19:29 15 Aralık 2019
Canlı Yayın
    Recep Tayyip Erdoğan

    Erdoğan, WP'ye yazdı: Kaşıkçı cinayeti, 11 Eylül'ü saymazsak, 21. yüzyılın en büyük ve tartışmalı olayı sayılabilir

    © AA / Emrah Yorulmaz
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    11012
    Abone ol

    The Washington Post gazetesinde bir makale yazan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suçluların cezasız kalmaması için mücadele etmek, bunu sağlamanın en kolay yoludur. Bu, Cemal’in ailesine borcumuzdur" dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD merkezli Washington Post'ta bir yazı kaleme aldı. Erdoğan'ın Washington Post'ta yayınlanan yazısı şu şekilde:

    Washington Post gazetesinde köşe yazarlığı yapan Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi, 11 Eylül terör saldırılarını saymazsak, 21. yüzyılın en büyük ve tartışmalı olayı sayılabilir. Zira 11 Eylül’den beri hiçbir olay, uluslararası düzeni bu denli tehdit etmemiş; dünyanın kabul ettiği kurallara meydan okumamıştır. Aradan bir yıl geçmesine rağmen cinayetle ilgili bildiklerimizin hâlâ sınırlı olması ise uluslararası toplumun üzerinde düşünmesi gereken üzücü bir gerçektir. Suudi gazetecinin ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılıp aydınlatılmayacağı, çocuklarımızın nasıl bir dünyada yaşayacağını belirleyecektir.

    ‘YÖNETİMİM, İLK GÜNDEN İTİBAREN BU KONUDA TAM ŞEFFAFLIK POLİTİKASINI BENİMSEMİŞTİR’

    Yönetimim, ilk günden itibaren bu konuda tam şeffaflık politikasını benimsemiştir. Geride bıraktığımız bir yıllık dönemde istihbarat ve emniyet teşkilatlarımız ile diplomatlarımız ve savcılarımız, meselenin takipçisi olarak muhataplarıyla işbirliği yapmış; ulusal ve uluslararası kamuoyunu aydınlatmak için gereken adımları atmışlardır. Bu kapsamda Suudi Arabistan’ın yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık’ın aralarında bulunduğu ülkelerle elimizdeki kanıtları paylaştık. İlaveten Birleşmiş Milletler Özel Raportörü Agnes Callamard’ın soruşturmasına katkıda bulunduk. Son olarak Kaşıkçı’nın katillerinin, suçun işlediği yer olan Türkiye’ye gönderilmesi için Suudi Arabistan nezdinde girişimlerde bulunduk.

    ‘BAŞINDAN BERİ İKİLİ BİR MESELE HÂLİNE GETİRİLMESİNE KARŞI ÇIKTIK’

    Türkiye’nin bu meseleye yaklaşımı, kurallara dayalı uluslararası düzenin kararlı bir destekçisi olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle sürecin başından itibaren Kaşıkçı cinayetinin ülkelerimiz arasında ikili bir mesele hâline getirilmesine karşı çıktık. Washington Post yazarını hunharca katleden çete ile Kral Selman bin Abdülaziz ve Suudi Arabistan halkı arasında açık ve net bir ayrım gözettik.

    Öte yandan kadim dostluğumuz, gerçekleri söylememize engel değildir. Bilakis “dost acı söyler.”

    ‘KAŞIKÇI CİNAYETİNİ SİYASETİN DEĞİL, ADALETİN KONUSU OLARAK GÖRÜYORUZ’

    Cemal Kaşıkçı’yı Suudi Arabistan’ın İstanbul başkonsolosluğunda katledip, cesedini parçalara ayıranlar, devletlerine ve milletlerine değil; Suudi Arabistan devletinin içinde yuvalanmış bir çetenin çıkarlarına hizmet ediyordu. Bunun aksine inansaydık yaşanan olayı ikili bir ihtilaf olarak değerlendirebilirdik. Ancak Kaşıkçı cinayetini siyasetin değil, adaletin konusu olarak görüyor; adaletin ise ancak ulusal ve uluslararası mahkemeler eliyle tecelli edeceğine inancımızı koruyoruz.

    ‘ÇOK TEHLİKELİ BİR EMSAL OLUŞTURMUŞTUR’

    Kaşıkçı suikastı, insani boyutunun yanı sıra diplomatik dokunulmazlık ilkesinin istismar edilmesi nedeniyle de endişe vericidir. Katillerin diplomatik pasaportlarla seyahat etmeleri, diplomatik bir binayı suç mahalline çevirmeleri ve Suudi Arabistan’ın İstanbul’daki bir numaralı diplomatının olayın üstünü örtmeye çalışması, çok tehlikeli bir emsal oluşturmuştur. Belki de daha tehlikeli olanı ise katillerin, kendi ülkelerinde hiçbir ceza almadan hayatlarına devam etmeleridir.

    ‘SUUDİ ARABİSTAN’IN İMAJINI OLUMSUZ ETKİLEYECEKTİR’

    Suudi Arabistan’da devam eden yargı süreci hakkında soru işaretleri olduğu sır değildir. Sürecin şeffaflıktan uzak şekilde yönetilmesi, duruşmaların kapalı kapılar ardında yapılması ve sanıkların gayri resmî olarak serbest bırakıldığı iddiaları, uluslararası toplumun beklentilerini boşa çıkardığı gibi Suudi Arabistan’ın imajını olumsuz etkileyecektir. Suudi Arabistan’ın dost ve müttefiki olarak bunu asla istemeyiz.

    Bu şeffaflık eksikliğinin ulusal güvenlik gerekçe gösterilerek meşrulaştırılmaya çalışıldığını görüyoruz. Teröristlerin adalete teslim edilmesi için tüm imkanların seferber edilmesi başka bir şey, masum insanların siyasi görüşleri nedeniyle önceden planlanarak katledilmesi başka bir şeydir. Örneğin Nazi savaş suçlusu Adolf Eichmann’ın kaçırılarak adalete teslim edilmesi meşru bir adımdır. Kaşıkçı cinayetinin adalet davasına herhangi bir şekilde hizmet ettiğini iddia etmek ise gülünç olacaktır.

    ‘15 KATİLİ İKİ UÇAKLA İSTANBUL’A KİM GÖNDERMİŞTİR?’

    Türkiye olarak önümüzdeki dönemde de Kaşıkçı cinayetinin aydınlatılması için çabalarımızı sürdürmeye söz veriyoruz. Geçtiğimiz yıl yine bu gazetede yayımlanan makalemde ortaya attığım soruları sormaya devam edeceğiz: Cemal Kaşıkçı’nın cenazesi nerededir? Suudi gazetecinin ölüm fermanını kim imzalamıştır? Aralarında bir adli tıp uzmanının da bulunduğu 15 katili iki uçakla İstanbul’a kim göndermiştir?

    Böyle bir suçun bir daha dünyanın hiçbir yerinde işlenmemesi, hem Türkiye’nin hem de insanlığın çıkarınadır. Suçluların cezasız kalmaması için mücadele etmek, bunu sağlamanın en kolay yoludur. Bu, Cemal’in ailesine borcumuzdur."

    İlgili konular:

    BM Özel Raportörü'nden Suudi Arabistan'a 'Kaşıkçı raporu' tepkisi
    BM raportörü: Kaşıkçı cinayetinde Veliaht Prens’in suçsuzluğuna ikna olmamız için BM'yle işbirliğine gitmeleri gerek
    İngiltere Başbakanı May’den Kaşıkçı açıklaması
    Etiketler:
    Agnes Callamard, Cemal Kaşıkçı, The Washington Post, ABD, Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın