05:03 25 Mayıs 2020
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 2718
    Abone ol

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Kovid-19 sadece bizde değil, bütün dünyada var ama bütün ülkelerin parlamentoları açık, bizde kapalı, neden? Eğer bir iktidar ülkeyi yönetmekten acizse başka gündem maddeleri yaratmak zorunda kalabilir, iktidarın yaptığı gibi. Gündem ağır çözemiyor" dedi. 

    Kılıçdaroğlu, Tele 1 televizyonunun canlı yayınında gazetecilerin sorularını yanıtladı, açıklamalarda bulundu. 

    Türkiye'de siyasetin gerginleştiği bir dönemin yaşandığı ve bazı kesimler tarafından neredeyse iç savaş çığırtkanlığı yapıldığının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin yaşadığı ciddi sorunlar olduğunu söyledi. 

    Bu sorunları aşmak için sağ duyulu hareket etmek gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Sorun aslında hepimizin ortak sorunu. Eğer bu ortak sorun çözülecekse şu veya bu şekilde danışmak, konuşmak, görüşmek lazım. Sorunları böyle bir ortamda daha rahat çözebiliriz. Kovid-19 sadece bizde değil, bütün dünyada var ama bütün ülkelerin parlamentoları açık, bizde kapalı, neden? Eğer bir iktidar ülkeyi yönetmekten acizse başka gündem maddeleri yaratmak zorunda kalabilir, iktidarın yaptığı gibi. Gündem ağır çözemiyor." değerlendirmesinde bulundu.

    Gerçek hayatın iktidarın gördüğü gibi 'güllük gülistanlık' olmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, İstanbul'da bir kadının "yemek artıklarını topluyoruz." diye sokaklarda dolaştığını söyledi. 

    Bu kriz döneminde CHP'li belediyelerin, valilerin ve kaymakamların istediği her şeyi yaptığını belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

    "Ben size rakamları vereyim. Adana'yı vereyim. Bizim Yüreğir Gençlik Kolları Başkanı şimdi hapse atıldı. Erdoğan'ın talebi, isteği üzerine hapse atıldı. Bu ülkede onun tutuklanması için iddianame yazan savcı savcı değildir, onu hapse atan hakim de hakim değildir. Bu ikisine yargı mensubu diyemeyiz. Bunlar sadece bir makamdan talimat alıp, o makamın beklentilerine uygun karar verip, bir genci haksız yere hapse atanlardır. Burada olay normal bir tartışma bile olsa hapis yok ki burada. Hangi hukuka göre... Adana'da 195 personelimiz valiliğin ve kaymakamlığın emrinde çalışıyor. Türkiye genelinde CHP'li belediyelere ait 2 bin 554 personel, valilerin ve kaymakamların emrinde çalışıyor. Türkiye genelinde 720 aracı tahsis etmiş bizim belediyelerimiz. Şimdi düşünebiliyor musunuz, akıl sağlığını kaybeden birisi bu CHP'li belediyeleri kalkıp terör örgütleriyle bir tutuyor. Akıl, mantık yok burada. Ne söyleyeceksiniz Allah aşkına? Basit bir tartışma yüzünden olay devasa büyüdü. Niye? CHP'li belediyeleri kötülemek için. Yüzünüze gözünüze dursun. CHP'li belediyeler gerçekten bütün engellemelere rağmen tarih yazıyorlar."

    Kılıçdaroğlu, CHP'li belediyelerin ayrım yapmadan herkese, tüm kesimlere hizmet götürdüğünü aktardı.  

    CHP Adana Yüreğir Gençlik Kolları Başkanının haksız yere tutuklandığını yineleyen  Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

    "Gerginlik yaratmak istiyorlar. 'Gençlik kolları başkanı tutuklandı o zaman CHP'nin bütün gençleri sokağa çıkacak, bunun hesabını soracak.' Hayır. Ben bu milletin vicdanına, ahlakına, ferasetine güveniyorum. Haksızlık mı yapıldı? Haksızlığı bütün millet görüyorsa biz onlarla özel bir tartışma alanı yaratmadan inandığımız yolda halka hizmet etmeye devam edeceğiz. Gerginlik yaratıyorlar, kavga yaratmak istiyorlar, bizi sokağa davet ediyorlar. Televizyonlarda 'Yok efendim silahlar hazır, 50 kişi listede, şunları asacağız, şunları keseceğiz...' Bizim dokumuzda Kuvayimilliye ruhu vardır. Biz öyle 3 kişinin, 5 kişinin bağırmasına, çağırmasına pabuç bırakacak bir parti değiliz. Bizim bir sorumluluğumuz var, ahlak anlayışımız var. Bizim gerginlikleri değil, toplumu kucaklayan bir anlayışımız var."

    "Cumhurbaşkanının, bir ildeki CHP'nin Gençlik Kolları Başkanını muhatap almasını nasıl değerlendirdiğinin" sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

    "Biz kaymakamlığın önündeki görüntüleri de istedik, vermiyorlar. Erdoğan'ın devlet yönetme kapasitesi bitmiştir. Devleti yönetemiyor Erdoğan. En ufak şeyde 'Acaba ben CHP'yi nasıl suçların, nasıl köşeye sıkıştırırım' arayışı içinde. Konuşurken, düşünürken öyle. Allah bilir yatarken de öyle. Eğer bir şey öğrenmek istiyorsan CHP'den, CHP'nin her şeyi açık. Hesapsa hesap vermekten hiçbir zaman çekinmeyiz." 

    'Teröre karşı ortak tavır sergilenmeli'

    CHP'nin terörle ilişkilendirilmesine yönelik bir soruyu da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, parti olarak hemen hemen her yerde ve her ortamda teröre karşı durduklarını ve terörün bir insanlık suçu olduğunu söylediklerini dile getirdi. 

    Kemal Kılıçdaroğlu, teröre karşı ortak bir tavır sergilenmesi gerektiğini söylediklerini ve söylemeye devam edeceklerini ifade etti. 

    Terör sorununu çözmesi gereken kurumun, siyaset kurumu olduğunu da vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Erdoğan, CHP'yi bir anlamda suçlamak için bir özel arayış içinde. Artık Erdoğan'ın söylediklerine bu milletin büyük bir kısmı inanmıyor. Milletin artık karnı tok... Biz Erdoğan'ın kurduğu tuzaklara düşmüyoruz ama o tuzak kurmaya aklı sıra devam ediyor ama biz bildiğimiz yolda, halkı kucaklamaya devam ediyoruz." ifadesini kullandı.

    Kemal Kılıçdaroğlu, soru üzerine 22 Nisan'da bir gazetede yayımlanan makalesine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, neoliberal politikaların çöktüğünü, sosyal devletin ön plana çıkarak bundan sonra daha etkin olacağına vurgu yaptı. 

    20 bin öğretmen için kura çekildiğini, atamalarının ise halen yapılmadığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Niçin yapmıyorlar? Okullar kapalı, maaşlarını ödememek için. Bir öğretmenin sırtından koskoca Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tasarruf yapmaya çalışıyor." şeklinde konuştu. 

    Üniversite sınavlarının hangi gerekçeyle öne alındığını soran Kemal Kılıçdaroğlu, sınavın yeni tip koronavirüs (kovid-19) nedeniyle ertelendiğini, bu kararının doğru olduğunu ve doğal karşılandığını belirtti. Kılıçdaroğlu, "Böyle bir önlem varken sınavı erkene aldılar. Niçin? Herkes tatile çıkacak, oteller dolacak. Yani insan önemli değil, ekonomi önemli. İnsan açsa, yoksulsa nasıl gidecek tatile? Sınavı erteledikten sonra öğrenci kendini o tarihe endeksledi, hazırlıklarını o tarihe göre yaptı, o tarihe göre derslerini çalışmayı kafasına koydu, siz bir gecede oturdunuz 'Erkene alıyorum' dediniz. Kimden yetki aldınız? Bilim Kurulu böyle bir karar aldı mı? Hayır. Kararı alan kim, Turizm Bakanı, Maliye Bakanı, saray. Nasıl alıyorsunuz bu kararı, gençlerin geleceğiyle niçin oynuyorsunuz? Yazık, günah değil mi?" değerlendirmesinde bulundu.

    'Yüzde 10 seçim barajı demokrasiye darbedir'

    Gelecek Partisi ve Deva Partisinin yapılacak bir seçime katılamama olasılığı bulunduğunun hatırlatılması üzerine Kemal Kılıçdaroğlu, "Darbelere, darbecilere karşı çıkıyorum" diyenlerin darbecilerin getirdiği hukuka da karşı çıkması gerektiğine değindi. Kılıçdaroğlu, "Yüzde 10 seçim barajını kim getirdi? Darbeciler, Kenan Evren ve arkadaşları getirdi. Neden bunun arkasında duruyorsun? Yüzde 10 seçim barajı demokrasiye darbedir aslında. Milletin oyu Parlamento'ya olduğu gibi yansısın istiyoruz, makul bir düzeye çekelim, yüzde 5 mi, yüzde 2 mi yaparsın..."dedi. 

    Bütün siyasi partilerin TBMM'de temsil edilmesini istediklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, yüzde 1 oy alan parti genel başkanının bile TBMM'de olması gerektiğine vurgu yaptı. Kemal Kılıçdaroğlu, bunun için gerekirse TBMM'de "Türkiye milletvekilliği" diye ayrı bir bölüm açılabileceğini, yüzde 1 oy alana 1, yüzde 2 oy alana 2 milletvekili verilebileceği önerisinde bulundu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: 

    "Erdoğan darbe hukukunun arkasına sığındığı için ve darbecilerin getirdiği yasaları ek yasalarla tahkim ettiği için yeni bir siyasi partinin Parlamento'ya gelmesini istemiyor. İYİ Parti için de kumpas kurdular, seçimlere girmemesi için altyapı oluşturdular ama biz onu kırdık. Şimdi büyük bir ihtimalle Deva ya da Gelecek Partisi için böyle bir kumpas kurulursa biz demokrasiye kurulan kumpası bozmakla görevliyiz. Bunu vicdani, ahlaki ve bir demokrasi görevi olarak kabul ediyoruz. O partilerin tamamı bizim rakibimiz ama demokrasilerde rekabet ahlaki kurallar içinde, eşit kurallar olmalı. Bir iktidar partisi, muhalefet partilerine, seçime girecek bir partiye kumpas kurup, 'Onu acaba demokrasinin, siyasetin dışına nasıl atabilirim.' arayışına giriyorsa korkudan giriyordur. Biz 'Milletvekili vereceğiz, şunu yapacağız, bunu yapacağız' diye bir taahhütte bulunmadık. Böyle bir şey doğru da değil zaten. Ben Gelecek Partisinin Genel Başkanıyla da Deva Partisinin Genel Başkanıyla da bu konuları hiç konuşmadım. Sadece sorular üzerine yanıt verdim. Eğer demokrasiye karşı böyle bir kumpas kurulursa bu kumpası çözmek bizim görevimizdir. Bu aynı şekilde İYİ Parti'nin de Saadet Partisinin de Demokrat Partinin de görevidir. Eğer bir siyasal parti halkın oyuna başvurmak istiyorsa en büyük hakem halksa seçmense bırakın seçmen kimi tercih ediyorsa etsin. Bundan niye korkuyorsunuz? Çünkü iktidardan gideceklerini biliyorlar. Millet İttifakı olarak bunları göndereceğiz."
    'Kenan Evren geldi aldı, Atatürk'ün mirasını açıkça çiğnedi, aynı mirası bunlar da çiğnemek istiyorlar'

    Bir başka soru üzerine İş Bankası hisseleriyle ilgili tartışmalara da değinen Kılıçdaroğlu, bankanın CHP'ye ait olmadığını, CHP'nin sadece Mustafa Kemal Atatürk'ün vasiyetine uygun olarak hisselerini temsil ettiğini anlattı. Kılıçdaroğlu, şu bilgileri verdi:

    "Bize 5 kuruş para gelmez, bankayla bir bağlantımız yok. 'Şuna kredi verin, şu elamanı alın, şunu Genel Müdür tayin edin, şunu Daire Başkanı yapın' böyle şeylerle CHP'nin hiçbir ilgisi yoktur. Bunu yapmayız, yapmaya kalksak bile banka karşı çıkar. Orası bir siyasi organ değil, orada bir bankacılık kültürü var, İş Bankalı olmanın kendine özgü bir kültürü var. Çağdaş bir Cumhuriyet kuruluşu, milli bir kuruluş. Türkiye'nin göz bebeği olan bir kuruluş. Kenan Evren geldi aldı, Atatürk'ün mirasını açıkça çiğnedi. Aynı mirası bunlar da çiğnemek istiyorlar. Bunu bir temel bir kavga haline dönüştürmek istiyorlar. 'Gündemi acaba bu tarafa taşıyabilir miyiz, işsizlik, yoksulluk görülmesin, finans açısından yaşadıkları dram görülmesin, CHP'nin bütün eleştirilerini buraya kilitleyebilir miyiz?' Öyle bir niyetim yok. Geçmişte darbeciler yaptı, hukuki yollara başvurduk aldık. Burada da gene aynı şeyi yapabilirler. Yapsınlar, gene hukuki sisteme gideceğiz, yine alacağız.

    Darbecilerin yaptığına darbe dönemlerinde nasıl tanık olduysak şimdi benzerini yapıyorlar. İş Bankasını politize etmek, uluslararası itibarıyla oynamak, İş Bankasını sıcak siyasete alet etmek doğru değil. Tartışmak da doğru değil. İş Bankası CHP'nin bankası değil, AK Parti'nin de bankası değil. Kuruluşunda Atatürk'ün vasiyeti bellidir, bizim oradan hiçbir gelir elde etmediğimiz bellidir. O zaman bu dert nedir? 'Acaba İş Bankasını alıp nasıl yararlanabilirim, hisseleri nasıl aktarabilirim?' gibi özel bir arayış içinde olabilirler. Bu tamamen benim düşüncem. Bunu yapanlar ayaklarına kurşun sıktıklarının farkına belki varırlar ama iş işten geçmeden olması lazım."

    Kemal Kılıçdaroğlu, bir başka soru üzerine, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Anıtkabir'i ziyaret etmek isteyen CHP heyetinin engellenmek istenmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığına işaret etti. Anıtkabir'i 10 kişiyle saat 19.19'da ziyaret etmek istediklerini ve gerekli izinleri aldıklarını aktaran Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

    "Fakat ben oraya gittiğimde 10 kişiden fazla arkadaş vardı. Ben bir de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş'ın da heyette olmasını istedim. 10 kişiden fazla olduğumuz için komutan, 'Ben 10 kişi için talimat aldım.' dedi. Onu da saygıyla karşılamak lazım. Onun üzerine ben ve diğer arkadaşlar gittik, diğer arkadaşlar da kendi aralarında, bazı arkadaşlarımız 'Biz gelmeyelim.' dediler, kadın milletvekili arkadaşları gönderdiler, onlar geldi. Gençlik kolları başkanımız geldi. Onların gelişini biraz bekledik tabii doğal olarak. Bu biraz çarpıtılarak kullanıldı. Yok öyle bir şey aslında. Anıtkabir'e gittik, karanfillerimizi koyduk, saygı duruşunda bulunduk. Bir kavga, tartışma yok."

    Kılıçdaroğlu, Anıtkabir'in saat 17.00'de ziyarete kapanmasına rağmen yönetimin kendileri için bir ayrıcalık yaparak 19.19'da ziyarete müsaade ettiğini de belirtti.

    'Ben milli iradeye destek veriyorum'

    Bazı belediyelere kayyum atanasına ilişkin soru üzerine Kılıçdaroğlu, demokratik yollarla seçilen kişinin darbe dönemlerinde çıkan yasalara dayanarak görevden almasını ve yerine kayyum atanmasını kabul etmediklerini bildirdi.

    Bunun millet iradesine saygısızlık olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, "Belediye başkanının suçu, kusuru varsa soruşturmasını yargı yapar. Siz millet tarafından seçilen kişiyi alıp, yerine kayyum atıyorsunuz. O zaman biz bu seçimi neden yapıyoruz? Şu olur, bir şey olur görevden alırsınız, belediye meclisi yeni birini seçer. Ben bunu da anlarım. Bunun da mantığı var. Ama siz seçimle gelenlerin tümünü tasfiye edip birini atamayla getiriyorsunuz. Ben buna karşı çıktığım zaman, 'Ey Kılıçdaroğlu, sen terörü destekliyorsun.' diyorlar. Hayır, ben milli iradeye, halkın iradesine destek veriyorum." dedi.

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunca (RTÜK) bazı televizyon kanallarına verilen cezaların sorulması üzerine, baskıcı yönetimlerin bağımsız yayın organlarına tahammül edemediğini, medyanın baskı altına alınmak istendiğini savundu.

    İlgili konular:

    GENAR Başkanı Aktaş: Kılıçdaroğlu anketlerde Yavaş ve İmamoğlu'nun gerisinde
    Öztrak: Kılıçdaroğlu krizden çıkışın yol haritasına dair önemli açıklamalarda bulunacak
    Kılıçdaroğlu: Bizi yönetenler yanlış kararlar alsalar da direncimizi kararlılıkla sürdüreceğiz, Eren'in sürdürdüğü gibi
    Etiketler:
    Kemal Kılıçdaroğlu, CHP, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın