17:54 21 Ocak 2018
Ankara+ 10°C
İstanbul+ 9°C
Canlı Yayın
    İsrail - Türkiye

    ‘Türkiye-İsrail ilişkilerinde, geçici ısınmadan sonra buz devrine geri dönülüyor’

    © REUTERS/ Baz Ratner
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    Hüseyin Hayatsever
    0 10

    ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararının ardından Türkiye'nin İsrail'e yönelik söylemi sertleşirken, Kudüs meselesinin iki ülke ilişkilerini nasıl etkileyebileceği tartışılıyor.

    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan
    © AA/ Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan
    Uzmanlar, iki ülke ilişkilerinde Mavi Marmara krizinde olduğu gibi yeni bir kopma yaşanmasının olası görünmediğini belirtirken ilişkilerde "geçici bir ısınmadan sonra buz devrine" geri dönüleceği yorumunu yapıyor.

    ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararının ardından Türkiye'den İsrail'e yönelik sert açıklamalar gelirken İsrail'den de Türkiye ile ilişkilerin gözden geçirilmesi çağrıları yapılıyor. Daha önce Knesset'deki İsrail Siyonist Birlik Partisi'nden milletvekili Kseniya Svetlova, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "İsrail bir terör devletidir" açıklamalarının ardından İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'ya Türkiye ile diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürme çağrısı yaptı.

    Bugün de İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman "Erdoğan son birkaç aydır İsrail'e karşı provokasyon yaratmak için her fırsatı kullanıyor. Türkiye ile ilişkilerimizde pek çok şeyi gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum" açıklaması yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün yaptığı açıklamada ise Türkiye'nin halihazırda konsolosluğunun bulunduğu Doğu Kudüs'te Filistin elçiliğini açacağını söyledi. Türkiye'nin bu adımı, iki ülke ilişkilerinde yeni bir gerginliğe yol açabileceği belirtiliyor.

    'İSRAİL İLE YAKINLAŞMANIN ERDOĞAN'A İÇ POLİTİKADA KAZANDIRDIKLARI SINIRLI'

    Kudüs meselesinin Türkiye-İsrail ilişkilerini nasıl etkileyebileceğini Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. İlker Aytürk Sputnik'e değerlendirdi.

    2016'da İsrail ve Türkiye'nin Mavi Marmara tazminatı konusunda anlaşmaları ile bir yumuşama dönemi başladığını kaydeden Aytürk, "2008'den bu yana çok soğuk seyreden ve devamlı kriz üreten bu ikili ilişki, sonunda düzeliyor yorumları yapıldı o tarihlerde. Halbuki bunun sınırları olduğunu hep hatırlamak gerekiyor. İsrail'le tekrar yakınlaşmanın Türk iç siyasetinde Tayyip Erdoğan'a kaybettirdikleri var. Kazandırdıkları ise sınırlı" dedi.

    'TÜRKİYE, İSRAİL'DEN BEKLEDİĞİ DÜZEYDE DESTEK ALAMADI'

    İsrail ile normalleşmenin ardından Türkiye'nin ABD kongresinde İsrail lobisinin Türkiye'ye destek vermesini beklediğini ifade eden Aytürk, "Bir diğer kazanç, İsrail'in Orta Doğu'da Kürtlerin yanında durmasını engellemek olacaktı. Bunların yanı sıra, Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğal gaz kaynaklarının paylaşımı, boru hatlarının Türkiye üzerinden geçmesi gibi beklentiler de vardı. Bu umutlarla İsrail'le barışıldı. Ancak, İsrail'den beklenen düzeyde destek alınamadı. İsrail bir Kürt devleti oluşumuna açıkça destek verdi" diye konuştu.

    'DOĞU KUDÜS'TE ELÇİLİK AÇILMASIYLA GEÇMİŞTE YAŞANANDAN BÜYÜK BİR KRİZ ÇIKMAZ'

    Türkiye'nin Doğu Kudüs'te bulunan Filistin nezdindeki Kudüs Konsolosluğu'nun Filistin nezdinde büyükelçiliğe dönüştürülmesini kısa vadede beklemediğini de ifade eden Aytürk, "Bunun önünde İsrail'in çıkaracağı yapısal engeller var. Ama ilk fırsatta denenecektir. İsrail'le ilişkilerimiz zaten iyi değil, büyükelçilik açılmasıyla, geçmişte yaşananlardan daha büyük bir kriz çıkacağını sanmıyorum" dedi.

    'İLİŞKİLER GEÇMİŞTE OLDUĞU GİBİ KOPMAZ'

    Bu şartlarda Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerini kopartılacağını düşünmediğini vurgulayan Aytürk, "Türk büyükelçisinin geri çekileceğini sanmıyorum. Ancak, geçici bir ısınmadan sonra buz devrine geri dönüyoruz bence" dedi.

    'İKİ ÜLKENİN ORTAK ÇIKARLARI SANILDIĞINDAN DAHA AZMIŞ'

    Aytürk, "İlişkiler geçmişte olduğu gibi kopmaz, çünkü Türk dış politikasındaki pan-İslamist eğilim Davutoğlu sonrasında sona ermiş gibi duruyor. Ancak, ortaya çıktı ki, iki ülkenin ortak çıkarları sanıldığından daha azmış. 2016 yılında gösterilen çabaya rağmen bir ilerleme sağlanamadı. Benim görebildiğim kadarıyla artık İsrail de Türkiye'ye, geçmişteki kadar önem vermiyor, özen göstermiyor. Bu maalesef Türk dış politikasının son yıllarda yaşadığı irtifa kaybının bir sonucu" ifadelerini kullandı.

    Kudüs meselesinin Türkiye-İsrail ilişkilerini nasıl etkileyebileceğini Sputnik'e yorumlayan emekli Büyükelçi Uluç Özülker ise İsrail Savunma Bakanı Liberman'ın açıklamalarının İsrail hükümetinin ortak düşüncesini yansıtmadığı görüşünde: "Liberman, aşırı sağcıdır ve tam manasıyla aşırı tutumları olan bir Yahudi militanıdır. Dolayısıyla bugüne kadar hep en uçta olan fikirleri savunmuş bir siyasetçidir. Dolayısıyla her ne kadar hükümetin üyesi olsa da bugüne kadar İsrail'in, Liberman'ın söylemleriyle Türkiye'ye bir tutum almadığını biliyoruz. O yönden bakıldığında pek ciddiye alınacak bir açıklama değil."

    'ASIL SUÇLAMA TRUMP'A YÖNELİK OLMALIDIR'

    İsrail'in Kudüs konusunda bir tutum değişikliği olmadığını, 1980'den bu yana Kudüs'ü başkent kabul ettiğini ifade eden Özülker, "Eğer gerçek anlamda bir suçlama yapmak gerekirse bu suçlama, bugünün koşullarında İsrail'den çok ABD Başkanı Trump'a yönelik olmalıdır. Bugüne kadar 1947'den beri bu iş hep gündemdeydi, fakat bu meselenin yaratacağı kaos bilindiği için kimse ileri gitmezken bugün Trump neden bu ihtiyacı duyup da Ortadoğu'nun karmakarışık olduğu bir dönemde üstüne Kudüs meselesini eklemeyi kendine görev bildi, bunu izah etmek mümkün değil" dedi.

    'TÜRKİYE BÜTÜN KÖPRÜLERİ ATMAMALI'

    İsrail'in Ortadoğu'da devamlı olarak Arap olmayan ülkelerle bir denge oluşturma politikası uygulamaya çalıştığını ifade eden Özülker, "Kürt politikası da bu bağlamdadır. Bunun yanında ABD'nin İsrail-Türkiye ilişkilerinin düzelmesi için attırdığı adımları da bu çerçeve içinde değerlendirmek lazım. Bütün bunlar ortadayken İsrail'in Türkiye ile yeniden bozuşmaya gitmesi akıllıca bir iş olmayacaktır. Öbür taraftan baktığımızda Türkiye, Kudüs meselesinin liderliğini, İslam İşbirliği Örgütü'nün dönem başkanlığını da yürüttüğü için üstlenmiş görünmekle birlikte Türkiye'nin de itidalle hareket etmesi ve bütün köprüleri atmaması doğru olur diye düşünüyorum" diye konuştu.

    'KERAHAT VAKTİ GELDİĞİNDE ADIM ATMAK DAHA UYGUN OLUR'

    Özülker, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Türkiye'nin Kudüs'te Filistin Büyükelçiliği açacağını açıklamasıyla ilgili de "İsrail pek çok konuda gözükara davranıyor. Şu anda Trump'ın kendilerine verdiği destekten de aldığı cesaretle birleştirilmiş Kudüs politikasını yürürlüğe koyma peşinde. Koyabilir mi, bence koyamaz. Çünkü ABD'de bile Kudüs'ün de iki kesimliliğinin olduğu iki devletli çözüm halen gündemdedir. Trump da iki devletli çözümü teşvik edeceğim diyor. Eğer bir çözüm olursa Kudüs, Doğu Kudüs ve Batı Kudüs olarak bölünecektir. Siz işgal altındaki bir toprakta ‘büyükelçilik kuruyorum' dediğiniz takdirde bu, siyasi sorun haline dönüşür. İsrail burada haksızdır ama müdahale ettiği takdirde buradan bambaşka kaoslar çıkar. Dolayısıyla yangına körükle gitmek yerine biraz sakin kalmak lazım. Birleşmiş Milletler'deki kanallar da kullanılacak. Dolayısıyla mücadeleyi daha değişik boyutlarda sürdürmek ve ‘kerahat vakti' geldiğinde adım atmak daha doğru olur. Şu sırada bunu yaptığınız takdirde pek çok şeyi riske atarsınız, zaten bunun da bir kıymeti harbiyesi olmayacaktır" dedi.

    '1897'DEN BERİ ÇÖZÜLMEMİŞ BİR SORUNU POLİTİKA SERTLEŞTİRMESİYLE ÇÖZMEK MÜMKÜN DEĞİL'

    Filistin'in, ABD'nin arabuluculuğunu tanımadığını açıkladığını ve BM'de tam olarak tanınmayı hedefleyen bir politika izleyeceğini belirten Özülker, "Gelişmeleri biraz beklemek lazım. Bir aile kavgasında eğer taraflar seslerini aynı anda yükseltirlerse bundan boşanma çıkar. O boşanma da hiç kimsenin yararına değildir. Elbette İsrail burada haksız olan taraftır ama bunun çözümlenmesi için çok yol var. Bir kavga politikasıyla bu işi bitirmek kolay görünmüyor. 1897'den beri çözümlenememiş bir olayı bir politika sertleşmesiyle çözebilmek de mümkün değil. Onun için güçbirliği içinde, İslam dünyasını da olabildiğince birleştirerek, olabildiğince BM Genel Kurulu'nu devreye sokarak bu işi yürütmek lazım" diye konuştu.

    'İLİŞKİLERİN KOPMA NOKTASINA GİTMESİ OLASI GÖRÜNMÜYOR'

    Türkiye-İsrail ilişkilerinin Mavi Marmara krizinde olduğu gibi kopma noktasına gitmesini olası görmediğini ifade eden Özülker, "Bunun doğru olduğunu da düşünmüyorum. Şu sırada büyükelçinizi çekip ilişkilerinizi bitirdiğiniz takdirde taraflar arasında bir diyalog imkanı kalmıyor. Bunu sadece Türkiye olarak da düşünmemek lazım. Filistin ile, diğer Arap ülkeleriyle diyalog yoluyla İsrail üzerinde bir baskı kurarak yola çıkmak lazım. Fransızların bir sözü var; namevcutlar hep kaybedenlerdir. Uluslararası politikada her şey her an değişebilir, menfaatler icap ettirdiğinde politikalar da farklılaşabilir. Ama bu, topyekun ilişkiyi keserek değil bu ilişkileri bir baskı unsuru haline dönüştürüp yürüterek olur diye düşünüyorum.

    İlgili konular:

    Liberman, Türkiye- İsrail doğalgaz boru hattına karşı: Stratejik hata olur
    Nevzat Çiçek: Türkiye, İsrail konusunda psikolojik baskı altında
    Türkiye'den İsrail'e kınama: Kabul edilemez
    Etiketler:
    İlker Aytürk, Uluç Özülker, Kudüs, İsrail, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın