02:34 23 Temmuz 2019
Canlı Yayın
    Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

    Erdoğan'dan Netanyahu'ya: Eğer dünyada bir zalim aranacaksa ta kendisi sensin

    © AA / Murat Kula
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    12540

    Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'ya hitaben, "Netanyahu, sen zalimsin zalim. Şu anda İsrail'de seçim var diye cezaevlerindeki binlerce çocuk, kadın, yaşlı bunları cezaevinde tutan sen değil misin? Onlara zulmeden sen değil misin? Eğer dünyada bir zalim aranacaksa ta kendisi sensin" dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) tarafından düzenlenen 5. Uluslararası İyilik Ödülleri programında, katılımcılara hitap etti.

    'BUGÜNÜN DE FİRAVUN VE NEMRUTLARI VAR'

    Bugün iyilik ödülleriyle vücut bulan hassasiyetlere gerçekten çok büyük ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    — Zira marifet iltifata tabidir. Günlük yaşantımızda, siyasette, ticarette, uluslararası ilişkilerde şahit olduğumuz hadiseler insanı insan yapan en önemli hasletin iyilik olduğunu, ihsan olduğunu, yardım olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Dün olduğu gibi bugün de dünyamız iyi insanların, hayır hasenat sahiplerinin yüzü suyu hürmetine ayakta duruyor.

    — Şunu unutmayalım. Dünün firavunları, nemrutları vardı, bugünün de firavunları ve nemrutları var. Hak batıl mücadelesi dün olduğu gibi bugün de var ve bu mücadele ilanihaye devam edecek. Öyleyse bizim hak batıl mücadelesinde sabit-kadem olmak suretiyle bu mücadeleyi sürdürmemiz lazım. Bilhassa bu ödül töreni vesilesiyle hep birlikte bir kez daha şu gerçeği idrak ediyoruz.

    'DÜNYAYI ÇATIŞMA, KAVGA DEĞİL BARIŞ YAŞANILIR KILACAK'

    - Dünyayı hırs, hınç ve haset değil iyilik değiştirecektir. Dünyayı kin ve nefret değil ihsan ayakta tutacaktır. Dünyayı çatışma, kavga değil barış yaşanılır kılacaktır. Dünyayı çıkarına tapanlar değil Allah için sevenler, Allah için verenler, Allah rızası için iyilikte bulunanlar güzelleştirecektir. Dünyayı zalimlerin önünde eğilenler değil mazlumlara sahip çıkan Müslüman yürekler yeşertecektir. Sırtını müstekbirlere dayamış katillerin kalplerde açtığı yaraları, diline, dinine, rengine bakmadan muhtaçları bağrına basanlar tedavi edecektir. Savaşın, yoksulluğun, husumetin yaydığı o kara bulutları inşallah insanlığın ufkundan yine iyi kalpler kaldıracaktır.

    'SÖZDE DEMOKRATLAR, İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI İFŞA OLDULAR'

    Son 7-8 senede bölgede vuku bulan hadiselerin, milletle beraber yüz milyonlarca Müslüman'ın gözündeki perdeyi de kaldırdığını ifade eden Erdoğan, "Suriye, Irak, Yemen, Libya ve Filistin'de yaşananlar, Müslümanlar için iyiyi kötüden, zalimi mazlumdan, dostu düşmandan ayıran bir furkan oldu. Maskeler düştü, makyajlar aktı, gerçek yüzler ortaya çıktı. Özde demokratlarla sözde demokratlar, gerçek insan hakları savunucularıyla bunların sadece istismarını yapanlar bu süreçte ifşa oldu. Temel sorunumuzun imkansızlıktan ziyade vicdansızlık olduğu bir kez daha açığa çıktı" diye konuştu.

    Bugün dünyada barış ve huzurun önündeki en büyük engelin irade eksikliği, vicdan kıtlığı olduğunun aleniyet kazandığını belirten Erdoğan, "Üzülerek söylüyorum ama bu süreçte bazı Müslüman devletlerle beraber Batılı ülkeler Batılı kurum ve kuruluşlar gerçekten çok kötü bir imtihan verdiler. Sadece demokraside, hukukta ve adalette değil temel insanlık sınavından da sınıfta kaldılar." dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

    'AÇLIKTAN BİR DERİ BİR KEMİK KALMIŞ YEMENLİ SABİLERİN FERYATLARINI İŞİTMEDİLER'

    — Ne kimi Müslüman ülkeler ne de Batılılar, Suriye'de varil bombaları, balistik füzeler ve kimyasal silahlarla katledilen bir halkın acısını duymadılar. Açlıktan bir deri bir kemik kalmış Yemenli sabilerin göğe yükselen feryatlarını işitmediler. İsrail askerlerinin kameralar önünde katlettiği Filistinli genç kızların, engellilerin, yaşlıların dramlarına en küçük hassasiyet göstermediler.

    'NETANYAHU, EĞER DÜNYADA BİR ZALİM ARANACAKSA TA KENDİSİ SENSİN'

    - İşte Netanyahu, Tayyip Erdoğan'ın ülkesinde gazeteciler cezaevlerindeymiş bundan dolayı çok rahatsız olmuş. Netanyahu, sen zalimsin zalim. Şu anda İsrail'de seçim var diye cezaevlerindeki binlerce çocuk, kadın, yaşlı bunları cezaevinde tutan sen değil misin? Onlara zulmeden sen değil misin? Eğer dünyada bir zalim aranacaksa ta kendisi sensin. Mukayesesi kabil olmayan birisisin. Utanmadan, sıkılmadan konuşuyorsun. Şu anda bizim mabetlerimize, Mescid-i Aksamıza postallarla girenler, senin askerin, senin polisin değil mi? Orada, din adamlarımızı dövenler sizin askeriniz, polisiniz değil mi? Bunu neyle izah edeceksin? Bu içerideki bir kaç tane gazeteciye benzemez, bunun hiç izahı da olmaz. Ha bizi tahrik etmeye çalışıyorsan biz tahrik olmayacağız. Çünkü biz bu oyunlarla tahrik olmayacak kadar evrensel bir dinin mensuplarıyız. Bu oyuna gelmeyiz.

    — Mısır'da idam edilen gençlerin acısını yüreklerinde hissetmediler. İşte daha geçenlerde dokuz genci idam ettiler. Şimdi buradan sesleniyorum; ey Batı, Avrupa Birliği, hani Avrupa Birliği ülkelerinde idam yasaktı? Avrupa Birliği ülkelerinde idam yasak olduğu halde siz Sisi'nin davetine nasıl oluyor da icabet ediyorsunuz? O da bir katliamın düzenleyicisi. Samimi olsaydınız, gerçek demokrat olsaydınız böyle bir idam mekanizmasını çalıştıran ülkenin davetine 'biz icabet etmeyiz' der oraya icabet etmezdiniz.

    — Beni Sisi ile çok barıştırmak isteyenler var, asla kabul etmiyorum, etmem de. Neden? İşte bunlardan dolayı. Neden? Halkının yüzde 52 oyunu almış olan bir Mursi'yi ve arkadaşlarını cezaevine mahkum eden bir antidemokratla karşı karşıya gelmem, onunla aynı masada oturmam. Bir defa bizim bu gerçekleri görmemiz lazım, eğer bu gerçekleri göremezsek Rabbim ebedi alemde bunun hesabını da bize sorar. Eğer biz idareciysek, eğer bir milleti, bir devleti yönetiyorsak bunun hesabını yarın o ruzi mahşerde vermeye mecbursun.

    — İstanbul'da vahşice öldürülen bir Müslüman gazetecinin katli karşısında seslerini çıkarttılar mı? Çıkartmadılar ve şimdi ses çıkartanlar malum ülke tarafından sürekli olarak dışlanıyor. İstediğin kadar dışla ama biz hak neyse bugüne kadar onu söyledik ve bizden o katliamın belgelerini isteyenlere de biz belgelerini verdik. 'Gelin' dedik, dinlettik, Amerika'sı, Japonya'sı, Fransa'sı, İngiliz'i, Suudi Arabistan'ın kendisi, hepsine bunları anlattık. 15 kişi iki uçakla buraya geliyor, İstanbul'a ve İstanbul'a gelen bu 15 kişi başkonsoloslukta bu katliamı yapıyor, nişanlısı kapıda. Veliaht Prens açıklama yapıyor 'Öbür kapıdan çıktı' diyor. Dışişleri Bakanı 'Yerli iş birlikçilerle bu uygulandı' diyor.

    — Açıklama yapıyorum, diyorum ki yerli işbirlikçi varsa o zaman bunu sen açıklamaya mecbursun ve şunu söylüyorlar 'Diğer kapıdan çıktı' ya bu akil baliğ olmamış bir çocuk mu? Dışarıda eşi bekliyor, eşine görünmeden veya eşini almadan gidiyor ve bu adam gazeteci, dünyanın tanınmış gazetecilerinden bir tanesi. Ya bunlar insanoğlunu herhalde enayi yerine koyuyorlar, böyle bir şey olabilir mi? Daha sonra 'Bunları biz yargılayacağız, gereği neyse bunu yapacağız' diyorlar. Kimseyi aldatamazsınız, Suudi Yönetimi bir defa bunun katillerinin o 15 kişi içinde olduğunu biliyor ve bu 15 kişi daha sonra 22'ye çıkarıldı, bunların içinde bu katillerin olduğu belli, 2 kere 2, 4 gibi belli ama biz takipçisiyiz, gerekirse uluslararası mahkemede de bu işin yargılanmasını takip edeceğiz.

    — Terör belası kapılarına dayanana kadar bir kez olsun tehdit ve tehlikenin farkına varmadılar. Bakın ne Aylan bebeklerin sahile vuran minik bedenleri, ne Akdeniz'de kaybolup giden hayatlar, ne de terör örgütlerinin dağıttığı yuvalar Batı vicdanının uyanması, harekete geçmesi için ne yazık ki yeterli olmadı. Çok daha vahimi terör gibi bir meselede dahi iyi terörist-kötü terörist ayrımına gitmekten çekinmediler. Suriyeli, Afganlı, Iraklı mültecilerden esirgedikleri şefkat ve merhameti FETÖ'cü alçaklara, YPG'li katillere göstermekten hicap duymadılar. Maalesef zulüm ve şiddetten kaçan sığınmacılar toplama kamplarına mahkum edilirken, adaletten kaçan FETÖ'cü darbeciler baş tacı edildi. 10 binden fazla Suriyeli çocuk, Avrupa'nın sokaklarında kaybolurken, teröristleri korumak için kapılarına nöbetçi polisler dikildi.

    — Çok açık ve net söylüyorum, şayet bugün binlerce tır silah verilen YPG'li katiller, Suriye'nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturma hevesine kapılıyorsa bunun müsebbibi terör örgütlerine şaşı bakanlardır. 23 bin tır silah, mühimmat, araç, gereç Suriye'nin kuzeyine Irak'tan nakledilmiştir. Bunları kendilerine hep söyledik ama devamlı kaçıyorlar. Şayet bugün dünyanın gözleri önünde gençler, dar ağaçlarına  gönderiliyorsa bunun müsebbibi çıkarlarını ilkelerinin önüne koyanlardır. Şayet bugün Filistin'de işgal alabildiğine devam ediyorsa bunun sebebi mesele İsrail olunca hukuku rafa kaldıranlardır. Şayet bugün Arakan'da zulüm sürüyorsa Afrika'da yoksulluk günden güne derinleşiyorsa Libya ve Venezuela gibi petrol zengini ülkeler halen yoksullukla boğuşuyorsa bunun sebebi aç gözlü sömürgecilerdir.

    — Kardeşlerim şunu hiçbir zaman unutmayın, karanlık ne kadar koyu olursa olsun onu yırtan bir şafak bulunur, gecenin siyahını delen bir kandil bulunur, gökyüzünü aydınlatan bir kamer bulunur, yaralı gönüllere şifa olacak bir merhem bulunur, çıkarlarına tapanlara inat Allah için seven mümin yürekler bulunur, zalimlere inat mazluma sahip çıkacak iyilik neferleri bulunur. İşte Türkiye böylesi kasvetli bir dönemde zulüm karanlığını delen bir kandil olmuştur. Dünyada tüm donör ülkelere yardım konusunda bir numara milli gelire oranla ölçüldüğünde Türkiye'dir, bir numara Türkiye'dir. Türkiye, vicdansızlık ve çifte standardın karabasan gibi dünyanın üzerine çöktüğü bir dönemde merhametin, şefkatin, iyiliğin sesi olmuştur.

    Etiketler:
    5. Uluslararası İyilik Ödülleri, AK Parti, Benyamin Netanyahu, Abdülfettah es Sisi, Mısır, İsrail, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın