09:41 17 Aralık 2018
Canlı Yayın
    Recep Tayyip Erdoğan

    Erdoğan: Yasaklardan ziyade özgürlüklerin konuşulduğu bir ülkede yaşıyoruz

    © AA / Murat Kula
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    1749

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mevlid-i Nebi haftası açılışında konuştu. Erdoğan, "Bu ülkenin gençliğine yapılacak en büyük kötülük, onları medeniyet damalarından koparmak olacaktır" ifadelerini kullandı.

    Erdoğan, Sinan Erdem Spor Salonu'nda 2018 Yılı Mevlid-i Nebi Haftası Açılışı'ndaki konuşmasında, Hazreti Muhammed'in insana ait değerli her şeyi kalbinde ve hayatında pratiğe döken abide-i bir şahsiyet olduğunu söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanların soyları üzerinden üstünlük yarışına girdiği bir dönemde "Siyah derili olanın beyaz derili üzerine, beyaz derilinin de siyah derili üzerine bir üstünlüğü yoktur" ikazıyla Allah katında herkesin eşit olduğunu öğreten Peygamberin emin kişiliğiyle, adaletiyle, hakkaniyetiyle, merhametiyle, edep, tevazu ve hayasıyla insanlığın önünde yepyeni bir dünyanın, yepyeni bir hayatın kapılarını açtığını vurguladı.

    Erdoğan, Nurettin Topçu'nun "Gençlik geleceğin tohumudur" sözlerini anımsatarak, şöyle devam etti:

    - Gençliği ihmal eden, gençlerine sırtını dönen, onların ruh ve gönül dünyalarının imarı için gerekli özeni göstermeyen bir milletin istikbali ve istiklali tehdit altında demektir. Bizler de Resul-i Kibriya Efendimizin sünnetini uygun bir şekilde son 17 yıldır gençlerimize büyük önem ve öncelik veriyoruz. Eğitimden iş hayatına, siyasetten devlet yönetimine kadar her alanda gençlerimizin önünü açmaya, onlara milli bir kimlik ve öz güven aşılamaya çalışıyoruz.

    'GENÇLERE YAPILACAK EN BÜYÜK KÖTÜLÜK ONLARI MEDENİYET DEĞERLERİMİZDEN KOPARMAKTIR'

    - En önemlisi de gençlerimizi tekrar medeniyet değerleriyle buluşturacak onlara bu dünyadaki varlık gayelerini hatırlatacak projeler yürütüyoruz. Gezi olaylarıyla başlayan ve 15 Temmuz darbe teşebbüsüyle zirveye çıkan hadiseler bize bu konudaki en küçük bir ihmalin dahi ne büyük sorunlara, sıkıntı ve acılara yol açabileceğini göstermiştir. Bu ülkenin gençliğine yapılacak en büyük kötülük onları hayat damarları olan medeniyet değerlerimizden koparmak olacaktır.

    — Her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış Türkiye maalesef uzun yıllar böyle bir zihniyetin boyunduruğu altında kalmıştır. Allah Allah nidalarıyla vatanlaştırılan bir ülkenin camileri, minareleri tam 18 yıl boyunca ezan-ı muhammediye hasret bırakılmıştır. Bakın şimdi yeniden bu hortlatılıyor. Yeniden bu gündeme getiriliyor. Asla başaramayacaksınız. Benim aziz milletim bir daha o günlere dönmeyecek.

    'BU ÜLKE CAMİLERİN AHIRLARA ÇEVRİLDİĞİ GÜNLER YAŞADI'

    Erdoğan, asırlar boyunca İslam'ın sancaktarlığını yapmanın gururunu yaşayan bir milletin torunlarının öz yurdunda garip, öz yurdunda parya haline getirildiğini dile getirerek, "Bu ülke camilerin ağırlara çevrildiği, ihmalkarlıktan yıkıldığı, sırf birilerine şirin gözükmek için kapılarına kilit vurduğu günler yaşamıştır. Bu millet ilim, irfan, hikmet sahibi alimlerine zulmedildiği, Kur'an eğitiminin dahi ancak gizli, saklı bir şekilde verilebildiği karanlık yıllara şahitlik ettik. İnsanların sakalından, kılık kıyafetinden dolayı takibata uğradığı dönemlerden geçtik. Kız çocuklarının başörtüleri sebebiyle üniversite kapılarından geri çevrildiği, üniversite kapılarında ikna odalarının kurulduğu utanç sahnelerine şahit olduk. Türkiye, üstadın ifadesiyle Allah ve ahlak demenin yasak olduğu, din adına ne varsa her şeyin yer altına itildiği günleri gördük." diye konuştu.

    Gençliklerinin ilericilik adına zifiri bir karanlığın, modernlik adına faşizmin, Batılılaşma namına din ve millet düşmanlığının hüküm sürdüğü bir atmosferde geçtiğini dile getiren Erdoğan, bunları yaşadıklarını aktardı.

    'KENDİ ÇOCUKLARIMIZI ÜLKEMİZDEKİ ÜNİVERSİTELERDE OKUTAMAMANIN HÜZNÜNÜ YAŞADIK'

    Erdoğan, bu ülkenin gençlerinin sağcı-solcu denilerek birbirlerine kırdırıldığını belirterek, "Yüreği vatan ve millet sevgisiyle dolu körpe fidanların umutları çalındı. 21. yüzyıl Türkiyesi'nde kendi çocuklarımızı ülkemizdeki üniversitelerde okutamamanın hüznünü bizzat yaşadık. Ben bunu bir baba olarak yaşadıysam, bunun mücadelesini vermek benim asli görevimdir. Şu anda da bu mücadeleyi veriyorum. Ama Rabbime hamdolsun bu işi aştık" ifadelerini kullandı.

    Şimdi de bu işi artık daha ileri taşımak gerektiğini vurgulayan Erdoğan, göreve geldikleri andan itibaren de tüm enerjilerini ülkeyi bu kesif atmosferden kurtarmak için harcadıklarını söyledi.

    Erdoğan, 16 yıldır  mesailerinin kahir ekseriyetini Türkiye'yi özgürleştirmek, medeniyet değerleriyle barıştırmak, yokların, yoksulların, yasakların ülkesi olmaktan çıkarmak yolunda kullandıklarına dikkati çekerek, "Hamdolsun şu anda koskoca Almanya'nın üniversitelerinde 3 milyon genç okuyor ama bizim üniversitelerimizde şu anda 8 milyon genç okuyor. Nitelik itibariyle eksiklerimiz yok mu? Var ama onu da 5-10 yıl içinde Allah'ın izniyle aşacağız. Onu da kazanacağız." dedi.

    'HER TÜRLÜ FİKRİN SERBESTÇE DİLLENDİRİLDİĞİ BİR İKLİMDE YAŞIYORUZ'

    Milletin desteği ve dayanışmasıyla tüm bu konularda çok önemli başarılara imza attıklarını ifade eden Erdoğan, bu günü 16 yıl öncesiyle karşılaştırdıklarında her açıdan daha özgür, daha ileri, daha müreffeh bir Türkiye'ye kavuştuklarını gördüklerini anlattı.

    Erdoğan 2002'nin Türkiyesi ile 2018'in Türkiyesi'ni karşılaştırdıklarında yasaklardan ziyade özgürlüklerin konuşulduğu, teröre ve şiddete bulaşmadığı sürece her türlü fikrin serbestçe dillendirildiği bir iklimde, böyle bir ülkede yaşadıklarını kaydetti.

    'MİLLET KIRAATHANELERİNDE KİTAP OKUYAN GENÇLERİMİZİ GÖRDÜM'

    Bugün 5 tane millet bahçesi açtıklarını hatırlatan Erdoğan, "Onlarla birlikte millet kıraathanelerini açtık ve gerek millet bahçelerinde, gerek millet kıraathanelerinde oralarda derslerini çalışan, kitaplarını okuyan gençlerimizi gördüm. Rabbime hamdolsun bu daha da gelişerek devam edecektir." dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, asıl görevlerinin şimdi başladığına vurgu yaparak şöyle devam etti:

    - Millet olarak en zor imtihanla asıl şimdi yüzleşiyoruz. Şayet geleceğe serptiğimiz tohumları layıkıyla yetiştiremezsek gençlerimizi istikbale hazırlayamazsak verdiğimiz emeklerin tamamı boşa gidecektir. Gençlerimize Peygamber Efendimizin kutlu mirasını, onun örnek yaşantısını anlatmamız, hepsinden öte sevdirmemiz gerekiyor. Sünnet-i seniyyeyi merkeze almayan, Resulullah'ın hayatından beslenmeyen bir yaşantının İslami olması da mümkün değildir.

    — Peygamber Efendimizin nuruyla aydınlanmayan bir kalbin varacağı yer her gün yeni bir ambalajla sunulan sapkın ideolojilerin bataklığıdır. Biz gençlerimize sahip çıkmazsak İstikbalimizi karartmayı hedefleyenler onları farklı tuzaklarla ağlarına çekeceklerdir.  Bizim gençlerimize güvenmemiz, tıpkı Resul-i Ekrem gibi onlara inanmamız, itimat etmemiz gerekiyor, gençlerimizin gönül dünyalarını mamur etmek için öncelikle onlarla hemhal olmalı, onları yargılamadan önce anlamalı, onların dilini, ilgilerini, dünyalarını kavramaya çalışmalıyız.

    - Gençleri zapturapt altına almak yerine karakterlerini, inşa edebilecekleri ilim, bilim, yabancı dil, spor, sanat, edebiyat, diplomasi, siyaset ve yönetim gibi alanlarda yeteneklerini geliştirebilecekleri imkanlar sunmalıyız. Nebevi metoda uygun bir şekilde gençlerimize sabır ve şefkatle yaklaşarak onlara kulak vermeliyiz, gençleri asla küçümsememeli, kişiliklerini basite almamalı onlara hep iyi örnek olmalıyız.

    'HATASIZ KUL OLMAZ'

    "Hatasız kul olmaz" diyen Erdoğan, eksikten, kusurdan münezzeh olanın sadece Yüce Mevla olduğunu kaydetti.

    Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Gençlerimizin olduğu gibi bizim de yanlışlarımızın, hatalarımızın, noksanlıklarımızın olması hayatın bir gereğidir, gerçeğidir. En büyük erdem yanlışta ısrar etmemektir. Devlet, aile ve ebeveynler olarak hata yapma lüksümüzün bulanmadığı bilinciyle gençlerimizden önce biz kendimizi hesaba çekme cesaretini gösterebilmeliyiz. Bu konuda atacağımız samimi adımların bizi gençlerin dünyasına daha çok yaklaştıracağına inanıyorum. Biz örnek olursak, biz iyi örneklerin güzel örneklerin yolunu açarsak bu ülkenin gençlerin, Kandil'deki terör baronlarının, Pensilvanya'daki şarlatanın, televizyon kanallarında sazlı sözlü program yapan ekran soytarılarının ağlarına düşmeyecektir."

    'GENÇLERE VEDA HUTBESİNİ OKUMALARINI TAVSİYE EDİYORUM'

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere seslenerek, sözlerine Hazreti Nebi'nin Aleyhissalatu Vesselamın bir yolculuk esnasında arkasında oturan genç yeğeni Abdullah Bin Abbas'a yatığı tavsiyeleri aktararak devam etmek istediğini söyledi.

    Gençlerin buna çok dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, tavsiyeleri şöyle sıraladı: "Delikanlı Allah'ı gözet ki Allah da seni gözetsin. Bir şey istediğinde Allah'tan iste. Şunu bil ki bütün insanlar sana fayda vermek için toplansa Allah'ın takdiri dışında bir yardımları olamaz, bütün insanlar sana zarar vermek için toplansa, Allah'ın takdiri dışında sana hiçbir zarar veremezler. Bu konuda kalemler kaldırmış, sayfalar kurulmuştur. Bu kutlu öğütlerin hepimizi, bilhassa da hayatın cazibesine, dünyanın albenisine daha çok muhatap olan genç kardeşlerime rehber olmasını diliyorum. Genç kardeşlerime, Sevgili Peygamberimizin Veda Hutbesini sürekli olarak okumalarını da tavsiye ediyorum. Buradaki her bir kardeşimin, Kuran'ın ve Peygamber Efendimizin Aleyhissalatu Vesselamın müjdesine mazhar olarak, hesap gününde arşın gölgesinde toplanacak kimseler arasında yer alacaklarına inanıyorum."

    'DİYANET CAMİAMIZI ÜZECEK TARTIŞMALARIN KİMSEYE BİR FAYDASI YOK'

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığını, düzenlediği güzel program için kutladığını dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu vesileyle özelikle diyanet camiamızı birlik ve beraberlik içinde daha yoğun bir çalışmanın içerisinde olmaya davet ediyorum. Diyanet İşleri Başkanlığımızı siyasi tartışmaların malzemesi yapma girişimlerini tasvip etmediğimi belirtmek istiyorum. Diyanet camiamızı üzecek, milletimizle diyanet mensuplarının arasını açacak tartışmaların hiç kimseye bir faydasının olmadığını düşünüyorum. Bir kez daha sevginin, rahmetin, merhametin, yoksulların, yolda kalmışların mazlumların ve en başta gençlerin peygamberi Resul-i Kibriya Efendimizi, kemal-i edeple yad ediyorum. Milletimizin ve tüm ümmeti Muhammed'in pazartesi gecesi idrak edeceğimiz Leyle-i Mevlidini şimdiden tebrik ediyorum. "

    İlgili konular:

    Erdoğan: 31 Mart 2019 seçimlerini 'Gönül Belediyeciliği' seçimi olarak görüyoruz
    Erdoğan ile Trump telefonda görüştü
    NBC: Beyaz Saray, Erdoğan'ı yatıştırmak için Gülen'i ABD'den çıkartmayı düşünüyor
    Etiketler:
    Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB), Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın