08:29 19 Ocak 2020
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 1735
    Abone ol

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le görüşeceğini açıkladı. Erdoğan, "Sayın Putin ile ayın 14'ünde Soçi'de bir araya geleceğiz" dedi.

    TRT ortak yayınında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşme tarihini açıkladı. 

    Erdoğan, "Sayın Putin ile ayın 14'ünde Soçi'de bir araya geleceğiz" ifadelerini kullandı. 

    Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

    "Özellikle teşekkür ediyorum. Böyle manifestoyu açıkladıktan sonra ilk toplantıyı TRT ortak yayınında yapmak bizi ayrıca mutlu etti. Tarihi Çengelköy Çınaraltı Çay Bahçesi'nde vatandaşlarla 1,5 saat dertleştik, sohbet ettik, çaylarını içtik onlar da bizim çaylarımızı içtiler. Çenkelköy'ün 15 Temmuz darbe girişiminde özel bir manası var. Kuleli bir tarafta bir tarafta merkez bir tarafta köprü bu bakımdan unutulur bir yer değil. Çengelköy hakikkatten çok ciddi bir direniş ortaya koydu. Onun için de ilk toplantımı buradan başlatayım dedim. Uzun zamandır da gelmemiştirb Çınaraltı bizim biraz da geçmişimizden bu yana anlamlı bir yerdir ve Çınaraltı'nda hem dostlarla hem gençlerle orada bulunan tüm İstanbullu hemşehrilerle bir araya gelmek beni çok mutlu etti."

    'DÖRTLÜ ZİRVEYİ BURADA YAPTIK'

    "Bildiğiniz gibi dörtlü zirveyi burada yaptık yani sayın Putin, Merkel ve Macron ile olan dörtlü zirvemiz. Suriye'ye yönelik olan o zirveyi şu anda bulunduğumuz konumda onlarla bir araya geldik. Tabi dışarıda Boğaz'a yönelik ayrıca fotoğraf çekimlerimiz olmuştu ama burada da çok kararlı bir müzakereyi gerçekleştirdik. Malum Birleşmiş Milletler'den De Mistura'nın da katılmış olduğu o zirvede biz tüm belirlediğimiz başlıkları onunla paylaştık ve o süreç o yönüyle de devam ediyor. Belirleyici olup olmadığı meselesi ayrı fakat buna zenginlik katan bir süreçti zaman zaman o da İstanbul Zirvesi olarak anılıyor."

    'SAYIN PUTİN İLE AYIN 14'ÜNDE SOÇİ'DE BİR ARAYA GELECEĞİZ'

    "Kısa bir süre önce sayın Putin ile malum Moskova'da bir araya geldiğimde yine İstanbul Zirvesi'ni andık. Yine ayın 14'ünde de Soçi'de bir araya geleceğiz. Soçi'de daha önce başlattığımız zirvenin ikinci turuna başlayacağız. Yine orada da Rusya Federasyonu — Türkiye — İran üçlü olarak bu zirvemizin tekrarını yapacağız. Temenni ediyorum ki bu güzel gidişe yeni bir anlam kazandıracak yeni bir güç katacak. Çünkü Suriye'deki malum bu süreç Cerablus, Afrin, İdlib bütün bunlardan sonra her geçen gün daha iyiye doğru gidiyor. Temmennimiz odur ki bunu bu şekilde devam ettirelim ve geri dönüş başlayan bu bölgelerde Suriye halkı kendi topraklarına dönme imkanını bulsun."

    'YEREL YÖNETİM DEDİĞİNİZ ZAMAN AKLA İLK GELEN ÇEVREDİR, TEMİZLİKTİR'

    "Her şeyden önce bir defa bir yerel seçime gidiyoruz. Bu yerel seçimde bir genel seçimin etkisi olur mu olmaz mı diye soracak olursanız tabiki onun da olacak hele hele bizim gibi şu anda iktidarda olan bir siyasi partinin buradaki bakışında merkezi yönetim ile yerel yönetim arasındaki uyum çok çok önemli. Yani bir yerde yereli merkezi taşıyacağınız gibi merkezi de yerele taşıyacaksınız ki hizmetler çok farklı şekilde kendini gösterme imkanı bulsun. Özellikle bu dönemde dikkat edilirse halkımızın sıkıntıya düştüğü ve siyasi hareketlerin de üzerinde pek durmadığı bazı sıkıntılar var. Yani yerel yönetim dediğiniz zaman akla ilk gelen şey şudur; Çevredir, ilk gelen şey temizliktir. Eskiden ben mesela 1994 seçimlerine girerken üç şey ile girdim. Çöp, çukur, çamur. Niye? Çünkü İstanbul bu çöp, çukur ve çumurdan çok çekmişti. Çöp dağları vardı, çukurlar vardı, her taraf çamurlar içerisindeydi. Temizlik denen birşey yoktu, İstanbul'un suyu yoktu, hava kirliliği almış başını gidiyordu böyle bir İstanbul. Bunu tabi şu anki genç kuşak bilmez. Özellikle ilk defa oy kullanacak gençler hiç bilmez. Ancak annelerinden babalarından dinlediyseler bunu bilirler. Şimdi hafıza i beşer nisyan ile malüldür unutur insanoğlu ama bunları anlatmak lazım."

    '1994 ÖNCESİ İSTANBUL'DA NASIL BİR MANZARA VARDI?'

    "Zira yerel yönetime talip olanların önce bu konuda kararlılığının olması lazım dertli olması lazım. Yani eğer bir belediye tertemiz değil pırıl pırıl değilse çöpten çukurdan o beldeyi o ilçeyi o ili arındırmıyorsa biz ona belediye demeyiz. Önce buradan işe başlamamız lazım. Tabi bütün bunların yanında İstanbul'da o dönemde yaşadığımız en önemli şey bir belediye için su konusu. İstanbul'da su yoktu. Ben belediyeyi CHP'den almıştım. CHP belediyesinden aldığım bu İstanbul'da susuzluk ki İstanbul o zaman 8 milyon nüfusu vardı. Şu anda son nüfus sayımı yapıldı yaklaşık 15,5 milyon İstanbul bir nüfusa ulaştı. Dünyada bazı devletler değil orta boylu devletler artık bu nüfusta. Yani İstanbul bir devlet. Şimdi böyle bir şehri yöneteceksiniz böyle bir şehri yönetirken çöp benim sorunum değil diyemez bir belediye. Senin sorunun. Yollar benim sorunum değil diyemez, hava kirliliği benim sorunum değil diyemezsin. Göreve geldiğimde İstanbul'un doğru dürüst doğal gazı yoktu. Ben belediyeden ayrıldığım zaman 1 milyon 250 bin konuta biz o zaman doğal gaz getirmiştik. Onunla İstanbul'un havası temiz hale geldi ve şimdi zaten İstanbul'da doğal gazın neredeyse gitmediği semt, ev kalmadı."

    'GETİRDİĞİMİZ SUYLA İSTANBUL SUSUZLUKTAN KURTULDU'

    "Biz göreve geldiğimizde İSKİ tankerleriyle malesef bazı yerlere su taşıyordu. Ama ben hep hatırlarım o çocukların annelerin ellerinde bidonlarla gidip o tankerlerden su aldığı dönemleri. Daha sonra ne oldu su istasyonları kuruldu hatırlayın. Bir endüstri oluştu oralardan giderlerdi parayla suyunu alırdı ve bununla da kalmaz küvetler o satın alınan suyla doldurulur onunla da banyosunu yapardı. Bu hale gelmiştik. Şimdi kalksın da bir CHP'li desin böyle birşey yoktu. Bunları yaşadık İstanbul'da bunu bizlere yaşattınız. Ama biz geldik bir yılda bir defa bu işi ortadan kaldırdık. Düşünün 110 kilometre Istranca Dağları'ndan 180 kilometre de Melen'den İstanbul'a su getirdik. Bu getirdiğimiz suyla birlikte İstanbul susuzluktan kurtuldu ve suyuna kavuştu. 2040'a kadar da İstanbul'un ciddi manada su sıkıntısı olmayacak. Hava kirliliğini yine o günün bir gazetesi hiç unutmuyorum maske dağıtıyordu. Bunları bizim getirip şöyle ortaya koymamız lazım ve bundan da gücenmemesi lazım CHP'li dostlarımızın. Bu maskeler o zaman dağıtıldı. Niye? Hava kirliliği var herkes maskeleri ile sokağa çıkıyordu böyle bir dönemi yaşadık."

    'ÖNCE YEREL POLİTİKANIN BAŞARILMASI LAZIM'

    "Şunu çok açık net bilmemiz lazım, biliyorsunuz demokrasi yerelde başlar eğer bir siyasi hareket ben bir demokrasi mücadelesi veriyorum diyorsa önce yerel politikayı başarması lazım. Yerel politikayı başaramayanın geneli başarması mümkün değil. Yerelin bir durumu daha var. Yerel halkla kucaklaşma halkla bütünleşme yeridir. Halkla bütünleşme yeri de olduğu için orada bir defa halka eliniz değecek. Elektrik vereceksiniz elektrik alacaksınız. Bunu başarmanız lazım eğer bunu başaramıyorsanız halk sizi sırtında taşımaya mecbur değil. Çöp dağları, su bütün bunlar yok düşünün Ümraniye'de meşhur o facia çöp faciası 34 kişinin ölümü bakın bunun hesabı sorulmadı. Ümraniye belediyesi CHP'li idi Büyükşehir Belediyesi CHP'liydi. Hala kendilerini savunabiliyorlar. Neyi savunuyorsunuz? Neymiş grev varmış eğer grev varsa onun da sorumlusu sensin. Biz bunu aldığımız anda adeta bir devrim ruhu ile aldık."

    'HALİÇ'TEN ALİBEYKÖY'E 2,5 MİLYON METREKÜP ÇAMUR TAŞIDIK'

    "Mesela ben doğma büyüme Kasımpaşa'lıyım yani Haliç'in kenarında bir yerde doğdum. Ve haftanın Cumartesi günlerinde Fener'de bizim okulumuz İstanbul İmam Hatip Çarşamba'da oradan Fener'e geçerim sandalla oradan da yürüyerek yukarı çıkardık. Fakat koku tahammül edilebilir gibi değildi. Haliç o zamanlar öyleydi. Gün geçti 7 yıl sonra Haliç'in içinde adacıklar oluştu. Ve biz o adacıkların arasından sandalla gidişimizi yapardık. O zaman Sütlüce'de şu an Haliç Kongre Merkezi'nin olduğu yerde hatırlayın kesimhaneler vardı. Orada bir tarafta sakatatların yapıldığı yerlerdi. Şu anki güzellikler nerede. Biz Haliç'te kongre merkezinin temelini attık. Benden sonra gelen arkadaşlarda sağolsunlar tamamladılar. Orada tüm sanatsal etkinlikleri yapıyoruz, toplantıları yapıyoruz ve o malum yerden böyle güzel bir eser meydana geldi. Ama bir taraftan da birşey yaptık o da şu; Biz Haliç'ten Alibeyköy'e 2,5 milyon metreküp çamur taşıdık. 9,5 kilometre bir boru hattı kurduk ve oradan pompaj sistemi ile çamuru Alibeyköy'deki o taş ocağına pompaladık ve orada süzmesini yaptık. Süzdürdük ve çamuru çökertildi su ise tekrar haliç'e pompaj sistemi ile pompalandı. Şimdi o 650 bin metrekarelik taş ocağının olduğu yerde şimdi çocuklar için oyun parkı kuruldu. Böyle bir belediyecilik anlayışı var orada İstanbul halkı gidiyor eğleniyor. Obür tarafta bir Haliç Kongre Merkezi var orada her türlü etkinlikler yapılıyor. Bir diğer tarafta bakıyorsunuz artık rahatlıkla Haliç'te balık avlanabiliyor. Bununla da biz kalmadık daha ileriye gittik Boğaz'ın suyunu biz Haliç'e bağladık. Neden? Çünkü Haliç'e biz eğer o dağları delerek Boğaz'ın suyunu aktarmasaydık şu andaki Haliç'i yakalayamazdık. Çünkü o durgun su ne olacaktı yine eski haline dönecekti. Ama şimdi adeta devirdaim gibi yukarıdan geliyor ve aşağıdan Marmaray ile bütünleşiyor ve artık kirli su gibi birşey söz konusu değil. Böylece orada balık avlayabilir hale geldik. Bunu AK Parti iktidarı olarak biz yaptık."

    'YENİ KUŞAK HALİÇ'İN GEÇMİŞİNİ BİLMİYOR'

    Recep Tayyip Erdoğan
    © AA / Arif Hüdaverdi Yaman
    "Bu iş bir aşk işidir eğer varsa bir aşkınız bunu yaparsınız. Ama şimdi bu yeni kuşak Haliç'in böyle bir geçmişi olduğunu öyle zannediyorum ki bilmiyor. Bilmediği için de değerini anlamıyor. Marifet iltifata tabi. Bizim şu anda gençliğimize bunu anlatmamız lazım. Aynı şekilde bakın İzmir'in körfezi böyledir. Orada da şimdi kokudan geçilmiyor. İzmir susuzdu İzmir'i suya kavuşturan yine biz olduk. Kocaeli'de de körfezin durumu felaketti. Birçok suistimallere skandallara Kocaeli neden oldu Yuvacık Barajı ile. Orada da bir dönüşüm değişim oldu buraya geldi. Yani çöp, çukur, çamur derken benim derdim bu. Sene 1992 İstanbul'un biz ilçelerini aldığımızda bütün ilçeler böyleydi. Ama buralarda yaptığımız çalışmalarla tüm o ilçeler modern Güngören oldu modern Bağcılar, Esenler oldu. Bunu tabi yeni kuşağın bilmesi lazım. Bağcılar'da sağolsun Bağcılar halkı büyük oranda bunu biliyor. Esenler halkı bunu biliyor. Güngören halkı bunu büyük oranda biliyor çünkü anneleri babaları onlara anlattığı için böyle bir ilçeymiy burası böyle oldu. Herkes zannediyor ki hizmeti Bakırköy'e verdiler ama oralara hizmet vermediler. Böyle bir İstanbul'du onun için de biz 94 ruhunu CHP dediğimiz zaman çöp, çukur, çamur akla gelir dediğim zaman bunu kastediyorum. AK Parti'de bunlardan arınmak anlamındadır. AK Parti'yi de böyle tanımlıyorum."

    'DİKEY MİMARİ MEDENİYETİMİZE UYGUN DEĞİL'

    "Az önce de ifade ettiğim gibi belediyecilik işi gönül işidir. Onun için de tüm belediye başkan adaylarımıza şunu söyleyorum; biz şunu bileceğiz, insanoğlu topraktan uzak olmamalı. Toprağa yakın olmalı ve şu anda böyle 50 kat 70 kat bir mimari aslında bizim medeniyet ruhumuza da uygun bir mimari değildir. Bakın şimdi soruşturun inanın o dikey mimaride oturanlar birbirini tanımaz. Ama ben doğduğum büyüdüğüm mahallede o zaman diyelim ki bizim komşularımız Suat abla, Müşerref abla bırakın bizi tanımayı onlar bizi çamurlandığımız zaman alıp yıkarlardı. Annem rahmetli onların çocuklarını aynı şekilde yıkardı. Ve bu muhabbet şimdi yok kayboldu. O yatay mimaride yani okulu ile camisi ile bütün oradaki adeta ailelerin bir araya geldiği kıraathaneleri ile onları merkeze almak suretiyle bir yapılanma bir şehircilik anlayışı çok çok önemli. Biz şimdi yeni dönemde daha önce de buna başladık kısmen TOKİ ile buna doğru bir yöneliş bunu başaracağız. Yani yaptıkları var onlar da yanlışlarını anladılar ama bunun yanında yatay mimari ile yaptıkları da bu konuda da ben kendilerine şunu söylüyorum zemin + 4 bazı yerlerde arazi sorunları var bundan dolayı orada sıkıntı yaşanıyor tabiki. Oralarda bile zemin + 4 bilemediniz zemin + 5 olmalı daha fazla olmamalı. Fakat arsamız var arazi imkan veriyorsa orada bu işi daha da düşürmemiz lazım mesela zemin +3 olsun. Niye? çünkü seyrek olsun hava sirkülasyonu konusunda sıkıntı olmasın ve okulumuz mabedimiz tüm Millet Kıraathanesi hepsi orada olsun ve bir de hepsinden öncelikli olarak Millet Bahçesi olsun. Bu şunu getiriyor bütün orada oturan komşular hep beraber o Millet Bahçesi'nde icabında pikniklerini yaparlar. Çocuklar orada gelir yatar koşar yuvarlanırlar. Ve bu çok daha farklı bir kaynaşmayı sevgiyi artıracaktır. Birbirinin derdi ile dertlenmeyi artıracaktır. Bu tarihin yeniden inşallah bir dirilişi geri dönüşü olacaktır. Bunu başarmamız gerekir diye düşünüyorum. O komşuluk ilişkilerini artırma noktasında bize ayrı bir heyecan kazandıracaktır. Onun için 94 ruhu özellikle bunu diyor ve bunu savunuyorum."

    'PAZARA KADAR OLMAZ, MEZARA KADAR OLUR'

    "CHP'nin, HDP ile azami müştereği olabilir ama ne İYİ Parti'yle ne Saadet'le böyle bir birlikteliğinin olabileceğine ben ihtimal vermiyorum. Ama çıkar hesapları onları bir araya getirmiştir. O gecenin katılımcıları (15 Temmuz) AK Parti tabanıyla ve MHP tabanıdır. Temennim ve duam odur ki inşallah pazara kadar olmaz, mezara kadar olur."

    'HDP EŞİTTİR PKK'

    "HDP eşittir PKK, eşittir YPG/PYD. Hiç sağa sola bunu saptırmanın anlamı yok. Gerçek ortada. Bunu zaten başlarındaki kişiler söylüyorlar."

    'SÜREÇ KARARLI ŞEKİLDE DEVAM EDİYOR'

    "Türkiye'nin kuzey Suriye politikası, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve bu noktada siyasi birliğini esas alıyor. Yani biz Suriye halkının dağılıp parçalanmasından yana değiliz.

    Ayn El Arab'dan Kamışlı'ya kadar güvenli bölge olarak tanımlıyoruz. İdlib'de süreç kararlı şekide devam ediyor. Sıkıntı Münbiç'te. Münbiç'te gerek Rusya gerekse biz devriye olayını çözüme kavuşturalım istiyoruz. Heyetimiz Rusya'ya gitmişti, döndü. Bugün gerek heyetteki arkadaşlarla gerekse Milli Savunma Bakanımız Hulusi Akar'la görüşme yaptık. Görüşmelerde şu anda olumlu bir gelişmenin olduğunu öğrendik. Temenni ederim ki bu olumlu gelişmeyle buradaki örgütler, burayı biran önce terk ederler ve buranın kendi asli sahipleri gelip topraklarına yerleşirler. Türkiye'den 300 bin civarında Suriyeli topraklarına döndü. Buralar boşalınca buraların halkı da topraklarına dönecek. Biz şimdi atılacak adımla da bunun planlamasını yapacağız."

    'SURİYE İLE ALT DÜZEY POLİTİKA YÜRÜTÜLÜYOR'

    "Suriye ile alt düzeyde bu dış politika yürütülüyor, istihbarat örgütleri 'illa liderler ne yapıyorsa biz de onu yaparız' havasında olamaz.

    Terör örgütleri, baktılar ki olacak gibi değil Afrin'den çıkma kararı aldılar. Eğer biz dik durmasaydık, orada biz o operasyonları sağlam yapmasaydık, o zaman bu terör örgütleri oradan Akdeniz'e ineceklerdi."

    'TRUMP'IN SÖZÜ VAR'

    "5 Şubat'ta Washington'da dışişleri bakanımızın katılacağı toplantı olacak. Trump'ın sözü var temenni ederiz ki bir an önce hayata geçer. Bizim hazırlığımız var gereğini yaparız."

    GÜLEN'İN İADESİ

    "(FETÖ elebaşının iadesi) FBI'ın çalışmalarının neticesinde buradan artık bir karar çıkması sağlanabilir. (FETÖ) Tamamen temizlendi diyemeyiz, daha yapılacak çok operasyon var."

    KAŞIKÇI CİNAYETİ

    "Belki bu 22 kişinin içinden hayatta olmayanlar da olabilir, onu da söyleyeyim. Bazı duyumlarımız var, belki bazılarını götürmüş de olabilirler, trafik kazası kurbanları falan da olabilir."

    'YATIRIMLARIMIZLA YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ'

    "Biz ekonomide ayakları yere sağlam basan bir ülkeyiz, hayali değiliz. Yatırımlarımızla yolumuza devam ediyoruz, yatırımlarda durmak diye bir şey yok. Borsa İstanbul adeta pik yaptı, 100'ün üzerinde… Bunlar önemli şeyler, demek ki dünya gidecek yer olarak Türkiye'yi görüyor."

    'RUS TURİSTLER TÜRKİYE'Yİ GERÇEKTEN SEVİYOR'

    Erdoğan, Türkiye'nin 2018'i 40 milyon yabancı turist, 6 milyon da yerli turistle kapattığını, turizmden 30 milyar dolar gelir elde ettiğini kaydetti. Erdoğan, "Turizmdeki patlamayla mevsimlikteki kaybımızı peyderpey orada da telafi edeceğiz. Bizde sağlık turizmi, kış turizmi, yayla turizmi, eğitim turizmi, kültür turizmi var. Sporda bile ara mevsimde buralarda kamp yapıyorlar, Antalya'da kamplar yapılıyor. Turizm devamlı çeşitlendiriliyor. Rus turist sayısı neredeyse 6 milyona filan çıktı, birinci sıraya çıktı. Almanya ikinci sıraya düştü. Rus turistler de Türkiye'yi gerçekten seviyor." diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin 33 milyona yaklaşan işgücü arzıyla tarihinin en yüksek rakamına ulaştığını bildirdi.

    'BEZ TORBA KULLANIMI MEVCUDUN YÜZDE 55-60'INA ULAŞTI'

    "Hal Yasası"na ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, yasayla ilgili çalışmayı devam ettirmekte kararlı olduklarını vurgulayarak, üreticiyle tüketici arasındaki istasyonların maliyeti artırdığını belirtti.

    Büyük şehirlerde soğutma sistemleriyle modern haller kurulmasının, ürünlerin sağlıklı şekilde halka ulaşmasını sağlayacağını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti: "Bunları yaptığımız zaman bu sıkıntıları da büyük ölçüde aşacağız. Biliyoruz ki vatandaşım, tarımla uğraşan halkım, domatesi 2 liraya, 3 liraya orada satıyor, ama öbür tarafta 8 liraya, 9 liraya, 10 liraya, hatta bazen daha da yüksek fiyatla satıldığını görüyoruz. Bu nereden kaynaklanıyor? Aracıdan, tefeciden kaynaklanıyor. Bu işi böyle sürdürmek mümkün değil. Bazı arkadaşlar belki siyasi endişeyle 'Bunu böyle düşünmeyelim, şöyledir, böyledir, filan…' Yani bunu böyle düşünmeyeceğiz ne yapacağız? Bizim görevimiz devlet olarak halkına hem sağlıklı hem daha ucuza ürün yedirmektir. Bunu bizim başarmamız şart. Bunu aynen ette de yaptılar. Ette müdahale etmek zorunda kaldık. 'İthal edeceğiz.' dedim. 'Burada üretenler ne yapacak?' Tamam da o da fırsatçılık yapmasın. Biz de yurt dışından et ithal ettik. Çünkü o ara 35-36-37 liraya kadar kıymanın fiyatı çıktı. Şimdi ise bu fiyatlar 30'un altına düştü. Yine ben arkadaşlarımıza söylüyorum. Aynen bu böyle devam ederse biz, et ithaline devam ederiz. Et ithalinde de aracılara maracılara fırsat vermeden bunu da en ideal şekilde planlamamız lazım. Bakanımız da bu konuda hassasiyet gösteriyor. Aynı şekilde tarlada ürünü hale ulaştırmak ve halden bunun satışını da en uygun fiyatlarla, en uygun imkanla, sağlıklı bir şekilde vatandaşımıza ulaştırma gayreti içinde olmamız lazım. Bu işin üzerine üzerine gidiyoruz. Kimse siyasi endişeye kapılmamalı. Hal Yasası'yla birlikte gerek marketler gerekse bakkal dükkanları vesaire ama bir de tabii çarşı pazar… Çarşı pazar da 'Markette fiyat böyle oldu, benim fiyatım da böyle olsun.' diyerek vatandaşımızı sömürmemeli."

    Erdoğan, kendisinden bez torbanın gündeme getirilmesini istemeyenler olduğunu aktararak, "Bunlar basit hesaplar. Biz büyük düşünmeliyiz. Şu anda bez torbanın kullanımı mevcudun yüzde 55-60'ına ulaştı, bir düzenlemeyle. Niye? Herkes hakikati görüyor." dedi.

    YENİ ASKERLİK YASASI

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Askerlik Yasası'na ilişkin soruyu şöyle yanıtladı: "Nihai noktayı buna henüz Savunma Bakanlığımız koymadı ama 3, 6, 9, 12 gibi bir düzenlemenin üzerinde duruluyor. Burada bedelliyi bir kenara koyuyorum çünkü bedelli noktasında olay, şu anki uygulamanın hemen hemen aynısı şeklinde bir durum söz konusu. Özellikle 3, 6, 9'da mesela yedek subay olarak yapmadan tutun da astsubaya varıncaya kadar bütün bunların hepsinin bir değerlendirmesi şu anda yürütülüyor. Bana özet olarak verdikleri bilgilere baktığım zaman inanıyorum ki halkımızı, gençlerimiz çok daha rahatlatacak ve birikimi ortadan büyük ölçüde, büyük oranda kaldıracak bir sistemi inşallah getiriyor. Kısa zamanda da bunu zannediyoruz açıklarız."

    'BAŞAKŞEHİRLİLERE SESLENİYORUM: NİÇİN GELİP MAÇLARI SEYRETMİYORSUNUZ?'

    Türkiye'de futbolu altyapı noktasında ülkenin dört bir yanına eşit oranda dağıtmayı hedeflediklerini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi: "Sonuçta Süper Lig'de oynayan takım sayısı 18. Bu 18 takımın içerisinde zaten belli takımlar var ki onlar da belli ağırlığı olan takımlar. Biraz da takımlar, seyirci potansiyeliyle ağırlanıyor. Onlar da o seyirciyi yakaladığı için de kolay kolay A takımını tutanın bir daha onu bırakması çok çok zor. B'yi, C'yi tutan da öyle. Hep 'Dört büyükler' diye anılmıştır, hep böyle gelmiştir. Ama bu yıl tabii durum biraz farklı. Başakşehir şu anda çok çok başarılı gidiyor, tabii onunla da övünüyorum çünkü kurduğum takım. Başakşehir'i belediye başkanlığım döneminde kurduk ve oradan tırmandı buralara kadar geldi. Onun da gerçekten seyirci noktasında çok ciddi bir seyircisi yok. Aslında Başakşehirlilere de hep sesleniyorum: Siz niçin gelip maçları seyretmiyorsunuz, gayet güzel butik bir stadınız var? Hakikaten çok çok güzel. Biraz yavaş yavaş artışa başladı. Bugün deplasmanda yine 3-0 kazanmış."

    'PEKİ MİLLİ TAKIMIMIZIN HALİ NE OLACAK?'

    Erdoğan, Fenerbahçe'nin de arka arkaya galibiyet almaya başladığına değinirken, "Dünkü galibiyetiyle —bayağı diplerdeydi malum- 2 hafta arka arkaya aldığı galibiyetle bir tırmanışa geçti ve o tehlikeli bölgeden çıktı. Bu tehlikeli bölgeden bir de memleketimize de biraz sıyrılma mücadelesi veriyor. Bütün bunlar iyi de… Peki milli takımımızın hali ne olacak? Bu kadar tesis var, dünyada kafaya oynayanların hiçbirinin böyle altyapısı yok. Bizde var. Bunun 30 civarında muhteşem statlar var. Ankara'da Eryaman'ı yaptık, Ankaragücü'nün oynadığı stat, güzel bir stat oldu. Şimdi 19 Mayıs'ın yerine muhteşem bir stat başlıyoruz. Önümüzdeki hafta filan belki de ihalesi yapılıp adımı atılacak." diye konuştu.

    'YEREL BELEDİYECİLİKTE ÇOK CİDDİ BİR REFORMU YAPMA ZORUNLULUĞUMUZ VAR'

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, mitingler konusundaki soru üzerine, şunları kaydetti: "Aday tanıtımlarıyla ilgili gittiğim iller vardı. Onları daha geri plana alacağım. Hiç gitmediğim büyükşehirler ve diğer iller var. Bizde biliyorsunuz iller dedikleri aslında merkez ilçelerdir. İlin bütününü kapsamaz. Mesela benim memleketim Rize, Rize Belediyesi dediğimiz zaman Rize merkez ilçe demektir, diğer ilçeleri kapsamaz. Hatta bununla ilgili de bir çalışma yapsak da onları da adeta büyükşehir benzeri hale getirsek diye bir düşünce vardır. İlçeler, beldeler bunların hepsini böyle böyle bir şeye getirsek o zaman hizmet almada oralar çok daha büyük imkanlara kavuşacaktır ama şu anda belde belediyelerindeki duruma baktığınız zaman o kadar büyük imkanlara sahip olamıyor ama bir ilçe belediyesi altında yapsa belki daha büyük imkanlara sahip olacaktır."

    Bu tespiti belediye başkanlığından gelmiş birisi olarak ve zaman zaman arkadaşlarıyla yaptığı müzakereler neticesinde vardığını aktaran Erdoğan, "Bundan dolayı da aslında bizim yerel belediyecilikte çok ciddi bir reformu yapma zorunluluğumuzun da olduğuna özellikle inanıyorum. Temennim odur ki bu seçimlerden alacağımız dersle, bu seçimler neticesinde elde edeceğimiz kazanımlarla inşallah gelecekte bunun da hazırlıklarını yapar, adımlarını atarız." dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlara şu mesajı verdi: "Halkıma, milletime özellikle gönül belediyeciliği anlayışıyla yaklaşacak belediye başkanları noktasında, halkına efendi olmaya değil hizmetkar olmaya gelecek belediye başkanlarını oyunu verirken değerlendirirse kazanan olacaklarına inanıyorum. Çünkü bu noktada halkına tepeden bakan adeta sanki halkı ona oy vermeye mecburmuş gibi bakanlarla bir yere gidilmez ama 'ben senin hizmetkarınım' diyecek olan belediye başkanları olursa onları da desteklemek suretiyle el birliğiyle, gönül belediyeciliğini iktidara taşırsak bilsin ki AK Parti zaten 16 yıldır bunun ispatını yapmıştır, bundan sonra da yapmaya devam edecektir. Meclis listelerinde de arkadaşlarıma hep telkinim şudur: Ana kademe, kadın kolları, gençlik kolları, muhakkak meclis listelerinde yerlerini alacaklar. Çünkü her birinin hitap ettiği bir yapı var. Ana kademenin hitap ettiği, kadın kollarının, gençlik kollarının… Hepsini kucaklayacak, kuşatacak bir meclis anlayışıyla demografik yapı orada neyi gösteriyorsa onu, tüm o şehirde kimlerden oluşuyorsa hepsini kucaklayacak bir belediye meclis anlayışıyla meclis listelerini de hazırlayıp halkımızın karşısına öyle çıkalım talimatını da verdim. İnşallah bu anlayışla halkımızı kucaklayarak 31 Mart'tan büyük bir başarıyla çıkalım istiyorum."

    Etiketler:
    açıklama, FETÖ, TRT, Recep Tayyip Erdoğan, Vladimir Putin, Soçi, Türkiye, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın