21:31 16 Haziran 2021
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    21513
    Abone ol

    Diyanet İşleri Ali Erbaş ile ilgili olarak yaptıkları açıklama nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, "Bedel ödeme sırası bize geldiyse biz de bedel öderiz. Bu bizim önümüzde büyüttüğümüz bir konu değil soruşturma, talimatla açılmıştır" dedi.

    Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın eşcinsellerle ilgili olarak Cuma hutbesinde kullandığı ifadeler ve baro olarak buna gösterdikleri tepkiyle başlayan tartışmaları değerlendirdi.

    Sözcü TV'den Turgut Erat'a konuşan ve hakkında soruşturma başlatılan Sağkan, şunları söyledi:

    • "Diyanet İşleri Başkanı’nın konuşması bize göre Türk Ceza Kanunu’nda suç teşkil eden nefret söylemidir. Toplumun bir kesimini, LGBTİ bireyleri, bu kesime hastalık atfetmek, toplumun gözünde ayrıştırmak, ötekileştirmek, hedef göstermek her şeyden önce. Bu açıkça TCK’nın 216. Maddesi kapsamında suç teşkil eden bir ifade tipidir. Baktığınız zaman barolardan bahsetmem gerekiyor. Biz neden bu konuda açıklama yapıyoruz, bunu anlatmamız gerekiyor. Barolar kamu kurumları niteliğinde meslek örgütleridir. Bizim önceliğimiz tabii ki meslektaşların sorunlarını gidermeye dönük projeleri ortaya koymaktır. Ancak devamında aslında bununla çok da bağlantılı olarak Avukatlık Kanunu bizlere yargı bağımsızlığını korumak ve insan haklarını savunma görevini yüklemiştir. Şimdi en temel insan haklarını savunmak konusunda barolar taraf olmak zorundadır. Bu sebeple Ankara Barosu da, diğer barolar da birçok STK da Diyanet İşleri Başkanı’na karşı olması gereken, görevleri gereği de yapmaları gereken açıklamaları yapmışlardır.

    'İstanbul Sözleşmesi'nin 3. maddesi Diyanet İşleri Başkanı’nın söyleminin açıkça yasaklayan bir içeriğe sahiptir'

    • Ankara Barosu daha önce de bu konudaki hassasiyetini göstermiştir. Sadece LGBTİ bireyler değil, kadına şiddet konusunda da, çocuk istismarında da, işçilerin sömürülmesinde de, hayvan ve çevre hakkında da en yüksek perdeden hak savunuculuğunu yapmıştır Ankara Barosu. Haliyle bir tepki gösterdik. Bu yazının içeriği baktık ki manipüle edilmeye başlandı. Bunun sebebi çok geçmeden nedeni belli oldu. İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi çerçevesine oturtulmaya başlandı. İstanbul Sözleşmesi’nin aile yapısına uymadığı ibareleri ortaya çıkmaya başladı ki İstanbul Sözleşmesi adalete erişmede dezavantajlı olan grupların haklarını korumak içindir. Çok kıymetli bir sözleşmedir. Sözleşmenin 3. maddesi Diyanet İşleri Başkanı’nın söyleminin açıkça yasaklayan bir içeriğe sahiptir.
    • İstanbul Sözleşmesi’nin ardından baroların seçim sisteminin değiştirilmesi konusu yine ısıtılıp ısıtılıp önümüze getirildi. Ankara Barosu’nun açıklamaları üzerine Adalet Bakanı baroyu eleştiren bir tweet başlattı. Bu tweetin ardından Ankara Barosu hakkında desen bir soruşturma başlatıldı. Bizler açısından yargılanıp yargılanmama çok önemli konular değil. Bedel ödenmesi gerektiği zaman laik, sosyal bir hukuk devletinde yaşamak için mücadele veren bir kısım dönem dönem bedeller ödemiştir. Bunun sırası bize geldiyse biz de bedel öderiz. Bu bizim önümüzde büyüttüğümüz bir konu değil soruşturma, talimatla açılmıştır."
    Etiketler:
    LGBTİ, Ali Erbaş, Diyanet İşleri Bakanlığı, Ankara Barosu
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın