09:11 14 Nisan 2021
Canlı Yayın
    Türkiye
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 32
    Abone ol

    Kovid-19 Risk Haritası’na göre, Türkiye’deki düşük riskli şehirlerin biri hariç hepsi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bulunuyor. Ancak iki bölgede de henüz tam bir ‘normalleşme’ söz konusu değil. Sokaktaki insanlar, halen kaygılı olduklarını söylüyor. TTB üyesi Yerlikaya ise “Doğu, pandemide çok ağır bedel ödedi” diyor.

    Pazartesi günü açıklanan ‘Kovid-19 Risk Haritası’na göre, Türkiye’deki düşük riskli şehirlerin bir tanesi hariç hepsi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bulunuyor. Ancak aşamalı normalleşmenin öncüsü bu şehirlerde gündelik hayat henüz pandemi öncesine seyrine yakın bile değil. Kısıtlamaların kaldırılması ile birlikte kapalı olan kahvehane, kafe, restoran gibi işletmeler aylar sonra kepenk açsa da; sokak ve meydanlardaki kalabalıklar henüz işletmelere yansımış değil. Birçok kahvehane, kafe ve restoranlarda masalar boş kaldı. Zira her iki bölgedeki temkinliliğin arkasında, yakın geçmişteki ağır Kovid-19 tablosu ve ölümleri var. Sokaktakiler “Neredeyse hepimiz bu hastalığı geçirdik” derken  Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Üyesi Halis Yerlikaya, bu zorlu süreci “Hasta seçmek durumunda kaldığımız yıkıcı bir süreci yaşadık” diye anlatıyor. 

    TTB Merkez Konsey Üyesi Yerlikaya: Doğu pandemide çok ağır bedel ödedi

    Sputnik’e konuşan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Üyesi Halis Yerlikaya, doğu illerinin nasıl bu noktaya gelindiğini nedenleriyle anlattı. Doğunun pandeminin bütün etkilerini yaşadığını ve ağır bedeller ödediğini söyleyen Yerlikaya “Pandemi yapacağını yaptı” diyor. Yerlikaya “Yaz aylarında bizim ameliyathaneleri yoğun bakıma çevirip acil servislerden hasta seçmek durumunda kaldığımız bir süreci yaşadık. O zaman Diyarbakır başta olmak üzere bu şehirler, açıklanan şehirlerin ilk 5’i arasındaydı. Bütün bu bir yılı geride bıraktığımız bu pandemi sürecinde doğru dürüst bir kontrol altına alacak bir politika geliştirilemedi ve pandemi kontrol altına alınamadığı için bölgede yıkıcı etkisini yaşadık. Bizce temel neden bu. Sağlık Bakanlığı tarafından bütün bu süreç şeffaf bir şekilde yürütülmedi, her şey açıklanmıyor” şeklinde konuştu.

    ‘Sağlık Bakanlığı, bölgede seroprevalans çalışması yaptı ama açıklamadı’

    Sağlık Bakanlığı’nın Aralık ayında doğu illerinde seroprevalans çalışması yaptığını ve bunun açıklanmadığını söyleyen Yerlikaya “Bu çalışma şu demek, bu hastalığı geçirmiş kişilerin kanındaki antikor seviyelerine bakılıyor. Ve bölge illeri için bunun yüzde 40 ila yüzde 50 arasında olduğu söyleniyor. Tabi bu kamuoyuna açıklanmadı. Bu şunu gösteriyor, bölgede her 2 kişiden 1’i hastalığı geçirdi. Dolayısıyla temel nedenin bu olduğunu düşünüyoruz. Yani bölgede toplumsal bağışıklık dediğimiz şeyi yaşadık. Dolayısıyla bütün yıkıcı etkisini gösterdi, ölen öldü, şuan da oksijene bağımlı olarak yaşamını idare etmeye çalanlar, geride kalanların önemli bir kesimi de hastalığı geçirdi” dedi.

    ‘Her aileden, her kesimden birisi bir sevdiğini, bir yakınını kaybetti’

    Yerlikaya diğer nedenleri de şöyle yorumladı: 

    “İkinci sebep, bütün bu süreçler boyunca Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı rakamlarla bizim açıkladığımız rakamlar arasında büyük bir fark vardı. Yaz aylarında bizim Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir gecede vefat edenlerin sayısı, Sağlık Bakanlığı’nın tüm Türkiye’de vefat edenlerin sayısının yarısı kadardı. Vefat için 17 rakamı telaffuz ettikleri dönemde sadece Diyarbakır’da 8 kişi vefat etmişti. Bir ay sonrada artık mızrak çuvala sığmadı ve bu vakalar açıklanmaya başladı. Ve o aşamada görüldü ki Türkiye’de gösterildiği gibi doğru olmadığı, vakaların çok ciddi bir sayıda olduğunu gösterdi. Bunun da yarattığı bir etkiyi biz yaşamış olduk. İnsanlar biraz daha dikkat etmeye başladılar. Bir etken de bu, yani gerçeğe yakın rakamlar açıklanmaya başlayınca insanlar biraz daha dikkat eder oldu. Bir diğer etken de alınan kısmi önlemler. Bunun da etkisi oldu. Bunun bedelini de yoksullar ve 65 yaş üstü insanlar ödedi ama bu da etkili oldu. Son olarak da halkımızın şöyle bir şeyi var, gözü ile görmeyince çok inanmama hali oluştu ama sonra öyle bir şey oldu ki her aileden, her kesimden birisi bir sevdiğini bir yakınını kaybetti. Bunun yarattığı sonuç da bir etkendir. Tedbiri elden bırakmamak gerekir, yeni artışlarla karşı karşıya kalabiliriz.”

    ‘Hastalık kaygısı olduğu için insanlar hala mekanlara gitmeye tereddüt ediyor’

    Esnaf ve Sanatkarlar Odalar Birliği Başkanı Alican Ebedinoğlu da hem mavi risk haritasını hem de işletmelerin eskisi gibi dolu olmamasını değerlendirdi: 

    “Yaklaşık bir yıldır pandemi ile mücadele ediyoruz. Bizler de Esnaf ve Sanatkarlar Odası olarak, bütün oda başkanlarımız, bütün yöneticilerimiz devamlı kendi üyelerini uyardılar. Yani mutlaka kurallara riayet etmemiz gerektiğini, almamız gereken bütün tedbirleri sadece şahsımız için değil bütün halkımız için almamız gerektiğini söyledik. Odalar olarak ciddi anlamda çalışmalar yaptık. Defalarca toplantılar yaptık online olarak. Ben inanıyorum sağduyu ile yani bütün bu alınması gereken tedbirlere riayet ettiğimiz için bu aşamadayız diye düşünüyorum. 

    Açıkçası hala bütün vatandaşlarımızda bir kaygı var. Yani rahat bir şekilde biz normale dönmeden esnafın da ciddi anlamda iş yapmasını beklemiyoruz. Çünkü insanlar kaygı içinde, özellikle kafeler restoranlar, lokantalar vs biliyorsunuz insanların bir araya gelip eğlendiği, yemek yediği mekanlar. Bu hastalık kaygısı olduğu için insanlar gitmeye tereddüt ediyor. Biz sayın valimizle de esnafı gezdik. Yüzde 30-40 kapasite ile çalışan işletmelerimiz var ama hastalık seyrine göre vatandaşlarımız da ona göre hareket eder ve işletmelerimiz hareketlenir.”

    Sokaklar halen kaygılı: ‘Tedbiri elden bırakmak için erken’ 

    Sokaktakilerin pek çoğu da Ebedinoğlu gibi “kaygı” vurgusu yapıyor. Kimisi “Hepimiz hastalığı geçirdik ondan mavi risk grubundayız” derken; kimisi de “Halk tedbirlere riayet etti ve aldığı önlemler sayesinde oldu” yorumu yapıyor. Emrah Doğan isimli genç ise “Mekanlara gitmem çünkü korku var. Vakalar hala var ve tedbiri elden bırakmamalıyız” diye anlatıyor.

    Kahvehane işletmecisi: Müşteri yok, kimsede para yok 

    Yasaklar kalkmasına rağmen kentte birçok işletmede masalar eskiye oranla boş. Bunlardan biri de kahvehaneler. Kahvehane işletmecisi Serdar Çağlar “Türkiye geneline baktığımız zaman ekonomik olarak bitme konumundadır. Esnaf zaten bitmiş. Onun için şu an getirilen kurallara baktığımız zaman, tamam halk sağlığı içindir, bizler içindir ama esnafı da düşünmeleri gerekir. Ya esnafa destek verilecek, verilmeyecekse hiç açtırmayacaktı. Açtırılmışsa bırakın eski şekle dönelim. Sadece ben değil, şu an her taraf boş. Müşteri yok. Kimsede para yok, iş yok. Kahvehaneler zaten akşam 7’de iş yapıyor, şimdi 7’de kapatsak zaten hiç iş yapamayacağız. Şuan cepten yiyoruz. Kiradır, elektriktir, sudur nereden baksan aylık 20-25 bin giderimiz var” diyor. 

    Etiketler:
    pandemi, Doğu, Diyarbakır, Türk Tabipleri Birliği (TTB), TTB
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın