17:09 01 Ekim 2020
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    İstanbul yeniden seçime gidiyor (406)
    0 256
    Abone ol

    Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 34 gazeteci, yazar ve eleştirmenin birer sorusunu yanıtladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday olsaydı billboardlara ayna koyacağını belirten Demirtaş, "Gerçek bir halk demokrasisi inşa etmeden yapılacak her şey az ya da çok aldatmacadır" dedi.

    Gazete Duvar'dan İrfan Aktan "Selahattin Demirtaş: Dilene dilene değil, direne direne kazanıyoruz" başlığıyla yayımlanan yazısında eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın 34 gazeteci, yazar ve eleştirmenin birer sorusunu yanıtladığını aktardı.

    Aktan'ın yazısına göre gazetecilerin Demirtaş'a yönelttiği bazı sorular ve bunlara aldıkları yanıtlar şöyle:

    - Pınar Öğünç (Gazeteci, yazar): Cezaevi gibi siyasal kimliğinizle birlikte benliğinizin de parçalanmak istendiği bir yerde yazmak, çizmek, üretmek, böylelikle akıl sağlığını, ruh bütünlüğünü ve özgüveni korumak muhteviyattan da bağımsız bir direniş. Yine de bunu siyasetçi kimliğinizle bağdaştıramayan ya da “Şimdi sırası mı?” diyen çıkıyordur. Nasıl anlatmak istersiniz üretkenlikteki ısrarınızı? Bu ısrar size ne kattı? Yazmaya cezaevinden çıktıktan sonra da devam edecek misiniz?

    Edebiyatı ve sanatı siyasi temsil misyonumla veya siyasi kimliğimle bağdaştırmayanlar oldu elbet. Saygı duymakla birlikte, bu yönlü eleştirileri doğru bulmuyorum. Hayata daha güçlü anlamlar yükleyebilmek, değişime dair enerjinizi diri tutabilmek ve bir siyasetçi olarak çok daha geniş kitlelerle, karşılıklı anlamaya dair sağlıklı bağlar kurabilmek için edebiyat ve sanatın muhteşem düzeyde iyileştirici gücü vardır. Aktif siyasette yürüdüğüm yol kalın duvarlarla kapatıldı. Ben de yola patikadan, uçurum kenarlarından devam ediyorum. İğneyle kuyu kazıyor, kendimi geleceğe hazırlıyorum. Beni buraya gömdüğünü zannedenlere inat, tırnaklarımla eşeleyip toprağı, kendi mezarımdan çıkıyorum diye dostlarımın tedirgin olmasına gerek yok. Ben ne yaptığımın farkındayım, tek bir adımımı bile hesapsız, bilinçsiz atmıyorum. Ben bir mücadele insanıyım. Özgürlük mücadelesinin bir parçasıyım ve ömrüm yeterse daha yapabileceğim çok şey var. Bu yolda yürürken elimdeki her imkanı ve yeteneği sonuna kadar kullanmaya devam edeceğim. Cezaevinde neden siyaset yazmıyorsun da öykü yazıp resim yapıyorsun diyenlere; hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değildir, kimse ileride mahcubiyetini duyacağı fazladan bir cümle kurmasın diye dostça bir tavsiyede bulunmak isterim. Çıkınca da yazmak için elimden geleni yapacağımdan kimsenin kuşkusu olmasın. Öykü kitabın Beterotu bu hafta elime ulaşacak sevgili Pınar. Şimdiden yüreğine, emeğine sağlık diyorum.

    'İLKESİZ PAZARLIK YAPACAK TIYNETTE OLSAK HAPİSTE OLMAZDIK'

    27- Selin Girit (Gazeteci): 23 Haziran seçimlerinden yalnızca 4-5 gün önce, halen tutukluluk halinizin devamına neden olan yargılandığınız davanın son duruşması yapılacak. Bazı medya organlarında HDP ile AKP arasında sizin tahliyeniz üzerinden bir pazarlık yürütüldüğü yönünde iddialar yer aldı. Böylesi bir pazarlık söz konusu mu? 19 Haziran’da tahliye kararı bekliyor musunuz? Olası tahliyenizin HDP seçmeninin 23 Haziran’daki tercihini nasıl etkileyeceğini öngörüyorsunuz?

    Selin Hanım, dışarıdan nasıl görüyorsunuz bilmiyorum ama faşizme karşı en güçlü mücadeleyi yürütüyor olmamıza, her dönemde en ağır bedelleri ödüyor olmamıza rağmen halen bizleri ucuz, ilkesiz pazarlıkların partisi olarak görmekte ısrar edenlere söyleyecek söz bulamıyorum. Sorunuzda yer verdiğiniz türden bir pazarlığı yapacak tıynette olsaydık iki buçuk yıldır burada olmazdık zaten. Demokrasinin, barışın imkanlarını artırmak, her fırsatı ilkesel bir kazanıma dönüştürmek için de AKP dahil tüm partilerle TBMM çatısı altında görüşme yapılmasına da asla karşı değilim. Siyasi partilerin işi bir yandan kesintisiz mücadeleyi sürdürürken diğer yandan bu direnişin diplomasisini, siyasetini yapmaktır. Herkese mübah olanın HDP’ye haram kılınması asla kabul edilemez. Diğer bütün partiler her fırsatta bir araya gelerek ortak çıkarları etrafında diyaloglar geliştirirken bunun adı siyaset oluyor da HDP herhangi bir partiyle diyalog kurunca bunun adı neden pazarlık oluyor? Kaldı ki, HDP de kendi ilke ve çıkarları doğrultusunda pazarlık yapabilir, bu da onun hakkıdır. Fakat güya benim tahliyem üzerinden HDP seçmeninin iradesini peşkeş çekeceğimiz iması bile nahoştur. Bu iddia o kadar boştur ki, benim 4 yıl 8 ay uyduruk bir cezayla başka bir davadan hükümlü olduğumu bile göz ardı ediyorlar. Bu tür yaklaşımlar aşağılayıcı, küçük düşürücüdür. Biz direne direne kazanıyoruz, dilene dilene değil. Herkesin içi rahat olsun ve bize güvenmeye devam etsin diyorum.

    '23 HAZİRAN’A İLİŞKİN TUTUMUM PARTİMDEN FARKLI OLAMAZ'

    - Mehveş Evin (Gazeteci): Ekrem İmamoğlu ve CHP’nin İstanbul siyasetini nasıl değerlendiriyorsunuz? İmamoğlu, Türkiye’nin demokratikleşmesi adına bir umut mu? 31 Mart’taki gibi 23 Haziran için de seçmenlere bir çağrı yapacak mısınız?

    Kutuplaştırma, öfke dili ve gerilimden usanmış topluma daha birleştirici, kucaklayan bir dille seslenmek ve bunu inanarak yapmak önemlidir. Toplum da buna değer veriyor haklı olarak. Ben dışarıdayken de çok defa söylediğim gibi, umudu kişilere bağlamak doğru olmaz. İlkelere ve bu ilkeler etrafında birleşmiş daha geniş mücadele birliklerine ihtiyaç var. Herkesin demokrasi cephesi gibi kolektif yapıların oluşmasına destek vermesi ve böylesi yapıların parçası olarak mücadele etmesi daha elzemdir. Kişiler üzerinden yürüyen mücadeleler, demokrasi kültürünün oluşmasına yeterli ve kalıcı katkı sağlamaz. Sayın İmamoğlu’nun da mevcut pozisyonunu ve haklı halk desteğini kalıcı hale getirebilmesinin yolu budur. 23 Haziran seçimine ilişkin partim HDP tavrını ortaya koyuyor zaten. Benim de bundan farklı bir tutumum olmaz. Gelişmeleri izleyip, neler yapabileceğimizi partimle istişare edeceğim elbette. A’dan Z’ye Buraya Nasıl Geldik kitabını okudum, çok başarılıydı. Eline, emeğine sağlık.

    - Melis Alphan (Gazeteci): Selahattin Demirtaş bir kadın olsaydı, Türkiye siyasetinde bu kadar öne çıkabilir miydi? Hayatın her alanında olduğu gibi, siyasette de kadınların önüne çıkarılan engelleri aşmak için nasıl bir yol izlerdi? Ayrıca iyimserliğinizi, umudunuzu nasıl koruyorsunuz?

    Yaşamın her alanında olduğu gibi, siyasette de kadına yönelik ayrımcılık son derece barizdir. Birlikte siyaset yaptığım kadın arkadaşlarıma yönelik katmerli saldırılar orta yerdeyken bu konuda kimse aksini iddia edemez. Kadınların mücadeleyi nasıl büyüteceklerine benim yol göstericilik rolüne soyunmam işin doğasına aykırı olur. Ben sadece mücadelenin bir parçası olabilirim. Yoksa kadınlar inatla, kararlılıkla ve cesaretle yürüyorlar zaten. “Bir kadın olsaydım” faraziyesi üzerinden bile önerme yapmam, akıl vermeye kalkmam doğru olmaz. Umudu nasıl koruduğuma gelince; yakın zamanda Başak’a yazdığım bir mektupta “Karanlıkta görebilme yeteneğidir, umut” demiştim. Bu yeteneğin gelişebilmesi için de çok fazla okuyup anlamaya çalışmalı, değiştirmek için kesintisiz bir hareket, mücadele içinde olmalısınız. Ben bu şekilde ayakta kalabiliyorum, değerli Melis Alphan.

    'RÜYAMDA HAPİSTEYDİM, UYANINCA ‘OH BE, NEYSE Kİ RÜYAYMIŞ” DEDİM'

    - Murat Özyaşar (Yazar): Hapisteyken görüp unutamadığınız bir rüyanızı anlatır mısınız?

    Sevgili Murat kardeşim, tuhaf bir rüyamı anlatayım o zaman. Bir gece yarısı, rüya görürken aniden uyandım. Rüyamda hapisteydim, uyanınca “oh be, neyse ki rüyaymış” dedim içimden. Sonra da nerede olduğumu hatırlayıverdim. Sarı Kahkaha kitabını istedim, yolda. Şimdiden eline, yüreğine sağlık.

    'İSTANBUL'UN YENİ BELEDİYE BAŞKANI, LÜTFEN DAHA YAKINDAN BAKIN'

    - Nadire Mater (Gazeteci): 23 Haziran seçiminde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olsaydınız, ana sloganınız, sloganlarınız ne, neler olurdu? Nasıl bir İstanbul vaat ederdiniz ki, bu farklılıklar/farklar sadece size oy verenleri değil, size oy vermeyi aklından geçirmeyenlerin bile sandık başında bir an da olsa Demirtaş’ı düşündürtecek kadar gönüllerini çelerdi?

    Doğrudan demokrasinin hayata geçebilmesi için gerekenleri yapardım. Bütün ilçelerdeki bütün meydanlara ücretsiz ve hızlı wi-fi bağlantısı sağlardım. Özel bir kodla herkesin telefonuna yüklenmiş programlarla, isteyen herkesin belediye meclisinin ve belediye başkanının alacağı tüm kararlar için online oylamaya katılabilmesinin yolunu açardım. Karar alma, öneride bulunma, eleştiri yapma ve denetleme süreçlerinin tamamı tüm İstanbullulara açık hale gelinceye kadar bunu yaygınlaştırırdım. Bu şekilde referanduma tabi tutulmamış hiçbir kararı almaz ve uygulamazdım. Gerçek bir halk demokrasisi inşa etmeden yapılacak her şey az ya da çok aldatmacadır. Demokrasi kültürünü geliştirmeden ne farklılıkları bir arada yaşatabiliriz ne emek ve doğa sömürüsünü engelleyebilir ne de talanı, yolsuzluğu, hırsızlığı önleyebiliriz. Bütün billboardlara koyacağım aynanın üzerine de seçim sloganımızı yazardım: “İstanbul’un yeni belediye başkanı. Lütfen daha yakından bakın 🙂 ” Selamlar, sevgili Nadire Mater.

    Konu:
    İstanbul yeniden seçime gidiyor (406)
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın