Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın
Seyir Hali - Sputnik Türkiye, 1920
SEYİR HALİ
Ali Çağatay, her sabah Türkiye ve dünya gündemiyle, radyo mikrofonunun başına geçiyor. Son dakika haberleri, gazete manşetleri, köşe yazıları, canlı bağlantılar ve çok daha fazlası bu programda.

DİSK: Tüm emek gelirlerinin en az asgari ücret düzeyinde arttırılması şarttır

DİSK: Tüm emek gelirlerinin en az asgari ücret düzeyinde arttırılması şarttır
Abone ol
DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu “Asgari ücrette yüzde 50 civarı zam yapıldıysa eğer tüm emek gelirlerinin en az asgari ücret düzeyinde arttırılması şarttır. Yoksa Türkiye daha fazla asgari ücretliler toplumu haline gelecektir. İktidarı 20 yıldır Türk Lirası’nın değersizleştirilmesi ve emeğin ucuzlatılması üzerine bir büyüme politikası izliyor” dedi.
Türkiye’de net 4 bin 253 lira olarak belirlenen 2022 asgari ücreti ve yapılan zammı Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Radyo Sputnik’te Ali Çağatay’la Seyri Hali programında değerlendirdi.
Çerkezoğlu, belirlenen asgari ücretin dolar bazında 2021 asgari ücretinden düşük olduğuna ve bir işçinin asgari ücretle ailesine bakamayacağına şu ifadelerle dikkat çekti:
“2022 yılı asgari ücreti her sene olduğundan daha erken konuşulmaya başlandı. İktidar, muhalefet ve toplum asgari ücret konusunda beklenti içerisine girdi. Böylesi bir süreçte 2022 asgari ücreti net 4253 lira olarak açıklandı. Asgari ücretin yüzde kaç oranında arttığı değil, belirlenen bu rakamın bir işçinin ailesiyle birlikte geçimini karşılamaya yetmesidir. İçinden geçtiğimiz ekonomik kriz, Türk Lirasında yaşanan büyük değer kaybı ve yaşanan pahalılık dikkate alındığında bu rakamın bir işçinin ailesiyle bir yıl boyunca yaşayabileceği bir rakam olmadığı açıktır. Açıklanan bu ücretle geçinmek mümkün değil. 2022 için belirlenen artışın büyük bir bölümü pahalılık nedeniyle uygulanmaya başlamadan yok olup gitti. Kalanı da birkaç ay içerisinde eriyip gidecek. Dolar bazında karşılaştırmayın deniyor ama karşılaştırmak önemli. Geçen yıl asgari ücret belirlendiğinde 2021 yılı asgari ücreti dolar olarak 386 dolardı ama bu yıl ilk belirlendiğinde 274 dolardı. Şimdi daha da aşağılara düştü. Bunun anlamı Türkiye’de yoksullaşma ve gelir kaybını ortadan kaldıracak bir asgari ücret belirlenmiş diyemeyiz”

‘Asgari ücretlerden vergi yükünün kaldırılması son derece yaşamsal bir sosyal devlet gereği’

Asgari ücretin tüm ücretlerde vergi dışı bırakılmasını yıllardır savunduklarını belirten Çerkezoğlu, “Özellikle iki yıldır bunun üzerinde çok duruyoruz çünkü pandemi ile yaşanan yoksullaşmada asgari ücretlerin üzerindeki vergi yükünün kaldırılması son derece yaşamsal bir sosyal devlet gereği olduğunun altını çizdik. Bu yıl önümüzdeki yılın asgari ücreti açıklandığında vergi dışı bırakılacağı ifade edildi ama Cumartesi akşamı AKP vekilleri tarafından meclise sunulan yasal düzenlemede gördük ki sadece asgari ücret vergi dışı bırakılıyor. Diğer bütün ücretlerde 1 lira bile fazla kazansanız, fazla mesai yapsanız ya da sosyal ödenek alsanız vergiye tabii olacaksınız. Gelir adaletsizliğini arttıracağı için Cumartesi’den itibaren iktidarı çeşitli açıklamalarla bu yanlıştan dönmeye çağırdık. Dün komisyona yasa geldi ve bir düzeltme yapıldı. Diliyorum meclisten de bu şekilde çıkar. Bunun anlamı şudur: Bütün ücretlerde asgari ücret kadarının vergi dışı kalması en azından ücretlere bir nefes aldırması açısından önemlidir” diye aktardı.

‘Asgari ücret konuşurken aslında ortalama ücretleri konuşuyoruz, emekli aylıkları da bu ücret düzeyine çekilmeli’

Çerkezoğlu, asgari ücrete yapılan zammın tüm maaşlara yapılması gerektiğini “Asgari ücret konuşurken bütün ücretleri de konuşmak durumundayız. Asgari ücrette yüzde 50 civarı zam yapıldıysa eğer tüm emek gelirlerinin en az asgari ücret düzeyinde arttırılması şarttır. Yoksa Türkiye daha fazla asgari ücretliler toplumu haline gelecektir. Çünkü biz asgari ücret konuşurken aslında ortalama ücretleri konuşuyoruz. Türkiye’de emekli aylıkları son derece düşük, pandemi öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Emekli aylıklarını 1500 yapıyoruz’ diye övünerek açıklamıştı. Bu övünülecek bir durum değildir. Emekli aylığının da asgari ücret düzeyine çekilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Çalışanlardan sonra en büyük gruptur ve yaşam koşulları son derece ağırdır” diye vurguladı.

‘Asgari ücret ve civarında ücret alanların oranı yüzde 57’

Asgari ücretin sembolik bir gösterge haline gelmesi gerektiğini vurgulayan Çerkezoğlu, işgücünde kapsadığı dilimi diğer ülkelerdeki oran ile şöyle karşılaştırdı:
“İktidarın temel politikası ucuz emek üzerine kurulu, bunun en önemli araçlarından biri asgari ücrettir. Asgari ücret enflasyon ve dolar karşısında kaybı giderilerek belirlenmediği için ve büyümeden de payını alamadığı için çok ciddi biçimde geriliyor. Belli bir düzeyde artış yapılıyor ama diğer ücretler artmadığı için sürekli olarak asgari ücretle çalışanların oranı artıyor. Türkiye bir asgari ücretler toplumu haline gelmiş durumdadır. Cumhurbaşkanlığı rakamlarına göre üniversite mezunları yani vasıflı emek diye tabir ettiğimiz gençlerimizin yüzde 50’si asgari ücretle işbaşı yapıyor. Bunların hepsi bize Türkiye’nin daha da asgari ücret toplumu olacağını gösteriyor. Eğer sadece asgari ücret vergi dışı bırakılırsa çok daha hızlanarak 80-90’lara varacak. İşverenler vergi yükünden kaçmak için herkesi asgari ücretle çalıştırmak isteyecektir. Dün plan bütçe komisyonunda yapılan düzeltme bu açıdan önemlidir ama tek başına yetmez. Önemli olan toplam yürütülen ücret politikasıdır. Bir sembolik ücret haline getirmenin en önemli yolu da sendikalaşma, toplu sözleşme ve grev gibi sendikal hakların önündeki engelleri kaldırmakla mümkündür. Asgari ücret ve civarında ücret alanların oranı yüzde 57 civarında, bu eğilim hükümetin vergi ve ücret politikası bu şekilde devam ettiği sürece daha fazla asgari ücretler toplumu haline gelecek. İktidarın politikası 20 yıldır Türk Lirası’nın değersizleştirilmesi ve emeğin ucuzlatılması üzerine kurulu bir büyüme politikası izliyor. Alım gücümüzün hızlı bir şekilde düştüğü bir süreç yaşıyor. Toplam ürettiğimiz değerden aldığımız pay gittikçe düşüyor. AB’de ortalama yüzde 9, Almanya ve İtalya gibi ülkelerde yüzde 3-4 seviyesinde, OECD ortalaması da yüzde 10 civarındadır.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала