06:25 27 Mart 2019
Canlı Yayın
    Mahir Ünal

    AK Partili Ünal, Erdoğan'ın 'Anketlere inanmıyorum' sözünün perde arkasını anlattı

    © AA / Halil Sağırkaya
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    31 Mart yerel seçimleri (917)
    0 310

    AK Parti Tanıtım ve Medya'dan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Anketlere inanmıyorum" sözü için, "Anketler en az 15 gün öncesinin sonuçlarını yansıtıyor oysa gündem ve seçmen psikolojisi anlık değişiyor" dedi.

    AK Parti Tanıtım ve Medya'dan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, Habertürk'ten Kübra Par'a konuştu.

    Seçim kampanyalarını artık anlık stratejilerle yönettiklerini belirten Ünal, devamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Artık anketlere inanmıyorum" açıklamasını değerlendirdi.

    "Bununla ilgili konuştuğumuz her şey anketler için de geçerli. Akışkanlığın, anlık interaktif iletişimin, her bir bireyin cep telefonundan anında bilgiye ulaşmasının doğurduğu bir sonuç var" diyen Ünal, şunları kaydetti:

    "Seçmen psikolojisi ve gündem hızla değişiyor. Sahadan anket yoluyla çektiğiniz bir veri, sadece o andaki algıyı ve psikolojiyi yansıtıyor. Bu bir iki gün içinde kaçınılmaz olarak değişmiş oluyor. Yüz yüze anketlerde anket firması saha firmasına sipariş eder. 2 gün sorular hazırlanır. Sonra 1 hafta sahaya çıkılır. 2 gün sonuçlar bilgisayara yazılır. 2 gün de analizi sürer. Anket firması size 15 gün sonra bir sonuç sunar. O sonuç, on beş gün öncesinin sahasını yansıtır, bugünü değil."

    "AK Partili Mahir Ünal Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 'Anketlere inanmıyorum' sözünün perde arkasını açıkladı" başlığıyla yayımlanan haberin devamında Par'ın yönelttiği sorular ve Ünal'ın yanıtları şöyle:

    - Seçmen davranışları o kadar değişken mi?

    Tam da onu söylüyorum. Seçmen davranışına etki eden faktörler artık akışkan ve değişken hale geldi. Dünyada artık seçmenin ilgilerine ve isteklerine yönelik veri çekmeye dönük dijital platformlar var. Bu verilerin sağlıklı olabilmesi için de gerçek kişilerle yapılması gerekir. Mesela araştırma şirketlerinden biri olan KONDA anket sonucu açıklamayacağını duyurdu çünkü sahayı okuma yöntemlerinin değiştirilmesi gerekiyor. Bazılarını bunu şöyle okuyor; Türkiye'de seçim belirsiz olduğu için saha okunamıyor. Hâlbuki bunun sebebi araştırmalarda kullanılan araçların ve yöntemlerin yetersizliğidir. Anlamak için kullandığımız yöntemler ve anlaşmak için kullandığımız dil değişiyor. Eski araç ve yöntemlerimizle bugünü okumaya çalışmamız artık işlemiyor. Peki sahaya dönük bir çalışma yapmıyor muyuz? Çok amaçlı, boyutlu ve katmanlı araştırmalar yapıyoruz ve sahada bir sorun görmüyoruz.

    - Peki yaptırdığınız anket sonuçları ne gösteriyor? AK Parti oyları Cumhurbaşkanlığı seçimine kıyasla yerel seçimlerde artacak mı azalacak mı?

    Uzun dönemden beri muhalefete dönük dile getirdiğimiz bir ifademiz vardı, ‘siyasetsizlik.' Bu artık ‘iletişimsizlik'e dönüşmüş durumda. Artık kamuoyuna da bir şey söylemiyorlar. Biz iki aydan beri sahadayız. Peki CHP ve İyi Parti ne yapıyor? Sahada bir iletişim ve kampanya yürüten birilerini görüyor musunuz? Yoklar. Dolayısıyla ilk defa garip bir şekilde muhalefet ortada yok.

    - Yaptığınız araştırma sonuçlarında da bunu görüyor musunuz?

    Kararsız seçmen sayısında yüksek bir artış var. "Peki bu seçmen önceki seçimlerde kime oy vermiş" diye bakıyoruz. Daha önce muhalefete oy vermiş. Bu kararsızlığının nedeni siyasi düşüncesini paylaştığı partinin siyasetsizliği ve iletişimsizliği.

    - Kimi yorumcular seçime katılımın az olacağını düşünüyor. AK Parti seçmeninde de kararsız bir kesim olduğuna dair bulgular var mı?

    Ne sahada ne de araştırmalarda böyle bir şey yok çünkü AK Partili seçmen, muhalefetin tavrına rağmen, olup bitenlerin son derece farkında. Vatandaş, meselenin bir memleket meselesi olduğunun ve siyasetsizliği, iletişimsizliği, beceriksizliği hat safhada olan muhalefetin herhangi bir şekilde Türkiye'yi sırtlayıp taşıyacak bir gücünün ve çözüm kapasitesinin olmadığını görüyor. Seçmen 17 yıldan beri sorunları çözen ve bu kapasiteye sahip olan AK Parti'yi ve Recep Tayyip Erdoğan'ı net bir şekilde görüyor. Dolayısıyla burada, seçmenin kanaatiyle ilgili bir sorun yok. Hangi siyasi görüşten olursa olsun insanlarda ‘AK Parti ne söylüyorsa yapar' anlayışı var. Araştırmalarda da AK Parti'ye icraat ve güvenilirlik konusunda çok yüksek bir destek var. Bir siyasi parti için en kıymetli olan budur. Seçmen dünyadakine benzer sorunlar yaşandığını görüyor ve zaman zaman daralıyor ancak bu sorunları kim çözer diye baktığında yine Recep Tayyip Erdoğan'ı ve AK Parti'yi görüyor.

    'EKONOMİDE SEÇMEN NEZDİNDEKİ SIKINTILARI GÖRÜYORUZ, TÜMÜ DÜZELECEK'

    - Ekonomideki durumun, fiyatlardaki ve enflasyondaki yükselişin seçimin sonucunu aleyhinizde etkileyeceğini düşünüyor musunuz? Araştırmalarda buna dair bir veri var mı?

    Şimdiye kadar yirmi ilimize gittim. Bir çay ocağına, kıraathaneye, iş yerine girerek muhabbet ediyoruz, onları dinliyoruz ve anlamaya çalışıyoruz. 13 Ağustos Cuma gecesi Türkiye bir kur atağı yaşadı. Hiçbir gerçek karşılığı olmayan bir durum ortaya çıktı ve bir anda dolar yükselmeye başladı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin hızlı ve esnek özelliği ile gece saat ikide 7.40 civarında dolar durduruldu ve 5.20-5.00'lere kadar indirildi. Vatandaş şu anda döviz rezervlerinin yüz milyarı aşmış olmasına varıncaya kadar tüm durumları çok yakından takip ediyor. Ekonomi yönetiminin bu işi hızla iyileştirdiğini görüyor, bu onu umutlandırıyor. O yüzden herhangi bir şekilde felaket tellallığına ya da birilerinin ‘Eyvah mahvolduk' propagandasına da fırsat vermiyor. Seçmen nezdindeki sıkıntıları görüyoruz ve bu işlerin tümü düzelecek. Bu sıkıntıları yine çözerse Ak Parti çözer. 1960 ile 2002 yılları arasında 42 yılda Türkiye'de 36 adet hükümet değişmiş ve ortalama görev süreleri bir buçuk yıl. Hükümetler değişmiş ama sorunlar yıllar geçse de aynı kalmış. Oysa 2002'den bugüne eski sorunlar çözüldü artık yeni sorunları çözmeye çalışıyoruz. Muhalefetin anlamadığı şey şu; çözümün bir parçası olmak yerine sorunun bir parçası olmayı tercih ediyorlar. Onların temel açmazı bu…

    - AK Parti ilk kez bir yerel seçime ittifakla girecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan ittifakla ilgili ilginç bir açıklama yaparak "Konsolidasyon tam olarak sağlanamadı" dedi. İttifakla seçime giriyor olmanızın sahada dezavantajlarıyla karşılaşıyor musunuz? "Konsolidasyon tam olarak sağlanamadı" sözü ne anlama geliyor?

    İki farklı siyasi partinin, Cumhur İttifakı başlığı altında, siyasi kimliklerini koruyarak bir yol arkadaşlığı yapmasını konuşuyoruz. Cumhur ittifakı bir seçim ittifakı değil, 15 Temmuz gecesi bir beka ve memleket meselesinin doğal sonucu olarak ortaya çıkan bir ittifaktır. Bunu nasıl yönetmek gerekir? Biz seçim büroları, çalışmaları, koordinasyonu nasıl olacak, ortak aday gösterdiğimiz yerlerde ne yapılacak, aynı yerlerde farklı adayların durumu nasıl olacak, bütün bunlar üzerine on maddelik bir genelge oluşturduk ve hem MHP hem de AK Parti teşkilatlarına bu genelgeyi gönderdik. Bütün bunların amacı iki partinin konsolidasyonu ve ortak hareket etme becerisini en üst seviyeye çıkarmak. Her iki partinin de genel başkan yardımcıları olarak sürekli görüşme halindeyiz ve illerimize bir sorun çıktığı zaman "Birbirinizle konuşmak yerine AK parti ve MHP il başkanı bunu kendi genel merkezine iletsin, genel merkezler de bunu konuşsun" diyoruz. Çünkü bunu bir sistemle yönetebilirsiniz ve bu da bir süreç gerektiriyor haliyle.

    - Zor muymuş?

    Zor değil, sadece dikkatli olmak ve emek harcamak gerekiyor. İki farklı siyasi partinin bir arada olmasının güzellikleri de zorlukları da var. Güzelliği MHP ve AK Parti'nin temel hassasiyetlerinin aynı olması. Yerlilik ve millilik, ülkenin bekası, devletin muhafazası… Tüm bunlar müşterek olunan konular. Sahada gördüğüm şey, Cumhur İttifakı'nın siyasetin genetiğini değiştirdiğidir. Bütün dünyada ülke meselesinde tüm siyasi partiler tek yumruk olurlar. Siyasi meselelerde gerilim yaşarlar. Türkiye'de maalesef memleket ve ülke meselesinde, siyaset bir birliktelik oluşturmuyor. 15 Temmuz gibi bir saldırıya bile ‘Kontrollü darbe', diyen bir siyasi muhalefet var. AK Parti ve MHP memleket meselesinde kenetleniyor ve kendi siyasetlerinde de centilmen bir yol izliyor.

    - MHP ile ortak miting için neden İzmir seçildi?

    İzmir, AK Parti hizmet ve belediyecilik anlayışıyla buluşturmak istediğimiz bir il. Bu nedenle en güçlü aktörlerimizden olan Binali Yıldırım'ı 2014'te İzmir'den aday gösterdik. Bugün yine hem belediye başkanlığı hem bakanlık deneyimi olan Nihat Zeybekci'yi İzmir'den aday gösteriyoruz. Cumhur İttifakı olarak hem MHP hem de AK Partili seçmenin orada güçlü bir karşılığı var bu yüzden oradan başlıyoruz.

    - Geçmişte AK Parti'de siyaset yapmış isimlerin öncülüğünde yeni bir parti kurulacağı iddiaları var. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun adı geçiyor. Zaman zaman aslında iki ayrı partinin oluşacağı söyleniyor. Bu partide de Ali Babacan ve Abdullah Gül'ün isimleri geçiyor. Siz bu ‘yeni parti' oluşumu iddialarına nasıl bakıyorsunuz? Bu durum AK Parti'yi nasıl etkiler?

    Bu durumla ilgili olarak Cumhurbaşkanımız gerekli açıklamaları yaptı. Henüz ortada olmayan bir şeyle ilgili siyasi bir yorum yapmayı doğru bulmuyorum. Şu anda bizim gündemimizde seçim ve kampanyalar var. Tanıtım ve Medya Başkanlığı olarak tek gündemimiz seçim kampanyamızı en güzel şekilde gerçekleştirmek.

    - Anketlerin iyi olduğunu söylediniz ama Ankara'da durumun kritik olduğu söyleniyor. Mehmet Özhaseki'nin kazanmasıyla ilgili bir risk var mı sahiden?

    Sahada hiçbir sorun görmüyoruz. Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi biz asıl olan meydanların diline ve coşkusuna bakıyoruz. Gittiğimiz her ilde, geçen Erzurum'da bile —7 soğuğa rağmen muhteşem bir coşku, heyecan ve kalabalık vardı, herhangi bir sorun görmedik.

    Konu:
    31 Mart yerel seçimleri (917)
    Etiketler:
    yerel seçim, aday, belediye, Habertürk, Recep Tayyip Erdoğan, Kübra Par, Mahir Ünal, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın