14:23 27 Haziran 2019
Canlı Yayın
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

    Erdoğan: Lozan devasa bir anlaşma, güncellenebilir

    © AA / Cumhurbaşkanlığı / Yasin Bülbül
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 88

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Lozan'ı sadece Türkiye-Yunanistan arasındaki bir konu gibi telakki etmek yanlış" diyerek, anlaşmanın güncellenmesi konusundaki görüşünü tekrarladı. Erdoğan, ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti tanıma kararının da başka devletleri bağlamayacağını ifade ederek, Papa'nın ve Yahudilerin duruşunun önemli olduğunu söyledi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan ziyareti sırasında tartışmalara neden olan Lozan Antlaşması'yla ilgili dönüş yolunda uçakta da açıklamalar yaptı. "Güncellenmeli" konusundaki görüşünü tekrarlayan Erdoğan, "Lozan, Türkiye-Yunanistan arasındaki bir anlaşma değil. Lozan devasa bir anlaşma. Gerek görülmesi halinde güncellenebilir" dedi.

    ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti tanıma kararının başka devletleri bağlamayacağını ifade eden Erdoğan, "Sayın Putin konuyu BM Güvenlik Konseyi'nin gündemine getirdi. Ama BM Güvenlik Konseyi'nin alacağı karar bellidir. Niye? ABD kararını vermiş zaten" diye konuştu.

    'PARLAMENTOLARDA GEREKİRSE ANAYASALARI BİLE DEĞİŞTİRMİYOR MUYUZ? DEĞİŞTİRİYORUZ'

    Hürriyet'ten Fikret Bila'nın aktardığına göre, Erdoğan'ın açıklamaları şöyle:

    — Atina ziyaretinizde, özellikle Cumhurbaşkanı Pavlopoulos'la yaptığınız değerlendirmelerde genelde Lozan konusu öne çıktı…

    "Ziyaret öncesinde, bir Yunan televizyonuna (Skai TV) verdiğim mülakatta Lozan'la ilgili bir soruya cevaben söylediklerim zannediyorum biraz rahatsızlığa yol açmış. Yunanistan'ın toprak bütünlüğünde sanki Türkiye'nin gözü varmış gibi yanlış çıkarımlarda bulunanlar olmuş. Halbuki benim ağzımdan öyle bir şey çıkmış değil. Bizim kimsenin toprağında gözümüz yok. Ben Lozan konusunda bana yöneltilen bir soruya cevaben, gerekiyorsa pekala güncelleme yapılabileceğini belirttim. Kaldı ki Lozan, sadece Türkiye-Yunanistan arasında bir anlaşma değil. Bunu orada da söyledim. Lozan, farklı devletlerin işin içinde olduğu, çeşitli meseleleri konu alan muhtelif protokoller de içeren ayrıntılı bir anlaşma. Ben gerek görülürse pekala güncellenebileceği kanaatindeyim. Bu benim düşüncemdir. Siz paylaşmayabilirsiniz. Nitekim Yunanistan Cumhurbaşkanı bu tür anlaşmaların güncellenemeyeceği kanaatinde. Bana göre ise taraflar ihtiyaç hissederlerse pekala güncellenebilir. Bunu orada Cumhurbaşkanı Pavlopoulos'a da ifade ettim. Biz parlamentolarda gerekirse anayasaları bile değiştirmiyor muyuz? Değiştiriyoruz. Dolayısıyla anlaşmalar da gerek görülürse elbette güncellenebilir. Ama bu konu biraz sanki takıntı haline gelmiş gibi. Aynı şeyi Başbakan Çipras'ta da gözlemledim. Onunla da konuştum. Lozan'ı sadece Türkiye-Yunanistan arasındaki bir konu gibi telakki etmek yanlış.

    'GÜYA YENİ BİR ŞEY YAPTILAR AMA CAMİYE BİLE BENZEMİYOR, MİNARESİ YOK'

    — Batı Trakya'yı ziyaretiniz de kimilerini tedirgin etmiş gibiydi…

    Celal Bayar Lisesi'nde soydaşlarımızla bir araya gelmemizden rahatsız olunmasını anlamıyorum. Böyle bir buluşmaya tahammül dahi edememeyi, demokrasiyle, demokratlıkla bağdaştırmak mümkün değil. Lozan'da azınlıklara tanınan hakların hayata geçirilmesi önemli. Ama mesela orada müftülük seçimi meselesini yıllardır konuşmamıza rağmen hâlâ halledebilmiş değiliz. İkide bir bize söyledikleri şey Heybeliada Ruhban Okulu. Hadi biz o meseleyi de hallettik diyelim, peki Batı Trakya'daki soydaşlarımızın okullarına yönelik tavrınızı nereye koyacağız? Ya da Atina'daki cami meselesi. İki tane cami meselesi var. Hep konuşmuşuzdur. En ufak bir gelişme yok. Mesela güya yeni bir şey yaptılar ama camiye bile benzemiyor. Minaresi yok. Dedim ki, ‘Ya bir şey yaptınız, iki ay sonra açacağız dediniz. Ama bir minaresi bile yok. Bizim kültürümüzde minaresiz cami olmaz'. Hatta kendisine, ‘Çansız kilise olur mu?' diye sordum. ‘Olmaz, iyi olanı tabii ki çanlı olanıdır' dedi. Yani minare de bizim için bu kadar önemli. Bunları halletmek lazım, bunlardan korkmanın anlamı yok. Baş müftülük meselesinin halen halledilemediğinden bahsettim. Baş müftüyü atayarak belirliyorlar. Halbuki oradaki Müslümanlar kendi baş müftülerini kendileri seçebilmeli. Bunlara mukabil bizim ise, mesela, Sen Sinod diye adlandırılan kurul için neler yaptığımızı anlattım. Sen Sinod'da patrik seçimi için yeterli sayıda piskopos kalmamıştı. Patriğe haber gönderdim. Bize isim verin, onları vatandaş yapalım, bu sayede Sen Sinod'a gerekli üye sayısı tamamlanmış olsun. Bize 17 isim bildirdiler. Biz de sorunlarını çözdük. Mesela, kilise yapımı. Böyle şeyleri sorun haline getirmeyiz. Şu anda Sümela'yı yapıyoruz. Birçok yerde yaptık da. Mesela 7 Ocak'ta Fener'de Bulgar Ortodokslara ait olan Demir Kilise'nin açılışını Başbakan Boyko Borisov'la beraber yapacağız. Bu tür şeyleri biz hiç problem olarak görmedik. Beraber yaptık. Daha önce belediye başkanlığım döneminde de oraya gittim. Ben bir restore etmiştim. Şimdi yine açılışını da beraber yapacağız. Yunanistan'daki görüşmelerimde bunları anlattım.

    'PAVLOPULOS VEFALI İNSANDIR'

    Bizler bir sorun varsa çözüm üretmekten yanayız. Türkiye olarak bizim derdimiz, Yunanistan'la ilişkilerimizde de açık ve samimi olarak, yapıcı bir tutumla meselelere çözüm üretmektir. Biz birbirimizle komşuyuz. Kavga kimseye fayda sağlamaz. O nedenle ilişkilerimizdeki olumlu gelişmeler bizleri mutlu ediyor. Mesela turizmde, Türkiye'den 800 bin turist Yunanistan'a gitmiş. Onlardan da bize 600 bin turist gelmiş. Ortak yönlerimiz bir hayli fazla. Bunu yolda hissediyorsunuz zaten. Halklarımız arasında sorun yok, birbirlerine gerçekten ilgi gösteriyorlar. Üst düzeyde bazen tabii ki bazı sıkıntılar olabiliyor. Başta değindiğim yanlış anlamayla ilgili olarak, Atina'daki görüşmelerimizde şunu da söyledik: Bizim Yunanistan'ın egemenlik hakkıyla, toprak bütünlüğüyle ilgili herhangi bir sıkıntımız yok. Bizler her iki ülkeye, her iki topluma fayda sağlayacak adımlar atmaya odaklanmalıyız. Şunu da hatırlatayım: Mesela 15 Temmuz gecesi, beni ilk arayanlardan biri Cumhurbaşkanı Pavlopoulos olmuştur. Hemen anında aramıştır. Böyle de vefalı bir insandır. Böylesine vefalı bir dostun davetine icabet etmek, bizim için ayrıca önem taşıyordu. Sorunları konuşarak çözmekten yana olduğumuzu, ötelemenin bize hiçbir şey kazandırmayacağını konuştuk. Türkiye de Yunanistan da soydaşlarını iki ülke arasında bir köprü olarak görmelidir. Bir yerde sorun gördüğümüzde çözümü için yardımcı olmayı esas almışızdır. Mesela Büyükada'daki yetimhane. Yanılmıyorsam Karamanlis zamanıydı. Avrupa Birliği yetimhanenin restorasyonu için 150 milyon Euro söz vermiş. Ama lafta kalmış. Patrik Bartholomeos konuyu bana aktarınca biz hemen üzerimize düşeni yaptık.

    'LOZAN, TÜRKİYE-YUNANİSTAN ARASINDAKİ BİR ANLAŞMA DEĞİL'

    — Sayın Cumhurbaşkanım, Lozan'da güncellenmesini istediğiniz hususlar ibadet özgürlüğü gibi konulardan mı ibaret? Yoksa başka konular da var mı?

    Lozan, Türkiye-Yunanistan arasındaki bir anlaşma değil. Lozan, muhtelif boyutları olan devasa bir anlaşma. Gerek görülmesi halinde güncellenebilir. Devam etmesi gerekiyorsa tabii ki devam eder. Ama taraflar belirli noktaları güncelleme ihtiyacı hissederlerse, bunu pekala yapabilirler.

    — Efendim anlaşıldığı kadarıyla Yunanistan'ın Lozan'ın mevcut düzenlemelerine tam riayet etmediği noktalar var…

    Evet, var. Bu çerçevede sıkıntı yaşanan konuları az önce anlattım.

    — Yunan Cumhurbaşkanı Pavlopoulos ile Başbakan Çipras arasında bir sorun var mı? Cumhurbaşkanı benim sembolik yetkilerim var diyor. Çipras'ın farklı düşünceleri var mı Lozan konusunda?

    Yok. Her ikisi de Lozan'ın güncellenemeyeceği kanaatindeler.

    'ATATÜRK'Ü TERÖR SEMBOLÜ OLARAK TANIMLADILAR'

    Türkiye'yi karalama kampanyaları yeni bir vaka değil. 16 Eylül 1922 tarihli bir Amerikan gazetesinde İstanbul, gazetenin ifadesiyle Muhammed-i inanışın merkezi ve Mustafa Kemal de büyük bir politik dini imparatorluk kurmayı planlayan İslam'ın yeni lideri olarak anılıyor. 19 Eylül 1922 tarihli bir başka Amerikan gazetesi, Mustafa Kemal'in yeni bir Müslüman imparatorluk planladığını, Yunanlıların hezimetinin de bunun ilk adım olduğunu söylüyor. İlginç değil mi? 10 Ekim 1922 tarihli bir Amerikan gazetesi, Mustafa Kemal'i ‘Korkunç Türklerin en korkuncu' olarak nitelendiriyor. 17 Kasım 1922 tarihli bir Amerikan gazetesi ise Mustafa Kemal'i bir ‘terör sembolü' olarak tanımlıyor. Bu haberlerin bugünkülerden farkı var mı? Dün böyle yaptılar bugün de aynısını yapıyorlar, değişen bir şey yok. Ne zaman bu millet ayağa kalkmaya çalışsa hemen ‘terörist' ve ‘korkunç' olmakla suçlanarak, olumsuz bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Bugün Avrupa ve Amerikan medyası benzer ithamlar şahsım ve Türkiye için yapılıyor. Bu durum gösteriyor ki biz millet olarak doğru yoldayız.

    'ABD'NİN ALDIĞI BU KARAR BAŞKA DEVLETLERİ BAĞLAMAZ'

    — ABD ve Çekya haricinde Kudüs'ü başkent olarak tanınmasını kabul eden yok. AB dahil, diğer ülkeler bunu kabul etmiyor. Sizin hem Papa'yla hem Rusya ile yaptığınız görüşmeler var. Bu süreç nereye gider?

    Bunu hep birlikte göreceğiz. Şu anda yoğun bir şekilde görüşmelerime devam ediyorum. Atina'da bulunduğum sırada Sayın Papa ve Sayın Putin'le telefon görüşmeleri yaptım. Macron'la da yine bir telefon görüşmemiz olacak. Diğer ülkelerle de peyder pey görüşmelere devam edeceğiz. Çarşamba günkü buluşmayı çok önemsiyorum. İİT olarak orada buluşup, karar ve sonuç bildirgesinin yanı sıra, neler yapılabileceğini konuşacağız. Kolay bir süreç değil.

    Ama şunu söyleyeyim: ABD yönetiminin aldığı bu karar, başka devletleri bağlamaz. Sayın Putin konuyu BM Güvenlik Konseyi'nin gündemine getirdi. Ama BM Güvenlik Konseyi'nin alacağı karar bellidir. Niye? ABD kararını vermiş zaten. ABD bir taraf olacak, diğer 4 üye ayrı bir taraf. Bana göre Sayın Papa'nın duruşu önemli. Yahudilerin duruşu da önem arz ediyor. Şu an onlarda da ciddi sıkıntılar var biliyorsunuz. Kudüs, üç semavi din için de kutsal. Statüsü değişmemeli. Temenni ederim ki yol erkenken hatadan dönülür.

    — Bir de fiili durum var efendim: Olaylar vardı Filistin'de, şiddet vardı. Müslüman sokaklarını tahrik eden bir durum var ortada…

    Şunu söyleyeyim: Kudüs konusunda atılan bu yanlış adım, bölgeyi ciddi manada ateş çemberinin içine sürükleyebilir.

    — Arap aleminin bu konudaki genel duruşunu nasıl görüyorsunuz?

    Arap Ligi Çarşamba günkü toplantıda bulunacak. Dönem başkanı Ürdün Kralı 2. Abdullah. Biliyorsunuz, kendisini Ankara'da ağırladık. O da bizim gibi düşünüyor. İslam ülkeleri bu konuda ortak bir tavır sergilemeli.

    Bu hususta Dışişleri'yle bir taslak çalışma olacak. Çarşamba günü de taslak üzerinden bizim çalışmamız olacak. Ben çarşamba günü yapılacak olağanüstü zirve toplantısını çok çok önemsiyorum.

    'MÜSLÜMANLAR OLARAK UYANIK OLMAK ZORUNDAYIZ'

    — En güçlü ve kararlı tepkiyi bu konuda Türkiye verdi, siz verdiniz. Diğer Müslüman liderlerin cılız tepkiler verdiğini görüyoruz..

    İslam dünyasındaki bölünmüşlük ve iç sorunlar da Amerika'nın böyle bir karar almasını kolaylaştırdı. Irak'ta, Suriye'de yaşananlar ortada. Hakeza Libya, Mısır, Yemen'de de ciddi sıkıntılar var.

    Kudüs konusunda böyle bir adım atılması, birilerinin bu durumu fırsat bildiğini gösteriyor. Müslümanlar olarak uyanık olmak zorundayız.

    İlgili konular:

    'Türkiye Cumhuriyeti artık Lozan Anlaşması yapıldığı dönemde haklarını alamayan Türkiye Cumhuriyeti değil'
    Baskın Oran: Erdoğan'ın Lozan'ın uygulanmadığına delil gösterdiği müftülük konusu Lozan'ın değil 1913 Atina Antlaşması'nın maddesi
    Erdoğan ile Çipras'tan Lozan restleşmesi
    Etiketler:
    Lozan anlaşması, Papa Francis, Prokopis Pavlopulos, Donald Trump, Aleksis Çipras, Recep Tayyip Erdoğan, Vladimir Putin, Atina, Yunanistan, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın