13:55 23 Ocak 2020
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 51
    Abone ol

    Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2018 yılında çoğunluğu Suriyeli 15 yaş altı 34 çocuğun hamile olduğu halde sağlık görevlilerince adli makamlara bildirilmediği iddialarına ilişkin 18 doktorun yargılanmasına dün başlandı.

    Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, 15 tutuksuz doktor ile avukatları katıldı. Duruşmada, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı da duruşmada hazır bulundu.

    Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Acil Tıp Uzmanı olan E.U, yargılamaya konu tek bir hastanın mevcut olduğunu belirterek, "Bu hasta, hastaneye boğaz enfeksiyonu şikayeti ile başvurdu. Bu kişinin gebeliği ile ilgili herhangi bir teşhisim ve tespitim olmadı. Bize gelmeden önce gebeliği ile ilgili kadın doğum polikliniğinde tedavisi ve takibi yapılmıştı. Bu nedenle üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatimi talep ederim" dedi.

    ‘GÖREVİMİ GEREĞİ GİBİ YAPTIM’

    Kadın Doğum Polikliniği'nde doktor olduğunu söyleyen E.V.K, "Gebeliğini bildirmediğim iddia edilen 18 yaş altı 2 hasta vardır. Bu hastalara ilişkin bildirim yaptığımız epikriz raporlarından anlaşılacaktır. Biz hastane polisine ya da sosyal hizmetler birimine haber vermemize rağmen tutanak tutulmuş ve hakkımda savcılık makamlarınca ifadem dahi alınmadan haksız yere dava açılmıştır. Kusurum bulunmamaktadır. Görevimi gereği gibi yaptım. Bu hastaların kayıtlarına ilişkin delilleri yazılı savunma dilekçem ekinde sundum. Bu nedenle üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum" diye konuştu.

    Kadın doğum doktoru G.A, yaklaşık 1 milyon Suriye vatandaşının hastane çevresinde ikamet ettiğini belirterek, şunları kaydetti:

    ‘TÜRKÇE BİLMEDİKLERİ İÇİN İLETİŞİM PROBLEMİ YAŞADIK’

    "Bir yıl içinde 13 bin 611 hastayı yalnız benim muayene etmem göz önünde bulundurulduğunda yoğun bir şekilde çalıştığımız mahkemenizce anlaşılacaktır. Biz bildirimlerimizi telefon ile eksiksiz olacak şekilde hastane polisine ya da sosyal hizmetler birimine yaptık. Başvuran hastalar Türkçe bilmedikleri için iletişim problemi yaşadık. Hastaların gerçek yaşları, cinsiyetleri ve isimleri dahi belli değildir. Görevimi gereği gibi yaptım. Beraatimi talep ederim."

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniğinde doktor olan İ.A, bir hastanın çocuk acil servis hastası olarak geldiğini ve asistan doktorlar tarafından muayene edildiğini belirterek, şu şekilde savunma yaptı:

    "Gebeliğinden şüphe duyulduğu için kadın doğum hastalıkları birimine sevk edilmiş. Bu bölüm tarafından gebelik tespit edilince hastane polisine hem de onlar hem de bizim tarafımızdan telefon ile bilgi verilmiştir. Hastanede yoğun şekilde çalıştığımız için telefon ile bilgi veriyoruz. Görevimi gereği gibi yaptım. Suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatimi talep ederim."

    Kadın hastalıkları doktoru U.H. savunmasında, yaşı küçük hastaların her türlü dirence rağmen bildirimlerini yaptığını belirterek, şunları kaydetti:

    "Polis ve sosyal hizmetler birimini telefonla arayarak bilgi verdik. Hatta Suriye vatandaşı hastaların çok sayıda dosyası bulunduğundan işlem yapılmadığı bize bildirilmesine ve sözlü olarak bildirim yapmamıza gerek olmadığı söylenmesine karşın biz ısrarla bildirimlerimizi yaptık. Hatta epikriz raporunda bildirim yapıldığı, işlem yapılmadığına dair not düştük. Hakkımda yargılaması yapılan iki hastadan biri benim nöbet çıkışımda gelen bir hastadır. Sehven adıma kayıt açıldığını düşünüyorum."

    ‘ÇOCUK İSTİSMARI KONUSUNDA HASSASIZ’

    Kadın doğum uzmanı Ö.A, "Bizler çoluk çocuk sahibi insanlarız. Çocuk istismarı konusunda hassasız. Hakkımda açılan davaya konu olan 3 hastadan 2'sine asistan doktorlar tarafından bakılmıştır. Ben kendim muayene ettiğim 3. hastanın durumunu bildirdim. 2017 yılında da 3 tane bu şekilde hastayı polise bildirdim" ifadelerini kullandı.

    Kadın Doğum Uzmanı N.K, savunmasında şunları söyledi:

    "Yargılamaya konu iki Suriye vatandaşı hasta bulunmaktadır. Bir tanesinin 15 yaşının üzerinde gebe kaldığı hesaplanmıştır. Bu iki hasta da tarafımca muayene edilmeyen asistan doktorların adıma kayıt açtırıp muayene ettikleri hastalardır. Hastanenin yoğunluğu nedeni ile acil, poliklinik, yatan hasta ve doğumhane gibi çok sayıda birime baktığımızdan bizim adımıza hasta bakılmaktaydı. Hastaların yaşının küçüklüğünü tespit ettiğimiz takdirde gerekli bildirimleri yapıyorduk."

    Çocuk hastalıkları uzmanı Y.C, bir hastanın karın ağrısı şikayeti ile başvurduğunu, kadın hastalıkları ve doğum polikliniğine sevk edildiğini belirterek, "Ben vajinal muayene yapmadığım için hastanın gebe olup olmadığını ya da bakire olup olmadığını bilmiyorum. Daha sonra bu hastanın bildirimin yapıldığı sistemde görülecektir. Beraatimi isterim" dedi.

    Diğer doktorlar da görevi gereği hastaların yaş küçüklüğünü tespit ettiklerinde gerekli bildirimleri yaptıklarını belirterek, beraat talebinde bulundu.

    ADNAN OKTAR DAVASINDA DA YARGILANIYOR

    Suçtan zarar görme ihtimaline binaen Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın davaya katılmasına karar veren mahkeme, o dönemde görev yapan hastane polislerinin ve sosyal hizmetler biriminde görev yapan yetkililerin kimlik bilgilerinin istenmesine karar verdi.

    Adnan Oktar ve grubuna yönelik yürütülen davada da tutuklu sanık H.E.A'nın bir sonraki duruşmada SEGBİS aracılığıyla savunmasının alınmasını kararlaştıran mahkeme, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne müzekkere yazılarak o dönemde acil servislerde görevli asistanların o günkü nöbetçi nöbetçi uzman adına hasta muayene edip etmediklerinin sorulmasına hükmetti.

    Duruşma kasım ayına ertelendi.

    İDDİANAME

    Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, çoğunluğu Suriye uyruklu küçük çocukların gebe olduğu halde adli makamlara bildirilmediği ihbarında bulunulduğu belirtiliyor.

    Hazırlanan denetim kurulu raporunda gebelik teşhisi konulan hasta sayısının 288'i Suriyeli olmak üzere 348 kişi olduğuna vurgu yapılan iddianamede, bu kişilerle ilgili bildirim formu düzenlenmediği kaydediliyor.

    Türk Ceza Kanunu'na göre, 15 yaşından büyük kişiler için tarafların rızası ile cinsel ilişki yaşandığı takdirde bunun cinsel istismar suçunu oluşturmayacağı ifade edilen iddianamede, kanunda düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun şikayete bağlı bir suç olduğu anlatılıyor.

    İddianamede, hastaneye başvuran söz konusu kişilerden hiçbirinin cebir ve tehditle hamile kaldığına yönelik bir iddia ve delil olmadığı için yaş durumlarına göre suçların belirlenmesi ve ona göre de sorumluların yükümlülüğünün tespitinin gerektiği değerlendirilmesinde bulunuluyor.

    Hastaneden 15 yaş altındaki hamile olduğu tespit edilen çocukların ve gerekli tespite rağmen bildirimi yapmayan doktorların listesinin istendiği bilgisi verilen iddianamede, gelen cevap yazısında 15 yaş altı hamile başvurusunun 51 olduğu, ancak bu kişilerden 17'sinin bildiriminin yapıldığı, 34 çocuğun ise bildiriminin yapılmadığı belirtiliyor.

    İddianamede, bu 34 çocuktan çoğunluğun ise poliklinik kayıt sisteminde bulunan ancak kadın doğum kliniğinde kayıtları olmayan kişiler olduğu anlatılıyor.

    Hamile oldukları tespit edildiğinde bildirimi yapılması gerektiği halde yapılmayan 34 çocuk yönünden bunları muayene eden ve tespitleri yapan 18 doktorun sorumluluğunun bulunduğu savunulan iddianamede, çocukları muayene etmeyen, onlarla doğrudan herhangi bir bağlantısı olmayan hastanenin başhekimi A.Y.M. hakkında da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ifade ediliyor.

    Olayla ilgili soruşturma izni verilen doktorlar E.V.K, C.İ, N.A, Ü.H, N.K.A, Ö.A, I.Ş.Y, Ö.A, M.E.Ö, G.A, E.U, H.E.A, İ.A.K, İ.B, M.T.K, O.Y, Ş.Y.A. ve Y.C. hakkında "kamu görevlisinin suçu bildirmemesi" suçundan 6 aydan 3 yıl 6 aya kadar hapis cezası isteniyor.

    Etiketler:
    Türkçe, Hamile, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk, Suriyeli, Bağcılar, Doktor
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın