10:25 19 Nisan 2019
Canlı Yayın
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

    İİT Zirvesi sonuç bildirgesi: ABD'yi takip eden ülke, şirket ve bireylere kısıtlama getirilmeli

    © AA / Cem Öksüz
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 216

    İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İslam Zirvesi Konferansı Olağanüstü Toplantısı'nın ardından zirvenin sonuç bildirgesi yayınlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin Başbakanı Rami el-Hamdallah ve İİT Genel Sekreteri Yusuf bin Ahmed el-Useymin ile ortak basın toplantısı düzenledi.

    İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi'nin sonuç bildirgesi kabul edildi. Bildirgede, "ABD'yi takip eden ülkeler suç ortaklığı yapmış olur. Bu ülke, şirket ve bireylere kısıtlama getirilmeli. Filistinliler için koruma gücü yerleştirilmeli. ABD'nin elçiliğini Kudüs'e taşıması, statüyü değiştirmez. Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak kabul eden ülkelere karşı siyasi ve ekonomik tedbirler getirilmeli" denildi.

    Erdoğan yaptığı açıklamada, "İslam ümmeti tek ses olmadığı sürece dünyanın her köşesinde müslümanlara zulmedilmeye devam edilecektir" dedi.

    Bugün hem Filistin halkına dayanışma sergilenmesi hem de Gazze'de katliam yapan İsrail'e gerekli mesajların verilmesi bakımından son derece anlamlı bir zirve toplantısı gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, yaptıkları çağrıya kısa sürece cevap vererek, zirveye iştirak eden ve toplantının icrasına katkı sağlayan herkese teşekkür etti.

    Erdoğan şu ifadeleri kullandı:

    • Kudüs konusundaki karar tasarısı, BM Güvenlik Konseyi'nde 14 üyenin olumlu oyuna rağmen sadece ABD'nin vetosu nedeniyle kabul edilemedi. Bunun üzerine ülkemiz ve Yemen tarafından sunulan karar tasarısı BM Genel Kurulu'nda 21 Aralık günü yapılan oylamada, 9 redde karşılık 128 ülkenin oyuyla ezici bir çoğunlukla kabul edildi. Amerika ve İsrail'in yoğun baskı, tehdit ve şantajlarına rağmen alınan bu karar, insanlık tarihine altın harflerle kazınmıştır. Zira o 9 ülkenin diğer 7'si benim şahsen isimlerini bile duymadığım ülkelerdir, 128 ülke ise dünyada ağırlığı olan ülkeler.

    'İSRAİL BU SUÇLARI ABD YÖNETİMİNİN DESTEĞİYLE İŞLİYOR'

    • Bugünkü zirvede Filistin davasına verdiğimiz desteği bir kez daha göstererek nihai bildirimizi kabul ettik. Bu çerçevede işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail'in saldırganlığını en güçlü ifadelerle telin ettik. Son olaylardan İsrail'i sorumlu tuttuğumuzu belirttik. İsrail'in bu suçları ABD yönetiminin desteğiyle işlediği aşikardır. BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere uluslararası toplumun Filistin konusunda yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi gereklidir.

    'BU PROVOKATİF KARARIN BÖLGEDE YOL AÇTIĞI SONUÇLARIN MESULİYETİ AMERİKA'YA AİTTİR'

    • Amerikan yönetimi tüm uyarılarımıza rağmen hukuksuz kararını uygulamaya geçirdi. Bu girişimi kabul etmedik etmiyoruz. Bu kararın herhangi bir kıymeti yok. Zil takıp oynamak suretiyle orada yapılan açılış töreninin bizim nazarımızda bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Sadece kendileri çalarlar, kendileri oynarlar. Barış sürecini sabote eden bu provokatif kararın bölgede yol açtığı sonuçların mesuliyeti, bütünüyle birinci derecede Amerika'ya aittir. Amerikan yönetimi, bu şekilde barış istediğini defalarca kanıtlayan Filistin tarafını cezalandırmıştır. Bu kararla Filistin halkının vatanını işgal eden, abluka ve yasa dışı yerleşimlerle iki devletli çözüme yönelik taahhütlerini çiğneyen İsrail ise ödüllendirilmiştir.

    'CUMHURİYETÇİLERİN DE KENDİ ARASINDA BİR SIKINTI VAR'

    • Benim anlamadığım bir şey var. Trump cumhuriyetçidir değil mi? Önceki Bush? O da cumhuriyetçiydi. Fakat önceki Bush, özellikle de bana şu ifadeyi kullanmıştır; 'İki devletli çözüme ne diyorsunuz?'. 'Evet' diyoruz ve Colin Powell'e benim yanımda talimat verdi, 'bu işi bizzat sen takip edeceksin.' O gün bugündür bakın, o cumhuriyetçi böyle söyledi ama şimdiki cumhuriyetçi maalesef işgalden yana oynuyor. Cumhuriyetçilerin de kendi arasında demek ki bir sıkıntı var. Öyle de olsa böyle de olsa, biz doğru olanı yapacağız. Bu sorumsuz politikalar, İsrail'i işgal, gasp ve şiddet yönünden daha da azdıracaktır. Nitekim 14 Mayıs günü yaşanan katliam yeni dönemin en açık işaretidir.

    'BARIŞ GÜCÜ GÖNDERİLMELİ'

    • Her gün gencecik evlatlarını İsrail terörüne kurban veren Filistin halkına uluslararası barış gücü gönderme dahil, bunun altını çiziyorum, uluslararası barış gücü gönderme dahil bir koruma sağlanması şarttır.
    • Bu çerçevede, İsrail'in bu suçları ABD'nin desteğiyle işlediği aşikardır. BMGK başta olmak üzere, uluslararası toplumun Filistin konusunda yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi gereklidir. Uluslararası toplumun katliamları tribünden izlemeyi bırakarak, bunları engelleyici adımları süratle atması gerekiyor.
    • İsrail'in katliamlardaki sorumluluğunu belirlemek üzere uluslararası bir soruşturma komitesi kurulması elzemdir. İsrail'in hesap vermesi gerekiyor ve er ya da geç vereceklerdir.
    • Bütün ülkeleri, Filistin devletini ve onun başkenti olarak da Kudüs'ü tanımaya davet ediyoruz.
    • Dünyadaki hiçbir devletin şantaja boyun eğerek egemenlik haklarını çiğnetmeyeceğine inanıyoruz.
    • Terörist yerleşimci grupların kutsallarımıza yönelik saygısızlıkları karşısında artık sabrımızın sonuna geldik. Üye devletler ve uluslararası toplum, yasa dışı İsrail yerleşimlerinde imal edilen ürünlerin piyasalara girmesini mutlaka engellemelidir.

    'ÜLKELERİ FİLİSTİN TUTUMLARINA GÖRE DEĞERLENDİRECEĞİZ'

    • Bundan sonra uluslararası görevlere adaylığını koyan ve destek talep eden ülkeleri, Filistin'e yönelik tutumlarına göre değerlendireceğiz.
    • Tüm üye devletlere, bu kritik süreçte ajansa olan destek ve katkılarını arttırma çağrısı yapıyoruz.
    • Ramazan ayı boyunca, İİT üyesi tüm ülkelerde Filistin için yardım kampanyası yapacağız.
    • İsrail bugüne kadar hep 'Güçlüyüm, öyleyse haklıyım' mantığıyla hareket etmiş, uluslararası toplum da buna müsaade etmiştir. Artık bu çarpık anlayışa 'dur' demenin, bu sistematik barbarlık karşısında sesimizi yükseltmenin zamanı gelmiştir. Fiille desteklenmeyen her söz havada kalmaya mahkumdur.

    İlgili konular:

    Erdoğan, BM Genel Sekreteri Guterres ile görüştü
    'Putin, Erdoğan ve Ruhani, ağustos sonu veya eylül başında buluşabilir'
    Erdoğan: Artık bu bozuk ve adaletsiz düzeni değiştirmenin zamanı gelmiştir
    Etiketler:
    İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Recep Tayyip Erdoğan, Filistin, İsrail, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın