15:51 01 Aralık 2020
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    12360
    Abone ol

    Almanya dönüşü gazetecilerin soruları yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya'da Rusya Devlet Başkanı Putin'le birlikte çağrısını yaptıkları ateşkese uyulması halinde siyasi sürecin önünün açılacağını söyledi. Erdoğan, Libya Konferansı'nda Halife Hafter'in metinlere imza atmamasının manidar olduğunu ifade etti.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen 'Libya Zirvesi'nden dönüşünde uçakta gazetecilere gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

    Libya'da siyasi çözüm çabalarının bir parçası olarak Berlin'de düzenlenen Libya Zirvesine katıldıklarını hatırlatan Erdoğan, 55 maddelik zirve bildirgesinin kabul edildiğini belirtti.

    Burada Birleşmiş Milletler'in çatısı altında bir yol haritasının bulunduğuna işaret eden Erdoğan, "Bizim Sayın Putin ile birlikte çağrısını yaptığımız ateşkese uyulması halinde siyasi sürecin de önü açılacaktır" diye konuştu.

    Erdoğan, zirvede alınan kararlar çerçevesinde Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz es-Serrac ve Halife Hafter tarafından 5'er kişinin katılacağı askeri komitenin gelecek birkaç gün içinde toplanacağını belirterek, şunları ifade etti:

    "Buradaki kilit nokta Hafter'in saldırgan tutumunu sonlandırmasıdır. Nisan'dan bu yana tüm anlaşmaları ihlal eden ve meşru hükümete saldıran özellikle Hafter taraftarlarıdır. Toplantıda bu konuyu açıkça dile getirdim. Tabii kimse itiraz edemedi. Gerçek şu ki bizim Libya konusunda attığımız adımlar sürece bir denge getirdi ve ateşkes zemini oluştu. Hem sahada hem de masada pozisyonumuzu güçlü tutarak siyasi sürece destek olmaya devam edeceğiz. Libya'da Türkiye'nin mevcudiyeti barış umutlarını arttırmıştır. Biz, Libya'da terörle mücadele kisvesi altında ne tür oyunların oynandığını da görüyoruz. Buna karşı meşru hükümetin yanında durmaya devam edeceğiz. Özellikle bugün alınan kararları takip edecek bir mekanizma kurulacak ve aylık toplantılar yapılacak. BM çatısı altında yapılacak olan bu toplantılarda Libya'nın siyasi, askeri ve ekonomik konuları ele alınacak. Bu toplantılara bizim arkadaşlarımız da katılacaktır."

    'Atalarımızın sözü ile hatırlatmada bulundum'

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesinde ve zirvede İdlib konusunu da gündeme getirdiklerini aktaran Erdoğan, bu arada Serrac ile bir görüşmesinin olduğunu söyledi.

    Erdoğan, "Sayın Putin ile yaptığımız görüşmede de gerekli mesajları kendisiyle paylaştım. Sayın Putin ile gerek Moskova'daki gerekse ondan sonraki süreçte bunları çok açık net değerlendirme fırsatını bulduk. Bu sürece olan yaklaşımı bazı gerçekleri görmesi bakımından lehte oldu. Ancak tabii Hafter'in şu ana kadar, ayrıldığımız zamana kadar metinlere imza atmaması manidardır. Hepsi sözdedir ve ben de kendilerine atalarımızın o sözü ile bir hatırlatmada bulundum, 'söz uçar yazı kalır' dedim. 'Bunun imza ile teyit edilmesi gerekir' dedik. Fakat tüm bunlara rağmen imza altına alınamadı. Olay tamamen sözlü olarak bütün katılımcıların şahit olması ile o şekilde kalmış oldu. İnşallah neticesi hayırlı olur" diye konuştu.

    Erdoğan, "ABD Başkan Yardımcısı geldi, uzun bir müzakere yaptınız. Rusya'ya gittiniz uzun bir müzakere yaptınız. Beyaz Saray'da da ciddi müzakereler oldu, sonuçları müspet oldu. Bu birden çok tarafı olan toplantı ve diğer müzakerelerden çok daha kısa sürdü. Dolayısıyla başarısız olma ihtimali olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusuna, "Biz bu süreçte üzerimize düşenleri yapmış olduk. Şu an itibarıyla geldiğimiz noktayı değerlendirme fırsatını bulduk ve söylenmesi gereken neyse bunları da kendilerine söyledik. Ama özellikle yol boyunca ne kadar uyarlar uymazlar bunu göreceğiz. Uymadıkları anda da gereğini yapacağız" yanıtını verdi.

    'Eğitici olarak bir kadro gönderdik'

    Erdoğan, şu an itibarıyla Türkiye'ye "Niçin şunu yaptınız?" sorusunun pek yöneltilemediğini belirterek, şunları kaydetti:

    "En çok ve en ileri sordukları soru 'Bundan sonra buraya siz askeri güç gönderecek misiniz?'. Bizim de onlara verdiğimiz cevap şu oldu, 'Biz buraya şu anda askeri güç göndermiyoruz. Biz sadece eğitmen olarak, eğitici olarak buraya bir kadro gönderdik o kadar. Bunlar da orada eğitim yaptılar. Ama öbür tarafta Wagner burada 2 bin 500 güvenlik gücü ile var. Onları niçin masaya yatırmıyorsunuz?'. Böyle söyleyince ona da bir şey diyemiyorlar. Kaldı ki sadece Wagner değil, mesela orada Sudan'dan 5 bin civarında asker var. Bunun yanında Çad'dan var, Nijer'den var. Malum Abu Dabi yönetimi nereden bulursa alıyor. Hakeza Mısır'da bu tür askeri güçler az değildir. Ama tüm bunların dışında üzerinde durulması gereken başka bir konu var. Savunma sistemleri noktasında, hava kuvvetleri vesaire, buralarda özellikle Rusların, Abu Dabi yönetiminin vermiş olduğu desteklerdir. Biz buradan kendilerine yüklenmek suretiyle 'Bu konularda biz sizden hassasiyet bekliyoruz' dedik. Onlar da bu konularda bize 'hayır' diyemediler ve başta Merkel olmak üzere bunu kabullendiler."

    "Gerçekten bir ateşkes hayata geçirilebilirse Türkiye'nin bundan sonrası için beklentisi nedir? Hafter'in masadan kalktığını, kaçtığını görüyoruz, takip ediyoruz. Eğer ateşkes gerçekleşemezse Türkiye'nin politikasında bundan sonra herhangi bir revizyon olabilir mi? Batı basını için kaleme aldığınız makalede bir ifadeniz vardı Avrupa liderleriyle ilgili, 'Daha az konuşup daha çok somut adım atmaları gerekli artık' demiştiniz. Bugün buna dair bir ışık gördük mü?" sorusu üzerine Erdoğan, Serrac'ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kabul ettiği bir lider olduğunu, Hafter'in böyle bir özelliğinin bulunmadığını, bununla ilgili de özellikle Almanya Başbakanı Merkel'in hiçbir aksi ifade kullanmadığını dile getirdi.

    'Atılması gereken adımlar atılır'

    "Tablo böyle olunca, bizi oraya davet eden meşru bir hükümetin başı, diğeri ise gayrimeşru. Gayrimeşru bir kişinin davetine icabet edenler mi bizim için önem arz eder, yoksa meşru bir yönetimin davetine icabet eden mi?" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

    "Biz meşru olanı yaptığımıza göre atılması gereken adımlar da yeri geldiği zaman rahatlıkla atılabilir ve bu konuda bizim önümüz açık. Kaldı ki biz burada önemli bir adım daha attık. Nedir o? TBMM'den bununla ilgili yasal düzenleme yaparak bunu da geçirdik. Sayın Putin'e soruyorum, onlarda böyle bir şey söz konusu değil. Biz, işin yasal sürecini de en ideal şekilde yapmışız ve adımlarımızı da buna göre atmışız. Dolayısıyla bu adımların neticesini de biz Libya'da göreceğiz. Libya halkının huzuru bizim için çok çok önemli. Mesela bugün gerek Salame gerek Pompeo, petrol limanları ile ilgili aynen bizim düşüncemizi ortaya koydu. Petrol limanları ile ilgili konuyu onlar da gündeme getirdiler. Bu bizim ne kadar önemli bir yerde durduğumuzun bir defa ispatı. Hele hele Salame'nin bunu savunuyor olması bizim işimizi daha da kolaylaştırıyor."

    Erdoğan, konuşmasında petrol limanları konusu üzerinde de durduğunu belirterek, son dönemde oradaki en önemli sıkıntısının petrol limanları olduğunu dile getirdi.

    Erdoğan, "Yani Hafter oralarda bariyer oluşturmaya, baraj oluşturmaya, buradan böyle bir şeyin üzerine gidiyor. Bir defa Libya'nın içindeki göçler noktasında da bunlar her tarafı ciddi manada yakıp yıkıyorlar. Şu anda mesela Salame'nin bile gündemine girmiş vaziyette. Onlar da bu konuyu gündeme getirdiler. Şimdi bizim bütün bunları bir defa dünya kamuoyuna sürekli açıklamamız lazım, bunların üzerinde ısrarla durmamız lazım" dedi.

    'Bu paranın kaynağı neresi? Abu Dabi'

    "(Türkiye barışın anahtarıdır) dediniz. Sosyal medyada bir kampanyaya dönüştü 'Turkey for Peace' diye… Aslında Türkiye uluslararası krizlerde bu rolü üstleniyor. Çok önemli bir görev. Masada bir ağırlığı oluyor Türkiye'nin uluslararası krizlerde. Bu diplomasi hamleleri de aslında ülkemizin belirleyici rolünü göstermiş oluyor. 'Türkiye dış politikasında yalnızlaştı' eleştirisi yapılırken bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Bu tür küresel sorunlara ilişkin diplomasi hamleleriniz devam edecek mi?" sorusunu Erdoğan, "Şu anda eğer biz bir güçlü devletsek, bir güçlü devlet olarak bizden birçok beklentiler var. Bu beklentiler karşısında eli kolu bağlı durmak mümkün değil ama bunları da uluslararası hukuk çerçevesinde her zaman hayata geçirmemiz lazım. Bu tür şeylerde de bu tür talepler karşısında geri durmamız mümkün değil" diye yanıtladı.

    "Wagner diyoruz. Sudan'dan gelenler var. Ve bunlar da paralı tipler. Bu paranın kaynağı neresi? Abu Dabi. Para da bol ama lafa gelince de 'Ben yokum bu işlerin içerisinde' diyor. Biz bu gerçekleri de görüyoruz" ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyle konuştu:

    "Dolayısıyla bir yerde mazlum varsa, bir yerde mağdur varsa biz burada onlara yardımcı olmanın gayreti içerisinde olacağız. Mesela biz bugün sadece Libya'yı işlemedik, İdlib'i de işledik. İdlib konusunu hem Libya ile ilgili yaptığım konuşmada işledim hem de Sayın Putin ile etraflıca uzun uzadıya İdlib konuştuk. Kendisine durumu anlattık. Kendisi de 'İlgili arkadaşlarımız dışişleri, savunma, istihbarat bu ilişkilerini süratle devam ettirsinler' dedi. Onlar şimdi 'kendilerinin canını yaktığını söyledikleri' bizim ise 'ılımlı muhalif' olarak baktığımız kişilere terörist olarak bakıyorlar. Ben kendisine şunu söyledim 'Bunlara terörist diyorsunuz da Esed devlet terörü estiriyor. Bu adam yüz binlerce insan öldürdü ve hâlâ şu anda İdlib'de bombalar yağdırılıyor.' Tabii bunu kabul edemiyor. Ben geçen gün televizyonda babaları 2 ay önce öldürülmüş olan 6 çocuğu anneleriyle beraber gördüm. 2 yaşında, 4 yaşında, 5 yaşında çocuklarla beraber anneleri yağmur çamur içerisinde duruyor ve bunlar çadırda."

    'Yeni bir kampanya başlatıyoruz'

    Türkiye'nin şimdi yeni bir kampanya başlattığını dile getiren Erdoğan, "Bize 30 kilometre falan yaklaştılar. Şimdi diyoruz ki briketten 20-25 metrekarelik baraka yapalım, üzerini brandalarla kapatalım. Hiç olmazsa yaşam koşulları biraz daha konforlu hale gelsin. Buralara yerleştirelim dedik" dedi.

    Kızılay'ı, AFAD'ı bu konuda süratle seferber edip, bölgede bunları yapmaya başlayacaklarını ifade eden Erdoğan, "Elimizden geldiği kadarıyla bunları yapıp ona göre alt yapısını da yapacağız ve oralara bunları inşallah yerleştirelim diyoruz. Bir kere daha söylüyorum, Türkiye barışın anahtarıdır" diye konuştu.

    'Miçotakis Hafter'i Yunanistan'a bizi tahrik etmek için çağırdı'

    Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis'in Hafteri Yunanistan'a davet etmesiyle ilgili bir soru üzerine Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

    "Niye Miçotakis Hafter'i Yunanistan'a çağırdı? Sadece bizi tahrik etmek için çağırdı. Bir lider 'Miçotakis sizinle tekrar arayı düzeltmek istiyor' dedi. 'Bir defa bu yanlışı düzeltsin, sonra bizim görüşmemiz kolaydır' dedim."  

    Erdoğan, AB'nin Libya sürecinde koordinatör sıfatı ile yer alması teklifine "BM varken doğru olmaz" diyerek karşı durduklarını söyledi. 

    Erdoğan, MİT Başkanı Hakan Fidan'ın, istihbarat noktasında Rusya, Suriye ve İran tarafıyla, muhataplarıyla ilişkileri başarılı bir şekilde devam ettiğini bildirdi.

    Son dönemde İdlib'den olan göçlere ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, "Bu insanlar ölümden kaçıyor. O anne ile 6 çocuğunu ekranda görünce hanımla kanımız dondu. O yavrulara nasıl terörist deriz. Onlara terörist demek akıl tutulmasıdır. Bu, Bay Kemal'in ilk yanlışı değil" diye konuştu.

    Erdoğan, Rasulayn ile Tel Abyad arasındaki bölgede Türkiye'nin kendi plan ve projesinin hayata geçirildiği takdirde bu bölgelerin 'barış şehirleri' halini alacağının altını çizdi.

    CHP'nin FETÖ'nün siyasi ayağı önergesi

    CHP'nin FETÖ'nün siyasi ayağı önergesine ilişkin Erdoğan, şunları söyledi:

    "İddia sahibi kim? CHP. Sen iddia sahibi olduğuna göre bir defa bu iddianı ispatlamakla mükellefsin. İspatla bunu. Parlamentonun içinde veya herhangi siyasi partide, AK Parti'de, MHP'de bu tür adamlar mı var, hadi ispatla. Eğer ispatlayamıyorsan demek ki bunlar sende. Ya CHP içinde var ya İP'te var ya HDP'de var. Çıkar o zaman sen bunları, ispat et. Bunu ispatlayamayan bu parti parlamentonun tamamını zan altına almak için böyle bir yola başvurdu. Daha geçenlerde Urla Belediye Başkanı'nın FETÖ'cü olduğu ortaya çıktı. Şu anda ne oldu? Tutuklu, içeride. Mahkemesi devam ediyor."

    Suriye'den gelenlere maaş verildiği eleştirilerine de değinen Erdoğan, şöyle konuştu:

    "Maaş falan verdiğimiz yok. Biz maaşı kendi vatandaşlarımızın yoksullarına veriyoruz. Bunların hepsi belgeli ve bu insanların birçoğu biliyorsunuz kamplarda, konteyner kentlerde, çadır kentlerde aylarca, yıllarca yaşadılar. Daha sonra çadır kentleri kaldırdık, imkan bulanlar evlere kiralık taşınmaya başladılar. Bunların hepsi sersefil değildi. Bunlar içerisinde mühendisi var, ebesi var. Şu anda daha uygun zemine oturttuk. Artık çadır kent kalmadı. Şimdi sadece konteyner kentler kısmen var. Diğerleri de yerleşiyor bunların içerisinde. Onu da çok rahat söyleyeyim. Meslek sahibi olanlar zaten kendileri de iş sahibi olmaya başladılar."

    Etiketler:
    BM, Angela Merkel, Çad, Abu Dabi, Beşar Esad, ABD, Fayiz es-Serrac, Berlin, Göç, Rasulayn, Tel Abyad, MİT, Avrupa Birliği, Suriye, Rusya, Hakan Fidan, MHP, AK Parti, CHP, İdlib, Vladimir Putin, Libya, Almanya, Türkiye, Halife Hafter, Kiriakos Miçotakis
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın