20:49 19 Nisan 2021
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    0 630
    Abone ol

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut, Türk lirasında kalanların her zaman kazandığını söyledi. Bulut, "1980’den, 1990’dan, 2000’den beri Türk lirasında duruyorsanız, Hazine Bono’nuzu hiç satmadıysanız, sürekli bileşik faiziyle birlikte bugün dolar 30 lira olsa sizin getirinizi karşılamıyor" dedi.

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut, Türkiye gündeminde yer alan konulara ilişkin olarak CNN Türk canlı yayınında değerlendirmelerde bulundu.

    Bulut, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) döviz rezervlerinin eridiğine ilişkin iddialarla ilgili olarak "Geçen hafta söylemiştim, bazıları söylediklerimi çarptırdı. Rezervlere brüt olarak bakılır. Satılabilir ve satılamaz rezervler bulunur. Satılabilir rezervlere baktığımız zaman teknik olarak bu işi bilen birinin 128 milyar doların satılabilir rezerv olmadığını görür" dedi. Bulut, şöyle devam etti:

    • "Ortaya atılan iddialar ilk maddeden çürüyor. 128 milyar doları 7-8.50 lira arasında sattılar, piyasaları kontrol etmek için. O zaman yine yanlışa düşüyorsunuz. Eğer 7-8.50 arasında 128 milyar dolar sattıysak bunun ortalaması 7.75’e gelir. 7.75’ten sattığımız doları geçtiğimiz hafta 6.80-7 arasında geçtiğimiz haftalarda geri aldıysak yaklaşık yüzde 10-15 arasında kar etmiş olmamız gerekiyor. Yaklaşık 13 milyar dolarlık kar etmiş olmamız gerekiyor. Burada teşekkür edilmesi gerekiyor ama teşekkür edilmesine gerek yok.

    'Merkez Bankası’nın yapması gerekeni yaptığını görüyorum'

    • Pandemi sürecinde ülkelere dikkatle bakarsanız bu tip satışı nasıl finanse edebilmiş. Türkiye bunu başarıyla yapmış, döviz isteyene döviz yok dememiş. Geçtiğimiz krizlerde döviz olmamasından dolayı yatırımcılar ülkeden çıkmak istediler. Merkez Bankası’nın yapması gerekeni yaptığını görüyorum."

    'Türkiye bu tartışmadan çıkmalı'

    • Eğer bu eleştiriler cahilce yapılmıyorsa 128 milyar doları 7-8 arası satıp, 6.80-7 arasından geri alan kamu bankaları için teşekkür edilmesi gerekiyor. Türkiye’nin bu tartışmadan çıkması gerekiyor. Kamu bankaları zaman zaman döviz satmıştır. Kamu ve Merkez Bankası her sattığı dövizde karda şu anda."

    'Dolarizasyon psikolojik bir rahatsızlık'

    Dolarizasyonun psikolojik bir rahatsızlık olduğu görüşünü dile getiren Bulut, "Kişisel anlamda değil, ülkeler anlamında söylüyorum. Ev kirası, araba tamiratı dolarla. Her şeyin kirası dolarla. Geçmişten buraya geldik. Bir süre sonra her şeyi dolar olarak görmeye başlıyorsunuz. Bu mantık dolarizasyona kaptırıp götürüyor" ifadesini kullandı.

    "1977’de babam milletvekiliydi. NATO’ya göreve giderken yanında dolar götürmesi gerekiyor. Dolarlar ceketinin iç astarına diktiler. Milletvekili yurt dışına 100-200 dolar götüremiyor" bilgisini veren Bulut, şöyle konuştu:

    • "O zaman da tam tersi bir süreç vardı. 100 dolarla yakalananı hapse atıyorlardı. 1980’den sonra Türkiye’de öyle bir dolarizasyon başladı ki 1980 darbesinden sonra, bence bu bilinçli olarak yapıldı. 80 darbesinin belki amaçlarından biri buydu. Türkiye’yi öyle bir dolarize ettiler ki hepimiz dolar dolar bakmaya başladık. Dolarla algılamaya başladık. Cumhurbaşkanımız bunu defalarca ifade etti.

    'En büyük getiri her zaman Türk lirasında'

    • 1980’den 1990’dan 2000’den beri Türk lirasında duruyorsanız, Hazine Bono’nuzu hiç satmadıysanız, sürekli bileşik faiziyle birlikte bugün dolar 30 lira olsa sizin getirinizi karşılamıyor. Çok net söylüyorum. 20 yıldır, 10 yıldır, 30 yıldır TL’ye güvendiyseniz, TL hazine bonosunda kaldıysanız, bunun getirisini değerlendirdiyseniz dolar kaç lira olursa olsun o getiriyi sağlamıyor. En büyük getiri her zaman Türk lirasında.
    • Dolayısıyla kısa vadeli dönemleri alıp da şu dönemde bu oldu, bu dönemde bu oldu diyerek Türk Lirası’yla ilgili algılamayı bozuyorlar ve bir dolarizasyon ortaya çıkarıyorlar. Türkiye bu dolarizasyon hastalığından kurtuluyor. Yapılan düzenlemelerle, kredi kullanımlarıyla ilgili, kiralarla ilgili, bireylerin atacağı adımlarla ilgili dedolarizasyon sürecini başlatmıştı Sayın Cumhurbaşkanımız. Ve bugün bir dedolarizasyon sürecini yaşıyoruz. Mutlaka da dolarizasyon sürecinden kendimizi kurtaracağımıza inanıyorum."

    'Kısa vadede şunu gördük ki hiçbir şey eskisi gibi garanti değil'

    Bulut, son 24 saatte ABD piyasalarında yaşananların aslında dünyada hiçbir şeyin güvenli liman olmadığını gösterdiğini söyledi. "ABD 10 yıllık hazine bonolarına gelen satış, ABD hazine ihalelerine gelen eksik talep ve küresel yatırımcıların gerektiğinde her türlü para ve değerden vazgeçip yer değiştirebileceğini gösteren bu 24 saatlik bir hareket ki biz bunu bir 2003’te bir de 2013’te gördük" diye konuşan Bulut, şunları kaydetti:

    • "Aslında yeni oraya çıkan dünya düzeninde hiçbir şeyin eskisi kadar güvenli olmadığını bize bir kere daha gösterdi. Son 24 saatlik hareket bence çok önemli. 1.61’lerin üzerini zorlayan ABD 10 yıllık hazine faizlerini gördük. Bence bu çok önemli bir gelişme. Gelişmekte olan piyasaları mutlaka etkiledi. Bizde doları 7.40’ın üzerine attı ama şu anda aşağı doğru tekrar süzülüyor.
    • Kısa vadede şunu gördük ki hiçbir şey eskisi gibi garanti değil, Hiç kimse kendini dolar, euro, altında kaldım, TL’de değilim diyerek garantide olduğunu düşünmesin. Yeni dünya düzeninde yeni değerlemeler oluşuyor ve Türkiye’nin çok büyük avantajının olacağını düşünüyorum. Yayına çıkmadan önce yabancı kuruluşların değerlendirmelerine baktım. İki ülkeden bahsediyor büyüme anlamında. Bir Çin, iki Türkiye’nin 3.5 ile 6 arasında büyüyeceğini düşünüyorlar."

    'Ecevit, 'Kemal Derviş hayatımda bana atılan en büyük kazıktır' dedi'

    Bulut, eski Başbakan Bülent Ecevit ile geçmiş dönemde gerçekleştirdiği bir görüşmeyi de anlattı. O dönemde Kemal Derviş'e karşı yayınların yüzde 99'unun kendisinin yaptığını belirten Bulut, "Hem CNN Türk’te hem Radikal gazetesinde hem de çalıştığım diğer gazetelerde. O dönemde aramızda Rahşan Hanım da vardı. 3 kişinin arasında bir konuşma geçti. Bana aynen şunu söyledi: 'Kemal Derviş hayatımda bana atılan en büyük kazıktır. Kendi bakanımken ABD’ye gitti, 15 gün boyunca benim telefonuma çıkmadı. 15 gün boyunca kendisine ulaşamadım' dedi" diye konuştu.

    Bulut, bunun üzerine Ecevit'e "Bunu yayında söyler misiniz?" diye sorduğunu anlattı. "Kendisi bizzat CNN Türk yayınına geldi, birlikte yayın yaptık" diyen Bulut, "Aynısını yayında da söyledi. '15 gün boyunca benim telefonuma çıkmadı' diye" ifadesini kullandı.

    'Bahçeli ülke menfaati için koltuğunu tekmeledi'

    Kemal Derviş konusunun çok önemli olduğunu vurgulayan Bulut, bu konuda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin yaptığı açıklamalara da dikkat çekti. Bulut, şöyle konuştu:

    • "Kemal Derviş’le Türkiye’de en çok uğraşmış kişi benim. O dönemde bütün yayınlarımda, yazılarımda bunu dile getirdim. Kemal Derviş, Türkiye’ye Merkez Bankası Başkanı olarak gönderildi. ABD’de uçağa kondu, Türkiye’ye indiğinde süper yetkili bir bakan olarak indi. O dönem maalesef Bülent Ecevit’in rahatsızlığı yüzünden ve baktığınız zaman bir koalisyon hükümeti olması yüzünden Türkiye’nin çok fazla direnme şansı yoktu.
    • Sayın Devlet Bahçeli o dönemde koalisyon ortağı olmasına rağmen her zaman Kemal Derviş’i frenlemeye çalıştı, Derviş’in attığı adımlara karşı çıktı. Bahçeli’yle makamında defalarca görüştüm. Birlikte Kazakistan’a gittik. Seyahat süresince de konuştuk, bahsettik. Kazakistan dönüşünde de Kemal Derviş’in düzenlemelerini durdurmaya çalıştı. Baktı olmadı, en sonunda da koalisyon hükümetini bozarak Türkiye’yi seçime götürdü. Birinci partiydi MHP 140’tan fazla milletvekili vardı. Fakat Devlet Bahçeli kendi koltuğunu tekmeleyerek devirdi, Kemal Derviş Türkiye’ye zarar vermesin diye."

    'Türkiye pandemiyi en iyi yöneten 5 ülkeden biri'

    Bulut, açıklamalarının devamında tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ülkelere etkisini değerlendirdi.

    "Türkiye pandemi sürecini en iyi yöneten 5 ülkeden birisi. Her anlamda. Ekonomik anlamda, döviz rezervi anlamında, Merkez Bankası, ekonomi yönetimi... En iyi yöneten. Eksik yok mu? Diyorlar işte, şuraya bu destek, buraya bu destek. Tabii ki eksik vardır" diyen Bulut, "Hatasız kul olmaz. Eksik mutlaka var ama baktığınız zaman aşıya da bakın bugün aşı sürecine de bakın. Türkiye aşılama sürecini en iyi yöneten ülke. AB dönüp Çin aşısı almaya çalışıyor. Hatta AB o kadar çaresiz ki dönüp Rus aşısı almaya çalışıyor. 3. Faz çalışması bitmedi. Geldiğimiz noktada Türkiye’de aşılama devam ediyor. Pazartesi günü büyükşehirlerde okullar 2 gün açılacak. Normalleşme süreci başladı. Sayın Cumhurbaşkanımız müjdesini verdi. 1 Mart’tan itibaren normalleşme hızlanacak" diye konuştu.

    'Kredi derecelendirme kuruluşları 2 ülkeden bahsediyor'

    Bütün bunlar üst üste konduğunda derecelendirme kuruluşlarının, ne kadar Türkiye'yi kötülemek isteseler de kendi aralarındaki yazışmalarda, kendi raporlarında 2021'de iki ülkeden bahsettiklerini ileri sürdü. Bulut, şunları anlattı:

    • "Biri Çin yüzde 8 büyüyecek, ikincisi Türkiye. Yüzde 3.5 kötümser, yüzde 6 iyimser büyüyecek. Şimdi bir not daha düşeyim Uğur Bey izin verirseniz. 2028 yılında Çin’in GSYH’sı ABD’yi geçiyor. Diyorlardı ki AB ve ABD’ye alternatif olarak sizin bölgenizde GSMH’ler çok küçük orada bir birlik oluşamaz. Hayır. Bugün 2028 projeksiyonuna baktığınızda Çin, AB’yi çok rahat geçiyor. 2028’de ABD’yi geçiyor. Türkiye, Rusya, Çin’i topladığınızda çok daha büyük bir fark ortaya çıkıyor. Ekonomik gerçeklere baktığınızda 2028’de dünyadaki büyük değişimi hep birlikte göreceğiz.
    • Bunlar orta ve uzun vadeli elastik durumlar. Kısa vadede çok elastik durumlar değil. Bugün düştü yarın çıktı ayarlayamazsınız. Eğer 6.80’e göre ayarlansaydı bugün 7.40. Dolayısıyla 3 aylık periyotlarda bunu gözlemleyip 3 ayın ortalamasına göre düzenleme yapılması gerekiyor. Yeni fiyatlamanın da mutlaka piyasaya yansıyacağını düşünüyorum."

    'Berat Bey'e teşekkür borçluyuz'

    Bulut, 2020 yılında 93 milyar dolarlık talep oluştuğunu, Türkiye'nin 36.5 milyar dolar cari açık verdiğini söyledi. 26.6 milyar dolarlık altın ithal edildiğini, yabancı portföyde 10 milyar dolara yakın çıkış olduğunu belirten Bulut, "2020’de 93 milyar dolarlık döviz talebini net olarak buluyorsunuz. 'Rezerv satıldı, rezerv eridi' bütün bunlar yalan. Daha ilkokul seviyesinde insana öğretirler. Bir varlık varsa bir de pasif vardır yani. Aktif, pasif dengesi" diyen Bulut, şöyle konuştu:

    • "Dövizi sattığınız zaman doların karşılığı TL bilançonuza girer. TL’yi sattığınız zaman TL karşılığı ne aldıysanız bilançonuza girer. Yani tek uçlu değildir bunlar. İlkokul birinci dersten mi başlayıp anlatmamız gerekiyor. Eğer bir mal satıldıysa onun bir TL karşılığı var. Bankalarda mevduatlarda. Altın alındıysa bu altın nerede? Vatandaşın cebinde, yastık altında, bankalarda hesaplarda. Dolayısıyla bu kirli bir propaganda.
    • Madem iddia ediyorsunuz, '128 milyar dolar satıldı' diyorsunuz, söylüyorum. 7.00 ile 8.50 arasında satılmış onların iddiasına göre. 128 milyar dolar satıldıysa ortalaması 7.75’e gelir 6.87’ye geldiğinde yaklaşık 13 milyar dolar kar bırakır. 7.40’tan geri alsanız 6 milyar dolar kar bırakır. Bu kar için de teşekkür etmeniz gerekir. Kamu bankaları yukarıdan sattıkları bütün dövizleri yerine koymuşlardır.
    • Dolayısıyla kamu bankaları bu anlamda ciddi bir operasyonel karlılığa da sahiptir. Her zaman yabancılar kazansın diye ellerimi ovuşturanlar bunun için üzülüyorlar. Bakın hep Türk piyasalarında yabancıların kazanmasını tahrik edenler, yolunu açanlar vatandaşı yanlış yönlendirenler bu sefer kamu bankaları kazanmış diye çok üzülüyorlar. Bu tartışma beyhudedir. Berat Bey’e bir teşekkür borçluyuz. 2018-2020 arasındaki zor dönemdeki yönetim için."

    Varlık Fonu'nun kurucu yönetim kurulu üyesi olduğunu hatırlatan Bulut, o dönem Berat Albayrak'ın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı görevinde bulunduğunu söyledi. 

    Albayrak'ın kendisine bir toplantıda "Ege bir Türk deniziyse, Ege’deki yer altı kaynaklarından yararlanacaksak bu gemileri almalıyız. Bu gemilerin bazılarını Varlık Fonu alsın" dediğini aktaran Bulut, şunları anlattı:

    • "Biz o dönemde onu yapamadık, başaramadık. Bu bir başarısızlıktır. Ama Berat Bey Enerji Bakanlığı’na o gemileri aldı. O gemilerin alınması çok büyük bir vizyondur bakın. Altını çiziyorum. Bugün Türkiye’ye Akdeniz’de eğer yer altı kaynaklarını, deniz altı kaynaklarını arıyorsa o gemiler sayesindedir. Buna kimse teşekkür etmiyor. O gemilerin alınması vizyonunu çok açık ve net şekilde itiraf edeyim, o dönemde biz bile anlayamadık belki de. Bugün geldiğimiz noktada o gemiler sayesinde Akdeniz’deyiz.
    • Bir şeyin daha altını çizerek söylemek istiyorum. Türkiye, Ege’yi bir Türk denizi yapalım diyoruz. Türk denizidir diyoruz. Akdeniz’de haklarımız var diyoruz. Herkese çağrı yapıyorum. Kuzey Ege’den başlayarak marina, gemi inşaa tesisleri, Saros Körfezi’nden başlayın. Kuzey Ege’de Türkiye’nin varlığı yok, çok açık. Kuzey Ege’de bir tane marinamız yok. Kuzey Ege’de bir tane gemi inşaa tesisi yok. 'Ege Türk denizidir' diyoruz ama Türk denizi olması için marina lazım.

    'Kuzey Ege’den Akdeniz’in son noktasına kadar hep birlikte tesis yapmak zorundayız'

    • Gemi inşaa tesisi lazım. Saros Körfezi’nden başlayın. Yatırımcılara buradan çağrı yapıyorum. Arsa, belediyelerin kolaylığı, hükümetin desteği ne varsa tartışılır. Bunların yapılması için elimizden gelen her şeyi yaparız. Ege’yi Türk denizi yapacaksak Kuzey Ege’den Akdeniz’in son noktasına kadar hep birlikte tesis yapmak zorundayız. Marina olmadan, gemi inşaa tesisi olmadan olmaz. Onun için bütün denizcilere, bütün yatırımcılara buradan çağrı yapıyorum. Saros Körfezi’nden başlayarak marina, gemi inşa tesisinden başlayarak aşağıya doğru bütün kıyımızı donatalım. Berat Bey’in 2018-2020 arasında Cumhurbaşkanımızın onayıyla ortaya attığı o vizyonu tamamlayalım."
    Etiketler:
    Berat Albayrak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanı, Ekonomi, TL, Dolar, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Yiğit Bulut
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın