05:01 22 Kasım 2017
Ankara-3°C
İstanbul+ 8°C
Canlı Yayın
    Türkiye- AB

    AB Türkiye'ye neden aralık kapı bırakıyor?

    © AFP 2017/ GERARD CERLES
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer, Hüseyin Hayatsever
    1227045

    AB Liderler Zirvesi'nden çıkan sonuç birliğin Türkiye'ye yönelik umut vaat etmeyen aralık kapı bırakma stratejinin tekerrürü niteliğindeydi. Politikacı ve uzmanlar, düğümlenen AB-Türkiye ilişkilerini ve AB'nin Türkiye'yi sürüncemede bırakan politikasını Sputnik'e değerlendirdi.

    Almanya Başbakanı Angela Merkel, Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi'nde Türkiye'yle üyelik müzakerelerinin kesilmesi konusunda gerekli çoğunluğu sağlayamadı; AB'nin 28 üyesinin devlet ve hükümet başkanlarını bir araya getiren AB Liderler Zirvesi'nden Türkiye'yle üyelik müzakerelerinin sürmesi kararı çıktı. Zirvenin ardından AB üye ülkeleri ayrıca Türkiye'ye müzakere sürecinde verilen mali yardımın gözden geçirilmesi için çalışma başlatıldığını belirtti.

    Ancak 2014-2020 dönemi için ayrılan 4,5 milyar euronun sadece 257 milyon eurosunun gönderilmesi, mali yardımdaki olası bir kesinti kararını ise pratikte zaten hükümsüz kılıyor. Üstelik zirveden çıkan sonuca ilişkin çelişki bununla sınırlı değil. AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Avrupa Birliği liderlerinin Türkiye'nin birliğe katılma olasılığına şüpheyle baktığını belirtti. Peki, Türkiye'nin neredeyse imkansız görünen ve "AB üyelerinin de şüpheyle yaklaştığı" üyelik ihtimali neden AB ülkeleri tarafından halen gündemde tutuluyor? Başka bir deyişle AB, sadece Hollanda, Belçika ve Avusturya'da değil AB'nin öncü rolüne sahip Almanya'daki seçimlerde de hem yükselen sağın hem de popülist politikaların en büyük hedefi haline gelen Türkiye'ye neden halen aralık kapı bırakıyor? Tabii en önemlisi de Türkiye, AB'nin bıraktığı aralıktan birliğe girmeye hâlâ hevesli mi? Konuyu politikacı ve uzmanlar, hem AB üyeleri hem de Türkiye tarafından bakarak çeşitli boyutlarıyla Sputnik'e yorumladı.

    ‘AB OYALAMA TAKTİĞİ PEŞİNDE Mİ?'

    AB Zirvesi'ni, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker'in zirve sonrası Türkiye'ye sağlanan katılım öncesi mali yardımların gözden geçirileceğini açıklaması ekseninde Sputnik'e değerlendiren AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner, "Avrupa'dan yapılan hiçbir açıklama artık bizi şaşırtmıyor. Ne yapmak istediklerinin farkındayız. Ama biz Avrupa eksenini önemsediğimiz halde AB yöneticilerinden gelen açıklamalar Türkiye'yi nasıl oyalamaya ve baskılamaya çalıştıklarını gösteriyor" dedi.

    Türkiye'nin AB hedefinden vazgeçmediğini belirten Metiner "Biz AB hedefimizden vazgeçmiş değiliz, vazgeçmeyi düşünüyor da değiliz. Ancak AB'nin bu tavrı bizi fena halde rahatsız ediyor. Bir karar versinler, Türkiye'yi alacaklar mı, almayacaklar mı? Avrupa'nın baskılama politikasıyla siyasal sonuç devşirmeye kalkışan tutumu asla bizim tarafımızdan kabul edilemez, bunu böyle bilsinler. Biz, boyunduruk altına alınacak bir ülke değiliz, saygı bekliyoruz. Bize saygı duyana biz de saygı duyarız. Eşitlik temelinde bir saygı bekliyoruz. Yıllardan beri üyelik için kapılarında bekletiyorlar. Alacaklarsa alsınlar, almayacaklarsa karar versinler, bu kararı bize bildirsinler, biz de kendi yolumuza devam etmesini biliriz. AB yetkililerin bütün açıklamalarının arka planını biliyoruz. AB'nin bir sopa olarak kullanılmak istendiğini biliyoruz. Bu tutumlarından vazgeçsinler" diye konuştu.

    ANKARA'NIN TERÖRLE MÜCADELEDE DESTEK BEKLENTİSİ

    Zirve sonrası AB Konseyi Başkanı Donald Tusk'un yaptığı "Ankara'ya kapıyı açık tutmak istiyoruz. Fakat Türkiye'de şu andaki gerçeklik bunu zorlaştırıyor" açıklamasına da tepki gösteren Metiner, "Hangi gerçeklik zorlaştırıyor? Hangi Avrupa ülkesinde hükümeti devirme girişimi olsa AB'ye üye ülkeler farklı davranır? Hangi AB üyesi terör tehdidiyle karşı karşıya gelse farklı davranılır? Fransa'da üç beş bomba patladı diye yıllardır olağanüstü hal rejimi var. Almanya'da hükümeti devirme girişimi olsa Almanya nasıl bir tepki verir acaba? Almanya'nın bir bölgesi Almanya'dan kopartılmak istense, Almanya'nın bir bölgesini Almanya'dan kopartmak isteyen silahlı terör örgütü her Allah'ın günü eylem koysa Almanya'nın tavrı ne olur? Almanya Parlamentosu'nda silahlı ayrılıkçı terör örgütünün siyasal propagandasını yapan bir parti olsa Almanya'nın tavrı ne olur acaba?" diye sordu.

    "Önce kendilerine baksınlar" diyerek AB ülkelerini eleştiren Metiner "Türkiye düşmanı ne kadar terör örgütü varsa kendi ülkelerinde konuşlandıran bir Avrupa'dan bahsediyoruz. Ülkemizde darbe yapanlar onlar tarafından korunuyor, kollanıyor hatta destekleniyor. Kendilerine evler tutuluyor, istihbarat örgütleri tarafından muhafaza altına alınıyorlar. PKK terör örgütünün bütün elemanları Avrupa'da, Avrupa'nın himayesi altında. Bu nasıl bir demokrasi anlayışıdır? Aynı şeyi biz Avrupa için yapsak Avrupa nasıl davranır acaba? Diyelim ki Almanya'da, Fransa'da hükümeti devirmeye çalışan bir terör örgütüne biz kucak açmış olsak AB'nin tavrı ne olur? Almanya'nın bir bölümünü Almanya'dan ayırmaya çalışan bir terör örgütüne biz kucak açıp hamilik yaparsak Avrupa'nın bize yönelik tavrı ne olur?" diye konuştu.

    ‘TÜRKİYE'YLE İLGİLİ AÇIK BİR ŞEKİLDE KARAR VERİLMELİ'

    TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi olan Metiner, AB'den gelen "insan hakları" eleştirilerine de tepki göstererek "Efendim insan hakları konusunda sorunlar varmış, hadi oradan. Biz FETÖ ile, PKK ile hesaplaşıyoruz. Kendi milletimizi, devletimizi, ülkemizi korumaya çalışıyoruz, demokrasiden de ödün vermiyoruz. Bu olayların binde biri Avrupa'nın başına geldiğinde nasıl olağanüstü hal rejimlerini devreye soktuklarını görüyoruz. Almanya'da ayrılıkçı, silahlı bir terör örgütünün siyasal propagandasını yapan bir siyasi partinin varlığına izin verilir mi? Kendileri için istemediklerini bize niye dayatıyorlar, demokrasi bu değil ki. Biz Avrupa'nın demokrasisini, insan hakları anlayışını önemseriz. Ama demokrasi ve insan hakları üzerinden Türkiye'nin hizaya çekilmesini, boyunduruk altına alınmasını asla kabul etmeyiz. Kendilerine başka gerekçeler arasınlar. Türkiye'nin şu anki konjonktürü hiçbir şekilde AB'ye üye olmamız için engel değildir. AB böyle düşünüyorsa açık biçimde kararını versin, ya birlikte yol yürüyelim, ya da yollarımızı ayıralım" dedi.

    AB'nin Türkiye ile kapıyı kapatmadığını, ancak bir yandan da Türkiye'ye "sopa gösterdiğini" kaydeden Metiner "Bir yandan açık kapı bırakıp bir yandan sopa göstermek ahlaki bir yöntem değildir. Avrupalılar bunu çok yapıyor, havuç gösterip sopayla hizaya getirmeye çalışıyorlar. Türkiye ne korkutabilecekleri ne boyunduruk altına alabilecekleri, ne de havuç göstererek hizaya sokulabilecek bir ülkedir. Biz, eşit üyelik temelinde bir saygı bekliyoruz. AB bir an önce bu konuda kararını versin, gereğini yapsın. Biz de ona göre tutum alalım" diye konuştu.

    ‘TAM ÜYELİK TARTIŞILMAKTAN BİLE UZAK'

    Peki Metiner'in vurgu yaptığı üzere, AB'nin net bir Türkiye kararı vermesi olası mı? Sputnik'e konuşan Başkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sezgin Mercan'a göre, AB'ye tam üyelik gerçekçi bir ihtimal bile değilken; böyle bir kararın da çıkması son derece zor.

    Türkiye'nin ‘tam üyelik ısrarının' bir karşılığı olmadığına değinen Mercan "Türkiye'nin tam üyelik ısrarı faydasız; zira AB bunu, ne geçmişte ne de bugün, hiç bir zaman heyecanla karşılamadı. Ancak gelinen noktada halen AB'nin ‘Türkiye birliğe tam üye olamaz' demesi Türkiye'yi geriyor; Türkiye'nin tam üyelik talebi de AB'yi" ifadelerini kullandı.

    AB'nin bir süredir yeni üyelik modeli arayışı içerisinde olduğunu hatırlatan Mercan "Özellikle Almanya ve (Eski Fransa Lideri François) Hollande Fransa'sı tarafından iki vitesli bir AB modeli önerildi. Ama Polonya başta olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri ikircikli bir konum oluşturabileceği endişesiyle bu modele sıcak bakmadı. Bu noktada Türkiye'nin tam anlamıyla AB'ye entegrasyonu mu yoksa böyle bir modelde yer almasının mı uygun olduğu AB üye ülkeleri arasında bile halen tartışmalı" dedi.

    ‘AB VE TÜRKİYE MÜZAKERELER BAŞLADIĞINDAN BU YANA YAKINLAŞACAĞINA; GİDEREK UZAKLAŞTI'

    Türkiye ve AB ilişkileri zor bir süreçten geçtiğine değinen Mercan "2014'te müzakere süreci başladığından bu yana Türkiye ve AB'nin yakınlaşması beklenirken birbirlerinden daha da fazla uzaklaştı. Hem bölgesel, hem uluslararası krizler hem de AB'nin kendi içindeki krizi, Türkiye'nin içinde bulunduğu koşullar bu uzaklaşmayı tetikledi. Geldiğimiz noktada, müzakere sürecinin durdurulması ihtimali bile tartışılır hale geldi" dedi.

    Mayıs ayında gerçekleşen NATO Zirvesi'nde bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile AB yetkililerin 12 aylık bir takvim üzerinde uzlaştığını ancak tarafların mutabık kaldıkları bu zaman dilimini de doğru şekilde değerlendirmediklerine değinen Mercan "Sayın Cumhurbaşkanı ile AB yetkilileri birbirlerine 12 aylık bir süre tanımak konusunda anlaşmıştı. Taraflar durumları gözden geçirecekleri bir döneme girecekti. Ancak bu kararın ardından bile sürekli yeni kriz sebepleri ve tartışmalar çıktı. Halbuki yapılması gereken ilişkileri daha da fazla yıpratmamak için soğukkanlı olmak ve ilişkiyi rölantiye almak" ifadelerini kullandı.

    AVRUPA'YA KARŞI ‘ERDOĞAN TÜRKİYE'Sİ'

    AB Zirvesi'nin ardından üye ülkelerin temsilcilerinin ‘Türkiye' değil ‘Erdoğan Türkiye'si' şeklinde vurgusu da dikkat çekiciydi. AB Zirvesi'nin ardından üye ülke temsilcililerinin ‘Erdoğan Türkiye'si' karşıtlığının hatırlatılması üzerine Mercan "AB Türkiye ilişkileri kişiselleşti ve sağlıksız bir hal aldı. Hükümetin uygulamaları ve politikalarından ziyade Sayın Cumhurbaşkanı odaklı bir kampanya yürütülüyor. Türkiye'de seçimle gelmiş bir hükümet var. Bu hükümetin başarılı olup olmadığı ya da AB'yle ilişkilere katkı sağlayıp sağlamadığı yönündeki değerlendirmeyi ancak Türk kamuoyu yapabilir. Her ne kadar AB'nin müzakere sürecinde olan bir ülkeyi izlemesi normal olsa da; ülkenin iç işlerine bu denli müdahale etmesi ve kişiler üzerinden değerlendirme yapması çok görülen bir durum değil. AB, Türkiye'nin müzakere sürecinde kendi değerleriyle çelişti. Süreç de sağlıksız bir hal aldı. İki taraf da yapıcılıkla bu süreçten kurtulmalı" dedi.

    BİRLİK ÜYELİĞİ, TÜRKİYE İÇİN CAZİP BİR ALTERNATİF Mİ?

    Türkiye'nin de AB üyeliğini ne kadar istediğinin de sorgulanması gerektiğine işaret eden Mercan "Bazı kamuoyu yoklamalarına göre Türkiye'de AB üyeliğini istemeyenlerin yüzdesi 80'lere kadar çıktı. Avrupa Birliği içerisinde de Türkiye'nin desteklenme oranı benzer şekilde düştü. Son kriz ve gerginlikler, kurulmaya çalışılan müttefiklik ruhuna zarar verdi" ifadelerini kullandı.

    AB'nin yeni üye olacak ülkeye eskiye göre çok daha az cazip olduğuna işaret eden Mercan "AB bir ‘barış projesi' demek yeterli olmuyor. AB'yle müzakere sürdüren ülkeler; refah, sosyal adalet, eşit gelir dağılımı daha doğrusu eşitsizliğin eşit dağıtımı olan bir zemin arayışı içindeler. AB de bu beklentileri artık karşılayamıyor. Öte yandan, başta mülteci krizi olmak üzere önemli krizlerle boğuşan ve iyi sınav veremeyen bir AB var. AB artık aday ülkelerine umut verecek yeni beklentiler yaratmalı. Bazı Balkan ülkelerinin AB tam üyesi olma isteğinin ardında, kendi kurumsal dönüşümlerini AB içinde sağlama istekleri yatıyor. Ama Türkiye'nin beklentileri çok daha fazla. Bu yönden AB yetersiz kalıyor" diye konuştu.

    AB NEDEN TÜRKİYE'YE HALEN ARALIK KAPI BIRAKIYOR?

    Bu sorunun yanıtını bürokratik bir kurum olarak AB'de bulmak mümkün. Karar alma süreci olarak AB'nin üye ülkelerinden belli oranda bağımsız olarak ele alınması gerektiğine işaret eden Mercan "Türkiye'nin AB müzakere sürecinde AB bürokrasisini sağduyusuna tanıklık etmek mümkün. Başta Almanya, Avusturya ve Hollanda gibi ülkeler ilişkilerin gerginleşmesini tetiklese de Türkiye'nin AB üyeliğini isteyen bir Avrupa Birliği Komisyonu söz konusu. Çünkü müzakere sürecinin tamamlanması, Avrupa Birliği Komisyonu arasında bir başarı kriteri" dedi.

    İlgili konular:

    AB: Türkiye'ye sağlanan mali yardımlar gözden geçirilecek
    Çelik: Bugün AB'den olumsuz bir cümle duymak istemiyoruz
    ‘AB ülkeleri, Türkiye ile üyelik müzakereleri konusunda ortak görüşe sahip değil’
    Erdoğan'dan AB'ye: Almayacaksınız açıklayın şu işi
    Schröder: AB, Rusya ve Türkiye ile daha iyi ilişkiler kurmalı
    Merkel: AB ile Türkiye arasında varılan anlaşma dönüm noktası olarak görülmedi
    Lüksemburg: AB şimdilik Türkiye’yle üyelik görüşmelerini sürdürecek
    Etiketler:
    Tam üyelik, popülizm, mali destek, mali yardım, müzakere, insan hakları, aşırı sağ, demokrasi, euro, bütçe, AB Liderler Zirvesi, FETÖ, AB Konseyi, Sputnik, AB Komisyonu, PKK, Jean-Claude Juncker, Sezgin Mercan, Mehmet Metiner, Donald Tusk, Angela Merkel, Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği, Avusturya, Hollanda, Belçika, Almanya, Fransa, Avrupa, Türkiye, Ankara
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın