09:37 14 Kasım 2019
Canlı Yayın
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

    Erdoğan: Öcalan'ın Demirtaş'a hesap sormaktan tutun, dağa hesap sormaya varıncaya kadar çok sert açıklamaları var

    © AA /
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    İstanbul yeniden seçime gidiyor (406)
    317108
    Abone ol

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sosyal medya ve TV ortak yayınında konuştu. Abdullah Öcalan'ın İmralı Cezaevi'nden gönderdiği mesaja ilişkin açıklama yapan Erdoğan, "Demirtaş'a hesap sormaktan tutun, dağa hesap sormaya varıncaya kadar çok sert açıklamaları var" dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katıldığı sosyal medya ve televizyon ortak yayınında Ahmet Hakan, Işıl Açıkkar ve Salih Nayman’ın sorularını yanıtladı.

    Erdoğan'ın ifadelerinden satırbaşları şöyle:

    - Acaba Batı bununla niye bu kadar ilgileniyor konusu var. Bu tabii düşündürücü. Bugün yabancı basınla bir toplantım oldu. Bazı basın mensupları yine İstanbul seçimlerini sordu. İlgilenmeleri tabii manidar. 31 Mart seçimlerinde çok çok ciddi saldırılar oldu. Yunan basını bu işin üzerine çok farklı bir şekilde gitti.

    - Burada ciddi bir suistimal var. Eğer bunun tamamının sayımı yapılmış olsaydı bu olmayacak, çok daha farklı bir tablo ortaya çıkacaktı. YSK kararını verdi. YSK'nın verdiği bu kararla seçime gidiyoruz. Bugünü de saymazsak Cuma, Cumartesi iki gün kaldı. Hazırlıklarımızı yapıyoruz, yapacağız. Bu hazırlıklarımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bugün yabancı basınla bir toplantım onlarla yaptığım toplantıda, bu konuya çok fazla girmediler ama bazı basın mensupları İstanbul seçimlerini sordu. İlgilenmeleri manidar. 31 mart seçimlerinde çok çok ciddi saldırılar da oldu. Yunan basını bu işin üzerine çok farklı gitti. Neticede YSK kararı verdi. Ona da en büyük saldırıyı ana muhalefet yaptı. YSK üyelerine önce çok güveniyorlardı daha sonra çete olarak nitelemeye başladılar. Netice ne çıkarsa ona hep birlikte başımız, gözümüz üstüne diyeceğiz ve geleceğe yöneleceğiz.

    'DAHA BELEDİYE BAŞKANI OLMADAN VALİYE KÜFÜR EDİYOR'

    - Hukuk içerisinde olacak olan bir şey. Benim orada 'yapamaz' dediğim bir şey yok. Yargı böyle bir şeyi verdiği takdirde, vermesi halinde bu düşer. Hele hele bir konu var ki o da şudur; biliyorsunuz özellikle bu tür yargı süreci içerisinde belli bir süreyi aşan ceza alması halinde bu düşecektir. O süreyi aşmazsa zaten göreve devam eder. Seçildikten sonra bu valinin özellikle savcılığa müracatıyla başlayacak olan bir süreçtir. Bu da bir defa görevi ihmal değil, kötüye kullanmaktır. Bu daha göreve gelmeden bu işi yapmak suretiyle o cezayı aldığı anda bir defa, benim bu kanaatimdir, yargı da bu kararı verirse, zaten onun belediye başkanlığı, nasıl benim düştüyse, onun da belediye başkanlığı düşer. Ben yaşadım çünkü. Ben yaşadığımı söylüyorum. Bana bu cezayı verdiler, ve şiir okuduğum için verdiler. Belediye başkanlığım 4 yıl 6 ay gibi bir süre geçmişti, düştü. Benden sonra seçim yapıldı Meclis'te. O seçimle başka bir arkadaşımız başkan seçildi, onunla süre tamamlandı.

    - Ben belediye başkanı iken okuduğum bir şiir nedeniyle mahkum oldum. Bu mahkumiyet nedeniyle belediye başkanlığımı elimden aldılar. Bu daha belediye başkanı olmadan devletin valisine küfrediyor. Yasalarımızda küfürlerin karşılığı şu kadar yıldan şu kadar yıla bellidir. Cezası belli bir süreyi aşarsa başkanlığı düşecektir.

    'VALİME SAHİP ÇIKMAK BENİM GÖREVLERİMİN ARASINDADIR'

    - (Oy verirseniz oyunuz boşa gider gibi bir görüntü ortaya çıkıyor sorusu üzerine) Valime yapılanın görsel, yazılı kayıtları var mı? Bütün bu kayıtları gördük. Halk şunu da söylüyor. Bir Cumhurbaşkanı olarak siz valinizin izzetini korumayacak mısınız? Valinize sahip çıkmayacak mısınız? Ortada bırakamayız. Sahip çıkmak bizim de öncelikli görevlerimiz arasındadır.

    'CHP'Lİ TROLLER DEVREYE GİRDİ'

    - (İstanbul seçimi ile Mısır arasında nasıl bir ilgi kuruyorsunuz) Mursi içeri alındığından kısa bir süre sonra CHP’nin trolleri benimle ilgili şu başlıkları atmaya başladılar Erdoğan’ın akıbeti de Mursi gibi olacak dediler. Şimdi yine aynı şekilde Mursi adeta orada 25 dakika çırpınırken en ufak bir müdahale olmadığı halde bu troller devreye girdiler ve Erdoğan’ın akıbeti de Mursi gibi olacak dediler. Benim Pazar günü ile alakalı şeyim zihniyet çatışması. Bir tarafta Sisi taraftarları var zihniyet olarak. Bir tarafta da Binali Bey var. 31 Mart seçiminde nasıl bir benzetme yapıldı. Yunan gazeteleri nasıl devreye girdi. Bir zihniyet meselesinden dolayı saldırıyor. Alman medyasının saldırıların arkasında FETÖ, PKK, DHKP/C var. Bütün bunlar çok manidardır, üzerlerine ciddi manada gidilmesi gerekir.

    'CHP ADAYINA 10, SAYIN YILDIRIM'A 26 KEZ MÜDAHALE EDİLDİ'

    - Ben çok açık samimi söyleyeyim ben yayını beğenmedim. Niye beğenmedim derseniz, bir defa yayında objektif bir yönetim anlayışı yoktu. Dakikalardan soru soruş şekillerine varışa kadar ciddi bir taraf söz konusuydu. Bu tarafkirlikle kalmayıp bir de sonradan, o soru soruş şekillerinde bile bazı tarafkirlikler somut bir şekilde ortaya çıkıyordu. CHP adayına 'başkan', Yıldırım'a 'başkan adayı' demesi dikkatlerden kaçmadı. İki adayın konuşma süresinde eşitsizlik sözkonusuydu. Güya çok dikkatli takip edilmesine, 'ben dikkat edeceğim' demesine rağmen, dikkat edilmemiştir. Maalesef eşit süre verilmedi. Yıldırım'a tüm bu süre içinde 4 dakika daha az süre verilmiştir. 

    - Çok da ilginç bir şey... Yıldırım'ın sözleri zaman zaman kesilmiş ama rakibinin böyle bir sıkıntısı olmamış. Tespitlerimiz şu; özellikle 10 kez CHP adayının müdahaleye uğradığını, Yıldırım'ın 26 kez sözü kesildi. Konuşması ne kadar kesilirse sunumunu o kadar kaybeder ve o akış ortadan kalkar. Bunu yaşadık ve gördük. Tabi bilgiler de aktı.

    'BU TAMAMEN FETÖ SANATIDIR'

    - 3 gün önce moderatörün CHP adayı ile bir araya gelmesi. 45 dakika bunların orada görüşmesi var. Tüm doneler ne tür sorular sorulacak, bu tamamen soru çalma sanatıdır. Bu tamamen FETÖ sanatıdır. CHP adayının yanında kutucuklar var. Bu kutucukların üzerinde konu başlıkları var. Bu konulara göre de kartonlar var. Çok ilginçtir. Soruyu moderatör soruyor, sorduktan sonra da o başlıklara göre karton çıkarılıp gösteriliyor. Bu denli bir hırsızlık olur mu? Böyle de çok adil bir moderatörlük yaptım nasıl diyeceksin? Bunlar derse 45 dakika çalıştılar. O kutucukların da biz hepsinin resmini aldık. Soru sorulduğu anda o çıkıyor ve cevabını da ona göre veriyor. Bu adil bir tartışma olmaz. Nitekim adil olmaktan da çıktı.

    - Ben sayın Dündar'la Baykal döneminde bizim bir tartışmamız olmuştu. Biz o tartışmamıza CHP adına sayın Tanla, Uğur Dündar'la görüşmüştü. Benim adıma Ömer Çelik görüştü. Biz programa çıktık. Çok da güzel bir tartışma oldu. Gayet güzel değerlendirmeler yapıldı. Buna benzer olumsuz şeyler olmadı.

    'BEN FARKLI İSİMLER VERMİŞTİM'

    - Bir moderatör olarak kendini bitirmiştir. Bana da soruldu 'ne yapalım' diye. Ben farklı isimler vermiştim. Bu isimler adaylar tarafından makul karşılanmadı ve iş bu noktaya geldi. Öyle veya böyle o akşamki tartışmanın hasılasını Pazar günü sandıklarda göreceğiz. Bu netice kendini çok açık net kendini gösterecek. Ordu valisi konusu, polislerle ilgili konular, sandıklarla ilgili çeşitli hırsızlıklar vesaire. CHP adayının böyle bir görüşmeyi bir otelde gelip 45 dakika otelde yapması CHP adayının ne denli sorumsuz olması açısından çok önemli. Mesala Binali Yıldırım beyle de böyle şeyler söylediler. Moderatör bunun olmadığını söyledi. Herşey zaten çok açık net ortaya çıkmış oldu.

    'İDEOLOJİK YAKLAŞIMLAR TARTIŞMALARI BOZUYOR'

    - (Ortak yayına dair eleştiriler bu gibi ortak yayınları ileride engeller mi?) Bunu tabi o günün şartları onu belirler. Biz uzun zamandır sayın Uğur Dündar'la yaptığımızdan bu yana böyle bir şeye ben hiçbir zaman girmedim. Girmeyişimin sebebi bu tür endişeler. Her şeyde malesef bir sıkıntı, bir bozukluk var. Artık ideolojik yaklaşımlar bu tür tartışmaları bozuyor.Ben o zaminki daha yeni bu sürecin içerisindeydim. Sayın Baykal benden çok çok deneyimli, tecrübeli lider olmasına rağmen biz onunla o tartışmayı yaptık. Herhangi bir sıkıntı yaşanmadan öyle bir tartışmayı yaptık. Bir lider olarak bu tür tartışmalara girerim. Mesela Rusya'da, Amerika'da nasıl oluyor, oluyor mu? Hepsini aldık inceledik. En son Trump ve Clinton tartışmasını aldık. Ben danışmanıma ve aynı şekilde Mahir Bey'e de buradan hareketle tartışma olsun dedik. Ama öyle olmadı.

    'BİNALİ BEY'İN DURUŞUNDA BİR OLGUNLUK, BİR DERİNLİK VAR'

    - (Binali Bey'in performansını yeterli görmediniz mi?) Binali Bey'in rakibinden önce siz Binali Bey'i tanımışsınızdır. Performansı değerlendirirken daha dinamik bir görüntü sergilemek, diğer taraftan da birikimiyle ağırlık gösteren bir aday... Bu şekilde ele aldığımız zaman Binali Bey'in duruşunda bir olgunluk, derinlik... İDO'dan yola çıkacaksın, milletvekili olacaksın 11-12 yıl Ulaştırma Bakanlığı yapacaksın, Başbakanlık, Meclis Başkanlığı... Başbakanlığım döneminde Binali Bey'in elinin değmediği yer yok. 

    - İnsanın gözü varsa bunu görecek. Gözü var da bunu görmüyorsa buna diyecek bir şeyim yok. Avrasya Tüneli'ni, Marmaray'ı görmeyecek misin? 350 milyon insan geçti oradan. Yavuz Sultan Selim, Osmangazi Köprüsü... İstanbul için bitirilmiş yatırımlar. Metrobüsler taa Beylikdüzü'nü geçiyor. Bunları yapan AK Parti Belediyeciliğidir. Hepsinden öte dünyanın ilk 3'ü içinde yer alan İstanbul Havalimanı'nı Binali Bey'in Ulaştırma Bakanlığı döneminde başlattık. Berlin Havalimanı 17 yıldır bitirilemedi, bizimki 5 yılda bitirildi. Eksikler var şuan. Eksikler de bittiğinde belki de dünyanın 1 numaralı havalimanı haline gelecek. Binali Bey'in vaatlerine hiç girmiyorum. Yaptıkları yapacaklarının teminatı. 

    'İSTANBUL'U SUYA KAVUŞTURAN BU FAKİR'

    - Biz bunu yaptık. Öğrencilere burstan bahsediyor. Benim verdiğim bursu CHP o zaman, belediye başkanıydım o zaman ve bunu yargıya taşıdı. Yargı 'veremez' dedi ve kaldırıldı. Başbakan olduğunda biz bu bursu Başbakanlık'a bağladık. Sonra biz bunu Kredi Yurtlar Kurumu'na bağladık. Şimdi 500 TL veriyoruz. Şu anda yüksek lisansta master öğrencilerine bu rakam 750 TL. Doktora öğrencilerine ise şu anda 1.500 TL ücret veriyoruz. Burada yalan söylemeye, yapmadıklarınızı, yapamayacaklarınızı söylemeye gerek yok. Acaba sen belediyenin geliri ile bunları nasıl halledeceksin? Suya belli bir şey getiriyor, ücretsiz veya kısıntı diyor. İstanbul'u suya kavuşturan bu fakir. Benim dönemimde Istranca dağlarından, öbür taraftan Melen'den Anadolu yakasına su getirdik. Öbür taraftan boğazın altından boru yerleştirildi.

    'İSTANBUL'U ALDIĞIMIZDA IKARUS OTOBÜSLERİ VARDI'

    - İstanbul sıradan bir yer değil. Şuan 15,5 milyona sahip. Buradaki yatırımın bedel ve maliyetleri çok daha fazlasıyla artmıştır. Altyapı noktasında yapılması gerekenler de artıyor. Biz İstanbul'u aldığımızda, kavşakmış, alt geçitlermiş... Bunlar yoktu. Ben 19-20 tane yaptıysam, benden sonra gelen arkadaşlarım 20-30 tane yaptılar. Benim geldiğimde Ikarus otobüsleri vardı. Mazotlu bezlerle temizlenir, içeri girince mazot kokusundan durulmazdı. Arkadaşlara 'Bizim milletimize bu yakışmaz. Mercedes, MAN, BMC alalım' dedim. Süratle o otobüsleri aldık. Benden sonra arkadaşlarım daha da ileri gittiler. Metrobüs sistemini kurdular. Metroyu yapmak kolay bir iş değil. Hem zaman alan hem maliyetleri çok çok yüksek. Metro yatırımının her türlüsü İstanbul'da var. Bunları yapan AK Parti Belediyeciliği. 

    'ÜMRANİYE'DEKİ ÇÖPLÜĞÜN PATLAMASINDAN ÇOK DUYGULANDIK'

    - Beylikdüzü'nde böyle bir tespiti yaptıkları Sayıştay açıkladı. Yalan üzerine böyle bir şey bina edilemez. 94 ve şu anda 2019. Neşat Ertaş'ın ifadesi var ya, "Aşkınan koşan yorulmaz diye". Bizi en çok etkileyen çöp, çukur, çamurdur. İstanbul gibi şehre asla yakışmıyordu. Göreve geldik, bir an önce temizlenmesi lazım. Biz göreve gelmeden önce Ümraniye çöplüğü patlamış, 39 kişi ölmüştü. Ümraniye ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'liydi. Bizi en çok duygulandıran bir olaydı. İstanbul Habitat toplantısı vardı. O toplantıda sonuç bildirgesinin içerisine dünyanın en temiz şehirlerinin arasına İstanbul girdi. En önemli sorun suydu. Su konusunda Allah kendisinden razı olsun hakikaten Veysel Bey. İSKİ'nin başına getirmiştim. Çok başarılı performans ortaya koydu. İstanbul'un su konusunu 1, 1-5 yıl içerisinde çözmeye başladık.

    'BELEDİYECİLİĞİ BUNUNLA TANIMLAMAYI GERÇEKÇİ BULMUYORUM'

    - Anneler babalar evlatlarına bunu ne kadar anlatıyor bilemem. Bak buralardan bugünlere geldik, bunu anlatıyor mu anlatmıyor mu? Gençler için bu bir ütopya. Üniversitelerde harç alınıyordu, bununla ilgili gösteriler yapılıyordu. Harcı bir kaldırdık. Üniversite gençliğine sorsak, hiç umurunda değil. Şu anda üniversite gençliği bu para zaten leblebi çekirdek diyor. Şunun değerlendirmesini yapmıyor. Bu ülkede 1994'te neredeydi şu anda nerede? O bir kırılma noktasaydı. Ülkemizde sağlam bir belediyecilik anlayışını kazandırdık. Ondan sonra yerel yönetimlerde yarış, rekabet başladı. Bakıyorum şimdi Binali Bey'in vaatleri var aynı şekilde rakibinin vaatleri var. Acaba bu vaatler doğru mu? Bunları vaadetmekle mi biz gençliği yanımıza çekeceğiz? Otobüslerin ücretsiz olması, ücretsiz internet acaba bunlarla mı belediyeciliği tanımlayacağız? Şu an açıkça net gerçek bir şey söyleyeyim, ben belediyeciliği bununla tanımayı gerçekçi bulmuyorum.

    'BELEDİYECİLİKTE MİMARİDE FARKLI BİR SÜRECİ YAKALAMAMIZ LAZIM'

    - Türkiye'de teknoparklar oluşturduk. Devlet olarak biz bu işi yapmalıyız ama belediyeler de bunu aynı şekilde, İstanbul bu işe müsaittir. Büyük sanayi kuruluşlarında, buralarda buna benzer bazı yarım gün istihdamla bunun adımlarını atmakta fayda var. Çalışmadan bellibir parayı ödemek, zaten şu anda yasal değil. Bunlar da gençliğimizi çok farklı yere doğru kaydırır diye düşünüyorum. İstanbul'a gelenler turizm yatırımı yapmak için bizden yer istiyorlar. Belediyecilikte mimaride çok farklı bir süreci yakalamamız, kentsel dönüşüm üzerinde özellikle durmamız gerekiyor. Ana okulundan tutunuz, ilkokul, ortaokul, lise, üniversiteye varıncaya kadar buralarda halka dokunacak somut uygulamaları bizim esas almamız gerektiğini düşünüyorum.

    'YENİ MİMARİDE İLKOKULDANA İBADETHANESİNE KADAR OLACAK'

    - 2023'e bizim yeni  dönem belediyecilik anlayışımızla yürümemiz lazım. Mahalle temelli kentsel dönüşüm, çevre dostu şehircilik gibi mimarinin korunduğu, şehir ruhunun yaşatıldığı, mesela buna mahalle ruhu da diyebiliriz. Şimdi aynı apartmanda oturuyorsunuz ama komşularınızla tanışmıyorsunuz. Site zaten bir felaket. Şimdi bunu yeniden yakalayabilecek miyiz? Şimdi TOKİ'ye bu anlayışa döneceksiniz, projelerinizi bu şekilde yapacaksınız diyoruz. En azından ilkokulu olmalı, ibadethanesine, alışveriş yerlerine kadar herşeyi orada halledebilecek, çözebilecek buna yönelik planlama ve projeleri hazırlayacaksınız diye arkadaşlarımaza gerekli talimatları verdik.

    'KÜRT ANNE OĞLUYLA CEZAEVİNDE KÜRTÇE KONUŞAMIYORDU'

    - Bir belediye özgürlük konusunda ne yapabilir? Bu merkezi yönetime yönelik bir konudur. Belediyenin kalkıp da özgürlükle ilgili yasal düzenleme yapma yetkisi var mı? Şu anda Türkiye'de biz gerek anayasal, yasal olarak özgürlükler konusunda her türlü yasal düzenlemeleri yapmış bir iktidarız. Şunu söylemeleri lazım ne var ki orada özgürlük yok. Benim Kürt kardeşlerim semtlerinde radyo, televizyon kullanabiliyorlar mıydı? Propogandalarında böyle bir şey yapabiliyorlar mıydı? Cezaevinde oğlunu ziyarete giden anne oğluyla Kürtçe konuşamıyordu. Sokaklarına isim veremiyordu. Bizim dönemimizde parlamentoya girdiler. İlk üç sırada yerlerini aldılar. Bütün bunlarla beraber bu özgürlüğü bunlar yasalar içerisinde gerekli şekilde malesef kullanmadılar, kullanmıyorlar. Yasa neyi müsaade ediyorsa sen de onu yapacaksın.

    'DİYARBAKIR'A GİTTİNİZ Mİ? GİDİN DİYARBAKIR'A TANIYAMAZSINIZ'

    - Biri Kürt kardeşimin hakkını gasp etmeye kalkarsa karşısında hükümetimizi bulur. Şu anda Güneydoğu'ya bizim vermiş olduğumuz hizmeti on yıllarca, hatta Cumhuriyet tarihi boyunca vermiş olan bir iktidar yoktur, bu kadar açık konuşuyorum. Gidin Diyarbakır'a, tanıyamazsınız. Gece ışıl ışıl bir Diyarbakır şehri. O Suriçi'ni mahvetmişlerdi. Her tarafı delik deşik etmişlerdi. Kurşunlu Camii'ni duman etmişlerdi. Bütün o hendekler bizim tarafımızdan kapatıldı. Mehmet Özhaseki o zaman Çevre Şehircilik Bakanımdı. Şehiriçi denilen bölge tamamen elden geçirildi. Orada piknik alanları en geniş anlamda yapıldı. Diyarbakırlı oralarda kendine geldi. Yol boyunca kafetaryalar, restaurantlar, alışveriş yerleri. Şu anda modern bir Diyarbakır var.

    'BATI GİTSİN AKDAMAR ADASINA BAKSIN, O KİLİSEYİ BİZ YAPTIK'

    - Bizde etnik milliyetçilik yok. Düşünce ve inanç özgürlüğü noktasında sıkıntımız yok. Kimse etnik bir dayatmanın içerisine girmesin. Şırnak'ta seçimi kazandık. İnanıyorum ki bu arkadaşımız da Şırnak'ta çok başarılı olacak. Aynı şekilde Şanlıurfa'nın bütün ilçeleri neredeyse, bir tanesi hariç hepsi AK Partili. Bu bir sinyal veriyor. Şu anda  Gaziantep, Şanlıurfa Güneydoğu değil mi? Buraların açık ara birinci partisi AK Parti. Kahramanmaraş, Erzurum, Malatya'da da AK Parti'nin açık ara önde olduğunu görürsünüz. Özgürlük noktasında bizim bir sıkıntımız yok. Batı konuşuyor. Gitsin Akdamar adasına baksın. Oradaki kiliseyi biz yaptık. Fener'de Bulgar kilisesi vardır, demir kilise denir, onu aynı şekilde biz yaptık. Sayın Merkel benden rica etti, Tarsus'ta onların bir kilisesi vardı onu da biz yaptık.

    'ÖCALAN, DEMİRTAŞ'A VE DAĞA MESAJLAR VERİYOR'

    - (Öcalan'ın açıklamasında iktidarın katkısı oldu mu) Özellikle Demirtaş'ın 7 ayrı açıklaması var. Bu açıklamayı bizler de öğrendik. Çok açık ve net şu anda CHP'nin adayına bu desteği açıklıyor. Çok ilginç olan nedir? Burada Apo'nun yaptığı açıklamadır. Olaya şöyle bakıyorum. Bizim derdimiz o değil. Oralardan bize ne gelir, ne gelmez bunları az çok kestiriyoruz. Burada bir iktidar mücadelesi var. Bu iktidar savaşında HDP-PKK kanadında yaşanan Öcalan-Demirtaş noktasında iktidar savaşında ciddi kayma gösteriyor. Bu süreç içerisinde Öcalan kendi iktidarını bunlara kaçırmak istemiyor. Bununla ilgili çok sert açıklamaları var. Demirtaş'a hesap sormaktan tutun da dağa hesap sormaya varıncaya kadar. Onların kendisine ihanet ettiği yönünde. Onların bu ihaneti sebebiyle onlara karşı kesin bir tavrı var. Bu süreç içerisinde yaptığı açıklamada 'eğer siz beni destekliyorsanız, benim arkamda olan bir partiyseniz ne oraya ne şuraya değil siz kendi gücünüzü ortaya koymalısınız, herhangi bir yere değil kendi tarafsızlığınızı ortaya koymalısınız' diye bir şey. O anlaşılıyor. Tabii biliyorsunuz PKK'nın bir adayı CHP adayına destek veriyor. Bir kanadı üçüncü yol diyor. Hamdolsun Binali Bey'in bunların hiçbiriyle ne ilgisi ne alakası yok. Biz sadece MHP ile kurmuş olduğumuz Cumhur İttifakı ile bu süreci götürüyoruz. Bununla ilgili bir desteğin gelemeyeceğini herkes biliyor. Ben derim ki burada bir liderlik mücadelesi var. ÖCalan, Demirtaş'a ve dağa mesajlarını veriyor. Siyasetçi olarak ister istemez bu konularla belli ilgimiz olur. Kürt kardeşlerimin istismarına çok üzüldüm. Bölücü terör örgütünün listelerini dağın başında yapıp meclise gönderdiği milletvekilleri sizin hangi yaranıza merhem oldu. Böyle bir şey yok. Bunlarla iş tutanları biliyoruz. Bunlar görsel yazılı medyada yer aldı. PKK'nın desteğinden beslenen partilere oylarınızı vererek zayi etmeyin diyorum.

    'ŞU ANDA İZMİR BİR ZAMANLAR HALİÇ'TE OLDUĞU GİBİ KOKUYOR'

    - Bizim işimiz liderlerle. Onlara gönül veren partililer bize oyunu verebilir. Ben ona kapımı nasıl kapatırım. CHP'ye, İYİ Parti'ye, Saadet Partisi'ne, HDP'ye gönül veren vatandaşlarıma sesleniyorum dedim. Onların bu noktadaki konumu ile onlara yön verenlerin konumu aynı değil. Bizim işimiz yönetici kadrolarıyla. Onlara gönül verenleri yanlış istikamete sürüklüyor. Hiçbir hizmet bunlara vermemişlerdir. Şu anda İzmir Körfezi aynen bizim Haliç gibi kokuyor. Bakın biz Haliç'i ne hale getirdik. İzmir'in suyu var mıydı? Şu andaki suyu biz getirdik. Gördes Barajı'ndan İzmir'e su getirdik. Bakın bu çöpü, hele hele yaz mevsiminde bu koku daha ağır basacaktır. Bu işler oturarak, bol bol konuşarak olmuyor. Sadece Haliç'te yaptığımız işler. Ciddi kollektör döşemeleriyle yapıldı. İzmir bu işi sürdüremeyecek. Çünkü bu aşk işi. Şu anda gelen kişinin öyle bir derdi olduğunu düşünmüyorum.

    'SAADET'İN ŞU ANDA DURUŞU KİMLERE HİZMET EDİYOR?'

    - Şu anda Binali Yıldırım Bey üzerine düşeni bana göre yaptı. Ziyaret etmesi gereken Saadet Partisi'nin üst yönetimindeki temsilcilerini ziyaret etti. Bu Binali Bey'in şu anda göstermiş olduğu bir nezakettir. Bununla da kalmadı, kalmadık. Biz başka ortak dostlarımızı da devreye sokmak suretiyle, gidiş doğru bir gidiş değil, gelin şu işi yoluna koyalım. Şu anda bu duruşunuz kimlere hizmet ediyor. Terör örgütünün desteklemiş olduğu partilere gidiyor. Bunu bir yoluna koymak suretiyle geleceğimize yönelik bir ortak oluşumun adımlarını atalım. Şu ana kadar beklenen olumlu gelişme yok gibi.

    Recep Tayyip Erdoğan - Temel Karamollaoğlu
    © AA / Cumhurbaşkanlığı / Murat Çetinmühürdar

    'SAADETLİ KARDEŞLERİMİZLE GEÇMİŞTEKİ GÜZELLİKLERİ BUGÜNE DE TAŞIYALIM'

    - Bir defa ülkeyi Kürdistan olarak bölme adımı atıyorlar. Benim ülkemde Kürdistan diye bir bölge yok ki. Bu adam bu partinin en üst düzeyde yöneticisi. Şimdi bu ülke hukuk devletiyse bu hukuk devletinin içinde de bütün bu bölücü hareketlere karşı biz tedbirimizi almazsak bundan 10 yıl önce düştüğümüz  yere yine düşeriz. Şu anda biz dağlarda terörle mücadele ediyoruz. Bu arada şehitler veriyoruz. Şehit anne ve babalarıylma görüşüyorum.  Onlara başsağlığı telefonu açtığım zaman, onların vakur duruşu her türlü takdirin üzerinde ama ateş düştüğü yeri yakıyor. Ben bir Cumhurbaşkanıysam üzerime düşeni hukuk kurallarına işletmek üzere sonuna kadar yapmak zorundayım. Terörle mücadeleyi sonuna kadar yapmak zorundayım. Sağolsun askerimiz, polisimiz, güvenlik güçlerimiz hiçbir dönemde olmadığı kadar büyük bir başarıyı son 2 yılda almış vaziyetteyiz. Saadet Partili kardeşlerimizin büyük çoğunluğuyla müstesna günlerimiz olmuştur. Özellikle bu günlerin içerisinden bize kalan o güzellikleri biz bugüne ve bundan sonraki günlere de taşıyalım. Hem ülkemize hem davamıza da faydamız olsun.

    'COĞRAFİ REFERANSLA SİYASİ ÜNİTE BİRBİRİYLE KARIŞTIRILMAMALI'

    - Biraz bu işi okudum, inceledim. Hatırlayın bir defa Osmanlı'da eyaletler sistemi vardı. Bu sistem içerisinde Lazistan, Kürdistan gibi Osmanlı'nın içerisinde bu tür yerlmer vardır. Biz bir coğrafi referanstan bahsetmiyoruz. Bu kavramı siyasi ünite olarak kullanıyorlar bunlar. Bunu siyasiolarak kullanmamak lazım. Birbirine karıştırmayalım.Ben Rabia diyorum. Lider olarak ilk defa kullandım: Tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet. Buna ülkemin birliğine, bütünlüğüne saygı duyan kimse karşı çıkabilir mi? Çıkar, kim çıkar? HDP çıkar. Şu anda bizim 82 milyon millet anlayışımızla bağlantılı değil. Daha da geriye giden İbrahimi bir kavramdır da. Bunlar onu anlamaktan çok çok uzaktırlar. Bayrağımız üzerinde bir tartışmaya asla müsaade etmeyiz. Şu anda ülkemizde parlamentonun içerisinde olanların bizim bayrağımızla sorunu var. Kongrelerinde bile bayrağımızı asmayacak kadar bayrağımıza saygısız. Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka bizim devletimiz de yok.

    'HEP BİRLİKTE TÜRKİYE OLACAĞIZ! BUNDA PONTUS VAR MI?'

    - Böyle bir tartışmayı kabullenmek mümkün değil. Bunu özellikle CHP'nin adayı düşünmesi lazım. Bu yakıştırmayı yapan Yunan gazeteleri. Bu iddia üzerinden oynanmak istenen bir oyun var. Bizi ayrımcılık üzerinden vurmak istiyorlar. Bize Pontus dediler yaygarasını kopararak puan toplamak istiyor. Benim ne il başkanım ne de başka arkadaşım böyle bir şey söylemez. Bu işte bir, iri, diri, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Burada Pontus var mı? Yok.

    'KUCAKLAYICILIK LAFLA DEĞİL UYGULAMAYLA OLUR'

    - Siz benim Ordu Valime it diyen bir adam bu ülkede kucaklayıcı olabilir mi? Oradaki benim polislerime şerefsizler diyen benim ülkemde kucaklayıcı olabilir mi? 25 yıldır kucaklayıcı olduğumuz için iktidar olduk. 81 vilayetinde her zaman prim yaptık. Kucaklayıcılık lafta değil uygulamada olur. Hizmetinizle, insanlara yaklaşımınızla olur. Kuru kuru lafla bu olmaz.  Devletin valisine yönelik bu ifadelerin çirkin olduğunu söylememe gerek var mı? Bu adam kucaklamaktan başka bir şey anlıyor herhalde.

    'CHP ADAYININ ARKASINDAKİLER EKRAN YASAĞI GETİRDİLER'

    - CHP adayı tüm söylemini yalan ve takiye üzerine kurmuş. Televizyona çıkmama kararını arkasındaki yöneticiler aldılar. Bu tür kaçış aslında FETÖ adetidir. Böyle yaparak şu anda onu ekrandan çektiler. CHP adayının açıkça, bir yerde sıkıntı verdiğinin herhalde bir alemeti. Bundan dolayı da televizyon ekranına çıkmamasının uygun olacağını düşündüler bir yerde ekran yasağı getirdiler diyebilirim.

    'YARIN HALİÇ KONGRE MERKEZİ'NDE İŞADAMLARINI MİSAFİR EDECEĞİZ'

    - 31 Mart öncesinde de söyledim. Ben artık bu anketlere kesinlikle inanmıyorum. Anketlerde artık çok ciddi bir rant dönüyor. Birileri beklediğini partiden alamıyorsa, bir başka partiye giderek onlarla ilgili, lehine anketler yapmaya başlıyor. Hele hele çok çok ünlü gibi görünen bazı anket firmaları var ki, bakıyoruz şu anda çok garip. Bir önceki seçimlerde tespitlerinin tutmadığı firmalar allanıp, pullanıyor şu anda mesela CHP adına anket yapıyor. Ben bir genel başkan olarak eğer üzerime düşen görevi yapmazsam doğabilecek herhangi bir sıkıntıda 'acaba ben de bir şeyler yapsaydım daha iyi olmaz mıydı' düşüncesinden hareketle toplantılara katıldım. Açılışlara katıldım. Onlar miting havasında oldu. Yarın mitingim yok. Özel bir misafirim olacak. Neçirvan uzun zamandır gelmedi. Başkanlık görevine geldikten sonra randevu talebinde bulundu. Son olarak akşam da işadamlarına bir hitabım olacak. Onlarla Haliç Kongre Merkezi'nde 1500 kişilik yemekli toplantı olacak. Bunun dışında artık programları böylece noktalamış olacağız. Binali Bey'in gerek yarın gerek Cumartesi bazı programları var.

    'BUNLARIN ÜLKEMİN GÜNDEMİNE POZİTİF SİNYAL VERMESİ LAZIM'

    - Batı herhalde şunu düşünecektir, biz görevimizi yaptık, kredi notunu düşürdük, kurlarla oynadığımız kadar oynadık, ama netice yine böyle oldu gibi bir yere işi getirecekler diye doğrusu düşünüyorum. Şu anda yatıyorlar, kalkıyorlar S-400, F-35. Ay sonu G-20'ye gidiyoruz. Orada sayın Trump'la, sayın Putin'le görüşmemiz var. Bunları görüşeceğiz. Oradan da ben Çin'e geçeceğim. Ayın 2'sinde Çin'de olacağım. Çin-Türkiye ilişkilerini ele alacağız. Bunlar dünya gündeminden öte ülkemin gündemine olumlu, pozitif bir sinyal vermesi lazım. Türkiye Rusya, Çin'le ilişkilerini geliştirirken, yatırımlarda Türkiye'ye girişin adımların atıldığını görüyoruz. Önümüzde 4,5 yıllık süreç var. Ciddi bir yatırım çekme sürecinin içerisine gireceğiz. Bu da kendi girişim ve yatırımcılarımızın önünü açacaktır. KOBİ, KOSGEB diğer yatırımcılarımız için atacakları adımlar var. İstihdamda kıpırdama başladı. İşsizlik aşağı doğru inşallah inecektir. Bunlar yatırımla bağlı olan işler. Bu noktada olumlu sinyalleri alıyoruz.

    'DERDİMİZ BURALARIN ARTIK SAVAŞ BÖLGESİ OLMAKTAN KURTARMAK'

    - Afrin'de bölgesine dönecek olan Suriyeliler var. Terör koridorunu terör koridoru olmaktan çıkarttık. Şimdi Münbiç'i zorluyoruz. Orası da temizlendiği halde buralardan çıkmış olanlar tekrar kendi yerlerine dönecekler. Aynı şekilde İdlib'de. Orada da yine sayın Putin'le yaptığımız görüşmeler neticesinde. Malum 23 gözlem kulesi var. Bazı taciz atışları yapıldı. Biz yine sayın Putin'le yaptığımız görüşmeler neticesinde oraları da sükunete kavuşturduk, ateşkes ilan edildi. Şu anda sadık kalınmaya başlandı. Derdimiz burayı artık savaş bölgesi olmaktan kurtarıp bura halkının ben artık evimde kalabileceğim noktasına dönüştürmek. Bunun için parasal kaynakların bulunması gerekiyor. Bizim bunları çadır, konteynır hayatından kurtaralım. TOKİ eliyle uygun konutlar yapmak suretiyle yerleştirelim istiyoruz. Bizim sınırlara yakın bölgede uygun olan yerleri tespit ederek oralara yerleştirelim. Biz bu koridoru güvenli hale getirirsek, o zaman bizler de bu işin inşaatı noktasında onların da desteğiyle devreye gireriz. mülteci sayısını 1 milyona çıkartırız, daha da fazla olabilir. Merkel bu konuda vaadde bulundu. Bu tabi öyle kaldı.

    'BU İŞLER BİTİNCE KENDİ TOPRAKLARINA GİTMELERİNİ TAVSİYE EDERİZ'

    - Bu insanların hepsi sersefil değil. İyi durumda olanlar var. Mühendis, avukat, doktor, ebesi var. Bunlmar vatandaşlığa da müracat edenler de oluyor. Bunlar Suriyeli idi buraya geldiler bir kısmı burada ticari hayata başladı, bir kısmı vatandaşlık aldı. Türkiye'de çadır, konteynerlerde yaşayanların durumu gibi durumları yok. şu anda İçişleri Bakanlığımız bunların kontrolünü yapıyor. Benim güvenli bölge dediğim konu yürürlüğe girdiği andan itibaren bu insanlara 'Buyrun artık evlerinize dönebilirsiniz, bu tür yerler de yapılmış durumda, kendi topraklarınıza gitmenizi tavsiye ediyorum, hayırlı olsun' deriz.

    'BİR TANESİ ÜNİVERSİTEYE DÖNECEĞİM DEDİ PARTİ KURDU'

    - AK Parti'de hizmet birinci öncelik olmuştur. Yol arkadaşlarımız koyduğumuz hedeflere ulaşmak için gece gündüz çalışmışlardır. Son günlerde önümüze geliyor. Partimizde görev almış bazı isimlerin bu dava hareketinden kopma, kendilerine göre yeni yol çizme haberleri gündeme geliyor. Partide partiye kırgınlık veya bu  tür vesilelerle kopmak gibi bir şey olmaz, olmamalı. Davaya inanmışsanız bu davadan kopulmaz. Bu davanın eri olunur, yürümeye devam edersiniz. Bunun benzeri adımların örneği geçmişte görüldü, hiçbiri yer bulamamış, unutulmuş gitmiştir. Geçmişte partimizde grup kuracak sayıda ayrılıp gidenler olmuştur. Şu anda onlardan bir tane var mı? Soralım kimse o insanların adını dahi hatırlamaz. Partimizde en üst kademelere gelmiş, bakanlık yapmış, ayrıldı. Nereye gidiyorsun, ayrıldı dememize rağmen, 'Yok ben akademisyen olacağım, üniversiteye döneceğim' diye ayrılmış, parti kurmuş sonra yok olmuştur. Şimdi CHP'de yoluna devam edecek. Bir tanesi gitti Ordu'dan hatta bu benim okul arkadaşım. Bakanlık yaptı, parti kurmaya teşebbüs etti. Ordu'dan belediye başkan adayı oldu. Biz de Hilmi Bey'le girdik açık ara kazandık.

    'BİR PARTİYE KIRGINLIK OLURSA KAYBEDENLER OLUR'

    - MHP'de ne oldu? Bireliri koptular parti kurdular. Şu anda bakalım nereye göre yürüyecekler. Çünkü bunlar ana gövde değil, parça. İstikbali çok fazla olmaz. Benzer şeyler CHP'de de oldu. Kopanlar, gidenler oldu ama onların da esamisi oldu. Bir partiye kırgınlık olursa kaybedenler olur. Davaya kırgınlık asla olmaz. Bu davadan kopup ayrılana nereye kadar 'Ben sana dargın değilim, kırgın değilim' diyeceğim ki. Selamün aleyküm, aleyküm selam bir yere kadar deriz. Ondan sonra da partimize karşı bir ihanet halkası oluşturuluyorsa kusura bakmasın el bebek, gül bebek diyemeyiz.

    'YANLIŞLARIMIZI ANLATIN, DÜZELTME YOLUNA GİDERİZ DİYORUZ'

    - Şu anda en geniş teşkilat ağına sahip parti olarak nerede küskün, dargı varsak bunlara yönelik olarak ana kademe yoğun çalışmaların içinde olacaksınız diyorum arkadaşlara. Davaya küsülmeyeceğini hep söyledik. Kırgın, küskün olanlar varsa bunlara anlatmalısınız. Yanlış mı yaptık, bu yanlışlarımızı sizler de söyleyin. Anlatın, yanlışlarımızı düzeltme yoluna gideriz. Bir kısmı bakıyorsunuz belli yerlerde, imkanlar tanınmadığından dolayı küstüm diyor. Böyle bir şeyden dolayı küsüyorsan o zaman bu yanlıştır.

    'SAYIN PUTİN 'BÜYÜK DEVLETLER BU TÜR YERLERDEN ANLAŞILIR' DEDİ'

    Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (sağda) ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (solda)
    © Sputnik / Cumhurbaşkanlığı / Cem Öksüz

    - Mesela şimdi millete yaptığımız hizmeti israf telakki edenler var. Şurası Vahdettin Köşkü. Birilerine göre bu Vahdettin Köşkü'nü yıkık, harabe halden bu hale getirmek birilerine göre israftır. Ana muhalefet buraya israf diyor, Külliyeye israf diyor. Ben burayı şu anda kullanmıyorum. Zaman zaman buraya gelişlerim olur. Misafirlerimle beraber buraya gelişlerim olur. Bunun dışında burada benim kaldığım çok çok istisnadır. Şu anda ben kendi evimde kalıyorum. İstanbul'a geldiğim zaman Kısıklı'da kendi evimde kalırım. Çünkü aile olarak da geniş aile hep aynı yerdeyiz. Burada kaldığımız çok çok istisnadır. Burası da, Huber'de. Bunun kampanyasını yine malum anamuhalefet hep yapmıştır, yapmaya devam etmektedir. İstanbul Zirvesi'ni burada topladık. Burada o toplantıyı yapmamız, bunlar bir büyüyen, büyük devlet olmanın emaresidir. Aynı şeyi Ankara'da Külliye'de yaptığımız toplantılarda, gelenler hangisi olursa olsun, bakış açıları Türkiye'ye karşı değişiyor. Bu Tayyip Erdoğan'ın kendi şahsi bir ortaya koyduğu yatırım değildir ki. Dünyaya karşı ülkeme bakışı değiştiren bir yaklaşımdır. Sayın Putin'in bir ifadesi var, çok manidar, 'Büyük devletler bu tür yerlerden anlaşılır' demiştir. Onların da Kremlin Sarayı'na baktığınız zaman çok çok farklıdır. Ben onun için saray ifadesini kullanmadım, Külliye ifadesini seçtik. Biz orada bir şey yapmıyoruz. Orada muhtarlarımı ağırladım, ağırlamaya devam ediyorum. Kültür merkemizimiz yaptık. Orada her türlü etkinlikleri yapabiliyoruz. Onun yine arka tarafında Ankara'nın en güzel camilerinden bir tanesini yaptık. Orada yine aynı anda 2 bin -  2300 kişiye yemek verecek salonlarımızı yaptık. Bunların israf olmadığını tarih de millet de kaydedecek.

    'BEN TEŞKİLATLARIMA TEVAZUDAN TAVİZ VERMEYİN DİYORUM'

    - Benim her yerde konuşmalarım takibe alınırsa bütün teşkilatıma hep tevazu sürekli olarak telkin etmişimdir. 'Tevazudan taviz olamam' demişimdir. Halkın karşısında tepeden bakmak olmaz. Orada Mevlana'nın diliyle toprak gibi olacaksın. Bunu da elimizden geldiğince yapmaya gayret ediyoruz. Bizleri bununla özellikle yaftalayanlar, bize bu şekilde damga vuranlar biraz da kendilerine bakarlarsa herhalde istikameti çok daha doğru buluruz diye düşünüyorum.

    'ÖĞRENCİLERİMİZ BURALARI GEZİP GÖREBİLECEKLER'

    - Tarihine gururla bakan millet geleceğini gururla inşa eder. Dolmabahçe Sarayı restorasyon üzerine restorasyondan geçiyor. Bakılmamış, rezalet. Bugün basın mensuplarıyla orada yaptım toplantıyı. Bakan arkadaşlarıma otellerde basın toplantısı yapmayacaksınız, buralarda yapacaksınız diyorum. Bizim devlet olarak otel köşelerinden kurtulmamız lazım. Biz yemeğimizi kendi mutfağımızda yapıyoruz. Bunu böyle yapacağız. Gelenleri de buralar cezbediyor. Oraları bitirdikten sonra onları da bütün öğrencilerimizin ziyaretine açacağız. İstanbul bir müze fakiri olmaktan da çıksın istiyoruz.

    'AKSİ HALDE DÜŞÜNCE YÖNETİM BÜTÜNLÜĞÜ OLMAYACAKTIR'

    - AK Parti bu seçimin kaybedeni olmaz. Çünkü biz şu anda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde meclis kahir ekseriyetiyle bizde, komisyonların tamamı bizde. Meclis Başkanvekillikleri aynı şekilde. İstanbul'a hizmet ancak bu şekilde olur. Orada onun olması halinde sürekli belli sıkıntıların olacağı ortada. Bir defa burada düşünce, yönetim bütünlüğü olmayacaktır. Birçok konularda anlaşmazlıkların çıkacağı ortadadır.

    'İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'NİN BÜTÜNLEŞMESİNE DESTEK VERSİNLER'

    - İstanbullu halkıma diyorum ki Pazar günü demokratik haklarını kullanmayı ihmal etmesinler. İstanbul dışında da olanlar varsa gelip oylarını kullansınlar. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bütünleşmesi noktasındaki sürece destek versinler, eksik bırakmasınlar.

    Konu:
    İstanbul yeniden seçime gidiyor (406)

    İlgili konular:

    Erdoğan: Anketlerde manipülasyon var, sipariş üzerine yapılıyor
    Erdoğan yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi: Her gazeteci bir araştırmacıdır, doğruların peşindeki insandır
    Erdoğan: Bir tarafta Cumhur İttifakı, diğer tarafta terör örgütleri zihniyetinin destek verdiği Millet İttifakı
    Etiketler:
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 23 Haziran İBB seçimleri, Selahattin Demirtaş, Abdullah Öcalan, PKK, HDP, Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın