15:51 01 Aralık 2020
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 7922
    Abone ol

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Fransız mallarını sakın almayın" çağrısını değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, "Fransız malı alacak hal mi kaldı vatandaşta? Adama 'Askıda ekmek' demişsin. Servisçi akşam eve gidince eşine 'Sana Fransız parfümü aldım' mı diyor? Kendileri boykot etsin" dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

    Sözlerine dün akşam Hatay'ın İskenderun ilçesinde meydana gelen patlamaya değinerek başlayan Kılıçdaroğlu, "Terörün partisi, inancı yoktur. Teröristin temel amacı insanı yok etmektir. Terör eylemlerine hep birlikte karşı çıkmak durumundayız. Hatay'ın İskenderun ilçesinde dün akşam bir terör eylemi gerçekleştirilmek istendi. Sağ olsunlar güvenlik güçlerimizin çabasıyla can kaybı olmadı. Yaralanan güvenlik görevlilerine geçmiş olsun dileklerimizi gönderiyoruz" dedi.

    Kılıçdaroğlu, ardından yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye'deki seyriyle ilgili olarak değerlendirmeler yaptı. Salgının herkesi tehdit ettiğini belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

    • "Bir pandemi sürecinden geçiyoruz. Bilmemiz gereken bir şey var. Salgın hepimizi tehdit ediyor. Salgınla mücadelenin topyekûn olması lazım. Bu, bizim insani görevimizdir. Burada bir parti ayrımı yaparsak en büyük zararı insanımıza ve demokrasimize vermiş oluruz. Toplumun bir kesimini ötekileştirmek doğru değildir. Bizim düşüncemiz bu. Yaptığımız bütün açıklamalarda da hükümete önerilerimizi söyledik. Kabul edilir ya da edilmez. Bunlar akılda kalsın diye madde madde saydık. Bu önerileri kendimiz bulmadık. Milletvekillerimiz, esnaflarla, esnaf odalarında insanlarla konuştu ona göre sıraladık.

    • Biz, büyük bir sorumluluk içinde hareket ediyoruz. İstanbul’da Kovid-19 dolayısıyla bir toplantı yapılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı neden toplantıya davet edilmiyor. Ekrem Bey benim oyumla değil, İstanbulluların oyu ile geldi. Ekrem Bey 'Bunlar AK Partili bunlara hizmet götürmeyeyim' demedi. Vali toplantı yapıyor, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı davet edilmiyor. Bu, doğru ve ahlaki değil. İstanbul Valisi’ne şunu demek istiyorum. Senin arabanda Türk Bayrağı dalgalanıyor. Sen devleti temsil ediyorsun. Sen bayrağı kullanıyorsan bayrağın gereğini yapmak zorundasın. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı aynı zamanda senin de başkanındır, sen de İstanbul'dasın. Bayrağın gereğini yapmıyorsan AK Parti bayrağı takarsın, biz de anlarız ki sen Saray’ın talimatlarını yerine getiriyorsun."

    'Torpili bulan aşıyı kullanacak, yine olan garip gurebaya olacak'

    CHP lideri Kılıçdaroğlu, grip salgınına karşı aşı ithalatına da değinerek şu ifadeleri kullandı:

    • "Valiler gerekçe uydurmaz, gerekçe uyduracak durumdaysan vali değilsin. 'Ben devletin valisiyim' diyeceksin. Yeri geldiğinde büyükşehir belediye başkanına talimat vereceksin. Korkan adamdan vali olmaz. Vali dediğin cesur olur. Bütün bunlar yapılırken bir şeye daha bakmak lazım. Devleti yönetenlerin geleceği görmesi lazım. Kovid-19 bütün dünyayı kasıp kavuruyor. Herkes aşı peşinde, biz de aşı aldık 1.5 milyon doz. İngiltere 30 milyon doz aldı, bizde 1.5 milyon doz. Torpili bulan aşıyı kullanacak, yine olan garip gurebaya olacak."
    • Bizim insanımız değerlidir. İnsanımızın sağlığı da değerlidir. Sağlığın güvencesi ülkenin otoritesidir. En değerli, en çalışkan sağlık çalışanları bizde ama alınan aşı 1.5 milyon doz. Türk Eczacılar Birliği Hollanda’dan 1.5 milyon doz aşı alacak. Sağlık Bakanlığı’na gidiyorlar. 'Devlet Malzeme Ofisi ile görüşeceksiniz' diyorlar. İşin sonunda 14 Ekim itibariyle Devlet Malzeme Ofisi 1.5 milyon doz aşıyı biz değil Hollanda aldı. Aşı ithal edeceksiniz, 11 Eylül’de dilekçe veriyorsunuz, 14 Ekim’de aşı başka bir yere gidiyor."

    'Fatih Sultan Mehmet, 'Kadının satıldığı gün, adaletin öldüğü gündür' der'

    "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile işler çok hızlı yürüyecek dendi ama işler sarpa sardı" diye konuşan Kılıçdaroğlu, "Bakanlar bile Erdoğan ile görüşemiyorlar. Devletin adaletle yönetilmesi gerektiğini hepimiz biliyoruz. Bu bizim töremizde de var. Biz, devlete devlet ana deriz çünkü ana şefkatlidir, baba biraz hırslıdır. Devlet, kapsayıcılığını göstermek zorundadır" dedi.

    Kılıçdaroğlu, "Devlette adalet yoksa devlet de yoktur. Fatih Sultan Mehmet, 'Kadının satıldığı gün, adaletin öldüğü gündür' der. Günümüz, kadıların satıldığı gündür. Enis Berberoğlu dava açtı, mahkum oldu, sonra Anayasa Mahkemesi’ne gitti. Anayasa Mahkemesi bir karar aldı ama yeni Zekeriya Öz 'Bu karara uymam' dedi. 'Ben gücümü hukukun üstünlüğünden değil, saraydan alıyorum' diyor" diye konuştu.

    Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'ü eleştiren Kılıçdaroğlu, "Bu haksızlıklar karşısında Adalet Bakanı çıkıp bir laf etmedi. Acaba bir vicdan muhasebesi yaptın mı? 'Anayasa’yı ihlal eden bir hakime soruşturma açmalıyız' dedin mi hiç? Adalet Bakanı’nın da yatacak yeri yok. Sadece Enis bey bağlamında demiyorum bunu. Müyesser Yıldız aylardır hapiste. Devletin sırlarını ifşa etmiş Hangi sır? Sen Adalet Bakanı’ysan, adalet kurumu sana bağlıysa, bu yanlış giden düzene çomak sokmayacak mısın? Yasa gereği belli kararları bozma hakkın var. Koltuk meraklısı olan birinin devlete faydası olmaz. Devlet ne zaman organize suç örgütüne dönüşür? Anayasayı, yasaları kaldırırsanız, hakimler bir kişiden talimatını alırsa o ülke organize suç örgütüne dönüşür. Bir kişiyi eleştirdiğinizde sabahında hapse atılıyorsunuz, ama onun avukatını tutarsanız anında dışarı çıkıyorsunuz" ifadelerini kullandı.

    'Bu başkana seslenmek isterim, sana ve bütün servisçilere 5 kuruş dahi para vermediler'

    Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti'nin Malatya İl Kongresi'ne katılmasını eleştirirken, "Sayın Erdoğan Malatya’da il kongresine katılır. Malatya’ya gittin. Servisçiler Odası Başkanı da AK Partili. Kendisi bir müjde bekliyor. Erdoğan’ın verdiği yanıt; 'Ne müjdesi, ben müjde verdim zaten'. Başkan, senin kulağın duymuyor mu? Ne müjdesi vermiş, askıda ekmek uygulaması. Başkan devam ediyor; 'Vallahi işsiz evimize ekmek götüremiyoruz' diyor. Erdoğan ne diyor? 'Bu bana abartılı geldi, al bir keyif çayı iç'. Bu resmen dalga geçmektir. Bu başkana seslenmek isterim. Sana ve bütün servisçilere 5 kuruş dahi para vermediler. Çünkü senin genel başkanının gözünde sosyal devlet diye bir devlet yok. sarayda o. Saraya bakıyor durum çok iyi. Sanıyor ki 200 bin servisçi böyle. Bilmiyor Erdoğan bunu. 200 bin servisçiye seslenmek isterim. Sorun, sadece senin sorunun değil, 200 bin servisçinin sorunu. Sadece Malatya’daki servisçinin değil, 81 ildeki tüm servisçilerin sorunu" dedi.

    'Niye ikinci sınıf çiftçi bizim çiftçimiz?'

    CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarının devamında öne çıkanlar şöyle:

    • "Saray çiftçiler için de çalışmıyor. Buğday, arpa, mısır ithal ederseniz, içerideki çiftçiyi korumak için gümrük vergisi konur. Sonra bir kanunla vergiyi sıfırladı. Bizim çitçiye 1325 liradan aldığı buğdayı yabancı çiftçiden 1832 liraya alınıyor. Niye ikinci sınıf çiftçi bizim çiftçimiz? Arpayı bizim çiftçiden 1275 liraya alırken, yabancı çiftçiden 1674 liradan alıyor. Biz niye yabancı çiftçiye çalışıyoruz?
    • Emekli kardeşlerime de seslenmek isterim. Senin hakkını savunan CHP’dir. Senin ramazan ve kurbanda iki maaş ikramiye almanı sağlayan CHP’dir. Sen bayramda torununa harçlık ver diye yaptık bunu. Şimdi sana çok büyük bir tuzak kuruluyor. TÜİK’e diyorlar ki enflasyonu hep düşük göster çünkü emekli maaşlarını ona göre vereceğiz. Bu gerçeği de sakın unutma.
    • Soma’da, Ermenek’te yerin binlerce metre altında çalışan işçiler var. Paralarını alamıyorlar. Onların ekmek alacak paraları yok. Servisçi kardeşim dayanışma yapacaksınız. Ben ülkemi seviyorum eminin sen de seviyorsun. Paramız olsun da yurt dışına gidelim diye bir düşünce yok. Çalıştığı parasını istiyor. 'Ankara’ya yürüyeceğim yürüyemezsin' diyorlar. Servisçi kardeşim Ermenekli işçiyi bir ara bakalım ne diyorlar. Küçük bir çocuk 'Babamın cebime koyacak parası yok babamın hakkını verin' diyor. Bu babanın hakkını hep beraber savunacağız.
    • Esnaf Bakanlığı kurulsun dedik, maliyeti sıfır. SGK primlerini devlet ödesin dedik. Bunun bedeli 5,7 milyar lira. Salgın süresince esnafa ceza yazılmasın. Bunun maliyeti sıfır. Küçük esnafımızın yanında çalışanların kısa çalışma ödeneği sorununu çözün, bunun da maliyeti sıfır.
    • Bu devlet Londra’daki tefecilere bir günde 76 milyon dolar faiz ödüyor. Sana 17 milyar lira parayı çok görüyorlar. Bu bir siyasi tercih meselesidir. Borç alan emir alır. Papazı emir aldıkları için serbest bıraktılar. Cumhuriyet tarihinin en büyük bütçe açığı var, onun için borç alıyorlar. Devlet gırtlağına kadar borç içinde. Vatandaş da gırtlağına kadar borç içinde. Yine sağa sola koşup borç arıyorlar.
    • Türkiye Varlık Fonu kurdular. Devletin büyük büyük kurumları bunun sermayesi oldu. Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, başkanvekili damat. Bunlar Mart 2019’da Türkiye Varlık Fonu borç aldı. Yurt dışından 1 milyar euro borç aldılar. O borçla İstanbul Finans Merkezi’ni yapan 3 müteahhidi kurtardılar. 2020’nin Eylül ayında Türkiye Varlık Fonu borç için kampanya başlattı. Yurt dışından 3 bankayı yetkilendirdiler. Eylül ayı sonunda borç veren çıkmadı. Sonra 8 büyük kuruluşu görevlendirdiler.
    • 20 Ekim’de kimse borç vermiyor dediler. Beka meselesi diyorlar dimi? Türkiye Cumhuriyeti güçlü ama sizin oyuncağınız oldu. Yunanistan negatif faizle alıyor, biz yüzde 6 ile alamıyoruz. TVF’nin 2017’de kısa vadeli borçları 26 milyar lira iken 2 yıl sonra 950 milyar liraya çıktı. Toplam borçlar 1 trilyon 223 milyar liraya çıktı. İyi de bu parayı nereye harcadın? Çiftçiye, esnafa, servisçiye gitmedi, nereye gitti. Bunu sormak namus borcudur. 2 yılda borç 36 kat arttı. Kime verdiler bu parayı, biz bilmiyoruz. TBMM’de bilmiyor, Sayıştay da bilmiyor. Erdoğan ve damadının çiftliği burası. Parayı nereye harcadınız diye soruyoruz, gizli. Parayı bulamayınca ne yapıyorlar? Özelleştirme yaptın bütün kurumları sattın.
    • En son sayaç muayenesini de özelleştirecekler. Araç muayenesi de özelleştirilmişti sonra muayene ücretlerine yüzde 22 zam geldi. Beyefendi Fransız mallarını boykot edin diyor. Vatandaşta Fransız malı alacak hal mi kaldı? Sen uygularsın kardeşim, Saray sosyetesi uygular. Emine Hanım'ın çantası var 50 bin dolar, onu da sarayın bahçesinde yaksın protesto etsin. Biz ülkelerin barış içinde yaşamasını isteriz. Dünyada yalnız kaldık. Cesaretin varsa Renault’u kapat bakalım. Mısır’a bir şey diyor musun? Diyemezsin. En haklı davamızda yalnız kaldık. Her ülkeye saygılıyız ama her ülkenin de bize saygılı olması lazım. Eğer sen Türkiye’yi bir avuç tefeciye teslim ettiysen senden yurtsever çıkmaz.

    'Servisçi akşam evine gidince eşine 'Sana Fransız parfümü aldım' mı diyor?'

    • (Erdoğan'ın Fransız mallarına boykot çağrısı) Fransız malı alacak hal mi kaldı vatandaşta? Adama 'Askıda ekmek' demişsin. Servisçi akşam eve gidince eşine 'Sana Fransız parfümü aldım' mı diyor? Kendileri boykot etsin. Fransız uçakları var, satsınlar hemen. Emine Hanım'ın çantası var, sarayın bahçesinde yaksın."
    Etiketler:
    Grip, Koronavirüs, Anayasa Mahkemesi, Boykot, Fransa, Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu, CHP
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın