türkiye arasında uzun yıllara dayanan iş birliğinin, bölge ülkeleri arasında gelişmekte olan stratejik ortaklığa engel olma ihtimaline değiniyor. Eski bakan yazısında Rusya, İran ve Türkiye'nin Suriye krizi çözüldükten sonra başka sorunların çözümü için birlikte çalışmaya devam edeceklerine ise şüpheyle yaklaşıyor.

    Peki gerçekten bu mutabakat Zakheim'in iddia ettiği gibi geçici ve bağlamsal mı; yoksa ABD'nin YPG'ye verdiği ağır silah desteği, Türkiye'nin 15 Temmuz darbe girişiminin sorumlusu olarak gördüğü Fethullah Gülen'in iade süreci ve Rıza Sarraf davasındaki çözümsüz görünen ihtilaflar, ABD'nin bölgesel entegrasyonu etkileyen bir değişken bile olamayacağına mı işaret ediyor?

    ‘ASTANA GÖRÜŞMELERİ KİLİT ROLDE'

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD'nin New York kentinde gerçekleştirecekleri görüşme öncesi Rusya'nın öncülüğündeki Avrasya bloku, Türkiye ve ABD'nin rolü çerçevesinde bölgesel gelişmeleri ve ikili ilişkileri Sputnik'e değerlendiren Birleşmiş Milletler (BM) Kalkınma Programı eski Müdürü ve Ekonomist Bartu Soral'a göre Türkiye'nin bölge ülkeleriyle uzun vadeli stratejik ortaklığa adım atması öncelikle kendi açısından isabetli olacak:

    "Astana'daki görüşmeler, bölge ülkeleri olan Rusya, İran ve Türkiye'nin bölgede bir hakimiyet kurma ve söz sahibi olma pozisyonuna geldiğini ortaya koyuyor. Bu görüşmelerin Astana'da yapılıyor olmasının bile başlı başına bir önemi var. Bu bizim hep söyleyedurduğumuz Avrasya Birliği'nin önemine işaret ediyor."

    ‘ABD VE İSRAİL EMPERYALİST EMELLER PEŞİNDE'

    ABD ve İsrail iş birliğine karşı bölge ülkelerinin iş birliğinin hayati derecede önemli olduğuna işaret eden Soral "İsrail ve ABD, bölgenin mevcut haritalarının parçalanmasını, buradan bir Kürdistan yani kendilerinin kontrolünde ikinci bir İsrail doğmasını istiyor. Fiili duruma bakıldığında, 1991'den beri 36'ncı paralelde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararı olmadan ABD tarafından işgali yavaş yavaş bir Kürdistan embriyosunun doğurulması yani Kürdistan kurulması için çaba sarf ediliyor. Ama artık Rusya ve Türkiye başta olmak üzere bölge ülkeleri buna itiraz ediyor" dedi.

    Bölge üzerinde güç savaşının devam ettiğine işaret den Soral "Türkiye Cumhuriyeti, umuyorum ki, bölgenin toprak bütünlüğünün ve mevcut sınırların korunması noktasında hassasiyet gösterir. Şayet Türkiye, ABD'yle bir paylaşım savaşına girip bölge güçlerinden faydalanarak bir rol kapmaya çalışırsa büyük hata yapar. Çünkü bu tipik bir emperyalist tutumdur. Ve Türkiye, emperyalizm zeminine değil emperyalizmle mücadele temelinde kurulmuş bir ülkedir" ifadelerini kullandı.

    ‘ERDOĞAN HALA PAZARLIK PEŞİNDE AMA YAKIN GELECEKTE ABD VE İSRAİL'E CEPHE ALACAKTIR'

    Türkiye'nin bölge ülkenin haritalarının değişmemesi, bağımsızlıklarına halel gelmemesine odaklı bir politika izlemesi gerektiğini söyleyen Soral "Astana görüşmeleri sonrasındaki açıklamalar, bu hususta bir fikir birliği olduğuna işaret ediyor. Tam bu noktada önemli olan Türkiye'nin ikili oynamaması. Artık Türkiye, 1991'de işlevini tamamen kaybeden NATO'dan bir fayda görüp görmediğini; PKK'ya verilen silahların NATO üyesi devletlerden gelip gelmediğini sorgulaması ve kendi çıkarlarına uygun bir politika takip etmesi şart" diye konuştu.

    Türkiye'nin terörle mücadele stratejisinin Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü sağlaması gerektiğini ifade eden Soral "Ancak ben Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Trump karşısında bu kararlılığı göstereceğini sanmıyorum. ABD'nin halen Türkiye'de üssünü olması, IKBY referandumunda Türkiye'nin gerekli kozlarını oynamaması ve daha üç yıl önce Türkiye'de (IKBY Başkanı Mesud) Barzani'nin ‘Türkiye seninle gurur duyuyor' şeklinde alkışlanmış olması bana bunları düşündürüyor" dedi ve ekledi.

    "Kısacası, Türkiye, ABD ve İsrail'e henüz tam anlamıyla cephe almadı. İsrail ve ABD'nin Kürdistan planının Türkiye'nin güvenliği ve toprak bütünlüğünü ne denli etkileyeceğini anladıktan sonra Türkiye bu iki ülkeye tam anlamıyla cephe alacak ve onlara yönelik tutumunu sertleştirecek."

    İlgili konular:

    Neçirvan Barzani: Türkiye'yle ilişkilerimizde Erdoğan'ın rolü etkili oldu
    Erdoğan ve Poroşenko'dan 50 dakikalık görüşme
    Erdoğan: Eğitim için Batı'ya gidenler ajan oluyor
    Kremlin: Putin-Erdoğan görüşmesinin üzerinde çalışıyoruz
    Erdoğan-Trump görüşmesinin saati belli oldu
    Perinçek: Erdoğan, İslami Kemalist oldu
    Etiketler:
    Suriye Barış Görüşmeleri, toprak bütünlüğü, Astana görüşmeleri, Astana Zirvesi, BM Kalkınma Programı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Avrasya Birliği, Foreign Policy, Sputnik, YPG, PKK, BM, NATO, Bartu Soral, Elif Sudagezer, Dov S. Zakheim, Donald Trump, Mesud Barzani, Recep Tayyip Erdoğan, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Kürdistan, IKBY, Asya, İran, İsrail, Ortadoğu, Avrasya, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın