04:41 14 Temmuz 2020
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 4253
    Abone ol

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hamza Yerlikaya'nın Vakıfbank Yönetim Kurulu Üyeliği'ne atanmasını değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, "Spor Genel Müdürlüğü'nde önemli bir yer, spor bakanı eyvallah. İtirazım yok. Değerli, ödül almış, Türkiye'nin bayrağını göndere çekmiş bir kişi, hiç itirazım yok. Ama kardeşim bankayla ne ilgisi var" dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

    Sözlerine 2017 yılında gerçekleştirdiği Adalet Yürüyüşü'ne değinerek başlayan Kılıçdaroğlu, "Kardeş olalım, kavga etmeyelim, çocuklar yatağa aç girmesin diye yürüdük. Biz, haksız yere hapislerde çürüyen kardeşlerimiz için yürüdük. Kalemini satmayan, özgürce yazı yazan gazeteciler için yürüdük. Biz bu yürüyüşü hiçbir beklenti içinde olmayan adalet kalemi için yürüdük" dedi.

    Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

    • "Hala aynı nokta mıyız, hayır. Ve biz bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Bizim böyle tarihsel bir sorumluluğumuz var. Geleceği yürüdük, yürüyemeyenler bize destek oldu.
    • Altan Bey ile Adalet Yürüyüşü’nde konuşurken, ona sordum. Neden bu güzel ülkede birlikte yaşayamıyoruz? Neden birilerine baskı yapacaksınız? İnsanlık tarihi, adalet mücadelesi tarihidir. İnsanlık tarihi adaletin mücadelesidir. Gelen bütün peygamberler adalet için gelmişlerdir. Güzel ahlak, liyakat için gelmişlerdir. Eğer insansan, insanlığının hakkını vereceksin. 
    • Sözlerime aslında Bingöl depremi ile başlayacaktım, 5.6 şiddetindeki deprem bir vatandaşımız hayatını kaybetti. Ona Allah’tan rahmet, ailesin sabır diliyorum. İstanbul deprem için çok büyük riski yaşıyor. Sormayacak mıyız, 18 yıldır neden önlem almadınız? 

    'Doğarken eşit doğduk, ölürken de eşit öleceğiz'

    • Hala çöken binalar var. Nasıl bir devlet yönetimi anlayışları var, inanın anlamakta zorlanıyoruz. AK Parti’ye en çok oy çıkan yerler, depremin riskinin en fazla olduğu yerler. Önlem alınmıyor, bir rant kavgası var. Doğarken eşit doğduk, ölürken de eşit öleceğiz. Nedir bu rant ve para hırsı? Neyi götüreceksiniz, vatandaş ekmek derdinde. Nedir bu hırs?
    • Sorun varsa, çözüm vardır. Türkiye’deki bütün sorunları biliyoruz, nasıl çözüleceğini de biliyoruz. Türkiye zengin bir ülke, yeter ki parayı zamanında kullanın. Geçen hafta CHP’li belediyelere bir şey söylemedim ama şu anda her bir belediye başkanımıza teşekkür ediyoruz, tarih yazdılar. Yasak getirdiler, paralarına el koydular. Ne yaparlarsa yapsınlar, asla sitem etmeyin dedim. Onlar engel çıkaracak, siz yardım edeceksiniz. Vatandaş para gönderdi, banka hesaplarına el koydular. Dolayısıyla bizim belediye başkanlarımız çok iyi çalıştılar. 5 milyon aileye ayni yardım yapıldı. Asla bunun reklamı yapılmadı. Bizi üzen neydi biliyor musunuz, esnafın bile yardım paketine muhtaç hale gelmeseydi. 2 milyon aileye nakdi yardım yapıldı. 254 bin hanenin suyu açıldı. 21 bin işletmenin kirası ertelendi.43 milyon 384 bin litre dezenfektan dağıtımı yapıldı. Okullar, duraklar, yerler, berber dükkanları, nerede isteniyorsa orada temizlik yapıldı. 

    'Belediye başkanlarımız elinden gelen her türlü çabayı gösterdiler'

    • Sağlık çalışanlarına otellerde yer ayrıldı. 2 milyon 988 bin bina ve iş yerine binada dezenfekte işlemi yapıldı. Dolayısıyla belediye başkanlarımız elinden gelen her türlü çabayı gösterdiler, göstermeye de devam ediyorlar. 
    • Adaletten söz ettik, adaletin peşinde koşan gruplardan biri de gazetecileri. Bir yerde haksızlık varsa, onu haber yaparlar. Gazetecilerin geleneksel bir sözü vardı. Köpeğin insanı ısırması haber değildir ancak insanın köpeği ısırması haberdir. Gazetecilerin önünde engel olmaması için yasalar yapılmıştır. Bizim anayasamızda da var. Basın hürdür, sansür edilemez.
    © AA /
    Vekiller 'Adalet' yazılı maskeler taktı.

    'Murat Ağırel yolsuzlukları ortaya dökmesi ile bilinen bir gazeteci, bu konuda uzmanlaştı artık'

    • Bizim yanlışımız varsa, yazsınlar tabii ki. Ancak birilerinin talebi ile yazıyorsan, sen gazeteci değilsin kardeşim. O gazete, gazete değil. Bütün bunlar olmayınca baktılar, sosyal medyayı nasıl ele geçiririz diye. 7 bin troll ile kamuoyu oluşturulmaya çalışılmış. Şu zavallılığa bakar mısınız, bütün medya elinizde ancak ağırlığınız yok. Dolayısıyla Müyesser Yıldız hapiste, Barış Terkoğlu hapiste, Barış Pehlivan hapiste, Murat Ağırel hapiste. Murat Ağırel, yolsuzlukları ortaya dökmesi ile bilinen bir gazeteci. Bu konuda uzmanlaştı artık. Hülya Kılınç hapiste, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş.
    • Selahattin Bey'in eşine yönelik saldırıda bulunanı önce gözaltına aldılar sonra serbest bıraktılar. Eğer bir sorun varsa oturur konuşursun, sende de akıl var, onda da ancak birileri akıllarını kiraya veriyor. Bu sayede de insan olmaktan çıkıyor. Bu kişiler, insan ve hayvan sınıfına girmez. Hayvan bile bunu yapmaz. Bütün bu gelişmeler, kadına yönelik şiddeti artırdı. Korona sürecinde de yaşanan şiddetin arttığını görüyoruz.

    'AK Parti'ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum, bu sefalete 'Dur' demeyecek misin?'

    • 5 bin 114 kadın için koruma kararı verilmiş. Neden bu şiddet, yaratılan, herkesi etkileyen yoksulluk, sefalet bu şiddetin nedeni olabilir mi? Çöpten ekmek kırıntısı arayan kadının sefaletini bunlar düşünüyor mu acaba. Özellikle AK Parti’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum. Senin de burada bir sorumluluğun yok mu? Sen de bu sefalete 'Dur' demeyecek misin kardeşim? Peygamber efendimiz kadınları koruyun derken, siz nasıl bıçakla saldırırsınız kadınlarımıza.
    • İran'dan çay ithal ediyorlar. Rizeliler oy veriyor. 'Beni ezebilirsin, Sırtıma binebilirsin, ağzımdaki lokmayı alabilirsin. Sana oy vereceğim' diyorlar.
    • Bütün kadınlarımıza sesleniyorum, evinizde huzur yoksa sebebi saray sosyetesidir. Tencereniz kaynamıyorsa, çocuğunuz yatağa aç giriyorsa, sebebi saray sosyetesidir. Baba işsiz, çocuk işsiz, anne işsiz, aynı evde birbirlerinin yüzüne bile bakamıyorlar. 
    • AK partili bir kardeşimiz çıktı ve televizyonda, 'Kemalistleri devirmek için FETÖ ile iş birliği yaptık' dedi. Dolayısıyla kendisine bir teşekkür borcumuz var. Biz bunu söylüyorduk ama vatandaş, bunlar muhalif tersini söyler diyordu. Şimdi içerinden ve medyadan sorumlu birisi bunu açıkladı.Bunun gibi olanların bilmesi gereken bir şey var. KPSS’yi kazandıktan sonra aday memur oluyorsunuz, eğer iyiyseniz diyor ki asaletini onaylıyoruz. Hemen şef olabilir mi? Hayır bir süre çalışacak. Sonra şube müdürü olarak, daire başkanı, genel müdür. Hemen yakalıyor birini yakasından, sen şef olacaksın diyor. Eğer FETÖ ile işbirliği yaptığınızı kabul ediyorsanız, Harp Okulu öğrencilerinin ne suçu var. Hiçbir savcı harekete geçti mi? Hayır, neden… Sarayın korkusundan. 

    'Kul hakkı yiyorsunuz, fakirin fukaranın parasını yiyorsunuz'

    • (Hamza Yerlikaya'nın Vakıfbank Yönetim Kurulu Üyeliği'ne atanması) Siz alıyorsunuz bir kişiyi bankanın yönetimine atıyorsunuz. Yahu bankanın 'b'sini bilmiyor. Spor Genel Müdürlüğü'nde önemli bir yer, spor bakanı eyvallah. İtirazım yok. Değerli, ödül almış, Türkiye'nin bayrağını göndere çekmiş bir kişi, hiç itirazım yok. Ama kardeşim bankayla ne ilgisi var. Benim bu kardeşimden istirhamım var. Elde ettiğin başarıları gölgelemek istemiyorsan o koltuğa oturmayacaksın kardeşim. Sporla ilgili pek çok yerde yönetim kurulu üyeliği olabilir. Paran yetmiyorsa tamam. Paran yetmiyorsa kampanya açalım. Biz CHP olarak kampanya açalım. Ama devlet dediğimiz bir kurumun bu kadar yıpranması doğru değil, ahlaki de değil.
    • AK Parti'nin içinde veya AK Parti'ye oy veren doğru dürüst bankacı yok mu? Dünya kadar var. Finansçı yok mu, dünya kadar var. Onlardan ata. Bankalara öyle adamları atadılar ki ATM'den para çekmesini bilmiyor adam ama bankanın yönetim kurulunda görevli, bankacılıkla hiç ilgisi yok. Devleti arpalık olarak kullanmayacaksınız, yazıktır, günahtır. Kul hakkı denen bir kavram var. Yüce Rabb'imiz diyor ki 'Her türlü günahla gel affederim ama kul hakkı ile gelme.' Kul hakkı yiyorsunuz, fakirin fukaranın parasını yiyorsunuz.
    • (Emeklilikte yaşa takılanlar) Neydi kumpas; ne kadar çok çalışır ne kadar çok prim ödersen o kadar az emekli aylığı alacaksın. Kumpas bu, dünyada böyle bir örnek yok.Böyle bir garabet dünyanın hiçbir yerinde yok, onlara kurulan kumpası da değiştireceğiz.
    • Bütün belediye başkanlarımıza çağrımdır, maske dağıtın, sessiz ortamı sağlayın, dezenfektan, su ve kalem bulunduracaksınız. Tabii bunu yaparken de hükümete sormak lazım. Diyelim ki bu çocuklarımızdan birisi virüse yakalanmış, bu çocuğun nasıl hakkını koruyacaksınız. Bunları bilmiyoruz ancak önümüzdeki süreçte bunları göreceğiz.

    'Bütün vatandaşlarımızın bu üç kuralı bilmesi gerekiyor'

    • Bütün arkadaşlarımız ve bizi dinleyen bütün vatandaşlarımın bunu bilmesi gerekiyor. İşçiye, çiftçiye dediler ki, evlerinize çekilin ve rahat olun. Türkiye ne dedi, evinize çekilin, dışarı çıkarsan ceza keserim dedi. Vatandaşlar, bankadan borç çekmek zorunda kaldı. En gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler bile böyle yaptı. AKP ise bir aile devleti değil, hanedan devleti gibi davranıyor. En büyük fedakarlığı bütün ülkelerde devlet yaptı, hiç meraklanmayın dediler. Dolayısıyla siz sosyal devletin güvencesi altındasınız dediler. Biz de ise devlet hiçbir fedakarlık yapmadı. En büyük fedakarlığı bütün ülkelerde devlet yaptı, hiç meraklanmayın dediler. Dolayısıyla siz sosyal devletin güvencesi altındasınız dediler. Bizde ise devlet hiçbir fedakarlık yapmadı. Bütün vatandaşlarımızın bu üç kuralı bilmesi gerekiyor. 40 yıldır bu devlete vergi veriyoruz ama 40 gün bize bakamadılar. 40 yıldır devleti yönetenleri suçlamak gerekiyor."

    'Demokrasilerde hak aramanın bir bedeli yok'

    15 Temmuz 2016'da düzenlenen darbe girişiminde hayatını kaybedenler ve gazi olanlar için toplanan paraların nerede olduğunu soran Kılıçdaroğlu, "Baskıcı bir yönetimde hak aramanın bir bedeli vardır. Demokrasilerde hak aramanın bir bedeli yoktur. 20 Temmuz sivil darbesinden sonra hak aramanın maliyeti vardır. Hak mı arıyorsunuz? Hemen hapse, polis copu" değerlendirmesini yaptı.

    'Bir ufacık toplu iğne ucu kadar Allah korkusu varsa bu 500 bin lira parayı, rüşveti kim aldı?'

    Antalya'da 500 bin liralık rüşvet olayının yaşandığını, bu konuda daha önce AK Partililere, bu defa MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye seslendiğini belirten Kılıçdaroğlu, Bahçeli'nin rüşvet konusunda çok hassas olduğunu dile getirdi. Kılıçdaroğlu, "Eğer kul hakkı yemiyorsanız, sizde vicdan, ahlak, bir ufacık toplu iğne ucu kadar Allah korkusu varsa bu 500 bin lira parayı, rüşveti kim aldı? Hiç kimsede tık yok" dedi. 

    'Parlamentoda milletin iradesi gerçek anlamda ortaya çıkmıyor'

    Seçim sistemi üzerinde çalışıldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

    • "Açık, net yüzde 10 seçim barajını kaldıralım. Darbecilerin getirdiği kanunu değiştirelim, demokratik bir seçim olsun. Yüzde 1 oy alan siyasi partinin en azından genel başkanı Meclis'e gelsin, konuşsun. Milletin kürsüsü değil mi? Yüzde 1 oy almamış mı? Yüzde 1 vatandaşımızın siyasi tercihi önemli değil mi? Önemli. Gelsin milletin, Meclis'in kürsüsüne çıksın, bunları yapsın ve milletin vekilini liderler değil, milletin vekilini millet seçsin. Milletin vekilini millet seçerse ne olur? Lider vesayeti biter. Kimse gidip liderin önünde 'Aman beni milletvekili adayı yapar mısın' demez. Herkes doğrudan doğruya seçmene gider. Sandık konur, vatandaş istiyorsa onu milletvekili adayı olarak belirler. TBMM, gerçek anlamda vesayetten kurtulur.
    • AK Parti grubuna bakıyoruz, hepsi lidere bakıyorlar Erdoğan'a. İsyan ettiklerini biliyorum, haksızlığa tahammül edemediklerini de biliyorum. Özel görüşmelerde bunların tamamı anlatılıyor ama korkuyor. 'Ya bir daha beni listeye almazsa.' Dolayısıyla parlamentoda milletin iradesi gerçek anlamda ortaya çıkmıyor. Eğer bu gerçekleşirse yani milletin vekilini millet seçerse uzlaşma kültürü de gelişecektir. Partiler arasında uzlaşma olacaktır. Lider vesayeti bitmiştir. Partiler otururlar, konuşurlar ona göre ülkenin vatandaşının çıkarı neyse onun için mücadele ederler ve güçler ayrılığı ilkesi gerçek anlamda hayata geçmiş olur. Parlemento bir güç olarak ortaya çıkar ve yürütme organını denetler. Böyle bir ortam çıkacaktır ve yürütme organı gerçek anlamda TBMM'ye hesap verir konuma gelecektir yanlış varsa alacaktır hesabını soracaktır."
    Etiketler:
    Eleştiri, Recep Tayyip Erdoğan, CHP, AK Parti, Kemal Kılıçdaroğlu
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın