19:06 17 Ağustos 2019
Canlı Yayın
    Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

    Erdoğan: Bu dalgayı atlatacağız

    © AA / Gökhan Balcı
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 1522

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'daki Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği ödül töreninde konuştu.

    Başkan Erdoğan, Sheraton Otel'de düzenlenen Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği 2017 Yılı Medya Oscarları Ödül Törenine katıldı.

    Erdoğan, katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmada, bu yıl ödül alacak medya mensuplarını tebrik etti. 1979'dan beri bu ödülleri veren derneği, sektörü kucaklayan istikrarlı çalışmaları sebebiyle tebrik eden Erdoğan, radyo ve televizyon kuruluşlarında görev yapanlara çalışmalarında başarılar diledi, geride bırakılan Kurban Bayramı'nı bir kez daha kutladı.

    'MATBAANIN KEŞFİYLE HABERLEŞME ALANINDA YENİ BİR DÖNEM AÇILDI'

    Haberleşmenin insanlıkla birlikte ortaya çıkmış ve günümüze kadar kesintisiz şekilde farklı biçimlerle gelmiş bir ihtiyaç olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Bu ihtiyaç güvercinden dumana, atlı ve yaya ulaklardan, geçmişi milattan önceye kadar uzanan yazılı dokümanlara kadar pek çok yöntemle karşılanmaya çalışılmıştır. Matbaanın keşfiyle birlikte bu alanda yeni bir dönem açılmıştır. Daha önce el yazması veya tahta harflerle sınırlı sayıda çoğaltılan eserler, matbaanın icadıyla çok sayıda ve uygun maliyetlerle üretilmeye başlanmıştır" diye konuştu.

    'KISA MEDYA TARİHİNİ ANLATMAMIN NEDENİ, GAZETECİLİK MESLEĞİNİN KÖKLÜ BİR İŞ OLDUĞUNUN ALTINI ÇİZMEK'

    Haberleşmede çığır açan bir başka dönüm noktasının da radyo ve televizyonun keşfedilmesi olduğuna işaret eden Erdoğan, "Radyo ve televizyon yayıncılığı her geçen yıl büyük gelişmeler göstererek günümüze kadar gelmiştir.  Bu arada haberleşmede bir başka dönüm noktası icadı olan interneti de özellikle zikretmemiz gerekiyor. Temelleri 1960'larda atılan, ülkemizde de 1990'lı yıllardan beri günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen iletişim aracı, sosyal medya ve diğer işlevleriyle hala gelişmeye devam ediyor. Bu kısa medya tarihini sizlere hatırlatmamın sebebi gazetecilik mesleğinin ne derece köklü ve önemli bir iş olduğunun altını çizmektir" değerlendirmesinde bulundu.

    Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:

    'NE TABİ OLMAYI, NE TECRİT OLMAYI TERCİH ETTİK'

    — Hala tüm dünyayı kuşatan kısırlığın dışına çıkamadığımız da bir gerçektir. Medyadan başlayıp, günlük hayatımızın her alanına kadar bu süreci siyasi, ekonomik, kültürel, sosyal pek çok sebebi olduğunu biliyoruz. Bizim 40 yıllık siyasi hayatımızdaki tecrübelerimizden çıkardığımız sonuç şudur; şayet ülke ve millet olarak güçlüyseniz, kendi özgürlüğünüzü koruma şansına sahipsiniz. Böyle bir gücünüz yoksa ya kendinizi dünyadan tecrit edeceksiniz ki artık böyle örnekler pek kalmadı ya küresel düzene tabi olacaksınız. Bizim yöntemimiz daha farklı. Biz ne tabi olmayı ne tecrit olmayı tercih ettik. Bizim tercihimiz güçlü hale gelmekten yana oldu.

    'EN ÇOK LİNÇ ETMEYE ÇALIŞANLARIN BAŞINDA MEDYA GELİYOR'

    - Açık konuşmak gerekirse İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olduğumuz günden itibaren bize en çok saldıranların, bizi en çok linç etmeye çalışanların başında kusura bakmayın medya geliyor. Ana akım medya ülkemizde eskiden beri vesayetçilerle darbecilerle mandacılarla birlikte hareket etmiştir. Milletin yanında durmak yerine marjinallerin safında yer almayı maharet sanan medyaya karşı da çok büyük mücadeleler verdik.

    'KALEMŞÖRLERLE ÇARPIŞA ÇARPIŞA BUGÜNLERE GELDİK'

    — Bir şairimizden esinlenerek söylediğim gibi biz her biri top güllesi niyetiyle atılan manşetlerle köşelerini kurşun gibi kullanan kalemşörlerle çarpışa çarpışa bugünlere geldik.

    'GEZİ İHANETİNİ SOSYAL TEPKİ, 15 TEMMUZ'U TİYATRO GÖSTERMEYE ÇALIŞANLAR OPERASYONLARINI MEDYA ÜZERİNDEN YÜRÜTTÜ'

    - Şahsımız, hükümetimiz, partimiz aleyhine yazılan, çizilen, atılan iftiraların, yapılan çarpıtmaların haddi hesabı yoktur. Gezi ihanetini 'sosyal tepki', 17-25 Aralık emniyet yargı darbe girişimini 'hukuka saygı', çukur eylemlerini 'sivil direniş', 15 Temmuz'u 'tiyatro' olarak göstermeye çalışanlar, operasyonlarını hep medya üzerinden yürüttüler. Teröristlere güzellemeler yapan, milleti aşağılayan, hor gören, hakir gören bir zihniyet yıllarca medyada baş tacı edildi. Millete 'göbeğini kaşıyan adam', 'bidon kafalı', 'koyun' diyerek ve daha nice ifadelerle en ağır hakaretleri yapanlar hep kusura bakmayın medya mensupları değil miydi?

    — Bugün artık eskisine göre hakikatlere daha saygılı, haberlerinde, yayınlarında daha dengeli bir medyamız olduğuna inanıyorum.

    '200 YILDIR SÜREKLİ GERİLEMEK MECBURİYETİNDE KALDIK'

    - Ülke ve millet olarak son 150-200 yıldır sürekli savunmada kalmak, sürekli gerilemek mecburiyetinde kaldık. Her biri canımızdan birer parça olan nice vatan topraklarını gözü yaşlı, kalbi kırık bir şekilde geride bıraktık. Bugün kadim coğrafyamızın hangi köşesine gitsek, bizi anlatan eserler, hatıralar, izler bulmaya devam ediyoruz. Tavsiye ediyorum, Ahlat'a muhakkak gidin ve 8 bini aşkın o kabristandaki kabirleri görmek, inanıyorum ki sizlere ayrı bir cesaret verecektir. Orada bambaşka bir tarih var.

    'TÜRKİYE MEVCUT FİZİKİ SINIRLARINDAN İBARET BİR ÜLKE DEĞİLDİR'

    — Bunun için diyoruz ki Türkiye, mevcut fiziki sınırlarından ibaret bir ülke değildir. Aynı şekilde Türk milletini de bu sınırlar içinde yaşayanlardan ibaret göremeyiz. Bu ülkenin ve milletin gerisinde koskoca bir medeniyet, koskoca bir tarih, koskoca bir birikim vardır. Ülkemizin sınırları başkadır ama gönlümüzün sınırları bambaşkadır. Bunun için biz ülkemizin sınırları içinde vatandaşlarımıza en iyi, en güzel, en ileri hizmetleri sunmakla kalmıyor, her fırsatta gönül sınırlarımız içindeki kardeşlerimizle de kucaklaşmaya önem veriyoruz.

    — Türkiye'nin bu onurlu ve kapsamlı politikası, birilerini rahatsız ediyor. Geçtiğimiz 5 yılda ülkemizin üzerine bu kadar çok gelinmesinin sebebi işte budur. Farklı toplum kesimlerini tahrik edip ülkemizi iç kargaşaya sürükleyemeyince bu defa terör örgütleri vasıtasıyla dışardan tazzike başladılar. Yaptığımız sınır ötesi operasyonlarımızla bu projeyi de akamete uğrattık.

    'EKONOMİ ÜZERİNDEN BİZİ SIKIŞTIRMAYA ÇALIŞIYORLAR'

    — Şimdi ekonomi üzerinden bizi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Türkiye'nin ekonomide çözmesi gereken yapısal sorunları elbette mevcuttur. Biz bunları zaten biliyor ve çözmek için çalışıyoruz. Ancak, bunların hiçbiri son zamanlarda yaşadığımız hadiseleri açıklamaya yeterli olamaz. Nitekim, birileri ülkemizi ekonomi üzerinden köşeye sıkıştırmaya çalıştıklarını açıkça da ifade etmekte çekinmiyorlar. İnşallah biz bu dalgayı da atlatacağız. Altyapımız, bunu atlatmaya zaten inanıyorum ki kabiliyetlidir, o gücü de vardır. Gerek ekonomi yönetimimiz, gerek devletimizin diğer kurumları ihtiyaç duyulan tedbirleri alıyorlar, alıyoruz.

    'TÜRKİYE'NİN ALTERNATİFSİZ OLMADIĞINI HERKES GÖRECEK'

    - Türkiye'nin, alternatifsiz olmadığını herkes görecek. Biz tüm ilişkilerimizi tek taraflı kazanma değil, birlikte kazanma üzerine kuran bir ülkeyiz. Türkiye'yle birlikte hareket etmenin herkes için karşı bir tercih olduğunu bugüne kadar beraber çalıştığımız herkese gösterdik ancak NATO'da birlikte stratejik ortak olduğumuz bir ülkenin, kalkıp da Türkiye gibi NATO içerisinde, ilk üçün içerisinde yer alan bir stratejik ortağına bu şekilde yaklaşımlarda bulunmasını hiçbir cümle ifade edemez.

    'DEMEK Kİ BU MİLLETİ TANIMADILAR AMA TANIYACAKLAR, BİZ BİR ÖLÜRÜZ BİN DİRİLİRİZ'

    — Şunu çok açık, net söylüyorum, bize böyle tehditlerle, bize ileri geri ifadelerle geri adım attırmak mümkün değil. Biz, öyle bir tarihin varisleriyiz ki bizi bu tehditlerle yıldırmak mümkün değildir. Demek ki onlar bu milleti tanımadılar ama tanıyacaklar. Biz bir ölürüz, bin diriliriz, yapımız bu, karakterimiz de bu. Vatandaşlarımız ve yüzlerce milyon dostumuzla, kardeşimizle birlikte aydınlık bir geleceğe doğru yürüdüğümüzden en küçük bir şüphemiz yoktur.

    'KİMSE MİLLETİMİZİN İÇİNİ KARARTACAK YOLLARLA BOŞU BOŞUNA TEVESSÜL ETMESİN'

    - Umutsuzluğu küfürle eşdeğer gören bir kültüre mensubuz. Hiç kimse milletimizin içini karartacak, şevkini kıracak, kafasında ve gönlünde şüphe uyandıracak yollara boşu boşuna tevessül etmesin. Türkiye'nin girdiği her mücadeleden sadece ayakta değil aynı zamanda kazançlı bir şekilde çıkmasından başkaları rahatsız olabilir ama bu ülkenin hiçbir ferdi, hiçbir kuruluşu böyle bir hakka sahip değildir.

    'MEDYANIN BU ALÇAKLIĞA ARACILIK ETMESİNDEN ÜZÜNTÜ DUYUYORUZ'

    — Milletimize ve onun temsilcisi olarak gördükleri, şahsımıza karşı duydukları husumeti, ülkenin felaketini dileyecek kadar ileri götürenler bulunduğuna şahit oluyoruz. Medyanın da bilerek veya bilmeyerek bu alçaklığa aracılık etmesinden doğrusu üzüntü duyuyoruz. Batı ülkeleri başta olmak üzere dünyanın her yerinde medya kuruluşları faaliyet gösterdikleri devletlerin ve toplumların ortak çıkarlarını gözetirler, bu anlayış medyanın yazılı olmayan kuralıdır. Kendi ülkesine ve toplumuna karşı husumet içine giren kişiler ve kuruluşlar her yerde olduğu gibi medyada da dışlanır, mecrasız bırakılırlar. Türkiye'nin de bu olgunluğa, bu sorumluluk düzeyine ulaşması şarttır. Son dönemde bu doğrultuda önemli bir mesafe katetmiş olmakla birlikte daha gitmemiz gereken çok yol olduğu da ortadadır.

    İlgili konular:

    Erdoğan ile Zarif, AK Parti Genel Merkezi'nde buluştu
    Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a 9 soru
    Almanya'nın Wiesbaden kentindeki devasa Erdoğan heykeli kaldırıldı
    Etiketler:
    Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği, Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın