15:44 16 Ocak 2021
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 936
    Abone ol

    Habertürk yazarı Nagehan Alçı, tepki çeken "Öğretmenler rahata alıştı" ifadesiyle ilgili olarak açıklama yaptı. Kendi annesi ve kayınvalidesinin de emekli öğretmen olduğunu belirten Alçı, Benim için öğretmenlerimiz çok kıymetlidir. Öğretmenlerin yaşadıkları sıkıntıların, çektikleri zorlukların, verdikleri emeklerin yakın şahidiyim" dedi.

    Habertürk yazarı Nagehan Alçı, 'Öğretmenler de yüz yüze eğitime dönülsün istiyor' başlığıyla yayımlanan yazısında dünkü yazısının yankı yaratacağını tahmin ettiğini ancak bu kadarını beklemediğini söyledi.

    Meğer herkesin okulların açılmasını istediğini belirten Alçı, "Dün tanıdık tanımadık onlarca öğretmen ve eğitimciyle konuştum ve yazıştım. Yalnızca öğretmen değil, birçok öğrenciyle de konuştum" ifadesini kullandı.

    Alçı, özellikle sosyal medyada tepki çeken "Öğretmenler de öğrenciler de rahata alıştı" ifadesine de açıklık getirdiği yazısına şöyle devam etti:

    "Herkes, istisnasız aynı şeyi söyledi: Okulların açılmasını istiyoruz. Uzaktan eğitimden fayda sağlayamıyoruz.

    Bu arada yazımdaki bir cümle öğretmenleri rahatsız etmiş.

    Benim için öğretmenlerimiz çok kıymetlidir. Ailesinde de öğretmen büyükleri olan bir insanım. Hem babaannem Fikriye Alçı hem de kayınvalidem Şerife Kütahyalı emekli öğretmen. Babaannem yıllarca ilkokul çocuklarına emek vermiş, kayınvalidem ise matematik alanında yüzlerce çocuk yetiştirmiş bir cumhuriyet öğretmeni. Öğretmenlerin yaşadıkları sıkıntıların, çektikleri zorlukların, verdikleri emeklerin yakın şahidiyim. Hakları ödenmez.

    Yazımdan sonra şunu gördüm: Evet, uzaktan eğitim sayesinde memleketlerine döndükleri için memnun olan bir kesim var ve bu nedenle durumdan şikayetçi değiller. Öte yandan öğretmenlerimizin en az yüzde 90’ı okulların bir an önce açılmasını istiyor. Uzaktan eğitimde verdikleri emeklerin karşılığını alamamaktan, üretken ve verimli olamamaktan şikayetçiler. Teknik detaylar bütün öğretmenleri yormuş. Haklılar

    Bir de yarıyıl tatili yaklaşıyor. Çocukları nasıl değerlendireceklerini, nasıl not vereceklerini bilemeyip, adil olamamaktan endişe eden çok sayıda öğretmen var.

    Ben öğretmenlerimizin emeğine sonuna kadar saygılıyım. Ancak bu kadar sıkıntı çekip sonuç almadıklarını düşündükleri bir sistemle ilgili dünyadan örnekler vererek 'Biz okulların açılması için gerekirse her yerin kapanmasını savunuyoruz, çocuklarımıza bu kötülüğü yapmayalım. Avrupa okullarını nasıl açık tutmaya gayret gösteriyorsa biz de gösterelim' demelerini bekliyorum.

    Gelin elbirliğiyle okullarımızı açmayı bir öncelik haline getirelim.

    Vaka olmayan köylerde neden kapalı?

    Durum hakikaten çok vahim…

    Konuştuğum bir eğitim derneği başkanı 'Baştan yanlış yapıldı Nagehan Hanım. Tüm okullar aynı kefeye kondu. Kırsalda birçok bölgede okulların kapanmasına hiç gerek yoktu mesela. Köyünde hatta kasabasında tek bir vaka yok ama çocuklar 10 aydır evdeler. Böyle örnek çok' deyince 'Köylerde uzaktan eğitime ulaşabilme oranı nedir?' diye sordum. 'Valla durum hiç iç açıcı değil' diyerek ekledi: 'İnternet erişimi olmayan çok sayıda köy var. Düşünün tek bir vaka yok ama okul kapalı ve uzaktan eğitime erişim de yok.'

    Peki ya şehirlerdeki durum çok mu farklı?

    Bakıyorum şartları en iyi noktada olan, maddi eksiği olmayan, özel okullarda okuyan çocuklar bile uzaktan eğitimden bir şey öğrenemiyor. Geçen gün bir tanıdığım çocuğu ders dinliyor zannederken kulaklığını bir çıkarmış ki çocuk müzik dinleyip boş boş ekrana bakıyor.

    Uzaktan eğitimin vicdanlarımızı rahatlatmak dışında bir işlevi yok

    Kendimizi kandırmayalım böyle örnek çok…

    Ben de bir anneyim değerli okurlar, ilkokul çağında çocukları olan bir anne. Olmuyor, uzaktan eğitim büyüklerin vicdanını rahatlatmak dışında bir işe yaramıyor!

    Çocuklara da kızamazsınız, yapılan tüm bilimsel çalışmalar ilkokul çağındaki çocukların bu tip bir eğitim modeline uygun olmadığını gösteriyor.

    Bakın dünyadaki saygın sağlık otoriteleri pandemi yönetiminde en son başvurulacak yöntem olarak okul kapatmayı öneriyor. Halbuki biz ilk bunu yaptık.

    Tüm saygın sağlık otoriteleri okulları kapatmak son çare diyor

    Dünyada sağlık alanında önde gelen kurumlar okulların açık kalması, kapalı olanların açılması, özellikle ilkokullarda eğitime mutlaka yüz yüze devam edilmesi için ardı ardına açıklamalar yapıyorlar.

    Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu Unicef, Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Dairesi, ABD Hastalık Önleme ve Kontrol Dairesi…Tüm bu kurumlar zaman zaman pandemi yönetimi ile ilgili çelişkili açıklamalar yapıyorlar ama konu okullara gelince hepsi aynı yöne işaret ediyor: Okulları kapatmak pandemi yönetiminde başvurulacak en son önlem. Başka çare kalmayana kadar kaçınılması gerekli.

    Okulların özellikle de ilkokulların açık kalması salgını körüklemiyor. Kapanmaları ise salgını yavaşlatmıyor. Pandemi kontrolü için her yer kapansa bile okulları açık tutmak için ülkeler ellerinden geleni yapmalı diyorlar.

    Bizdeki şartlarla açılamaz mı?

    Bu noktada gelen en büyük eleştirilerden biri Türkiye’de okulların şartlarının Avrupa’dakiler gibi olmaması. Sınıf mevcudunun yüksekliği ve hijyen önlemlerinin eksikliği okulların açılması önünde ciddi bir engel olarak sunuluyor.

    Ancak Avrupa’da sınıf mevcutları sanıldığı kadar düşük değil. Örneğin İngiltere ve Almanya’da sınıf mevcutları ortalama 26 ve 21. İlkokullarda öğrenciler sınıflarda ve bahçede maske takmıyor. Özellikle şehir merkezlerinde 25-30 sınıf mevcudu oldukça yaygın.

    Türkiye’de devlet okullarında ilkokul sınıflarında ortalama 22 öğrenci var. (Bu rakamları okulların açılması için çalışan ve araştırma yapan kıymetli doktorlardan aldım-devlette çalıştıkları için isimlerini kullanamıyorum-na)

    Tabii sınıf mevcudu 30’un üzerinde birçok okul da var ancak sınıflar ikiye bölünerek eylül ve ekimdeki gibi neden eğitim yapılamasın?

    Sevgili okurlar, çocuklarımız evde kapalı kalarak hem eğitim hem gelişim kaybına uğruyor. Kas ve kemikleri zayıflıyor, kilo alıyorlar. Bu uzun vadede ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirecek.

    Çocuklar zihnen de duraklıyor, geriliyor. Evde yapılabilecekler çok kısıtlı, internete erişimi olmayan, özel odası olmayan, televizyonu olmayan çocukların 10 aydır evde ne yaptığını bir düşünün lütfen… Okul ortamı, öğretmen, akranın yerini hiçbir şey tutamaz…

    Bakın velisi sürekli başında duran, internet ve bilgisayar sorunu olmayan çocuklar bile uzaktan eğitimde motive olamıyor, bunu hepimiz görüyoruz, biliyoruz. Varın geri kalanın halini düşünün..

    Hiç kendimizi kandırmayalım! Bu kimsenin suçu değil. Uzaktan eğitim ilkokul çocuğunun doğasına aykırı!

    Bugün Türkiye’de milyonlarca çocuk eğitimden kopmak üzere… Bir kez koptular mı dönüş çok zor.

    Kadın hakları açısından da kabul edilemez bir durum

    Kadınlar da çocuklarının eğitimine destek olmak, onların başında durmak için işlerini bırakıyor, kariyerlerine ara veriyorlar. Bu kadın hakları açısından da kabul edilemez bir durum!

    Bütün bunlar bize çok kötü sonuçlar olarak geri dönecek ey yetkililer…

    Buradan kendisi de çok deneyimli bir eğitimci olan Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk’a seslenmek istiyorum.

    Bir an önce hatta bu ay içinde kademeli olarak okullara dönüş için bir takvim belirlemeli ve okulları açmalısınız…

    İlkokullardan başlamak üzere yüz yüze eğitime dönmenin bir öncelik meselesi haline getirilmesi şart."

    Etiketler:
    Eğitim, Öğrenci, Öğretmen, koronavirüs tedbirleri, Koronavirüsle mücadele, Koronavirüs, Habertürk gazetesi, Habertürk TV, Uzaktan eğitim, Nagehan Alçı
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın