03:19 19 Şubat 2020
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 105
    Abone ol

    İYİ Parti Lideri Meral Akşener, parti olarak parlamenter sistemden yana olduklarını ifade ederken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu sistemi isteyeceğini savundu. Akşener, “İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme Sayın Erdoğan'ın geçeceğini düşünüyorum. Bu konuda adım atacağını düşünüyorum” dedi.

    Akşener, aralarında Sputnik’in de bulunduğu basın kuruluşlarının Ankara temsilcileri ile öğle yemeğinde bir araya geldi. 25 Ekim’de 2. yılını dolduran İYİ Parti’nin kuruluş sürecinde yaşadıkları zorlukları anlatan Akşener, 24 Haziran seçimlerine girme riski üzerine CHP’li 15 milletvekilinin destek için kendi partilerine geçtiğini hatırlattı. Akşener, “Ben ömrümün sonuna kadar bu 15 milletvekili arkadaşa ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun tutumuna teşekkür edeceğim” dedi.

    Millet İttifakının başarı elde ettiği 31 Mart ve yenilenen seçim sonuçlarını çok iyi çalıştıklarını anlatan Akşener, “Umut tekrar üst noktaya çıktı. Bu umudun doğmasında, bazı şeyleri değiştirebiliriz inancının yaşanmasında rolümüz olduğunu düşünüyorum” dedi. Akşener, parti için üye yazımının da önemli olduğunu bugün 259 bin 410 olan üye sayısını haziran sonunda 300-350 bine çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.

    'İyileştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter sistemden yanayız'

    İYİ Parti’nin iyileştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter sistemden yana olduğunu bu yönde çalışmalar yapıldığını anlatan Akşener, “150 yıllık parlamenter demokrasi tecrübemiz var. Bunun çağın şartlarına göre düzenlenmesi lazım. Kısa, öz, açık, seçik bir anayasa ile iyileştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişin Türkiye için elzem olduğuna inanıyoruz. 4 aydır altını çizerek konuşmaya başladık. Önceden anketlerde sorulmazdı, şimdi soruluyor. Bu ay gördüğüm anketler yüzde 54-64 arasında değişiyor. Bir ankette yüzde 64 parlamenter demokrasiye geçmek lazım diyor. Önemli bir sonuç.”

    'Yeni partiler seçmen açısından iyi olacak'

    Akşener, gazetecilerin soruları üzerine de, yeni kurulacak partilerin ittifaklara etkisini de değerlendirdi. Yeni partilerin seçmen açısından iyi olacağını, seçeneği artırmanın rekabeti artıracağını vurgulayan Akşener, bütün partilerin birbirleriyle rakip olduğunu da belirtti. Akşener, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yarının ne göstereceği konusunda bugünden konuşmayı doğru bulmuyorum. Demirel’in sözüyle doğmamış bebeğe don biçmek doğru değil. Cumhur İttifakından AK Parti ile MHP’nin ittifakı olarak görüyorduk ama anlıyoruz ki Vatan Partisi de var. 3 siyasi grubun yer aldığı bir ittifak. Ama küçük ortağın ilişkisine baktığınızda çok iç içe geçmiş, kader birliği yapılmış, iki tarafın seçmeni açısından itirazlar olsa da liderler tarafından itirazların görmezden gelindiği duygusal bir birliktelik olduğu görülüyor. Millet ittifakı bir güç birliği, iş birliği. Bir Katolik nikahı değil. Daha rasyonel, Türkiye’nin taleplerine uygun ve başarı odaklı bir ittifak, iş birliği. Özellikle 31 Mart’tan sonra seçmene baktığınızda bu ittifakın, iş birliğinin devamı konusunda bir irade var. Ama ben iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme Sayın Erdoğan'ın geçeceğini düşünüyorum. Bu konuda adım atacağını düşünüyorum. Dolayısıyla böyle bir adım atıldığında, buyurun bakalım dendiğinde zaten o zaman ittifak nasıl olacak o konuda da bir şey söylemek mümkün değil. Arızalarında, enfekte olmuş alanlarından arındırılmış bir parlamenter sistemden bahsediyoruz.”

    'Erdoğan'ın kendisi için sağduyusunun galip geleceğine inanıyorum'

    Akşener, “Erdoğan’ın parlamenter sisteme ne zaman geçeceğini düşünüyorsunuz” sorusuna, “Zaman söyleyemem ama ben gidişatı öyle okuyorum. Benim okumam o. Bilgiye dayanmıyor” yanıtı verdi.

    Erdoğan’ın Türkiye’nin nefes alma problemini gördüğüne inandığını söyleyen Akşener, “Saray, Erdoğan'ı kapattı, steril hale getirdi. Çünkü Saray öyle bir şeydir ki, kendine ait bürokrasi, kültür, hayat tarzı yaratır. Tabiri caiz ise bir paralel evren yaratır, koparsınız. Dünyanın bütün Saray sistemi içindeki tüm siyasi hikayeleri böyledir. Uzun zamandır Sayın Erdoğan’ın vatandaş ile hasbihal ettiğini gördünüz mü? Saray’a girdiğinden beri. Vatandaşın nabzını bilen tanıyan onunla yaşayan bir kişilik olmasına rağmen koptu gitti. Dolayısıyla bu alan kendisinin 2023 ya da daha önce yapılacaksa seçilmesinin önüne geçer. Pek çok etken vardır ama ana konu bu. Ben Sayın Erdoğan'ın kendisi için sağduyusunun galip geleceğine inanıyorum” dedi.

    'Ön şartımız parlamenter sisteme dönmüştür'

    Akşener, parlamenter sistemle ilgili bir teklifleri olduğunu, bütün siyasi partilere bu konuda çağrıda bulunduklarını ifade ederek, “Ön şartımızdır ittifaklar için. Diyelim ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi üzerinden gidildi seçime, orada İYİ Parti’nin ittifak içinde yer almasının ön şartı parlamenter sisteme dönme şartıdır. Şu ana kadar da muhalefet partileri de bu noktadalar. Buraya dönmek zorundayız Türkiye'nin nefes almaya ihtiyacı var, ekonominin düzelmeye, Türkiye'nin demokrasiye hukukun üstünlüğüne adalete ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.

     'Şenlikli günler başlıyor'

    Yeni parti kuran Ahmet Davutoğlu ile parti kurma hazırlığı yapan Ali Babacan’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok yakın çalışma arkadaşları olduğunu ifade eden Akşener, “Erdoğan'ı tanıyorsam, muhtemelen kendini alacaklı hissediyordur, burada rasyonalite olmaz. Bana ve partime uyguladığı rasyonel strateji olmaz, onun için şenlikli günler” diye konuştu.

    Akşener, “Davutoğlu'nun vakfına dönük kayyum atamasını nasıl değerlendiriyorsunuz, bunu da onun örneği olarak mı görüyorsunuz?” sorusuna da, “Evet, devamı gelecektir” yanıtını verdi.

    'Erken seçim öngöremiyorum'

    İYİ Parti Lideri, erken seçimle ilgili soru soru üzerine de, “Kendimi Erdoğan’ın yerine koyuyorum. Elinizde 2023’e kadar süre var. Neden onu ortadan kaldırasınız. Seçimi öngörmüyorum ama bu da bilgiye dayanmıyor. Sadece benim okumam. Yeni partilerin 3 yıl içinde alan oluşturup oluşturmayacağına bakmayı, takip etmeyi çok daha rasyonel, faydalı görür diye öngörüyorum” dedi.

    Akşener, “AK Parti ile ittifak yapar mısınız” şeklindeki soruya da, “Şimdi siz zillet, illet İP, diye konuşan küçük ortağın dengesini niye bozuyorsunuz böyle bir soruyla” yanıtını verdi.

    'Ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın benden bunu çıkaramayacaklar'

    Akşener, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin FETÖ’nün siyasi ayağına ilişkin yaptığı açıklamalar hakkındaki soruşturmaya ilişkin soruları da yanıtladı. Akşener, “Ne kadar uğraşırlarsa uğraşılsın benden bunu çıkarmayacaklar. Çünkü yok. Bunu da en iyi Sayın Erdoğan biliyor” dedi. 15 Temmuz’dan sonra tek şüpheli olarak kendisinin bulunduğu bir soruşturma açıldığını, bunu da tesadüfen öğrendiklerini anlatan Akşener, “3,5 yıldır tık yok, ortalama 40 günde bir benim adıma avukatım dilekçe veriyor, ‘benim ifademi alın’ diye. Yasak var üzerinde, gizlilik var, her şey var, tek kişi, başkası yok. Bu iddianame hazırlanamaz mı? Valla hani ağa bizle eğeleniyor. Bu sistem aslında devletimizi yöneten iktidar partisiyle de eğleniyor. Onun için burada bütün bunlar sulandırmaya dayanan ondan sonra da yapılan işlerin hiçbirinin doğru olmadığına vatandaşı inandıran bir düzenek olarak düşünüyorum” diye konuştu.

    'Kimse benim fotoğrafımı bulamayacak'

    Çok çirkin şeylerle karşılaştığını eşi, abisi ve yeğeni ile bir düğünde çekilmiş fotoğrafa yanındaki eşinin çıkartılarak FETÖ’nün montajla eklendiğini anlatan Akşener, “Kimse benim yan yana, karşı karşıya  tokalaşırken fotoğrafımı bulamayacak yok. Maalesef çok üzgünüm bulamayacaklar” dedi.

    'Bir süre sonra bumerang gibi ilgililerin boynuna geçer'

    CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na yönelik açıklamalarla ilgili “O beyanat üzerinde yorum yapılmaması gereken bir beyanat olarak görüyorum” diyen Akşener, herkesin elinde ne bilgi belge varsa  savcılara hakimlere vermesi gerektiğini söyledi.

    Akşener, “Sürekli bir sakız çiğneme hali var. Bu sakız çiğneme işlemi bir süre sonra bumerang gibi ilgililerin boynuna geçer. Çünkü bu işler laklaka yapmaya gelmeyecek kadar ciddi işlerdir. Neyin sulandırıldığını anlamakta zorlanıyorum. Biz İYİ Parti olarak bu TRT’deki hanımefendiye okuduğu metindeki Yurtta Sulh Konseyi’ni araştırmak için de bir araştırma önergesi verdik, küçük ve büyük ortaklar tarafından reddedildi. Onun için iyiye gitmediklerini düşünüyorum bu tür işlerin. Bir siyasi parti ‘bana verin, bize verin, biz soruşturalım’ diyebilir mi, hakim yerine bir siyasi parti kendini koyabilir mi?” dedi.

    'Aileler üzerinden konuşmayı doğru bulmuyorum'

    Akşener, sorular üzerine Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu’nun HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın öykü kitabından uyarlanan okuma tiyatrosunu izlemesini de değerlendirdi.

    Akşener, “Biz insanların tercihlerine karışmayı kendimize yakıştırmayız. Kim nereye, hangi yeri ziyaret eder bizi ilgilendirmez. Çünkü Sayın İmamoğlu’nun eşi, Sayın Kılıçdaroğlu’nun eşi ziyaret eden konumda olduğuna göre. Bir tiyatro izlemeye gitmişler. Bunu bir siyasi sonuç olarak bakabilir miyiz? Onu bilmiyorum. CHP’nin kurumsal yapısı oradaki fotoğrafı kurumsal sistem içinde bir karşılığı var mıdır? Onu da bilmiyorum. Benim bildiğim, Sayın Kılıçdaroğlu’nun HDP’nin PKK ile arasına mesafe koymadığı süre içinde CHP ile herhangi bir iletişim kurulmayacağı şeklindeydi. Beyanatı var. Dolayısıyla CHP Genel Başkanı beyanatı bir değişiklik göstermediğine göre aileler üzerinde konuşmayı doğru bulmuyorum” dedi.

    'Ben gitmezdim, eşim davet edilse gider mi, o da gitmezdi'

    “Siz de davet edilseniz gider miydiniz” sorusuna da gülerek yanıt veren Akşener, “Hayır. Ben bir siyasi partinin genel başkanıyım. Şöyle sorabilirdiniz. Eşiniz davet edilse gider miydi? Hanımefendilik başka bir şey. Ben bir siyasi partinin genel başkanıyım, bir kurumsal yapıyı temsil ediyorum. Ben gitmezdim. Eşim davet edilse gider miydi, o da gitmezdi” dedi.

    'İnatla ben deme yönüm yok'

    Akşener’e Cumhurbaşkanlığı sisteminde seçime gidildiğinde tekrar aday olup olmayacağı, başka bir ittifak adayına destek verip vermeyeceği soruldu. Akşener’in yanıtı şöyle oldu:

    “Benim kişisel olarak inatlaşmak gibi bir huyum yok. Referandumdan başlayan süreçten itibaren kendimi bu millete borcunu ödeyen bir insan olarak konumlandırdım, öyle görüyorum. 31 Mart teklifi bizim. Bilim insanıyım. Asla genelleme yapmıyorum veri üzerinden gidiyorum. İnatla, ben ben deme gibi bir yönüm yok. Bu milletin, hepimizin nefes almaya ihtiyacı var. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi üzerinden gidildiği zaman, insanları üzen taraf olmayız. Bugünden öyle böyle olur deme imkanımız yok. Ama içtenlikle söylüyorum. Bu umudunun gerçekleşmesinden mutlu olan her siyasi partiye oy vermiş seçmenden bahsediyorum. Bu seçmenin umudunu da, tekrar mutsuz olmasına sebep olmayız.”

    Etiketler:
    FETÖ/PDY, FETÖ, Erken seçim, Parlamenter sistem, CHP, MHP, HDP, Dilek İmamoğlu, Selahattin Demirtaş, Ali Babacan, Devlet Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu, Gelecek Partisi, Recep Tayyip Erdoğan, Meral Akşener, İYİ Parti
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın