17:05 21 Ekim 2019
Canlı Yayın
    Pendik D-100 Karayolu'nda içinde hamile kadının bulunduğu araca saldırı olayına ilişkin tutuklanmalarına karar verilen Hasan Sel ve Hüseyin Sel hakkında, yirmişer yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı.

    Trafikte saldırıya uğrayan aracın sahibi: Hamile eşim olaydan 1.5 gün sonra yaşadığı şok nedeniyle sancılandı

    © Fotoğraf : Twitter
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 010
    Abone ol

    Pendik D-100 Karayolu'nda, hamile eşiyle yolculuk ettiği sırada aracı saldırıya uğrayan Yunus Emre Bahçıvan, "Olaydan 1.5 gün sonra eşimin yaşadığı şok nedeniyle sancılanması ve tehlikeli belirtiler hissetmesi üzerine acilen hastaneye gittik. Doktor kontrolü esnasında çocuğumuza zarar gelmiş olması korkusuyla, ben de dayanamayıp fenalaştım" dedi.

    Pendik D-100 Karayolu'nda, hamile eşiyle yolculuk ettiği sırada aracı saldırıya uğrayan Yunus Emre Bahçıvan, yaşananlarla ilgili olarak Sözcü yazarı Uğur Dündar'a bir mektup yazdı.

    Seydioğlu baklavacılarının sahipleri Hasan Sel ve Hüseyin Sel'in saldırısının kendisi ve eşinde ağır etkiler bıraktığını belirten Bahçıvan, "Değerli Uğur Bey, Öncelikle yanımızda olmanıza ve destekleyici duruşunuza çok teşekkür ederiz. Aslında bizler için sıradan bir hafta sonu idi. Eşimle birlikte aracımızla akşam yemeği için yola çıktığımız sırada, asla tahmin edemeyeceğimiz bu üzücü olay başımıza geldi" dedi.

    "Pendik-Kaynarca D100 Karayolu'nda, Tuzla istikametine doğru giderken, kimliğini bilmediğimiz kişiler tarafından saldırıya uğradık" ifadesini kullanan Bahçıvan, şöyle devam etti:

    "Olay şu şekilde gelişti.

    En sağ şeritte seyir halindeyken, emniyet şeridinden gelen siyah renkte bir araç, polis ekiplerinin uygulamasını görmesi üzerine, ani şekilde aracımızı sıkıştırıp önümüze geçmek istedi. Eşim 7 aylık hamile ve daha önce 3 kez bebek kaybımız olduğundan, sürüş esnasında ani fren yapmaktan kaçınıp, aynı zamanda trafiği tehlikeye sokmamak için yoluma devam ettim. Polis kontrol noktasını geçtikten sonra, aynı araç bu kez sol tarafıma gelip, bize doğru iyice yanaştı ve yolcu kısmındaki kişi camdan ‘Ne yapıyorsun lan sen’ diyerek bağırmaya ve camdan uzanarak saldırgan tavırlar sergilemeye başladı.

    Eşim çok korkmuştu. Paniğe kapılmış, ağlıyordu. ‘Ne olur durma devam edelim’ dedi. Ben de tartışmak istemiyordum. Bebeğimiz ve eşimin sağlığını düşünerek durmayıp yoluma devam ettim. Onlardan uzaklaşmaya çalışırken, saldırgan kişilerin arkamdan hızla geldiklerini fark ettim. Yanıma yanaştıklarında bir sıkıntı oluşacağını, bize zarar verebileceklerini hissettiğimden araç kapılarını kilitledim. O esnada direksiyonu önüme kırıp, ani bir şekilde durarak yolumu kestiler ve araçtan indiler.

    'KAPILAR KİLİTLİ OLDUĞUNDAN BAŞARILI OLMADI'

    Ben de ani bir fren ile öndeki araca hafif dokunarak ancak durabildim. Bir yandan da saldıracaklarını anladığım için telefon kameramın kaydını başlattım. Araçtaki gözü dönmüş şahıslardan sürücü olanı, benim bulunduğum taraftan kapımı zorlayarak açmaya çalıştı. Kapılar kilitli olduğundan başarılı olamadı. Yolcu koltuğundan inen şahıs da eşimin olduğu taraftan koşarak kapımı açmaya çalıştı. O da başarılı olamayınca, küfürler savurarak yumruklarıyla camımı kırmaya uğraştı. Can havliyle camı aralayıp ‘Bu kadın hamile’ diye bağırarak sesimi duyurmaya çalıştım. Eşim de çığlık atarak ‘Ben hamileyim ne yapıyorsunuz siz’ diye haykırıyordu. 

    Eşimin ‘Ben hamileyim, polisi arıyorum…’ diye bağırdığını duydukları halde sürücü olanı, alaycı bir şekilde; ‘Ara polisi gelsin’ diyerek karşılık verdi. Diğer kişi kin ve nefret dolu tavrını sürdürerek camımı kırmak için yumruklamaya devam ediyordu. Başaramayınca bu kez tekme ve yumruklarla aynamızı kırdı. Çok acımasızca hareket ediyordu. Nasıl bir kin doluysa hırsını alamayıp, kaputun üzerine çıktı ve zıplayarak kaputu ezdi. Ardından çok sert, ürkütücü bir ifade ile gözlerimizin içine bakarak, aracına bindi ve hiçbir şey olmamış gibi hızla olay yerinden uzaklaştılar. 

    'BİR SEYYAR SU SATICISI MERHAMET EDEREK BİZE SU İKRAM ETTİ, ALLAH RAZI OLSUN'

    Eşim bu esnada hıçkırarak ağlıyordu. Ne yaptıysam kendisini sakinleştiremedim. Onun perişan halini gören bir seyyar su satıcısı, merhamet ederek bize su ikram etti. (Allah razı olsun) Tahrik edici hiçbir sözlü ve fiili davranışta bulunmadığımız halde, neden böylesine vahşi bir saldırıya maruz kaldığımızı anlayamamıştık. Ne yapacağımızı bilemiyorduk. Tam olarak ne olduğunu da anlayabilmiş değildik… 

    Çok geçmeden olay yerine gelen polis ekipleri eşliğinde karakola giderek saldırgan şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunduk. Karakolda kamera kaydını incelerken o anları tekrar yaşadık. Görüntüleri seyrettikçe içimizi çok büyük bir korku kapladı. Zira maruz kaldığımız şiddet yaşadığımızdan çok daha farklı boyutlara dönüşebilirmiş. Eğer araçtan inmiş olsak, belki de şu an size bu olayı anlatan ben veya eşim, ya da ikimiz birlikte hayatta olmayacaktık!. 

    Olaydan 1.5 gün sonra, yani pazartesi sabah saatlerinde eşimin yaşadığı şok nedeniyle fenalaşıp sancılanması ve tehlikeli belirtiler hissetmesi üzerine acilen hastaneye gittik. Yaşadığımız manevi travmanın ağır etkisi sürüyordu. Doktor kontrolü esnasında çocuğumuza zarar gelmiş olması korkusuyla, ben de dayanamayıp fenalaştım. Hemen acilde, eşimin yanındaki odada müşahede altına alındım.

    Uzun süre serum ve sakinleştirici ilaçlar verilmesine rağmen kendimi toparlamakta güçlük çektim. Eşim ve ben şu an için tıbbi takip altındayız. Normal yaşantımıza devam edemiyor, işlerimize gidemiyoruz. Doktorlar psikiyatrik destek almamızı öneriyorlar. Eşimin korkuyu atlatamaması nedeniyle ikamet ettiğimiz evimizde de kalamıyoruz. Düzenli ve umut dolu bir hayatımız olmasına rağmen, böyle insanlar yüzünden sinir, stres ve huzursuzluk içinde yaşamımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Bu olaydan eşim, ben ve ailelerimiz çok etkilendik… Artık tek dileğimiz, tüm bu yaşadıklarımıza rağmen dört gözle beklediğimiz bebeğimizin sağlıklı olarak dünyaya gelmesi.

    Bütün bunlara rağmen, bu saldırganların diğer masum insanlara zarar vermemeleri için hakkımızı sonuna kadar aramaya devam edeceğiz. Kamuoyunun yaşamak zorunda kaldığımız vahşet sonrası yanımızda yer alıp, saldırganların gereken cezaya çarptırılmaları konusunda gösterdiği hassasiyete ve bize verilen toplumsal desteğe şükran duygularıyla teşekkür ediyoruz.

    Saygılarımla, Yunus Emre Bahçıvan."

    Etiketler:
    Uğur Dündar, Yunus Emre Bahçıvan, Hüseyin Sel, Hasan Sel, D-100 Karayolu, Pendik, Saldırı
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın